ع و ن (AWN) kökünün geçtiği ayetler
Orta yaşlı olmak. yu'inu (4. kalıp fiil) - yardım etmek/destek olmak/yardımcı olmak. ta'awana (4. kalıp fiil) - birbirine yardım etmek/yardımlaşmak. ista'ana (10. kalıp fiil) - yardım dilemek, yardım aramak, dönüp yardım istemek. musta'an - yardımı dilenilen/kendisinden yardım istenen.
Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0
İlgili Ayetler (11)
Bu kök Kur'an boyunca 11 kez, 9 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.
اسْتَعِينُوا2 kez
Bakara 2:153اسْتَعِينُواsteǐynūumun / bekleyin
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū steǐynū bi S-Sabri ve S-Salāti inne (a)llahe meǎ S-Sābirīne
Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.
A'raf 7:128اسْتَعِينُواsteǐynūyardım isteyin
قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اسْتَعِينُوا بِاللّٰهِ وَاصْبِرُوا اِنَّ الْاَرْضَ لِلّٰهِ۠ يُورِثُهَا مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ
ḳāle mūsā li ḳavmihi steǐynū bi(a)llahi ve Sbirū inne l-erDe li (a)llahi yūriṧuhā men yeşā'u min ǐbādihi ve l-ǎāḳibetu li l-mutteḳīne
Musa, kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır" dedi.
الْمُسْتَعَانُ2 kez
Yusuf 12:18الْمُسْتَعَانُl-musteǎānuyardım istenir
وَجَٓاؤُ۫ عَلٰى قَمِيصِهِ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ اَنْفُسُكُمْ اَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ وَاللّٰهُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ
ve cā'ū ǎlā ḳamīSihi bi demin keƶibin ḳāle bel sevvelet lekum enfusukum emran fe Sabrun cemīlun ve(a)llahu l-musteǎānu ǎlā mā teSifūne
Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah'tır."
Enbiya 21:112الْمُسْتَعَانُl-musteǎānuO'nun yardımına sığınılır
نَسْتَعِينُ1 kez
Fatiha 1:5نَسْتَعِينُnesteǐynuyardım isteriz
وَاسْتَعِينُوا1 kez
Bakara 2:45وَاسْتَعِينُواve steǐynūve ummak/beklemek
عَوَانٌ1 kez
Bakara 2:68عَوَانٌǎvānunorta yaşlı
قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَ قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌ عَوَانٌ بَيْنَ ذٰلِكَ فَافْعَلُوا مَا تُؤْمَرُونَ
ḳālū d'ǔ lenā rabbeke yubeyyin lenā mā hiye ḳāle innehu yeḳūlu innehā beḳaratun lā fāriDun ve lā bikrun ǎvānun beyne ƶālike fe f'ǎlū mā tu'merūne
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın."
وَتَعَاوَنُوا1 kez
Maide 5:2وَتَعَاوَنُواve teǎāvenūve yardımlaşın
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَائِرَ اللّٰهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْقَلَائِدَ وَلَا آٰمِّينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا وَاِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُوا وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ اَنْ صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اَنْ تَعْتَدُوا وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tuHillū şeǎāira (a)llahi ve lā ş-şehra l-Harāme ve lā l-hedye ve lā l-ḳalāide ve lā āmmīne l-beyte l-Harāme yebteğūne feDlen min rabbihim ve riDvānen ve iƶā Haleltum fe STādū ve lā yecrimennekum şenānu ḳavmin en Saddūkum ǎni l-mescidi l-Harāmi en teǎ'tedū ve teǎāvenū ǎlā l-birri ve t-teḳvā ve lā teǎāvenū ǎlā l-iṧmi ve l-ǔdvāni ve tteḳū (a)llahe inne (a)llahe şedīdu l-ǐḳābi
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Ka'be'ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah'ın cezası çok şiddetlidir.
تَعَاوَنُوا1 kez
Maide 5:2تَعَاوَنُواteǎāvenūyardımlaşmayın
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَائِرَ اللّٰهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْقَلَائِدَ وَلَا آٰمِّينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا وَاِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُوا وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ اَنْ صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اَنْ تَعْتَدُوا وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tuHillū şeǎāira (a)llahi ve lā ş-şehra l-Harāme ve lā l-hedye ve lā l-ḳalāide ve lā āmmīne l-beyte l-Harāme yebteğūne feDlen min rabbihim ve riDvānen ve iƶā Haleltum fe STādū ve lā yecrimennekum şenānu ḳavmin en Saddūkum ǎni l-mescidi l-Harāmi en teǎ'tedū ve teǎāvenū ǎlā l-birri ve t-teḳvā ve lā teǎāvenū ǎlā l-iṧmi ve l-ǔdvāni ve tteḳū (a)llahe inne (a)llahe şedīdu l-ǐḳābi
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Ka'be'ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah'ın cezası çok şiddetlidir.
فَاَعِينُونِي1 kez
Kehf 18:95فَاَعِينُونِيfe eǐynūnīsiz bana yardım edin de
قَالَ مَا مَكَّنِّي فِيهِ رَبِّي خَيْرٌ فَاَعِينُونِي بِقُوَّةٍ اَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْمًا
ḳāle mā mekkennī fīhi rabbī ḣayrun fe eǐynūnī bi ḳuvvetin ec'ǎl beynekum ve beynehum radmen
Zülkarneyn, "Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım" dedi.
وَاَعَانَهُ1 kez
Furkan 25:4وَاَعَانَهُve eǎānehuve yardım etti
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌۨ افْتَرٰيهُ وَاَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ اٰخَرُونَ فَقَدْ جَٓاؤُ۫ ظُلْمًا وَزُورًا
ve ḳāle (e)lleƶīne keferū in hāƶā illā ifkun fterāhu ve eǎānehu ǎleyhi ḳavmun āḣarūne fe ḳad cā'ū Zulmen ve zūran
İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.