Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nuh'a dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki ailen ile iman edenleri ona yükle." Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.

حَتّٰٓى اِذَا جَاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُ قُلْنَا احْمِلْ فِيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ وَمَنْ اٰمَنَ وَمَا اٰمَنَ مَعَهُ اِلَّا قَلِيلٌ

Hattā iƶā cā'e emrunā ve fāra t-tennūru ḳulnā Hmil fīhā min kullin zevceyni ṧneyni ve ehleke illā men sebeḳa ǎleyhi l-ḳavlu ve men āmene ve mā āmene meǎhu illā ḳalīlun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1حَتّٰٓىHattāsonunda
2اِذَاiƶāzaman
3جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgeldiği
4اَمْرُنَاemrunāا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemrimiz
5وَفَارَve fāraف و رKaynamak, taşmak, fışkırmak, koşmak, aceleyle yapmak, acele etmek, kontrolsüz bir şekilde gelmek, yükselmek, öfke nöbetine girmek, telaşlanmak, anında gelmek, hemen gelmek, aniden düşmek, ani bir hamle yapmakve kaynadığında
6التَّنُّورُt-tennūrutandır
7قُلْنَاḳulnāق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededik ki
8احْمِلْHmilح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmekbindir
9فِيهَاfīhāona
10مِنْmin
11كُلٍّkullinك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher şeyden
12زَوْجَيْنِzevceyniز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/kocaçifti
13اثْنَيْنِṧneyniث ن يBükmek/katlamak, ikiye katlamak, bir şeyin bir parçasını diğerinin üzerine çevirmek, iki ucundan birini diğerine çekmek, bir şeyi diğerine birleştirmek veya eklemek, birini yolundan veya istediği şeyden döndürmek, düşmanlığı gizlemek. İkişer ikişer, çift çift, iki, iki ve iki. Sık sık tekrarlanan. Övmek, birisi hakkında iyi konuşmak. Bir şeyin tekrarı.ikişer
14وَاَهْلَكَve ehlekeا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarve aileni
15اِلَّاillādışındaki
16مَنْmenolanlar
17سَبَقَsebeḳaس ب قGeçmek, öne geçmek, önce gelmek, üstün gelmek, yarışta kazanmak, ileri geçmek, öncelik almak, hızlı gitmek, geride bırakmakönceden
18عَلَيْهِǎleyhialeyhlerine
19الْقَوْلُl-ḳavluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelehüküm verilmiş
20وَمَنْve menve
21اٰمَنَāmeneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman edenleri
22وَمَاve māve
23اٰمَنَāmeneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanzaten iman etmemişti
24مَعَهُmeǎhuonunla beraber
25اِلَّاillādışında
26قَلِيلٌḳalīlunق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.çok az kimse

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonucu emrimiz gelip tandırın altından su kaynamaya başlayınca her mahlûktan birer çifti ve helâki taktîr edilenden başka âilenden olanları ve inananları gemiye yükle dedik; zâten maiyetinde bulunan inanmış kişiler de pek azdı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonucu emrimiz gelip tandırın altından su kaynamaya başlayınca her mahlûktan birer çifti ve helâki taktîr edilenden başka âilenden olanları ve inananları gemiye yükle dedik; zâten maiyetinde bulunan inanmış kişiler de pek azdı.

Adem Uğur

Nihayet emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca Nuh'a dedik ki: "(Canlı çeşitlerinin) her birinden iki eş ile -(boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye yükle!" Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti.

Ahmed Hulusi

Nihayet hükmümüz geldiğinde ve sular kaynaklardan fışkırıp taştığında dedik ki: "Ona, her cinsten bir çift ile daha önce aleyhlerine hüküm verilmiş olanlar dışında, aileni ve tüm iman etmiş olanları yükle". . . Zaten Onunla beraber iman eden çok azdı.

Ahmet Tekin

Nihayet gemilerin yapımı bitirilip, planımızın icra vakti geldiğinde, bütün kaynaklardan fışkıran sularla, yeryüzünde sular yükselirken, tan yeri ağardığı sırada; buhar kazanları çalıştırılıp istim yükselmeye başlayınca, biz Nûh’a: 'Canlıların her birinden erkekli dişili birer çift ile, aleyhinde hüküm verilenlerin dışında aileni ve iman edenleri gemiye al, yükle' dedik. Zaten onunla beraber kavminden pek azı iman etmişti.

Ahmet Varol

Sonuçta emrimiz gelip tandır kaynayınca: 'Her şeyden birer çifti ve aleyhlerine önceden hükmümüz verilmiş olanlar dışındaki aile fertlerini ve iman edenleri gemiye bindir' dedik. Zaten onunla beraber ancak çok az kimse iman etmişti.

Ali Bulaç

Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki: "Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet helâk etme emrimiz geldiği ve fırından su taşıp fışkırdığı (yahut geminin kazanı kaynadığı) vakit Nûh’a şöyle dedik: “-Faydalanılan hayvanların her cinsinden erkek ve dişi olmak üzere ikişer tane çift ve üzerlerine boğulma emri takdir edilenler müstena, aile halkınla bir de iman edenleri gemiye yükle.” Zaten beraberinde iman edenler pek azdı.

Ali Rıza Safa

Sonunda buyruğumuz geldiğinde ve sular kaynayınca, şöyle dedik: "Her türden birer çift ile hakkında yargı verilmiş olanların dışındaki aileni ve inananları ona bindir!" Onunla birlikte inanan, zaten çok azdı.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda buyruğumuz gelip tandırda sular kaynamaya başlayınca,"Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan ehlini ve inananları gemiye bindir" dedik. Ancak, pek az kimse onunla beraber inanmıştı.

Bekir Sadak

Buyrugumuz gelip tandirdan sular kaynamaga baslayinca, «Her cinsten birer cifti ve aleyhine hukum verilmis olanin disinda kalan coluk cocugunu ve inananlari gemiye bindir» dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmisti.

Celal Yıldırım

Sonunda emrimiz gelip tennur kaynamaya başlayınca (Nuh'a) dedik ki: «Her (hayvanın) dişi ve erkeğinden ikişer taneyi ve aleyhinde (ilâhi) hüküm geçmiş olanlar dışında aileni ve imân edenleri gemiye yüklet (bindir)!» Ne var ki, beraberinde imân edenler pek az kimseler idi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Nihayet emrimiz geldi ve sular coşup yükseldi. Nûh’a dedik ki: “Her türden (hayvan) birer çift ile -daha önce haklarında hüküm verilmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte pek azı iman etmişti.

Diyanet İşleri

Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nuh'a dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki ailen ile iman edenleri ona yükle." Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.

Diyanet İşleri (eski)

Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, 'Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir' dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.

Diyanet Vakfi

Nihayet emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca Nuh'a dedik ki: «(Canlı çeşitlerinin) her birinden birer çift ile -(boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye yükle!» Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup parladığı zaman dedik ki; «Erkeği ve dişisi olan her canlıdan ikişer tane, aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında, aileni ve iman etmiş olanları geminin içine yükle». Zaten beraberinde iman edenler çok az idi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nihayet emrimiz gelip de tennür (geminin kazanı) kaynayınca Nuh'a: "Her birinden ikişer çift alıp aleyhinde hüküm geçmiş olanların dışında aileni ve iman edenleri gemiye yükle!" dedik. Zaten onunla birlikte pek azı dışında kimse iman etmemişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet emrimiz geldiği ve tennur feveran ettiği vakıt dedik ki: yükle içine her birinden ikişer çift, ve aleyhinde huküm sebketmiş olandan maada ehlini ve iyman edenleri, maamafih pek azından maadası beraberinde iyman etmemişti, dedi

Erhan Aktaş

Buyruğumuz gelip tandır kaynamaya başladığı zaman, Biz dedik ki: "Her cinsten birer çift ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar hariç aileni ve İman Edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok az kimse iman etmişti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Buyruğumuz gelip tandır kaynamağa başladığı zaman, Biz dedik ki: "Her cinsten birer çift ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar hariç aileni ve iman edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok az kimse iman etmişti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Emrimiz gelip sular fışkırmaya başladığı zaman, Biz dedik ki: "Her cinsten birer çift ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar hariç aileni ve iman edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok az kimse iman etmişti.

Fizilal-il Kuran

Nihayet emrimiz gelip tandır kaynamaya (her taraftan sular fışkırmaya) başlayınca Nuh'a «Her canlı türünün birer çiftini, boğulacağına ilişkin hükmümüzün kesinleştiği kimse dışında kalan aile bireylerini ve mü'minleri gemiye bindir» dedik. Zaten O'na az sayıda kişi inanmıştı.

Gültekin Onan

Sonunda buyruğumuz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman dedik ki: "Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında ehlini (aileni) ve inananları ona bindir." Zaten onunla birlikte çok azından başkası inanmamıştı.

Hamdi Döndüren

Sonunda buyruğumuz gelip, yeryüzünden sular kaynamaya başlayınca, Nuh’a dedik ki: “Her çift hayvandan (erkekli ve dişili olmak üzere) ikişer taneyi; bir de haklarında karar verilmiş olan kimselerin dışında, aileni ve iman edenleri gemiye bindir!” Ancak onunla birlikte çok az kişi iman etmişti.

Hasan Basri Çantay

Nihayet emrimiz gelib de fırın kaynadığı zaman (Nuha) dedik ki: "Her birinden (her bir neviden erkek ve dişi) ikişer çift ile — aleyhinde söz geçmiş (helakleri takdir edilmiş) olanlar müstesna — aileni ve iman edenleri içine yükle". Zaten onun maiyyetindeki az kimselerden başkası da iman etmemişdi.

Hasib Asutay

Sonunda emrimiz gelip de fırın kaynayınca (10) (Nuh'a) dedik ki: '( Canlı çeşitlerinin) her birinden (erkekli dişili) iki eş ile (boğulacağına dair) aleyhlerinde söz geçmiş olanlar (11) dışında aileni (12) ve iman edenleri gemiye yükle.' Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti. (10. Sular coşup yükselince.) (11. Bir eşi ile oğlu Kenan.) (12. Üç zevcesi ile evlatları Ham, Sam, Yafes ve onların kadınları.)

Hayrat Neşriyat

Nihâyet emrimiz gelip de fırın kaynadığı (iş kızışıp, sular kabarmak üzere olduğu) zaman, (Nûh’a) buyurduk ki: '(Canlıların) her birinden (erkek ve dişi olmak üzere) ikişer eş ile (sana îmân etmediklerinden, boğulacaklarına dâir) aleyhinde söz geçmiş olanlar (bir oğlun ile diğer zevcen) dışında âileni ve îmân edenleri ona (gemiye)yükle!' Zâten onunla berâber ancak pek az kimse îmân etmişti.

İbni Kesir

Nihayet buyruğumuz gelip sular kaynamaya başlayınca: Her cinsten birer çifti ve hakkında hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye al, dedik. Zaten onunla beraber pek az kimse inanmıştı.

Mehmet Okuyan

Sonunda emrimiz gelip de tandır kaynayınca (Nuh’a) şöyle demiştik: “Her türden (her canlıdan) iki çift ile –içlerinden (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçen(ler) dışında- aileni ve iman etmiş olan(lar)ı ona (gemiye) bindir!” (Nitekim) onunla birlikte çok az (kişi)den başkası iman etmemişti.

Muhammed Esed

(Bu böylece devam etti) ta ki, hükmümüz vaki olup da yeryüzünde sular taşkınlar halinde kaynayıp coşuncaya kadar. (Nuh'a): "Her cins (hayvandan) birer çift ve haklarında hüküm verilmiş olanları değil, yalnız aileni ve imana erişenleri gemiye bindir!" dedik, çünkü o'nun inancını paylaşanlar zaten küçük bir topluluktu.

Mustafa İslamoğlu

En nihayet, hükmümüzün vakti gelince tandır kaynadı. (Nuh'a) "Yanına her tür (canlıdan) birer çift al; bir de haklarında hüküm kesinleşmiş olanlar dışında aileni ve iman eden kimseleri (al)" talimatını vermiştik. Zaten onun inancını paylaşan kimseler çok azdı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Nihâyet emrimiz geldiği ve tennur kaynadığı vakit dedi ki: «Onun içine herbirinden ikişer çift ve aleyhine hüküm sabketmiş olandan maada ehlini ve imân etmiş olanları yükle.» Ve maamafih pek azından başkası onunla beraber imân etmemişti.

Ömer Öngüt

Nihayet emrimiz gelip de fırın kaynadığı zaman, Nuh'a dedik ki: “Her cinsten ikişer çift ile, aleyhinde hüküm verilmiş olanlar dışında, âileni ve iman edenleri gemiye yükle!” Zaten pek az kimse onunla beraber iman etmişti.

Suat Yıldırım

Nihayet emrimiz gelip de tennur kaynadığı zaman Nuh’a dedik ki:"Her hayvan türünden erkekli dişili ikişer eş ile haklarında helâk hükmü verilmiş olanları hariç olmak üzere, aileni bir de iman edenleri gemiye al!" Zaten beraberinde iman eden pek az insan vardı.

Süleyman Ateş

Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (iş ciddileşip sular kaynamağa başlayınca, Nuh'a) dedik ki: "Her şeyden ikişer çifti ve aleyhlerinde hüküm verdiklerimiz haric olmak üzere aileni ve inananları gemiye yükle!" Zaten onunla beraber inanan pek azdı.

Süleymaniye Vakfı

Sonunda emrimiz çıkıp tandır kaynadığında Nuh'a dedik ki: "Erkekli dişili her türden birer çifti ve -hakkında önceden karar çıkan kişi hariç- aileni, bir de inanıp güvenenleri gemiye bindir." Onunla birlikte pek az kişi inanmıştı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonunda emrimiz çıktı ve geminin kazanı kaynadı. Nuh'a dedik ki "Erkekli dişili her türden birer çifti ve hakkında karar çıkan kişi dışındaki aileni, bir de inanıp güvenenleri gemiye bindir." Pek azı dışında Nuh ile birlikte inanıp güvenen olmamıştı.

Şaban Piriş

Sonunda emrimiz gelip, yerden sular kaynamağa başlayınca: -Her şeyden ikişer çift aleyhlerinde hüküm verilmiş olan dışında aileni ve iman edenleri ona bindir, dedik. Zaten onun yanında iman etmiş olan kimseler çok azdı.

Tefhim-ul Kuran

Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki: «Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle.» Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.

Ümit Şimşek

Nihayet emrimiz geldi, sular kaynamaya başladı. Ve Nuh'a dedik ki: 'Hepsinden birer çift ile hakkında azap hükmü verilmiş olanlar dışında aileni ve iman edenleri gemiye al.' Zaten onunla beraber iman eden pek az kişi vardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca şöyle seslendik: "Yükle içine her birinden ikişer çift ve aleyhinde hüküm verilen hariç olmak üzere aileni, bir de iman etmiş olanları." Ama Nuh'la birlikte çok az bir kısmı iman etmişti.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nəhayət, əmrimiz gəldiyi və təndir qaynayıb daşdığı zaman Biz Nuha dedik: “Heyvanların hər növündən bir cüt, barələrində söz keçmiş kəslər istisna olmaqla, öz ailəni və bir də iman gətirənləri gəmiyə mindir”. Lakin, onunla birlikdə az adam iman gətirmişdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Nəhayət, (onları məhv etmək barəsində) əmrimiz gəldiyi və təndir qaynadığı (təndirdən və ya yer üzündən, yaxud gəminin qazanından su qaynayıb daşdığı) zaman (Nuha) dedik: ″Hər heyvandan biri erkək, biri dişi olmaqla bir cüt, həmçinin əleyhinə (ölümünə) əvvəlcədən hökm verilmiş şəxslər istisna olmaqla, qalan ailə üzvlərini və iman gətirənləri gəmiyə mindir!″ Əslində onunla birlikdə (tayfasından) çox az adam iman gətirmişdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als Unser Befehl erging und Wasser brodelnd hervorströmte wie aus einem Ofenkessel, sprachen Wir: ʺLade darauf von jeder Gattung ein Paar, deine Familienangehörigen, ausgenommen die, die bereits verurteilt sind, und die Gläubigen!ʺ Die Gläubigen, die zu ihm hielten, waren aber wenige.

Almanca — Der Edle Quran

(So ging es,) bis nun Unser Befehl kam und der Ofen brodelte; Wir sagten: ʺLade darin von jeder (Art) zwei, ein Paar, und deine Angehörigen außer demjenigen, gegen den das Wort vorher ergangen ist, und diejenigen, die glauben!ʺ Mit ihm glaubten aber nur wenige.

Almanca — M. A. Rassoul

Alsdann erging Unser Befehl und die Fluten (der Erde) brachen hervor. Da sprachen Wir: ʺBringe in das Schiff je zwei von allen (Arten) hinein, Pärchen, und deine Familie mit Ausnahme derer, gegen die das Wort bereits ergangen ist, und die Gläubigen.ʺ Und keiner glaubte ihm, außer einer kleinen Schar.

Almanca — Muhammad Zaidan

Als dann Unsere Bestimmung eintraf und die Erdoberfläche sprudelte, sagten WIR: ʺNimm darauf mit von allen (Tieren) zwei Paare, deine Familie außer denjenigen, über welche die Bestimmung (zum Ertrinken) bereits ergangen ist, und alle, die den Iman verinnerlichten!ʺ Und mit ihm haben nur Wenige den Iman verinnerlicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When Our command came to pass and the water bubbled up, rose in billows and erupted through the earth's surface inundating the land, We said to him: Carry with you on board ship a pair -a male and a female- of every kind or living creature (or possibly two pairs of each species) together with your family, except those against whom Allah has already pledged His word, and carry those who acknowledged the truth of your mission, they were but some few.

Abdul Haleem

When Our command came, and water gushed up out of the earth, We said, ‘Place on board this Ark a pair of each species, and your own family- except those against whom the sentence has already been passed- and those who have believed,’ though only a few believed with him.

Abdullah Yusuf Ali

At length, behold! there came Our command, and the fountains of the earth gushed forth! We said: "Embark therein, of each kind two, male and female, and your family - except those against whom the word has already gone forth,- and the Believers." but only a few believed with him.

Abul A'la Maududi

Thus it was until Our command came to pass and the oven boiled over. We said: 'Take into the Ark a pair of every species; and take your own family except those who have already been declared (as unworthy); and also take everyone who believes. But those who, along with him, had believed were indeed just a few.

Aisha Bewley

So when Our command came, and water bubbled up from the earth, We said, ‘Load into it a pair of every species, and your family – except for those against whom the Word was preordained – and all who have iman. ’ But those who had iman with him were only few.

Al-Hilali & Khan

(So it was) till when Our Command came and the oven gushed forth (water like fountains from the earth). We said: "Embark therein, of each kind two (male and female), and your family - except him against whom the Word has already gone forth - and those who believe. And none believed with him, except a few."

Ali Quli Qarai

When Our edict came and the oven gushed [a stream of water], We said, ‘Carry in it a pair of every kind [of animal], along with your family —except those [of them] against whom the edict has already been given— and those who have faith. ’ And none believed with him except a few.

Amatul Rahman Omar

(Thus it was) till Our command (about the punishment) came and waters of the springs (of the valley) swelled and gushed forth, We said, `Embark in it two of every kind (needed) male and female and (all the members of) your family except those about the destruction of whom (Our) verdict has already been announced and (embark in it) also those who believe. ' Yet there had not believed in him excepting a few.

Arthur John Arberry

Until, when Our command came, and the Oven boiled, We said, 'Embark in it two of every kind, and thy family -- except for him against whom the word has already been spoken and whosoever believes. ' And there believed not with him except a few.

Bijan Moeinian

When The time approached, the springs began to gush up from the earth (and the heavy rain poured down constantly. ) Then I said: "Take into the Arc a pair from every species, your family members (except the ones who are condemned) and those who have chosen to believe (which were few in number) to join you."

E. Henry Palmer

Until at length when our order came, and the oven boiled, we said, 'Load therein of every kind two, and likewise thy family,- save those on whom the sentence has already been passed - likewise those who believe;' but there believed not with him save a few.

Edip-Layth

So, when Our command came and the volcano erupted. We said, "Carry in it two from every pair, and your family; except those against whom the word has been issued; and whoever acknowledged." But those who acknowledged with him were few.

George Sale

Thus were they employed until our sentence was put in execution, and the oven poured forth water. And We said unto Noah, carry into the ark of every species of animals one pair; and thy family, -- except him on whom a previous sentence of destruction hath passed, -- and those who believe. But there believed not with him, except a few.

Hamid S. Aziz

And you shall surely soon know who it is to whom the punishment that confounds and shames shall come, and upon whom shall fall the lasting doom. "

Mahmoud Ghali

Until when Our Command came, and the oven boiled over, (This was the sign that it was time to enter the ark) We said, "Carry therein of every (kind) two pairs (Or "two of every "kind" ") and your family-except for him against whom the Word (Literally: the saying) has gone before-and whomever has believed. " And in no way did any believe with him except a few.

Marmaduke Pickthall

(Thus it was) till, when Our commandment came to pass and the oven gushed forth water, We said: Load therein two of every kind, a pair (the male and female), and thy household, save him against whom the word hath gone forth already, and those who believe. And but a few were they who believed with him.

Mohamed Ahmed - Samira

When Our command was issued and the waters gushed forth from the source, We said: "Take into (the ark) a pair of every species, and members of your family other than those against whom the sentence has been passed already, and those who come to believe. " But only a few believed in him.

Muhammad Asad

[And so it went on] till, when Our judgment came to pass, and waters gushed forth in torrents over the face of the earth, We said [unto Noah]: "Place on board of this [ark] one pair of each [kind of animal] of either sex, as well as thy family -except those on whom [Our] sentence has already been passed -and all [others] who have attained to faith!"-for, only a few [of Noah's people] shared his faith.

Mustafa Khattab

And when Our command came and the oven burst ˹with water˺,[1] We said ˹to Noah˺, "Take into the Ark a pair from every species along with your family—except those against whom the decree ˹to drown˺ has already been passed—and those who believe." But none believed with him except for a few.

Progressive Muslims

So, when Our command came and the volcano erupted. We said: "Carry in it two of every pair, and your family; except those against whom the word has been issued; and whoever believed." But those who believed with him were few.

Sahih International

[So it was], until when Our command came and the oven overflowed, We said, "Load upon the ship of each [creature] two mates and your family, except those about whom the word has preceded, and [include] whoever has believed. " But none had believed with him, except a few.

Sam Gerrans

When Our command had come to pass, and the oven boiled over, We said: “Load thou therein of every pair, two; and thy household — save him against whom the word has gone forth — and him who believes.” And there believed with him only a few.

Shabbir Ahmed

Thus it was until Our Command came to pass. Water gushed forth in torrents over the face of the land. Torrential rain began and the rivers started over flowing. We commanded Noah to take with him livestock, a couple each, and to take his family and followers with him. The rejecters, of course, were not to embark (Noah's son and wife (11:45), (66:10) did not embark). The community of believers with Noah was small.

Syed Vickar Ahamed

At the end, look! There came Our Command, and the fountains (of water from the earth) gushed out! We said: "Climb in there, two of each kind, male and female, and your family— Except those against whom the word has gone forth, and the believers. " And only a few believed with him.

Taqi Usmani

At last, when Our command came and the oven overflowed, We said, "Take into the Ark a pair of two from every species, along with your family,-except those against whom the Word has already been pronounced-and (also take into it) those who have believed." And there were only a few who had believed with him.

The Monotheist Group

So, when Our command came and the chamber erupted. We said: "Carry in it a pair from each kind, and your family; except those against whom the word has been issued; and whoever has believed." But those who believed with him were few.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis, lorsque Notre commandement vint et que le four se mit à bouillonner (dʹeau), Nous dîmes: ʺCharge (dans lʹarche) un couple de chaque espèce ainsi que ta famille - sauf ceux contre qui le décret est déjà prononcé - et ceux qui croientʺ. Or, ceux qui avaient cru avec lui étaient peu nombreux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Heta fermana me (bi helaka wan) hat û av ji tenûrê fûriya, Me ji Nûh re got: Ji her texlîtên heywanan cotekî (yekî nêr û yeke mê) û -ji bilî yê ku der barê wî de fermana me (bi ezab) heq bûbe- malbata xwe û wan ên ku bi te bawerî anîn jî li keştiyê siwar bike. Jixwe ji hejmareke hindik pê ve tu kesî bawerî pê neanîbû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen dan Onze beschikking kwam en de oven overkookte, zeiden Wij: ʺBelaad het met van alles twee stuks, paarsgewijs, en met jouw familie behalve hem over wie al sprake geweest is, en met wie geloven.ʺ Maar slechts weinigen geloofden met hem.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zoo hielden zij zich bezig, tot onze straf ten uitvoer werd gebracht, en de oven water uitgoot. En wij zeiden tot Noach: Breng een paar van iedere diersoort en uw gezin in de ark, uitgenomen hij, over wien de straf werd uitgesproken en zij die gelooven. Doch behalve enkelen geloofden zij niet met hem.

Hollandaca — Siregar

Totdat, toen Ons bevel (om hen te vernietigen) kwam, en de oven overkookte. En Wij zeiden: ʺLaad het (schip) met twee van elke soort, en jouw familie, behalve hen voor wie het woord (van bestraffing) reeds is voorafgegaan. En degene die gelooft. En niemand geloofde met ten, behalve enkelen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда пришло Наше повеление (о погибели неверующих) и забурлила (водой) печь (в которой готовится хлеб), Мы сказали (пророку Нуху): «Перенеси в него [в ковчег] от всего по паре [мужского и женского пола], по двое, и твою семью, кроме тех, о которых уже раньше пришло слово [кроме твоего сына и жены], и (погрузи в ковчег) тех, кто уверовал». Но уверовали с ним [с Нухом] лишь немногие.

Rusça — Osmanov

[Нух сооружал ковчег,] пока не снизошло Наше повеление и из чрева земли не забила ключом вода. Тогда Мы повелели: ʺЗабери [в ковчег] из каждого вида [животных] по паре - самца и самку - и свою семью, за исключением тех, о которых уже было предопределение [Аллаха], [возьми] также и тех, кто уверовалʺ. Но вместе с Нухом уверовали лишь немногие.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Så fortgick det) till dess Vår befallning gavs, och vattenmassorna forsade fram över jorden och Vi sade (till Noa): ʺTag ombord på denna (ark) ett par av varje (djurslag, hane och hona), samt din familj, utom den som redan är dömd, och de (övriga) troende.ʺ De som delade hans tro var nämligen bara ett fåtal.