Geride bir şey koymaz, bırakmaz.
لَا تُبْقِي وَلَا تَذَرُ
lā tubḳī ve lā teƶeru
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | لَا | lā | — | |
| 2 | تُبْقِي | tubḳī | ب ق يKalmak, sürmek, devam etmek, artakalmak, yaşamak, hayatta olmak, arta kalmak, geriye kalmak, beklemek, durmak, var olmak | geriye bir şey komaz |
| 3 | وَلَا | ve lā | ve ne de | |
| 4 | تَذَرُ | teƶeru | و ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmek | bırakmaz |
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Yakar bitirir de gene bırakmaz.
Adem Uğur
Hem (bütün bedeni helâk eder, hiçbir şey) bırakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o.
Ahmed Hulusi
(Sakar) hem aynı halde bırakmaz; hem de (kendi haline) terk etmez!
Ahmet Tekin
Cehennem, içine attıklarımızdan geriye hiçbir şey bırakmaz. Ne rahat bırakır, ne yakasını bırakır.
Ahmet Varol
Ne (insanın bedeninden) bir şey bırakır, ne de (sürekli yakıp durmaktan) vazgeçer.
Ali Bulaç
Ne alıkoyar, ne bırakır.
Ali Fikri Yavuz
(İnsanların bedeninde et) bırakmaz, (kemik de) koymaz.
Ali Rıza Safa
Tüketir; yine de bırakmaz.
Bayraktar Bayraklı
- İşte ben onu Sekar'a sokacağım. Sekar'ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada ondokuz bekçi vardır.
Bekir Sadak
O, ne geri birakir ne de azabdan vazgecer.
Celal Yıldırım
Ne geriye kor, ne de bırakır ?
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Bitirir ama yok olmaya da bırakmaz;
Diyanet İşleri
Geride bir şey koymaz, bırakmaz.
Diyanet İşleri (eski)
O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.
Diyanet Vakfi
Hem (bütün bedeni helâk eder, hiçbir şey) bırakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ne geriye bir şey kor, ne bırakır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ne bir parça kor, ne bırakır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne bakıyye kor ne bırakır
Erhan Aktaş
O bırakmaz ve terk etmez!
Erhan Aktaş (10. Baskı)
O bırakmaz ve terk etmez!
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
O bırakmaz ve terk etmez!
Fizilal-il Kuran
Geride hiçbir şey bırakmaz, ondan hiçbir şey kurtulmaz.
Gültekin Onan
Ne alıkoyar, ne bırakır.
Hamdi Döndüren
O, ne devam ettirir ne de bırakır! (Yakıp yok eder, yine eski haline getirip azap eder).
Hasan Basri Çantay
Hem (bedeninden hiçbir eser) bırakmaz (hepsini helak eder), hem yine (eski haaline getirib aynı azabı yapmakdan) vaz geçmez o,
Hasib Asutay
Ne bırakır, ne de terk eder.
Hayrat Neşriyat
(28-29) (O,) ne (et, kemik) bırakır, ne de terk eder! (Ölmezler ki kurtulsunlar!) İnsana çok susamıştır!
İbni Kesir
O, ne geri bırakır, ne de azabdan vazgeçer.
Mehmet Okuyan
Ne (yakmadık yer) bırakır, ne de (kişiyi) terk eder.
Muhammed Esed
O ne yaşatır, ne de (ölüme) terk eder,
Mustafa İslamoğlu
O ne (diri) bırakır, ne de (ölüme) terk eder;
Ömer Nasuhi Bilmen
Ne bırakır ve ne de terkeder,
Ömer Öngüt
O Sakar (insan vücudundan geriye bir şey) ne bırakır, ne de (eski haline getirip tekrar azap etmekten) vazgeçer.
Suat Yıldırım
O, içine atılanı yer, bitirir. Yine de bırakmaz, eski haline çevirip bu işi tekrar eder.
Süleyman Ateş
(Geride bir şey) Komaz, bırakmaz (her şeyi yakıp yok eder).
Süleymaniye Vakfı
O, bırakmaz (ki yaşasın), terk etmez (ki ölsün).
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
O, ne yaşatır ne yok eder!
Şaban Piriş
O, ne geri bırakır ne de vazgeçer.
Tefhim-ul Kuran
Ne alıkoyar, ne bırakır.
Ümit Şimşek
Ne iz bırakır, ne vazgeçer.
Yaşar Nuri Öztürk
Ortada bir şey bırakmaz, hiçbir şeyi görmezlik etmez o.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O, kimsəni sağ-salamat buraxmaz,
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
O (heç kəsi sağ) qoymaz və (salamat) buraxmaz!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Es verbrennt alles rest- und spurlos.
Almanca — Der Edle Quran
Sie läßt nichts übrig und läßt nichts bestehen.
Almanca — M. A. Rassoul
Sie verschont nichts und läßt nichts übrig
Almanca — Muhammad Zaidan
Sie läßt nichts übrig und läßt nichts aus.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Its fiercely fiery infernal flames simply consume anything coming their way, but the wicked shall neither die nor live therein,
Abdul Haleem
It spares nothing and leaves nothing;
Abdullah Yusuf Ali
Naught doth it permit to endure, and naught doth it leave alone!-
Abul A'la Maududi
It spares nothing; it leaves nothing intact;
Aisha Bewley
It does not spare and does not ease up,
Al-Hilali & Khan
It spares not (any sinner), nor does it leave (anything unburnt)!
Ali Quli Qarai
It neither spares nor leaves [anything].
Amatul Rahman Omar
It spares none. It leaves nothing (unconsumed).
Arthur John Arberry
It spares not, neither leaves alone
Bijan Moeinian
The Hellfire will not spare any disbeliever.
E. Henry Palmer
It will not leave and will not let alone.
Edip-Layth
It does not spare nor leave anything.
George Sale
It leaveth not any thing unconsumed, neither doth it suffer any thing to escape:
Hamid S. Aziz
It leaves naught, it spares naught.
Mahmoud Ghali
It neither spares (i. e., no survivors remain) nor leaves (anything) behind,
Marmaduke Pickthall
It leaveth naught; it spareth naught
Mohamed Ahmed - Samira
It leaves nothing, nor does it spare;
Muhammad Asad
It does not allow to live, and neither leaves [to die],
Mustafa Khattab
It does not let anyone live or die,[1]
Progressive Muslims
It does not spare nor leave anything.
Sahih International
It lets nothing remain and leaves nothing [unburned],
Sam Gerrans
It spares not and leaves not,
Shabbir Ahmed
A Fire that lets not live and lets not die. (Fire of Regret).
Syed Vickar Ahamed
Neither will it permit to tolerate, nor does it leave alone!
Taqi Usmani
It neither spares (anything inside it from burning) nor leaves (any disbeliever outside).
The Monotheist Group
It does not spare nor leave anything.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Il ne laisse rien et nʹépargne rien;
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew (ji bedenê) ne tiştekî dihêle ne jî berdide.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij laat niets over en zij laat niets achter.
Hollandaca — Siregar
Zij (de Hel) laat niet achter en zij laat niet met rust.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Не дает он быть (плоти на теле) и не оставляет (костей) –
Rusça — Osmanov
[ничего] не щадящее и не оставляющее,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Den skonar ingen och förtär allt.