ر ع ي (RAY) kökünün geçtiği ayetler
Otlatmak, beslemek, otlamak, doğru gözlemlemek, düzeni korumak, yönetmek, dikkat etmek, gözetmek, dikkatli olmak, izlemek, önem vermek. Sürüleri besleyen kişi, çoban. ri'ayatun - doğru gözetim. mar'an - otlak. ra'a (fiil 3) - gözlemlemek/saygı göstermek, bakmak, dinlemek, kulak vermek, dikkatle dinlemek. ra'ina - bizi dinle (hitap edilen kişiye saygısızlık göstermek için de kullanılan bir ifade).
Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0
İlgili Ayetler (10)
Bu kök Kur'an boyunca 10 kez, 9 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.
رَاعُونَ2 kez
Mü'minun 23:8رَاعُونَrāǔneözen gösterirler
Mearic 70:32رَاعُونَrāǔnegözetirler
رَاعِنَا1 kez
Bakara 2:104رَاعِنَاrāǐnāRa'ina (bizi gözet yahut: kaba söz)
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَقُولُوا رَاعِنَا وَقُولُوا انْظُرْنَا وَاسْمَعُوا وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ اَلِيمٌ
yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā teḳūlū rāǐnā ve ḳūlū nZurnā ve smeǔ ve li l-kāfirīne ǎƶābun elīmun
Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.
وَرَاعِنَا1 kez
Nisa 4:46وَرَاعِنَاve rāǐnā"ve ""ra'ina"""
مِنَ الَّذِينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهِ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَيًّا بِاَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِي الدِّينِ وَلَوْ اَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانْظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَقْوَمَ وَلٰكِنْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَلِيلًا
mine (e)lleƶīne hādū yuHarrifūne l-kelime ǎn mevāDiǐhi ve yeḳūlūne semiǎ'nā ve ǎSaynā ve smeǎ' ğayra musmeǐn ve rāǐnā leyyen bi elsinetihim ve Taǎ'nen fī d-dīni ve lev ennehum ḳālū semiǎ'nā ve eTaǎ'nā ve smeǎ' ve nZurnā le kāne ḣayran lehum ve eḳveme ve lākin leǎnehumu (a)llahu bi kufrihim fe lā yu'minūne illā ḳalīlen
Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak "İşittik, karşı geldik", "İşit, işitmez olası!" "Ra'ina" derler. Halbuki onlar, "İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak" deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.
وَارْعَوْا1 kez
Ta-Ha 20:54وَارْعَوْاve r'ǎvve otlatın
الرِّعَاءُ1 kez
Kasas 28:23الرِّعَاءُr-riǎā'uçobanlar
وَلَمَّا وَرَدَ مَاءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ اُمَّةً مِنَ النَّاسِ يَسْقُونَ وَوَجَدَ مِنْ دُونِهِمُ امْرَاَتَيْنِ تَذُودَانِ قَالَ مَا خَطْبُكُمَا قَالَتَا لَا نَسْقِي حَتّٰى يُصْدِرَ الرِّعَاءُ وَاَبُونَا شَيْخٌ كَبِيرٌ
ve lemmā verade māe medyene vecede ǎleyhi ummeten mine n-nāsi yesḳūne ve vecede min dūnihimu mraeteyni teƶūdāni ḳāle mā ḣaTbukumā ḳāletā lā nesḳī Hattā yuSdira r-riǎā'u ve ebūnā şeyḣun kebīrun
Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Musa onlara, "(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?" dedi. Onlar, "Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır" dediler.
رَعَوْهَا1 kez
Hadid 57:27رَعَوْهَاraǎvhāona uymadılar
ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ وَاٰتَيْنَاهُ الْاِنْجِيلَ وَجَعَلْنَا فِي قُلُوبِ الَّذِينَ اتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ابْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ اِلَّا ابْتِغَاءَ رِضْوَانِ اللّٰهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا فَاٰتَيْنَا الَّذِينَ اٰمَنُوا مِنْهُمْ اَجْرَهُمْ وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ
ṧumme ḳaffeynā ǎlā āṧārihim bi rusulinā ve ḳaffeynā bi ǐysā bni meryeme ve āteynāhu l-incīle ve ceǎlnā fī ḳulūbi (e)lleƶīne ttebeǔhu ra'feten ve raHmeten ve rahbāniyyeten btedeǔhā mā ketebnāhā ǎleyhim illā btiğā'e riDvāni (a)llahi fe mā raǎvhā Haḳḳa riǎāyetihā fe āteynā (e)lleƶīne āmenū minhum ecrahum ve keṧīrun minhum fāsiḳūne
Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.
رِعَايَتِهَا1 kez
Hadid 57:27رِعَايَتِهَاriǎāyetihāriayet ederek
ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ وَاٰتَيْنَاهُ الْاِنْجِيلَ وَجَعَلْنَا فِي قُلُوبِ الَّذِينَ اتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ابْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ اِلَّا ابْتِغَاءَ رِضْوَانِ اللّٰهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا فَاٰتَيْنَا الَّذِينَ اٰمَنُوا مِنْهُمْ اَجْرَهُمْ وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ
ṧumme ḳaffeynā ǎlā āṧārihim bi rusulinā ve ḳaffeynā bi ǐysā bni meryeme ve āteynāhu l-incīle ve ceǎlnā fī ḳulūbi (e)lleƶīne ttebeǔhu ra'feten ve raHmeten ve rahbāniyyeten btedeǔhā mā ketebnāhā ǎleyhim illā btiğā'e riDvāni (a)llahi fe mā raǎvhā Haḳḳa riǎāyetihā fe āteynā (e)lleƶīne āmenū minhum ecrahum ve keṧīrun minhum fāsiḳūne
Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.