Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkarcılarla birlikte olma" diye seslendi.

وَهِيَ تَجْرِي بِهِمْ فِي مَوْجٍ كَالْجِبَالِ وَنَادٰى نُوحٌ ابْنَهُ وَكَانَ فِي مَعْزِلٍ يَابُنَيَّ ارْكَبْ مَعَنَا وَلَا تَكُنْ مَعَ الْكَافِرِينَ

ve hiye tecrī bihim fī mevcin ke l-cibāli ve nādā nūHun bnehu ve kāne fī meǎ'zilin yā buneyye rkeb meǎnā ve lā tekun meǎ l-kāfirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَهِيَve hiye(Gemi)
2تَجْرِيtecrīج ر يAkmak, hızlıca koşmak, bir yol izlemek, meydana gelmek veya oluşmak, bir şeye yönelmek veya amaçlamak, sürekli veya kalıcı olmak, bir vekil veya görevli temsilci göndermek.geçirirken
3بِهِمْbihimonları
4فِيiçinden
5مَوْجٍmevcinم و جKarmaşa içinde olmak, tedirgin olmak, kargaşalı olmak, çatışmak veya çarpışmak, karmaşık ve rahatsız bir durumda olmak, şaşkın veya hayret içinde olmak, ileri geri hareket etmek, yandan yana hareket etmek.dalgaların
6كَالْجِبَالِke l-cibāliج ب لDağ, çok miktarda toplamak, yaratılış, hamur yoğurmak, doğa, huy, mizaç, karakter, fıtrat, kalın ve sert olmak, cimri olmakdağlar gibi
7وَنَادٰىve nādāن د وİlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantıve seslendi
8نُوحٌnūHunن و حNuh
9ابْنَهُbnehuب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileoğluna
10وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve o (idi)
11فِي
12مَعْزِلٍmeǎ'zilinع ز لBir kenara koymak, uzaklaştırmak, ayırmak. Ma'zilun - geri kalanından ayrı bir yer, sakin yer, inziva yeri, uzak. Ma'zulun - uzaklaştırılmış. İ'tizal (fiil 8) kendini bir şeyden ayırmak veya uzaklaştırmak.bir kenarda
13يَابُنَيَّyā buneyyeب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileEY/HEY/AH Oğulcuğum!
14ارْكَبْrkebر ك بBinmek, gemiye binmek, üzerine çıkmak, taşınmak, gemiye binmek, denizde seyahat etmek, yolda yürümek, (bir hata) yapmak. Rakbun - kervan. Rukban (rakib'in çoğulu) - binen kişi, binmiş olan. Rikab - develer. Rakub - bir hayvanın binmek için kullanılması. Mutarakibun - yığın halinde, birbiri üzerine binmiş, sık büyüyen, küme üstüne küme, katman katman. Tarkabunna - geçmek, yükselmek, yukarı çıkmak.gel bin
15مَعَنَاmeǎnābizimle birlikte
16وَلَاve lāve-
17تَكُنْtekunك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolma
18مَعَmeǎberaber
19الْكَافِرِينَl-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkâfirlerle

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gemi, içindekilerle dağlar gibi dalgalar üstünde akıp gidiyordu. Nûh, kendisinden çekilip ayrı bir yerde bulunan oğluna oğulcuğum dedi, bin sen de bizimle ve kâfirlerle berâber olma.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gemi, içindekilerle dağlar gibi dalgalar üstünde akıp gidiyordu. Nûh, kendisinden çekilip ayrı bir yerde bulunan oğluna oğulcuğum dedi, bin sen de bizimle ve kâfirlerle berâber olma.

Adem Uğur

Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan oğluna: Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma! diye seslendi.

Ahmed Hulusi

(Gemi) onlarla birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyor(du). . . Nuh, bir kıyıda olan oğluna: "Oğlum! Bizimle beraber bin (Din anlayışıma katıl). . . Hakikat bilgisini inkar edenlerle beraber olma!" diye nida etti.

Ahmet Tekin

Gemiler içindekilerle, dağlar gibi dalgalar arasında seyrediyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş, gemiden uzakta bulunan oğluna: 'Yavrucuğum, sen de bizimle beraber gemiye bin. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerle, kâfirlerle, nankörlerle beraber olma.' diye seslendi.

Ahmet Varol

(Gemi) onları dağlar gibi dalgaların arasından geçirirken, Nuh yalnız başına bir kenarda duran oğluna: 'Ey oğulcağızım! Gel bizimle birlikte bin ve kâfirlerle beraber olma' diye seslendi.

Ali Bulaç

(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: "Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma."

Ali Fikri Yavuz

Gemi, onları, dağlar gibi dalgalar içinde yüzüp götürüyordu. Nûh, gemiden ayrı bir yerde olan oğluna bağırdı: “- Ey oğulcağızım! Gel, bizimle beraber bin. Kâfirlerle birlikte olma.”

Ali Rıza Safa

Dağ gibi dalgaların arasında onları götürüyordu. Nuh, kıyıda kalan oğluna seslendi: "Ey oğul! Bizimle birlikte bin; nankörlük edenlerle birlikte olma!"

Bayraktar Bayraklı

Gemi dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken Nuh, bir kenarda ayrı kalmış oğluna,"Ey yavrucuğum! Bizimle beraber sen de gemiye bin, inkarcılarla beraber olma" diye seslendi.

Bekir Sadak

Gemi, daglar gibi dalgalar icinde onlari gotururken, Nuh, bir kenarda ayri kalmis olan ogluna «Ey ogulcugum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma» diye seslendi.

Celal Yıldırım

Gemi, içinde taşıdıklarıyla birlikte dağ gibi dalgalar arasında yüzüp yol alıyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilen oğluna, «oğulcağızım ! Bizimle beraber (gel) gemiye bin, kâfirlerle beraber olma,» diye seslendi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Derken gemi onları, dağlar gibi dalgalar arasında götürmeye başladı. Nûh, uzak duran oğluna, “Haydi yavrum gel, sen de bizimle birlikte gemiye bin, kâfirlerle beraber olma!” diye seslendi.

Diyanet İşleri

Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkarcılarla birlikte olma" diye seslendi.

Diyanet İşleri (eski)

Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmış olan oğluna 'Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma' diye seslendi.

Diyanet Vakfi

Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan oğluna: Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma! diye seslendi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Gemi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: «Yavrucuğum, gel, bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olma!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gemi, içindekilerle birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu ve Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna: "Ay oğlum, gel bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma!" diye seslendi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gemi, içindekilerle birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu, Nuh, oğluna bağırdı, ayrı bir yere çekilmişti, ay oğlum, gel bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma dedi

Erhan Aktaş

Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenarda bekleyen oğluna:" Yavrum bizimle beraber sen de bin; Kafirlerle beraber kalma." diye seslendi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenarda bekleyen oğluna:" Yavrum bizimle beraber sen de bin; Kafirlerle beraber kalma." diye seslendi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenarda bekleyen oğluna:" Yavrum bizimle beraber sen de bin; gerçeği yalanlayan nankörlerle beraber kalma." diye seslendi.

Fizilal-il Kuran

Gemi, içindeki yolcularla birlikte dağ gibi dalgalar arasında akıyor, yol alıyordu. O sırada Nuh, bir kenarda duran oğluna «Yavrum, bizimle birlikte gemiye bin, kâfirler arasında kalma» diye seslendi.

Gültekin Onan

(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: "Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma."

Hamdi Döndüren

Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh ayrı bir yerde duran oğluna, “Ey oğulcuğum! Bizimle birlikte gemiye bin; inkârcılarla birlikte olma, (aksi halde helâk olursun)!” diye seslendi.

Hasan Basri Çantay

O (gemi) bunları dağlar gibi dalga (lar) içinden akıtıb götürüyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: "Oğulcağızım, (gel) bizim yanımıza sen de bin, kafirlerden olma".

Hasib Asutay

Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, bir kenarda bulunan oğluna, 'Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma! ' diye seslendi.

Hayrat Neşriyat

Ve o (gemi, sular her tarafı istîlâ ettiğinde) onlarla birlikte dağlar gibi dalga(lar)içinde akıp gidiyordu. Nûh, (kendilerinden) ayrı bir yerde bulunan oğluna (îmân eder ümîdiyle): 'Ey oğulcuğum! Bizimle berâber (sen de) bin, kâfirlerle berâber olma!' diye seslendi.

İbni Kesir

Dağlar gibi dalgaların içinde onları götürürken Nuh bir kenarda ayrı kalmış oğluna: Bizimle beraber gel, küfredenlerle birlikte olma, diye seslendi.

Mehmet Okuyan

Gemi, dağlar gibi dalga(lar) arasında onları götürüyor(du). Nuh bir kenarda olan oğluna “Ey yavrucuğum! Bizimle birlikte (gemiye) bin; kâfirlerle olma!” diye seslenmişti.

Muhammed Esed

Ve derken, onları götüren gemi dağ gibi dalgaların arasında seyre koyuldu. Ve o an kıyıda kalan oğluna (Nuh): "Oğulcuğum" diye bağırdı, "gel bin bizimle gemiye, o inkarcıların yanında kalma!"

Mustafa İslamoğlu

Ve gemi dağlar gibi dalgaların arasında yol almaya başladı; ve Nuh oğluna -ki o kendi başına bir kenarda duruyordu- seslendi: "Yavrucuğum! Gel, bizimle birlikte bin gemiye; inkara gömülüp gidenlerle birlikte olma!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve gemi onlar ile beraber dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu. Ve Nûh, oğluna nidâ etti, o ayrı bir yere çekilmişti. «Ey oğlum! Bizimle beraber bin ve kâfirler ile beraber olma!» (dedi).

Ömer Öngüt

Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında içindekileri götürüyordu. Nuh bir kenarda duran oğluna: “Oğulcuğum! Bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma!” diye seslendi.

Suat Yıldırım

Gemi onları dağlar gibi dalgalar arasından geçirirken, Nuh biraz ötede olan oğluna: "Evladım, gel sen de bizimle gemiye bin de kâfirlerle beraber kalma!" diye seslendi.

Süleyman Ateş

Gemi, onları dağlar gibi dalga(lar) arasından geçirirken Nuh, bir kenarda duran oğluna. "Yavrum, bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma!" diye seslendi.

Süleymaniye Vakfı

Gemi, dağlar gibi bir dalganın içinde, onları (bir o tarafa bir bu tarafa) sürüklüyordu. Nuh, kenarda duran oğluna seslendi: "Yavrucuğum, bizimle birlikte sen de bin, kafirlerle beraber olma."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gemi dağ gibi bir dalgalar içinde onları çalkalıyordu. Nuh bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: "Yavrucuğum, bizimle birlikte bin de ayetleri görmezlikten gelenlerle beraber olma."

Şaban Piriş

Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenara çekilmiş oğluna: -Yavrucuğum, bizimle bin, kafirlerle olma! diye seslendi.

Tefhim-ul Kuran

(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzmekteyken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: «Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kâfirlerle birlikte olma.»

Ümit Şimşek

Gemi içindekilerle beraber dağ gibi dalgalar arasında yüzerken, Nuh, bir tarafa çekilmiş bulunan oğluna seslenerek, 'Evlâdım, gel bizimle beraber gemiye bin de kâfirlerden olma' dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Gemi onları, dağlar gibi dalgalar üstünden yürütüp götürüyordu. Nuh onlardan ayrı bir yerde duran oğluna seslendi: "Oğulcuğum, bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Gəmi onları dağlar kimi dalğalar içərisində apardığı zaman Nuh kənarda duran oğlunu səsləyib dedi: “Oğlum! Bizimlə birlikdə gəmiyə min, kafirlərdən olma!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Gəmi onları dağlar kimi (yüksək) dalğaların içi ilə apardığı zaman Nuh (gəmidən) aralı olan oğlunu (Kənʼanı) haraylayıb dedi: ″Oğlum! Bizimlə birlikdə gəmiyə min, kafirlərdən olma!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie glitt mit ihnen durch berghohe Wogen. Noah rief seinem Sohn, der abseits stand, zu: ʺMein Sohn! Steige mit uns ein und bleibe nicht mit den Ungläubigen zurück!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Es fuhr mit ihnen dahin inmitten von Wogen wie Berge. Nuh rief seinem Sohn zu, der sich abseits hielt: ʺO mein lieber Sohn, steig mit uns ein und sei nicht mit den Ungläubigen!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und es (das Schiff) fuhr mit ihnen über Wogen gleich Bergen einher, und Noah rief zu seinem Sohn, der sich abseits hielt: ʺ0 mein Sohn, steig mit uns ein und bleibe nicht bei den Ungläubigen!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und es fuhr mit ihnen durch Wogen wie Berge, dann rief Nuh seinen Sohn, der abgetrennt war: ʺMein Söhnchen, steig mit uns hinein und sei nicht mit den Kafir!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The Ark sailed through waves rising in billows and running mountains high. There and then did Nuh call upon his son who was in isolation, as it were, and said to him: "My son come with us on board ship and do not stay behind with the infidels who disobeyed Allah."

Abdul Haleem

It sailed with them on waves like mountains, and Noah called out to his son, who stayed behind, ‘Come aboard with us, my son, do not stay with the disbelievers.’

Abdullah Yusuf Ali

So the Ark floated with them on the waves (towering) like mountains, and Noah called out to his son, who had separated himself (from the rest): "O my son! embark with us, and be not with the unbelievers!"

Abul A'la Maududi

The Ark sailed along with them amid mountain-like waves. Noah, spotting his son at a distance, called out to him: 'My son. embark with us. and do not be with the unbelievers.'

Aisha Bewley

It sailed with them through mountainous waves, and Nuh called out to his son, who had kept himself apart, ‘My son! Come on board with us. Do not stay with the kafirun!’

Al-Hilali & Khan

So it (the ship) sailed with them amidst waves like mountains, and Nûh (Noah) called out to his son, who had separated himself (apart): "O my son! Embark with us and be not with the disbelievers."

Ali Quli Qarai

And it sailed along with them amid waves [rising] like mountains. Noah called out to his son, who stood aloof, ‘O my son! ‘Board with us, and do not be with the faithless!’

Amatul Rahman Omar

Now this (Ark) moved carrying them amidst waves as (high as) mountains. And Noah called out to his son who was (standing) aloof, `My dear son, embark with us and do not be with the disbelievers.'

Arthur John Arberry

So it ran with them amid waves like mountains; and Noah called to his son, who was standing apart, 'Embark with us, my son, and be thou not with the unbelievers!'

Bijan Moeinian

As the Arc was sailing through the waves (which were as high as the mountains), Noah cried at his son (who was struggling in a distance): "Come and join us in the Arc and forget about the disbelievers. "

E. Henry Palmer

And it floated on with them mid waves like mountains; and Noah cried to his son who had gone aside, 'O my boy! ride with us and be not with the misbelievers. '

Edip-Layth

While it was running with them in waves like mountains, Noah called to his son, who was in an isolated place: "My son, ride with us, and do not be with the ingrates!"

George Sale

And the ark swam with them between waves like mountains: And Noah called unto his son, who was separated from him, saying, embark with us, my son, and stay not with the unbelievers.

Hamid S. Aziz

And he said, "Ride you therein. In the name of Allah is its course, and its mooring. Verily, my Lord is Forgiving and Merciful."

Mahmoud Ghali

And it (was) to run with them amid waves like mountains. And Nûh (Noah) called out to his son and (he) (The son) kept himself in aloofness, (Literally: was in seclusion) "O my son, embark with us, and do not be with the disbelievers."

Marmaduke Pickthall

And it sailed with them amid waves like mountains, and Noah cried unto his son - and he was standing aloof - O my son! Come ride with us, and be not with the disbelievers.

Mohamed Ahmed - Samira

It sailed on waves like mountains (high), and Noah called to his son who was separated from him: "Embark with us, O my son, and be not one of those who do not believe. "

Muhammad Asad

And it moved on with them into waves that were like mountains. At that [moment] Noah cried out to a son of his, who had kept himself aloof [from the others]: "O my dear son! Embark with us, and remain not with those who deny the truth!"

Mustafa Khattab

And ˹so˺ the Ark sailed with them through waves like mountains. Noah called out to his son, who stood apart, "O my dear son! Come aboard with us and do not be with the disbelievers."

Progressive Muslims

And while it was running with them in waves like mountains, Noah called to his son, who was in an isolated place: "My son, ride with us, and do not be with the rejecters!"

Sahih International

And it sailed with them through waves like mountains, and Noah called to his son who was apart [from them], "O my son, come aboard with us and be not with the disbelievers. "

Sam Gerrans

And it sailed with them amid waves like mountains; and Noah called to his son: — and he was set apart — “O my son: embark thou with us, and be thou not with the false claimers of guidance.”

Shabbir Ahmed

The ship sailed with them amidst huge waves as Noah called his son, who was standing aloof, "O My dear son! Come ride with us; do not be with the disbelievers. "

Syed Vickar Ahamed

So the Ark floated with them on the waves (high) as the mountains, and Nuh (Noah) called out to his son, who had separated himself (from the rest of the believers): "O my son! Climb in with us, and do not be with the disbelievers!"

Taqi Usmani

And it was sailing with them amidst the waves like mountains. And NūH called out to his son, who was at an isolated place, "O my child, come on board with us, and do not be in the company of the disbelievers."

The Monotheist Group

And while it was running with them in waves like mountains, Noah called to his son, who was in an isolated place: "My son, ride with us, and do not be with the rejecters!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et elle vogua en les emportant au milieu des vagues comme des montagnes. Et Noé appela son fils, qui restait en un lieu écarté (non loin de lʹarche): ʺO mon enfant, monte avec nous et ne reste pas avec les mécréantsʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Keştî, di nava pêlên mîna çiyan de ew digerandin. Nûh, gazî kurê xwe kir ku ew ji keştiyê dûr bû: Hey kurê min! Tu jî bi me re siwar be û digel kafiran nebe!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En het (schip) voer met hen weg door golven als bergen en Noeh riep naar zijn zoon die apart stond: ʺMijn zoon! Kom met ons aan boord en wees niet een van de ongelovigen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En de ark dreef met hen tusschen golven als bergen, en Noach riep zijn zoon die van hem gescheiden was, zeggende: Scheep u met ons in, mijn zoon, en blijf niet bij de ongeloovigen.

Hollandaca — Siregar

En zij vaude met hen uit, op golven zo hoog als bergen, en Nôeh riep tot zijn zoon die alleen (op het land) stond: ʹO mijn zoon, kom bij ons aan boord en behoor niet tot de ongelovigen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И плыл он [ковчег] с ними по волнам, (которые были) как горы. И обратился Нух к своему сыну, который был отдельно [в стороне от верующих]: «О сын мой, садись (и ты в ковчег) вместе с нами и не будь с неверными (которые все утонут)».

Rusça — Osmanov

Ковчег с ними поплыл по волнам, огромным, как горы. И тогда Нух воззвал к своему сыну, который стоял одиноко в стороне: ʺО сын мой! Садись с нами [в ковчег] и не оставайся с невернымиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När arken lyftes av vågorna, höga som berg, ropade Noa till sin son, som drog sig avsides: ʺKäre son! Kom ombord till oss och bli inte kvar tillsammans med förnekarna!ʺ