(19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).

وَمَا لِاَحَدٍ عِنْدَهُ مِنْ نِعْمَةٍ تُجْزٰى اِلَّا ابْتِغَاءَ وَجْهِ رَبِّهِ الْاَعْلٰى

ve mā li eHadin ǐndehu min niǎ'metin tuczā / illā btiğā'e vechi rabbihi l-eǎ'lā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve yoktur
2لِاَحَدٍli eHadinا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.hiç kimsenin
3عِنْدَهُǐndehuع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.onun yanında
4مِنْminhiçbir
5نِعْمَةٍniǎ'metinن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.nimeti
6تُجْزٰىtuczāج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekkarşılık verilecek
1اِلَّاillāyalnız
2ابْتِغَاءَbtiğā'eب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramakulaşmak için
3وَجْهِvechiو ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı.rızasına
4رَبِّهِrabbihiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
5الْاَعْلٰىl-eǎ'lāع ل وYüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmakyüce

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve hiçbir kimseden, bir nîmetle mükâfatlanmayı dilemez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve hiçbir kimseden, bir nîmetle mükâfatlanmayı dilemez.

Adem Uğur

Onun nezdinde hiçbir kimseye ait şükranla karşılanacak bir nimet yoktur.

Ahmed Hulusi

Bunu ne karşılık bekleyerek yapar (ne de kendisine yapılanların karşılığı olarak)!

Ahmet Tekin

Mal vererek ihsanda bulundukları hiçbir kimsenin, kendilerine bir mukabeleleri bir şükran borçları da yoktur.

Ahmet Varol

Onda hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti yoktur.

Ali Bulaç

Onun yanında hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti (borcu) yoktur.

Ali Fikri Yavuz

Onda, (bu takva sahibinde) hiç kimsenin bir nimeti yoktur ki, (yaptığı hayırlı amel) o nimete karşılık tutulmuş olsun.

Ali Rıza Safa

Ve O'nun katında, hiç kimseye karşılık olsun diye verilecek bir nimet yoktur.

Bayraktar Bayraklı

- Yüce Rabbinin rızasını elde etmekten başka, hiç kimseden beklediği herhangi bir karşılık da yoktur.

Bekir Sadak

(19-20) O yaptigi iyiligi birinden karsilik gormek icin degil, ancak yuce Rabbinin hosnudlugunu gozeterek yapmistir.

Celal Yıldırım

O'nun yanında hiç birine, karşılığı verilecek bir (minnet borcu) nimeti yoktur.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(19-20) O öyle biridir ki, hiç kimsenin kendisi üzerinde karşılığını ödeyeceği bir hakkı olmadığı halde sırf yüce rabbinin rızâsını kazanmak için yardım eder.

Diyanet İşleri

(19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).

Diyanet İşleri (eski)

(19-20) O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.

Diyanet Vakfi

(19-21) Yüce Rabbinin rızasını istemekten başka onun nezdinde hiçbir kimseye ait şükranla karşılanacak bir nimet yoktur. Ve o (buna kavuşarak) hoşnut olacaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onun yanında, başka bir kimse için karşılığı verilecek hiçbir nimet yoktur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onda hiç kimsenin mükafat edilecek bir nimeti yoktur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onda hiç kimsenin mükafat edilecek bir ni'meti yoktur

Erhan Aktaş

Bunu kimseden karşılık beklemeden yapar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunu kimseden karşılık beklemeden yapar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunu kimseden karşılık beklemeden yapar.

Fizilal-il Kuran

O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için yapmaz.

Gültekin Onan

Onun yanında hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti (borcu) yoktur.

Hamdi Döndüren

Onun yanında hiç kimsenin, karşılık verilecek bir nimeti yoktur.

Hasan Basri Çantay

Onun nezdinde bir kimsenin (Allah tarafından) mükafat edilecek — hiçbir ni'met (ve minnet) i yokdur,

Hasib Asutay

Onun yanında hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti (borcu) yoktur.

Hayrat Neşriyat

Onun yanında (o malını Allah yolunda sarf edenin üzerinde), hiçkimsenin karşılığı verilecek bir ni'meti (bir alacağı) yoktur.

İbni Kesir

O'nun nezdinde, bir kimsenin karşılık olarak verilecek hiç bir nimeti yoktur.

Mehmet Okuyan

(Çünkü onun) Yüce Rabbinin rızasını kazanmaktan başka, kimseden beklediği bir karşılık da yoktur.

Muhammed Esed

gördüğü bir iyiliğin karşılığı olarak değil,

Mustafa İslamoğlu

(Bu yaptığı) herhangi birinden gördüğü bir hayra karşılık değildir;

Ömer Nasuhi Bilmen

Halbuki, onun yanında hiçbir kimsenin bir nîmeti yoktur ki, o mükâfaatlansın.

Ömer Öngüt

Onda hiç kimseye verilecek bir minnet borcu yoktur.

Suat Yıldırım

O, verdiğini kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olarak vermez. Verdiğinden ötürü hiç kimseden mükâfat da beklemez.

Süleyman Ateş

Ve onun yanında, hiç kimsenin karşılık verilecek bir ni'meti yoktur (o, verdiğini kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olarak değil),

Süleymaniye Vakfı

O, kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olsun diye değil,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onun kimseye minnet borcu da yoktur.

Şaban Piriş

Hiç kimseden bir karşılık, nimet beklemez.

Tefhim-ul Kuran

Onun yanında hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti (borcu, nimeti) yoktur;

Ümit Şimşek

Onun kimseye bir borcu yoktur ki, verirken ona karşılık olarak versin.

Yaşar Nuri Öztürk

Onun katında hiç kimsenin, karşılığı verilecek bir nimeti yoktur/hiç kimsenin ona, karşılık olarak verilecek bir nimeti yoktur.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əvəzi veriləcək nemət üçün onun heç kəsə minnəti olmaz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O şəxsin boynunda heç kəsin bir minnəti (neʼməti) yoxdur ki, onun əvəzi verilsin (etdiyi yaxşılıq ona əvəz olsun; və ya: o, etdiyi yaxşılıq müqabilində heç kəsdən bir mükafat gözləməz).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Niemand hat bei ihm eine Gabe gut, die er zu begleichen hat.

Almanca — Der Edle Quran

und niemand hat bei ihm eine Gunst (anzurechnen), die vergolten werden müßte,

Almanca — M. A. Rassoul

und der keinem eine Gunst schuldet, die zurückgezahlt werden müßte

Almanca — Muhammad Zaidan

Und niemand hat bei ihm eine Wohltat, die zu vergelten ist,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

With no obligation to any, or expectation of a reward or a favour in return or a mundane satisfaction.

Abdul Haleem

not to return a favour to anyone

Abdullah Yusuf Ali

And have in their minds no favour from anyone for which a reward is expected in return,

Abul A'la Maududi

not as payment for any favours that he received,

Aisha Bewley

not to repay someone else for a favour done –

Al-Hilali & Khan

And who has (in mind) no favour from anyone to be paid back,

Ali Quli Qarai

and does not expect any reward from anyone,

Amatul Rahman Omar

And not because he is under an obligation to anyone which (- obligation) has to be repaid,

Arthur John Arberry

and confers no favour on any man for recompense,

Bijan Moeinian

Without expecting any reward from the one that they have favored by their charitable actions.

E. Henry Palmer

and who gives no favour to any one for the sake of reward,

Edip-Layth

Seeking nothing in return.

George Sale

and by whom no benefit is bestowed on any, that it may be recompensed,

Hamid S. Aziz

And who gives no favour expecting a return,

Mahmoud Ghali

And in no way has anyone in his presence any favor to be recompensed,

Marmaduke Pickthall

And none hath with him any favour for reward,

Mohamed Ahmed - Samira

And is under no one's obligation to return his favour,

Muhammad Asad

not as payment for favours received,

Mustafa Khattab

not in return for someone’s favours,

Progressive Muslims

Seeking nothing in return.

Sahih International

And not [giving] for anyone who has [done him] a favor to be rewarded

Sam Gerrans

And not that any have a favour to be rewarded,

Shabbir Ahmed

Not that he is returning any favors. (76:9).

Syed Vickar Ahamed

And have in their minds no favor from anyone for which a reward is expected in return,

Taqi Usmani

while no one has conferred any favour on him for which he would give a return,

The Monotheist Group

Seeking nothing in return.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et auprès de qui personne ne profite dʹun bienfait intéressé,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew malê xwe dide ne ku qenciya yekî li serê ye vêca wî padaş dike…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en niet om voor een weldaad door iemand beloond te worden,

Hollandaca — Salomo Keyzer

En niet opdat hem zijne weldaden zullen worden beloond.

Hollandaca — Siregar

En niet om voor een gunst aan iemand beloond te worden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И нет ни у кого перед ним [расходующим] какого-либо блага, которое должно быть (ему) возмещено [он не желает получить за свои расходы от людей какие-либо блага],

Rusça — Osmanov

И никто не должен возмещать ему оказанную милость,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

inte för att betala tillbaka tidigare mottagna förmåner