Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden تذر formunun kendisi aranıyor.
مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ اَتَتْ عَلَيْهِ اِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمِيمِ
mā teƶeru min şey'in etet ǎleyhi illā ceǎlethu ke r-ramīmi
Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
وَقَالَ نُوحٌ رَبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْاَرْضِ مِنَ الْكَافِرِينَ دَيَّارًا
ve ḳāle nūHun rabbi lā teƶer ǎlā l-erDi mine l-kāfirīne deyyāran
Nuh, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kafirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!"
لَا تُبْقِي وَلَا تَذَرُ
lā tubḳī ve lā teƶeru
Geride bir şey koymaz, bırakmaz.