- Türkçe anlamı
- Yapışkan / Asılıp tutunan
- İsminin kaynağı
- 2. âyetteki "alak" kelimesi
- Diğer adları
- İkra / İkra’ bi’smi rabbike
- Hangi cüzde
- 30: Tamamı
Nüzul sırası (araştırmacılara göre değişir) — 1.
اِقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ
iḳra' b(i)smi rabbike elleƶī ḣaleḳa
(1-2) Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı "alak"dan yarattı.
خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ
ḣaleḳa l-insāne min ǎleḳin
(1-2) Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı "alak"dan yarattı.
اِقْرَأْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُ
iḳra' ve rabbuke l-ekramu
Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.
اَلَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ
elleƶī ǎlleme bi l-ḳalemi
(4-5) O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.
عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ
ǎlleme l-insāne mā lem yeǎ'lem
(4-5) O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.
كَلَّا اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰى
kellā inne l-insāne le yeTğā
(6-7) Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder.
اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰى
en rāhu steğnā
(6-7) Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder.
اِنَّ اِلٰى رَبِّكَ الرُّجْعٰى
inne ilā rabbike r-ruc'ǎā
Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir.
اَرَاَيْتَ الَّذِي يَنْهٰى
e raeyte elleƶī yenhā
(9-10) Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?
عَبْدًا اِذَا صَلّٰى
ǎbden iƶā Sallā
(9-10) Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?
اَرَاَيْتَ اِنْ كَانَ عَلَى الْهُدٰى
e raeyte in kāne ǎlā l-hudā
(11-12) Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidayet üzere ise; ya da takvayı (Allah'a karşı gelmekten sakınmayı) emrediyorsa?
اَوْ اَمَرَ بِالتَّقْوٰى
ev emera bi t-teḳvā
(11-12) Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidayet üzere ise; ya da takvayı (Allah'a karşı gelmekten sakınmayı) emrediyorsa?
اَرَاَيْتَ اِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰى
e raeyte in keƶƶebe ve tevellā
Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!?
اَلَمْ يَعْلَمْ بِاَنَّ اللّٰهَ يَرٰى
e lem yeǎ'lem bi enne (a)llahe yerā
O Allah'ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?
كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِ
kellā le in lem yentehi le nesfeǎn bi n-nāSiyeti
(15-16) Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkar perçeminden yakalarız.
نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ
nāSiyetin kāƶibetin ḣāTietin
(15-16) Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkar perçeminden yakalarız.
فَلْيَدْعُ نَادِيَهُ
fe l yed'ǔ nādiyehu
Haydi, taraftarlarını çağırsın.
سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَ
se ned'ǔ z-zebāniyete
Biz de zebanileri çağıracağız.
كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ
kellā lā tuTiǎ'hu ve scud ve ḳterib
Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.