Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lut kavmine gönderildik."

فَلَمَّا رَآٰ اَيْدِيَهُمْ لَا تَصِلُ اِلَيْهِ نَكِرَهُمْ وَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا لَا تَخَفْ اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمِ لُوطٍ

fe lemmā raā eydiyehum lā teSilu ileyhi nekirahum ve evcese minhum ḣīfeten ḳālū lā teḣaf innā ursilnā ilā ḳavmi lūTin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
2رَآٰraāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görünce
3اَيْدِيَهُمْeydiyehumي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitellerinin
4لَا
5تَصِلُteSiluو ص لUlaşmak, erişmek, bağlanmak, uygulamak, yakınlaştırmak, gelmek/iletmek/aktarmak, devam etmek, birlik (arkadaşlar/dostlar/sevgililer arasında).uzanmadığını
6اِلَيْهِileyhiona
7نَكِرَهُمْnekirahumن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamakonlardan hoşlanmadı
8وَاَوْجَسَve evceseو ج سBir şey hakkında endişe duymak, bir şeyden korkmak.ve içine düştü
9مِنْهُمْminhumonlardan dolayı
10خِيفَةًḣīfetenخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakbir korku
11قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
12لَا
13تَخَفْteḣafخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkma
14اِنَّٓاinnābiz
15اُرْسِلْنَٓاursilnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegönderildik
16اِلٰىilā
17قَوْمِḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmine
18لُوطٍlūTinلوطLut

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yemeğe el uzatmadıklarını görünce de halleri, hoşuna gitmedi ve onlardan, içine bir korku düştü. Dediler ki: Korkma, biz Lût kavmine gönderildik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yemeğe el uzatmadıklarını görünce de halleri, hoşuna gitmedi ve onlardan, içine bir korku düştü. Dediler ki: Korkma, biz Lût kavmine gönderildik.

Adem Uğur

Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. Dediler ki: Korkma! (biz melekleriz). Lût kavmine gönderildik.

Ahmed Hulusi

Ancak (Rasullerin) ellerini sürmediklerini görünce onları yadırgadı ve onlardan (acaba düşman mı) korkusunu hissetti. . . "Korkma! Biz gerçekten Lut halkı için irsal olunduk" dediler.

Ahmet Tekin

Ellerinin yemeğe uzanmadığını görünce, onları yadırgadı. Onlardan dolayı içinde korkulacak bir hal olduğunu hissetti. Onlar: 'Korkma, biz görevli olarak, Lût kavmine gönderildik' dediler.

Ahmet Varol

Ellerinin ona uzanmadığını görünce durumlarından hoşlanmadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. Onlar: 'Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik' dediler.

Ali Bulaç

Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı ve içine bir tür korku düştü. Dediler ki: "Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik."

Ali Fikri Yavuz

İbrahîm, ellerinin, getirilen bu yemeğe uzanmadığını görünce, onlardan ürktü ve içinde, kendilerinden bir nevi korku duydu. Onlar: “- Korkma, çünkü biz (yemez-içmez melekleriz. Azap için) lût kavmine gönderildik.” dediler.

Ali Rıza Safa

Ellerini uzatmadıklarını görünce, Onları yadırgadı ve Onlardan bir korku duydu. "Korkma!" dediler; "Biz, Lut toplumuna gönderildik!"

Bayraktar Bayraklı

Yemeğe ellerini uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku girdi. "Korkma! Biz melekleriz; Lut kavmine gönderildik"dediler.

Bekir Sadak

Ellerini ona uzatmadiklarini gorunce, durumlarini begenmedi ve icine korku dustu. Onlar, «Korkma, biz Lut milletine gonderildik» dediler.

Celal Yıldırım

(Gelen müsafirlerin) ellerinin (sofraya) uzanmadığını görünce, durumlarını yadırgadı, onlardan içine bir korku düştü, ibrahim'e: «Korkma, şüphesiz ki biz Lût kavmine gönderildik» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ona el uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. “Korkma! Biz Lût kavmine gönderildik” dediler.

Diyanet İşleri

Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lut kavmine gönderildik."

Diyanet İşleri (eski)

Ellerini ona uzatmadıklarını görünce, durumlarını beğenmedi ve içine korku düştü. Onlar, 'Korkma, biz Lut milletine gönderildik' dediler.

Diyanet Vakfi

Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. Dediler ki: Korkma! (biz melekleriz). Lût kavmine gönderildik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Fakat onların o buzağıya el sürmediklerini görünce, tuhafına gitti ve içinde onlara karşı bir korku uyandı. Onlar da «Korkma, biz Lut'un kavmine gönderildik.» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ona ellerini uzatmadıklarını görünce kendilerini yadırgadı ve içinde onlara karşı bir korku duydu. Onlar: "Korkma, zira biz Lut kavmine gönderildik!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Baktı ki ona ellerini uzatmıyorlar o vakıt bunları acaib gördü ve içinde onlardan bir nevi' korku duydu. Dediler, "korkma çünkü biz Lut kavmine gönderildik",

Erhan Aktaş

Ona ellerini uzatmadıklarını görünce, onlardan kuşkulanıp korkuya kapıldı. "Korkma! Biz Lut halkına gönderildik." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ona ellerini uzatmadıklarını görünce, onlardan kuşkulanıp korkuya kapıldı. "Korkma! Biz Lut halkına gönderildik." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ona ellerini uzatmadıklarını görünce, onlardan kuşkulanıp korkuya kapıldı. "Korkma! biz Lut kavmine gönderildik." dediler.

Fizilal-il Kuran

İbrahim, elçilerin kızarmış buzağıya doğru el uzatmadıklarını görünce, konukları tuhafına gitti, içine onlardan kaynaklanan bir korku düştü. Bu sırada konukları «Korkma, biz Lût'un soydaşlarına gönderildik» dediler.

Gültekin Onan

Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı / yadırgadı (nekirehüm)ve içine bir tür korku düştü. Dediler ki: "Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik."

Hamdi Döndüren

İbrahim onların kebaba ellerini uzatmadıklarını görünce (sebebini anlamadığı için) durumlarından hoşlanmadı. Onlara karşı içine bir korku düştü. Onlar, “Korkma, biz Lut kavmine gönderildik.” dediler.

Hasan Basri Çantay

(İbrahim), ellerinin buna uzanmadığını görünce onları (n durumundan) hoşlanmadı, onlardan kalbine bir nev'i korku gizledi. Onlar: "Korkma, dediler, çünkü biz Luut kavmine gönderildik".

Hasib Asutay

Ellerini ona (yemeğe) uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: 'Korkma! Şüphesiz biz, Lut kavmine gönderildik. ' (19) (19. Biz melekleriz, yemeğe ellerimizi uzatmamamız da bundandır.)

Hayrat Neşriyat

Fakat ellerinin ona uzanmadığını görünce, onlar(ın durumların)ı yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir çeşit korku düştü. (Onlar ise:) 'Korkma! Şübhesiz ki biz (Allah’ın melekleriyiz ve) Lût kavmine (azab vazîfesi ile) gönderildik!' dediler.

İbni Kesir

Ellerinin ona uzanmadığını görünce, durumlarını beğenmedi ve içine korku düştü. Korkma, biz Lut kavmine gönderildik, dediler.

Mehmet Okuyan

Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgamış ve onlardan dolayı içine bir korku düşmüştü. (Elçiler de ona) “Korkma! Biz Lut kavmine gönderildik.” demişlerdi.

Muhammed Esed

Fakat ellerinin yemeğe gitmediğini görünce onların bu davranışı tuhafına gitti; onlardan yana içine bir korku düştü. (Ama) onlar: "Korkma! Biz Lut kavmine gönderildik" dediler.

Mustafa İslamoğlu

Fakat ellerinin ona uzanmadığını görünce onları yadırgadı ve onlardan yana içini bir korku ve endişe kapladı. Onlar dedi ki: "Endişeye mahal yok, çünkü biz Lut kavmi için gönderildik!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, onların ellerini ona uzatmadıklarını gördü. Onları hoşlanmadı ve onlardan gizlice korkar oldu. Dediler ki: «Korkma, biz muhakkak Lût kavmine gönderildik.»

Ömer Öngüt

Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, durumlarını beğenmedi ve onlardan ötürü içine bir korku düştü. “Korkma! Biz Lut kavmine gönderildik. ” dediler.

Suat Yıldırım

Ama misafirlerinin ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onların bu hali hoşuna gitmedi ve onlardan kuşkulandı, kalbine bir korku girdi. "Korkma!" dediler. "Çünkü biz aslında Lût kavmini imha etmek için gönderildik."

Süleyman Ateş

Ellerinin buzağıya uzanmadığını görünce durumlarını beğenmedi ve onlardan ötürü içinde bir korku duydu. "Korkma, dediler, biz Lut kavmine gönderildik."

Süleymaniye Vakfı

Ona (buzağıya) el sürmediklerini görünce onları yadırgadı ve onların bu halinden dolayı bir korku hissetti. Onlar, "Korkma" dediler: "Biz, Lut halkına gönderildik."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ona el sürmediklerini görünce şaşırdı kaldı; onlardan korktuğunu saklayamadı. "Korkma" dediler; "Bizler Lut halkına gönderildik."

Şaban Piriş

Ellerini ona uzatmadıklarını görünce durumları hoşuna gitmedi ve içine bir korku düştü. -Korkma, dediler. Biz, Lut halkına gönderildik."

Tefhim-ul Kuran

Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı ve içine bir tür korku düştü. Dediler ki: «Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik.»

Ümit Şimşek

Ellerinin yemeğe uzanmadığını görünce bundan hoşlanmadı ve içine bir korku düştü. Onlar 'Korkma,' dediler. 'Biz Lût kavmine gönderildik.'

Yaşar Nuri Öztürk

Ellerinin ona ulaşmadığını görünce onlardan işkillendi. Ve kendilerinden ürpermeye başladı. "Korkma, dediler, biz Lut kavmine gönderildik."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İbrahim mələklərin yeməyə əl vurmadıqlarını gördükdə onlar onun xoşuna gəlmədi və onların yanında canına qorxu düşdü. Onlar dedilər: “Qorxma! Həqiqətən, biz Lut qövmünə göndərilmişik”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(İbrahim qonaqların) əllərinin yeməyə uzanmadıqlarını gördükdə onların bu hərəkəti xoşuna gəlmədi və qorxuya düşdü. Onlar dedilər: ″Qorxma (biz Allahın mələkləriyik), biz Lut tayfasına (onu məhv etmək üçün) göndərilmişik!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als er sah, daß sie ihre Hände nicht danach ausstreckten, mißtraute er ihnen und fürchtete sich vor ihnen. Hierauf sprachen sie: ʺFürchte dich nicht! Wir sind zum Volk Lots entsandt worden.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Als er aber sah, daß ihre Hände nicht danach hinlangten, fand er es von ihnen befremdlich, und er empfand Furcht vor ihnen. Sie sagten: ʺFürchte dich nicht! Wir sind zu dem Volk Luts gesandt.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Als er aber sah, daß ihre Hände sich nicht danach ausstreckten, fand er sie befremdend und empfand Furcht vor ihnen. Sie sprachen: ʺFürchte dich nicht; denn wir sind zum Volke Lots entsandt.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Doch als er sah, daß ihre Hände nicht danach (nach dem Essen) langten, verübelte er es ihnen und verspürte Furcht vor ihnen. Sie sagten: ʺFürchte dich nicht! Wir wurden zu den Leuten Luts entsandt.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But when he noticed that they did not stretch out their hands to eat, back he recoiled apprehensive and pervaded with fear. They consoled him and in good will they said to him: "Do not be afraid; we have been sent to those sinful people of Lut(Lot)".

Abdul Haleem

When he saw that their hands did not reach towards the meal, he found this strange and became afraid of them. But they said, ‘Do not be afraid. We have been sent against the people of Lot.’

Abdullah Yusuf Ali

But when he saw their hands went not towards the (meal), he felt some mistrust of them, and conceived a fear of them. They said: "Fear not: We have been sent against the people of Lut."

Abul A'la Maududi

When he perceived that their hands could not reach it, he mistrusted them, and felt afraid of them. They said: 'Do not be afraid. We have been sent to the people of Lot.

Aisha Bewley

When he saw that their hands were not reaching for it, he suspected them and felt afraid of them. They said, ‘Have no fear! We have been sent to the people of Lut.’

Al-Hilali & Khan

But when he saw their hands went not towards it (the meal), he mistrusted them, and conceived a fear of them. They said: "Fear not, we have been sent against the people of Lût (Lot)."

Ali Quli Qarai

But when he saw their hands not reaching for it, he took them amiss and felt a fear of them. They said, ‘Do not be afraid. We have been sent to the people of Lot.’

Amatul Rahman Omar

But when he saw that their hands did not extend to that (meal) he considered it strange on their part and apprehended evil from them. They said, `Have no fear for we have been sent to the people of Lot.'

Arthur John Arberry

And when he saw their hands not reaching towards it, he was suspicious of them and conceived a fear of them. They said, 'Fear not; we have been sent to the people of Lot.'

Bijan Moeinian

When Abraham saw that they did not extend their hands to eat, he became suspicious and fear overtook him. They said: "Do not be afraid; we are on our way to visit the people of Ad."

E. Henry Palmer

But when he saw that their hands reached not thereto, he could not understand them, and harboured fear of them. They said, 'Fear not. Verily, we are sent unto the people of Lot.'

Edip-Layth

But when he saw that their hands did not go towards it, he mistrusted them, and felt a fear of them. They said, "Have no fear, we have been sent to the people of Lot."

George Sale

And when he saw that their hands did not touch the meat, he misliked them, and entertained a fear of them. But they said, fear not: For we are sent unto the people of Lot.

Hamid S. Aziz

Our messengers came unto Abraham with Glad Tidings. They said, "Peace!" He answered, "Peace be it!" and did not delay to bring the roasted calf.

Mahmoud Ghali

So, as soon as he saw their hands not getting to it, he disclaimed them and entertained a fright of them. They said, "Do not fear (anything); surely we have been sent to the people of Lût."

Marmaduke Pickthall

And when he saw their hands reached not to it, he mistrusted them and conceived a fear of them. They said: Fear not! Lo! we are sent unto the folk of Lot.

Mohamed Ahmed - Samira

When they did not stretch their hands towards it he became suspicious and afraid of them. They said: "Do not be afraid. We have been sent to the people of Lot."

Muhammad Asad

But when he saw that their hands did not reach out towards it, he deemed their conduct strange and became apprehensive of them. [But] they said: "Fear not! Behold, we are sent to the people of Lot.

Mustafa Khattab

And when he saw that their hands did not reach for the food, he became suspicious and fearful of them.[1] They reassured ˹him˺, "Do not be afraid! We are ˹angels˺ sent ˹only˺ against the people of Lot."

Progressive Muslims

But when he saw that their hands did not go towards it, he mistrusted them, and he began to have fear of them. They said: "Have no fear, we have been sent to the people of Lot."

Sahih International

But when he saw their hands not reaching for it, he distrusted them and felt from them apprehension. They said, "Fear not. We have been sent to the people of Lot."

Sam Gerrans

And when he saw their hands reaching not towards it, he was suspicious of them, and conceived a fear from them. They said: “Fear thou not; we have been sent to the people of Lot.”

Shabbir Ahmed

But when he saw that their hands did not reach out towards it, he deemed their conduct strange and became apprehensive of them. But they said, "Fear not! Behold, we are sent to the people of Lot." (Abraham was apprehensive thinking the visitors refusing hospitality might have aggressive intentions, but in fact they were hurrying to Lot).

Syed Vickar Ahamed

But when he saw their hands did not go to (the food), he felt a little distrust towards them, and became fearful of them. They said: "Do not fear: We have been sent against the people of Lut (Lot)."

Taqi Usmani

So, when he noticed their hands not acceding to it, he found them strange and felt scared of them. They said, "Be not scared. We have been sent to the people of LūT."

The Monotheist Group

But when he saw that their hands did not go towards it, he mistrusted them, and he began to have fear of them. They said: "Have no fear, we have been sent to the people of Lot."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis, lorsquʹil vit que leurs mains ne lʹapprochaient pas, il fut pris de suspicion à leur égard et ressentit de la peur vis-à-vis dʹeux. Ils dirent: ʺNʹaie pas peur, nous sommes envoyés au peuple de Lotʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Çi dema dît ku wa ye destên wan dirêjî xwarinê nabe, ev yek lê xweş nehat û ji wan saw girt. (Vêca jê re) gotin: Netirse! Bêguman em (ferîşte ne) ji bo qewmê Lût hatine şandin (da ku em wan helak bikin).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen hij zag dat hun handen er niet aan kwamen kreeg hij argwaan tegen hen en werd door vrees voor hen bevangen. Zij zeiden: ʺWees niet bang, wij zijn tot het volk van Loet gezonden.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen hij zag dat hunne handen het vleesch niet aanraakten, mishaagde hem dit en hij voedde vrees voor hen, Maar zij zeiden Vrees niet; want wij zijn tot het volk van Lot gezonden.

Hollandaca — Siregar

Toen hij dan zag dat hun handen er niet naar reikten vond hij ben vreemd en werd hij bang van hen. Zij zeiden: ʺVreest niet, Wij zijn gezonden tot het volk van Lôeth.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда он увидел, что руки их [ангелов, которые были в образе людей] не касаются его [угощения], он их не признал (и усомнился в них) и почувствовал к ним страх (подумав, что они враги или воры). (Увидев, что его охватил страх, ангелы) сказали: «Не бойся, мы посланы к народу Лута (чтобы подвергнуть их наказанию)».

Rusça — Osmanov

Увидев, что они не тронули еды, он догадался, что они - не гости, и ему стало боязно перед ними. Посланцы сказали: ʺНе бойся, воистину, мы посланы к народу Лутаʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men när han såg att de inte sträckte sina händer mot födan, blev han rädd (att de hade onda avsikter). (Men) de sade: ʺVar inte orolig! Vi har sänts till Lots folk.ʺ