Ayakları hareket ettirmek, teşvik etmek, ayakla sertçe vurmak, uçmak, koşmak.
Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0
Bu kök Kur'an boyunca 3 kez, 3 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.
فَلَمَّا اَحَسُّوا بَأْسَنَا اِذَا هُمْ مِنْهَا يَرْكُضُونَ
fe lemmā eHassū be'senā iƶā hum minhā yerkuDūne
Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.
لَا تَرْكُضُوا وَارْجِعُوا اِلٰى مَا اُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَاكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ
lā terkuDū ve rciǔ ilā mā utriftum fīhi ve mesākinikum leǎllekum tuselūne
Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.
اُرْكُضْ بِرِجْلِكَ هٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ
ArkuD bi riclike hāƶā muğteselun bāridun ve şerābun
Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik.