İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌۨ افْتَرٰيهُ وَاَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ اٰخَرُونَ فَقَدْ جَٓاؤُ۫ ظُلْمًا وَزُورًا

ve ḳāle (e)lleƶīne keferū in hāƶā illā ifkun fterāhu ve eǎānehu ǎleyhi ḳavmun āḣarūne fe ḳad cā'ū Zulmen ve zūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi ki
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
4اِنْindeğildir
5هٰذَٓاhāƶābu
6اِلَّٓاillābaşka bir şey
7اِفْكٌۨifkunا ف كDurumunu/tavrını değiştirmek, geri çevirmek/döndürmek, fikir/yargı değiştirmek/saptırmak, aldatmak, yalan/yanlış söylemek, devirmek, baştan çıkarmak.yalandan
8افْتَرٰيهُfterāhuف ر يKesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak.onu uydurdu
9وَاَعَانَهُve eǎānehuع و نOrta yaşlı olmak. yu'inu (4. kalıp fiil) - yardım etmek/destek olmak/yardımcı olmak. ta'awana (4. kalıp fiil) - birbirine yardım etmek/yardımlaşmak. ista'ana (10. kalıp fiil) - yardım dilemek, yardım aramak, dönüp yardım istemek. musta'an - yardımı dilenilen/kendisinden yardım istenen.ve yardım etti
10عَلَيْهِǎleyhikendisine
11قَوْمٌḳavmunق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir topluluk
12اٰخَرُونَāḣarūneا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımbaşka
13فَقَدْfe ḳadböylece
14جَٓاؤُ۫cā'ūج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakvardılar
15ظُلْمًاZulmenظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakkesin bir haksızlığa
16وَزُورًاve zūranز و رZiyaret etmek, ziyaretçi, meyletmek, ona hürmet gösterdi, tahrif etmek/güzelleştirmek/süslemek, yalan/gerçek olmayan, ayarlamak/düzeltmek, ondan uzaklaşmak veya yan çizmek, kararlılıkve iftiraya

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve kâfir olanlar, bu dediler, ancak kendi uydurması ve bu hususta ona bir topluluk da yardım etmiştir; gerçekten de zulmettiler onlar ve yalan söylediler.

Adem Uğur

İnkâr edenler: Bu (Kur'an), olsa olsa onun (Muhammed'in) uydurduğu bir yalandır. Başka bir zümre de bu hususta kendisine yardım etmiştir, dediler. Böylece onlar hiç şüphesiz haksızlığa ve iftiraya başvurmuşlardır.

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenler dediler ki: "Bu (Kur'an) ancak O'nun uydurduğu bir yalandır. Başka bir kavim de (Yahudiler) bu konuda O'na yardım etmiştir". . . Gerçek ki, büyük haksızlık ve yalancı şahitlik suçu işlediler.

Ahmet Tekin

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar: 'Bu Kur’ân olsa olsa Muhammed’in uydurduğu bir yalandır. Başka kavimler de, kendisine yardım etmiştir.' dediler. Böylece onlar haksızlığa ve iftiraya başvurdular.

Ahmet Varol

İnkar edenler dediler ki: 'Bu (Kur'an), onun (Muhammed'in) uydurduğu bir düzmeceden başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir.' Böylece onlar kesinlikle haksız ve yalan (bir söz) ortaya attılar.

Ali Bulaç

İnkar edenler dediler ki: "Bu (Kur'an) olsa olsa ancak onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur." Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.

Ali Fikri Yavuz

O küfre varanlar dediler ki: “- Bu Kur’an, ancak bir iftiradır ki, onu, O (Muhammed (s.a.v.)) uydurdu ve bu hususta O’na başka bir kavim yardım etmiştir. (Kur’an’ı, yabancılardan, Yahudilerden öğrenmiştir!).” Muhakkak bir zulüm (şirk) ve yalan meydana getirdiler de;

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Başka bir toplumun da yardımıyla, Onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değil bu!" Böylece, haksızlık yaptılar ve iftira ettiler.

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandır. Bu uydurmada ona başka bir topluluk da yardım etmiştir" dediler. Kafirler, bu sözleriyle haksızlık edip yalan söylemişlerdir.

Bekir Sadak

Inkar edenler: «Bu Kuran uydurmadir, ona baska bir topluluk yardim etmistir» diyerek haksiz ve asilsiz bir soz uydurdular.

Celal Yıldırım

Küfre sapanlar, «bu Kur'ân, Muhammed'in uydurduğu yalandan başkası değildir; bunu (düzmede) başka bir topluluk ona yardım etmiştir» dediler. Onlar cidden haksızlık ve yalanla geldiler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İnkâr edenler, “Bu Kur’an, onun uydurduğu, birilerinin de bu konuda kendisine yardım ettiği bir düzmeceden ibarettir” dediler; böylece onlar açık bir haksızlık ve iftirada bulunmuş oldular.

Diyanet İşleri

İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

Diyanet İşleri (eski)

İnkar edenler: 'Bu Kuran uydurmadır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir' diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

Diyanet Vakfi

İnkâr edenler: Bu (Kur'an), olsa olsa onun (Muhammed'in) uydurduğu bir yalandır. Başka bir zümre de bu hususta kendisine yardım etmiştir, dediler. Böylece onlar hiç şüphesiz haksızlığa ve iftiraya başvurmuşlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İnkâr edenler: «Bu Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir» diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Küfredenler: "Bu yalnızca onun uydurduğu bir iftiradır, ona başka bir topluluk da yardım da bulunmuştur bu hususta." dediler. Bunlar, gerçekten haksızlık ve iftiraya saptılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o küfredenler "bu sırf bir iftira onu o, uydurdu, diğer bir kavim de buna karşı ona muavenette bulundu" dediler, doğrusu zulm-ü tezvire gittiler

Erhan Aktaş

Kafirler: "Bu sadece onun uydurduğu bir yalandır. Ona bu konuda diğer toplumlar da yardım etti." dediler. Böylece haksızca iftira ettiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler: "Bu sadece onun uydurduğu bir yalandır. Ona bu konuda diğer toplumlar da yardım etti." dediler. Böylece haksızca iftira ettiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler: "Bu sadece onun uydurduğu bir yalandır. Ona bu konuda diğer toplumlar da yardım etti." dediler. Böylece haksızca iftira ettiler.

Fizilal-il Kuran

Kafirler «Şu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandır. Bu uydurma işinde kendisine yardım eden başkaları da vardır» dediler. Onlar gerçekten zulüm işlemişler ve yalan söylemişlerdir.

Gültekin Onan

Küfredenler dediler ki: "Bu (Kuran) olsa olsa ancak onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur." Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.

Hamdi Döndüren

İnkâr edenler, “Bu, (Muhammed’in) uydurduğu yalandan başka bir şey değildir. Bu konuda başka bir topluluk da ona yardım etti.” dediler. Böylece kesin bir haksızlık ve iftira yoluna başvurdular.

Hasan Basri Çantay

O kafirler: "Bu (Kur'an) onun uydurduğu yalandan başka (bir şey) değildir. Bu hususda diğer bir zümre de ona yardım etmişdir." dediler de muhakkak bir haksızlık ve tezvir (meydana) getirdiler.

Hasib Asutay

İnkâr edenler, 'Bu (Kur'an) onun (Muhammed'in) uydurduğu yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da (2) (bu konuda) kendisine yardım etmiştir' dediler. Böylece (onlar), hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler. (2. Kitap ehlinden bir topluluk.)

Hayrat Neşriyat

İnkâr edenler dedi ki: 'Bu (Kur’ân), onun (Muhammed’in) uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir; bu hususda ona başka bir topluluk da yardım etmiştir.' Böylece(onlar), gerçekten zulüm ve yalanla geldiler.

İbni Kesir

Küfredenler dediler ki: Bu ancak onun uydurduğu bir yalandır ve ona bu hususta bir başka topluluk yardım etmiştir. Hiç şüphesiz onlar, zulüm ve iftira ile geldiler.

Mehmet Okuyan

Kâfir olanlar “Bu (vahiy) ancak o (Muhammed)’in uydurduğu ve kendisine başka bir grubun da yardım ettiği bir iftiradır.” diyerek, elbette bir haksızlığa ve yalana vardılar.

Muhammed Esed

Üstelik, hakkı inkara şartlanmış olanlar: "Bu (Kuran) doğruyu çarpıtıp yalanı ve sahteyi ortaya çıkaran başka bir topluluğun yardımıyla o'nun (kendisinden) uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir" deyip duruyorlar.

Mustafa İslamoğlu

Bir de inkarda ısrar eden o kimseler; "Bu onun uydurduğu bir yalandan başkası değildir; üstelik bu konuda başka bir topluluk da ona yardım etmiştir" dediler. İşte ileri sürdükleri bu iddiayla, hem haksızlık etmiş, hem de gerçeği çarpıtmış oldular.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve kâfir olanlar dediler ki: «Bu bir yalandan başka değil, onu kendisi uydurdu ve ona, başka bir kavim de yardım etti.» Muhakkak ki, (o kâfirler) bir zulüm ve bir bühtan ile geldiler.

Ömer Öngüt

İnkâr edenler: “Bu Kur'an olsa olsa onun uydurduğu bir yalandır. Başka bir topluluk da bu hususta kendisine yardım etmiştir. ” dediler. Böylece onlar kesin bir haksızlığa ve iftiraya başvurmuşlardır.

Suat Yıldırım

Kâfirler: "Kur’ân onun uydurduğu bir yalan olup, bu hususta başkaları da kendisine yardımcı olmuşlardır" diye iddia ettiler. Onlar böylece, kesin bir yalan söyleyip zulmettiler.

Süleyman Ateş

İnkar edenler: "Bu, yalandan başka bir şey değildir. (Muhammed) onu uydurdu, başka bir topluluk da kendisine yardım etti." dediler ve kesin bir haksızlığa ve iftiraya vardılar.

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenler /ayetleri görmezlikte direnenler "Bu bir düzmecedir, onu o uydurmuştur, başka bir topluluk da ona yardım etmiştir" dediler. Böylece haksızlık etme ve yalan söyleme noktasına vardılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerini doğrulara kapatanlar, "Bu (Kur'an) sadece, Muhammed'in uydurup Allah'a mal ettiği şeydir. Başka bir ekip de ona yardım ediyor" dediler. Böylece yanlışa ve yalana saptılar.

Şaban Piriş

İnkar edenler: -Bu, uydurduğu bir iftiradan başka bir şey değildir. Bu hususta bir topluluk da ona yardım etmiştir, dediler de zulüm ve yalanı seçtiler.

Tefhim-ul Kuran

Küfre sapanlar dediler ki: «Bu (Kur'an), olsa olsa ancak onun uydurduğu bir yalandır, onu kendisi düzüp uydurmuş ve ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur.» Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.

Ümit Şimşek

İnkâr edenler 'Bu Kur'ân onun uydurduğu şeydir; bunun için ona yardım edenler var' dediler. Böylece bir zulüm ve iftira ettiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Küfre batanlar dediler ki: "Bu, onun uydurduğu bir düzmeceden başka şey değildir. Ve bu düzmecede ona, başka bir topluluk da yardım etmiştir." Yemin olsun ki, bunu söyleyenler bir zulüm, günah ve iftira sergilemişlerdir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kafirlər: “Bu, Muhəmmədin uydurduğu yalandan başqa bir şey deyildir. Ona bu işdə başqa adamlar da kömək etmişlər”– dedilər. Beləcə, onlar haqsızlığa və iftiraya yol verdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Kafir olanlar: ″Bu (Qurʼan) onun (Muhəmmədin) uydurmasından başqa bir şey deyildir. Ona bu işdə başqa bir tayfa (yəhudilər) kömək etmişdir!″ – deyərək (özləri bu batil iddiaları ilə) zülmə (küfrə) və böhtana yuvarlandılar.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen sagen: ʺDies ist eine Lüge, die er selbst ersonnen hat und wobei ihm andere Menschen geholfen haben. Sie begehen Unrecht und machen falsche Aussagen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Diejenigen, die ungläubig sind, sagen: ʺDas ist nur eine ungeheuerliche Lüge, die er ersonnen hat und bei der andere Leute ihm geholfen haben.ʺ Sie begehen da ja Ungerechtigkeit und Falschaussage.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, die Kufr betrieben haben, sagten: ʺDies ist nichts anderes als Ifk-Lüge , die er erfand, und ihm halfen dabei andere Leute.ʺ Bereits begingen sie Unrecht und Falschzeugnis.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And the infidels go on to stay: "This -the Quran- is a pack of lies and a pious fraud which he -Muhammad- has devised with the help of others -Ahl AL- Kitab- (people of the book) and he deceitfully uses it for the advancement of his religion. How wrongful can they get and how unjust and impudent can they be to cause what is true to be rejected as false.

Abdul Haleem

The disbelievers say, ‘This can only be a lie he has forged with the help of others’––they themselves have done great wrong and told lies––

Abdullah Yusuf Ali

But the misbelievers say: "Naught is this but a lie which he has forged, and others have helped him at it." In truth it is they who have put forward an iniquity and a falsehood.

Abul A'la Maududi

Those who disbelieve in the Message of the Prophet say: "This (Criterion) is nothing but a lie which he has forged with the help of others." Such have indeed resorted to a grievous wrong and sheer falsehood.

Aisha Bewley

Those who are kafir say, ‘This is nothing but a lie he has invented and other people have helped him to do it. They have brought injustice and falsehood.’

Al-Hilali & Khan

Those who disbelieve say: "This (the Qur’ân) is nothing but a lie that he (Muhammad صلى الله عليه وسلم) has invented, and others have helped him at it. In fact they have produced an unjust wrong (thing) and a lie."

Ali Quli Qarai

The faithless say, ‘This is nothing but a lie that he has fabricated, and other people have abetted him in it. ’ Thus they have certainly come out with wrongdoing and falsehood.

Amatul Rahman Omar

But those who disbelieve say, `This (Qur'ân) is nothing but a big lie which he (- the false claimant to Prophethood) has forged and other people have helped him in this,' (by) so (saying) they have perpetrated a great injustice and a big falsehood.

Arthur John Arberry

The unbelievers say, 'This is naught but a calumny he has forged, and other folk have helped him to it. ' So they have committed wrong and falsehood.

Bijan Moeinian

Those who disbelieve say: "This Qur’an is nothing but a bunch of lies fabricated by Mohammad with the help of others. " In fact it is they who have fabricated a lie and how unjust of them.

E. Henry Palmer

And those who misbelieve say, 'This is nothing but a lie which he has forged, and another people hath helped him at it;' but they have wrought an injustice and a falsehood.

Edip-Layth

Those who rejected said, "This is but a falsehood that he invented and other people have helped him with it; for they have come with what is wrong and fabricated."

George Sale

And the unbelievers say, this Koran is no other than a forgery which he hath contrived; and other people have assisted him therein: But they utter an unjust thing, and a falsehood.

Hamid S. Aziz

Yet they take beside Him other gods who create not aught, but are themselves created, and cannot control harm or profit for themselves, and can control neither death, nor life, nor resurrection.

Mahmoud Ghali

And the ones who have disbelieved have said, "Decidedly this is nothing except a falsehood he has fabricated, and other people have helped him to it. " So they have already come with injustice and forgery (i.e., they have committed injustice and forgery).

Marmaduke Pickthall

Those who disbelieve say: This is naught but a lie that he hath invented, and other folk have helped him with it, so that they have produced a slander and a lie.

Mohamed Ahmed - Samira

Yet the unbelievers say: "This is nothing but a lie he has concocted in which others have aided him. " They have come down to mischief and lies.

Muhammad Asad

Moreover, those who are bent on denying the truth are wont to say, "This [Qur’an] is nothing but a lie, which he [himself] has devised with the help of other people, who thereupon have perverted the truth and brought a falsehood into being. "

Mustafa Khattab

The disbelievers say, "This ˹Quran˺ is nothing but a fabrication which he[1] made up with the help of others." Their claim is totally unjustified and untrue!

Progressive Muslims

And those who rejected said: "This is but a falsehood that he invented and other people have helped him with it; for they have come with what is wrong and fabricated. "

Sahih International

And those who disbelieve say, "This [Qur'an] is not except a falsehood he invented, and another people assisted him in it. " But they have committed an injustice and a lie.

Sam Gerrans

And those who ignore warning say: “This is only a falsehood; he invented it, and other people assisted him in it.” And they have brought injustice and falsehood.

Shabbir Ahmed

Those who are bent on denying the Truth say, "This (Qur'an) is a lie that he has devised with the help of other people. " Wrong is what they do and falsehood is what they utter.

Syed Vickar Ahamed

But the disbelievers say: "This is nothing but a lie that he (the Prophet) has made up, and others have helped him at (making) it. " In reality, it is they who have put forward an injustice and a lie.

Taqi Usmani

The disbelievers said, "This is nothing but a lie he (the messenger) has fabricated and some other people have helped him in it." Thus they came up with sheer injustice and falsehood.

The Monotheist Group

And those who rejected said: "This is but a falsehood that he invented and other people have helped him with it." Certainly, they have come with what is unjust and fabricated.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les mécréants disent: ʺTout ceci nʹest quʹun mensonge quʹil (Muhammad) a inventé, et où dʹautres gens lʹont aidéʺ. Or, ils commettent là une injustice et un mensonge.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên kafir bûne gotin: Ev (Quran) ji derewekê pê ve nîn e ku wî ew ji cem xwe ve lêaniye, der barê lêanîna wê de qewmekî din jî arikariya wî kiriye. Bi rastî jî wan kafiran (bi vê gotina xwe) zilm û derewkarî kirine…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die ongelovig zijn zeggen: ʺDit is slechts laster die hij verzonnen heeft en waarbij andere mensen hem geholpen hebben.ʺ Zo begaan zij onrecht en onwaarheid.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En de ongeloovigen zeggen: Deze Koran is niets anders dan eene door hem uitgedachte leugen, en anderen hebben hem daarin bijgestaan; maar zij spraken eene onrechtvaardige zaak en eene leugen uit.

Hollandaca — Siregar

En degenen die ongelovig zijn, zeggen: ʺDit is slechts een leugen die hij verzonnen heeft en waar een ander volk hem bij geholpen heeft.ʺ Waarlijk, zij kwamen met onrecht en leugens.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сказали те, которые стали неверующими: «Это [Коран] – только ложь, которую он [Мухаммад] измыслил, и помогли ему в этом другие люди». Ведь они [неверующие] (сказав такое) совершили зло и ложь!

Rusça — Osmanov

Те, которые не уверовали, говорят: ʺЭтот [Коран] -всего лишь ложь, которую он выдумал с помощью других людейʺ. Тем самым они поступили несправедливо и солгали.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Förnekarna av sanningen säger: ʺDenna (Koran) är ingenting annat än (en härva av) osanningar, som han har satt samman med andra (människors) hjälp.ʺ (Med detta) har de begått en svår orätt och (gett spridning åt) en lögn.