← Sureler

Mushaf — 571. Sayfa

‹
/ 604
›
71. Nuh Suresi

'(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.'

يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا

yursili s-semāe ǎleykum midrāran

'Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.'

وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًا

ve yumdidkum bi emvālin ve benīne ve yec'ǎl lekum cennātin ve yec'ǎl lekum enhāran

'Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?'

مَا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلّٰهِ وَقَارًا

mā lekum lā tercūne li (a)llahi veḳāran

'Halbuki, O, sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.'

وَقَدْ خَلَقَكُمْ اَطْوَارًا

ve ḳad ḣaleḳakum eTvāran

'Görmediniz mi, Allah yedi göğü tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?'

اَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللّٰهُ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقًا

e lem terav keyfe ḣaleḳa (a)llahu seb'ǎ semāvātin Tibāḳan

'Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?'

وَجَعَلَ الْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا

ve ceǎle l-ḳamera fīhinne nūran ve ceǎle ş-şemse sirācen

'Allah, sizi (babanız Adem'i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)'

وَاللّٰهُ اَنْبَتَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ نَبَاتًا

ve(a)llahu enbetekum mine l-erDi nebāten

'Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.'

ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ اِخْرَاجًا

ṧumme yuǐydukum fīhā ve yuḣricukum iḣrācen

(19-20) 'Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz."

وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ بِسَاطًا لِتَسْلُكُوا مِنْهَا سُبُلًا فِجَاجًا

ve(a)llahu ceǎle lekumu l-erDe bisāTen / li teslukū minhā subulen ficācen

Nuh, dedi ki: "Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular."

قَالَ نُوحٌ رَبِّ اِنَّهُمْ عَصَوْنِي وَاتَّبَعُوا مَنْ لَمْ يَزِدْهُ مَالُهُ وَوَلَدُهُ اِلَّا خَسَارًا

ḳāle nūHun rabbi innehum ǎSavnī ve ttebeǔ men lem yezidhu māluhu ve veleduhu illā ḣasāran

"Bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular."

وَمَكَرُوا مَكْرًا كُبَّارًا

ve mekerū mekran kubbāran

"Şöyle dediler: 'Sakın ilahlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd'i, Süva'ı, Yeğus'u, Ye'uk'u ve Nesr'i hiç bırakmayın."

وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ اٰلِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدًّا وَلَا سُوَاعًا وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْرًا

ve ḳālū lā teƶerunne ālihetekum ve lā teƶerunne vedden ve lā suvāǎn ve lā yeğūṧe ve yeǔḳa ve nesran

"Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır."

وَقَدْ اَضَلُّوا كَثِيرًا وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ اِلَّا ضَلَالًا

ve ḳad eDellū keṧīran ve lā tezidi Z-Zālimīne illā Delālen

Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah'tan başka yardımcılar bulamadılar.

مِمَّا خَطِٓيـَٔاتِهِمْ اُغْرِقُوا فَاُدْخِلُوا نَارًا فَلَمْ يَجِدُوا لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْصَارًا

mimmā ḣaTiyātihim uğriḳū fe udḣilū nāran fe lem yecidū lehum min dūni (a)llahi enSāran

Nuh, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kafirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!"

وَقَالَ نُوحٌ رَبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْاَرْضِ مِنَ الْكَافِرِينَ دَيَّارًا

ve ḳāle nūHun rabbi lā teƶer ǎlā l-erDi mine l-kāfirīne deyyāran

"Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve kafir kimseler yetiştirirler."

اِنَّكَ اِنْ تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوا اِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا

inneke in teƶerhum yuDillū ǐbādeke ve lā yelidū illā fāciran keffāran

"Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helakini arttır."

رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ اِلَّا تَبَارًا

rabbi ğfir lī ve li vālideyye ve li men deḣale beytiye mu'minen ve li l-mu'minīne ve l-mu'mināti ve lā tezidi Z-Zālimīne illā tebāran