Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.
وَشَرَوْهُ بِثَمَنٍ بَخْسٍ دَرَاهِمَ مَعْدُودَةٍ وَكَانُوا فِيهِ مِنَ الزَّاهِدِينَ
ve şeravhu bi ṧemenin beḣsin derāhime meǎ'dūdetin ve kānū fīhi mine z-zāhidīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve onu değersiz bir kâr, sayılı birkaç kuruş karşılığında satmışlardı ve onu satarlarken paraya pek o kadar rağbetleri de yoktu.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve onu değersiz bir kâr, sayılı birkaç kuruş karşılığında satmışlardı ve onu satarlarken paraya pek o kadar rağbetleri de yoktu.
Adem Uğur
(Kafile Mısır'a vardığında) onu değersiz bir pahaya, sayılı birkaç dirheme sattılar. Onlar zaten ona değer vermemişlerdi.
Ahmed Hulusi
(Sonra Mısır'da) Onu yanlarında tutmak istemedikleri için az bir pahaya, birkaç dirheme sattılar.
Ahmet Tekin
Onu düşük bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Onlar da Yûsuf’u önemsemeyenlerdendi.
Ahmet Varol
Onu ucuz bir fiyata birkaç dirheme sattılar. Onlar onu pek önemsemiyorlardı.
Ali Bulaç
Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.
Ali Fikri Yavuz
(Yûsuf’u takip eden kardeşleri işin farkına varınca, “bu bizim kaçak kölemizdir” diye) onu değersiz bir fiat ile, birkaç dirheme (kafileye) sattılar. (onu uzaklaştırmak için) hakkında rağbetsiz bulunuyorlardı. (Yûsuf’a kıymet biçmiyorlardı.)
Ali Rıza Safa
Ucuz bir fiyata; birkaç kuruşa, Onu sattılar. Çünkü Ona, değer vermemişlerdi.
Bayraktar Bayraklı
Nihayet onu düşük bir fiyata sattılar. Onlar ona karşı isteksiz idiler.
Bekir Sadak
Onu yanlarinda alikoymak istemedikleri icin ucuz bir fiyata, birkac dirheme sattilar. *
Celal Yıldırım
Onlar (böylece) Yûsuf'u pek az bir fiatla, birkaç dirheme sattılar; onun hakkında isteksizlerden idiler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(Mısır’da) onu yok pahasına, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona pek değer vermemişlerdi.
Diyanet İşleri
Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.
Diyanet İşleri (eski)
Onu yanlarında alıkoymak istemedikleri için ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar.
Diyanet Vakfi
(Kafile Mısır'a vardığında) onu değersiz bir pahaya, sayılı birkaç dirheme sattılar. Onlar zaten ona değer vermemişlerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ve onu düşük bir değerle birkaç dirheme sattılar. Ona fazla önem vermemişlerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onu ucuz bir fiyatla birkaç dirheme sattılar. Onu yanlarında tutmaya isteksiz bulunuyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
değersiz bir baha ile onu bir kaç dirheme sattılar, hakkında rağbetsiz bulunuyorlardı
Erhan Aktaş
Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Ona önem vermemişlerdi.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Ona önem vermemişlerdi.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onu düşük bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Ona önem vermemişlerdi.
Fizilal-il Kuran
Yusuf'u ucuz bir fiyatla, birkaç paraya sattılar. Çünkü onu bir an önce ellerinden çıkarmak istiyorlardı.
Gültekin Onan
Onu ucuz bir fiyata sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.
Hamdi Döndüren
Böylece onlar onu çok ucuz bir fiyata, bir kaç dirheme sattılar. Çünkü onlar (Yusuf’u yanlarında alıkoymak konusunda) çok isteksiz idiler.
Hasan Basri Çantay
Onu değersiz bir bahaye, bir kaç dirheme satdılar. Onlar bunun hakkında rağbetsizdiler.
Hasib Asutay
(Kafile Mısır'a vardığında) onu ucuz bir fiyata, sayılı birkaç dirheme sattılar. (8) Onlar (zaten) ona karşı isteksiz idiler. (8. Buluntu olduğu için ona değer vermediler, hemen onu ellerinden çıkarmak istediler.)
Hayrat Neşriyat
Onu az bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zâten (onlar), onun hakkında rağbetsiz(ona değer vermeyen) kimselerden idiler.
İbni Kesir
Onu, ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Onu yanlarında alıkoymak istemediler.
Mehmet Okuyan
(Kafile Mısır’a vardığında) onu basit bir değere, sayılı birkaç dirheme satmışlardı. (Çünkü) onlar ona değer vermeyenlerden idiler.
Muhammed Esed
Ve sonunda önemsiz bir paha -sadece birkaç gümüş dirhem- karşılığında o'nu sattılar; o kadar az değer biçmişlerdi o'na.
Mustafa İslamoğlu
Sonunda onu düşük bir değere -sadece bir kaç gümüş paraya- sattılar; zaten onlar ondan kurtulmak istiyorlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve O'nu biraz bedel ile sayılmış birkaç dirhem ile satıverdiler ve onlar O'nun hakkında rağbetsizlerden olmuşlardı.
Ömer Öngüt
Onu değersiz bir fiyat ile bir kaç dirheme sattılar. Onlar zaten ona karşı rağbetsiz idiler.
Suat Yıldırım
Nihayet Mısır’a varınca, onu düşük bir fiyata, birkaç paraya sattılar. Zaten ona pek kıymet biçmiyorlardı.
Süleyman Ateş
Nihayet (Mısır'a varınca) onu düşük bir pahaya, birkaç paraya sattılar. Onlar, ona (Yusuf'a) karşı isteksiz idiler. (Buluntu olduğu için ona değer vermediler, hemen onu ellerinden çıkarmak istediler.)
Süleymaniye Vakfı
Yusuf'u ucuz bir fiyata, birkaç dirheme (gümüş paraya) sattılar, zaten ona değer veren kimseler değillerdi.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Yusuf'u pek ucuza, bir kaç dirheme, sattılar. Yanlarında değeri yokmuş gibi davrandılar.
Şaban Piriş
Onu düşük bir fiyatla bir kaç dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.
Tefhim-ul Kuran
Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onlar onu pek önemsemediler.
Ümit Şimşek
Sonra onu birkaç dirhem gibi az bir fiyata sattılar. Zira ona pek değer vermiyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Onu basit bir karşılıkla, birkaç paraya sattılar. Ona fazla rağbet gösterenler değillerdi.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onu dəyərsiz bir qiymətə – bir neçə dirhəmə satdılar. Onlar (Yusufun qardaşları) onu çox qiymətləndirmədilər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Yusifi təʼqib edən qardaşları işin nə yerdə olduğunu bildikdə: ″Bu bizim qaçmış köləmizdir! – deyə) onu dəyərsiz bir qiymətə - bir neçə dirhəmə satdılar və (bu işdə pul qazanmaq deyil, yalnız Yusifdən xilas olmaq, onu atası Yəʼqubdan ayırmaq məqsədini güddükləri üçün qardaşlarını baha məbləğə satmağa) tamah göstərmədilər.
Almanca (2)
Almanca — Al-Azhar
Sie verkauften ihn zu einem schäbigen Preis, nur wenige Münzen bekamen sie, da sie ihn loswerden wollten.
Almanca — Der Edle Quran
Und sie verkauften ihn für einen zu niedrigen Preis, einige gezählte Dirhams. Und sie übten Verzicht in Bezug auf ihn.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
They sold him to a slave-dealer for a small price amounting to a small number of silver coins, and they had no interest in him.
Abdul Haleem
and then sold him for a small price, for a few pieces of silver: so little did they value him.
Abdullah Yusuf Ali
The (Brethren) sold him for a miserable price, for a few dirhams counted out: in such low estimation did they hold him!
Abul A'la Maududi
Later they sold him for a paltry sum - just a few dirhams; they did not care to obtain a higher price.
Aisha Bewley
They sold him for a pittance, a few small coins, considering him to be of little worth.
Al-Hilali & Khan
And they sold him for a low price - for a few Dirhams (i.e. for a few silver coins). And they were of those who regarded him insignificant.
Ali Quli Qarai
And they sold him for a cheap price, a few dirhams, for they set small store by him.
Amatul Rahman Omar
And they (- the brothers of Joseph) sold him, (claiming him to be their slave, to the travellers) for a trifling price - a few dirhams (- silver coins), and they were not (even) desirous of it.
Arthur John Arberry
Then they sold him for a paltry price, a handful of counted dirhams; for they set small store by him.
Bijan Moeinian
Eventually they sold him for a cheap price as they did not have any need for him.
E. Henry Palmer
And they sold him for a mean price, - drachmae counted out,- and they parted with him cheaply.
Edip-Layth
They sold him for a low price, a few silver coins, and they regarded him as insignificant.
George Sale
And they sold him for a mean price, for a few pence, and valued him lightly.
Hamid S. Aziz
And a caravan of travellers came and sent their water-drawer. He let down his bucket into the pit. Said he, "What good luck! Here is a youth." So they concealed him, as a treasure, and Allah was Aware of what they did.
Mahmoud Ghali
And they bartered him for a paltry price, (some) numbered dirhams; and they esteemed him lightly (Literally: were of the ascetics, i. e., refused to have anything to do him)
Marmaduke Pickthall
And they sold him for a low price, a number of silver coins; and they attached no value to him.
Mohamed Ahmed - Samira
And they sold him as worthless for a few paltry dirham.
Muhammad Asad
And they sold him for a paltry price - a mere few silver coins: thus low did they value him.
Mustafa Khattab
They ˹later˺ sold him for a cheap price, just a few silver coins—only wanting to get rid of him.[1]
Progressive Muslims
And they sold him for a low price, a few silver coins, and they regarded him as insignificant.
Sahih International
And they sold him for a reduced price - a few dirhams - and they were, concerning him, of those content with little.
Sam Gerrans
And they sold him for a low price — a few dirhams — and they were, concerning him, of those content with little.
Shabbir Ahmed
They sold him in the market for a low price, a few silver coins. His value they knew not.
Syed Vickar Ahamed
And the (travelers) sold him for a low price— For a few dirhams (that were) counted out: They were those who held him in such a low value!
Taqi Usmani
And they sold him for a paltry price, for a few silver-coins, and they had not much interest in him.
The Monotheist Group
Andthey sold him for a low price, a few coins of silver, and they regarded him as insignificant.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et ils le vendirent à vil prix: pour quelques dirhams comptés. Ils le considéraient comme indésirable.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Dema karwan gihişt Misrê) Wan Yûsuf bi nirxekî hindik, bi çend dirheman firot û dilê wan li serê jî nebû.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En zij verkochten hem onder de prijs, voor een paar dirhams; zij hechtten niet veel belang aan hem.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En zij verkochten hem voor een lagen prijs: voor eenige stuivers en stelden weinig waarde in hem.
Hollandaca — Siregar
En zij verkochten hem voor een geringe prijs, een paar dirham, en zij wamn voor hem onverschilligen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И продали они его (в Египте) за мизерную цену, (за несколько) отсчитанных дирхемов, желая (просто) избавиться от него.
Rusça — Osmanov
И они продали его за ничтожную цену - за немногие дирхемы, желая избавиться от него.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och de sålde honom för en obetydlig summa, några få silvermynt - så litet värde satte de på honom!