Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü'minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

اَلَّذِينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذِينَ لَا يَجِدُونَ اِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْ سَخِرَ اللّٰهُ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ

(e)lleƶīne yelmizūne l-muTTavviǐyne mine l-mu'minīne fī S-Sadeḳāti ve(e)lleƶīne lā yecidūne illā cuhdehum fe yesḣarūne minhum seḣira (a)llahu minhum ve lehum ǎƶābun elīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
2يَلْمِزُونَyelmizūneل م زGöz kırpmak, göz veya el ile işaret yapmak, karalamak, kınamak, suçlamak, kusur bulmak, kötü konuşmak, iftiracı olmak, vurmak, itmek, kötülemek.çekiştiren
3الْمُطَّوِّعِينَl-muTTavviǐyneط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.gönülden verenleri
4مِنَmine-den
5الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minler-
6فِيhususunda
7الصَّدَقَاتِS-Sadeḳātiص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.sadakalar
8وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve kimseleri
9لَا
10يَجِدُونَyecidūneو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbulamayan(ları)
11اِلَّاillāyettiğinden başkasını
12جُهْدَهُمْcuhdehumج ه دÇabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya bir şeyi incelemek, gücünün ötesinde yük bindirmek veya zayıflatmak veya yormak, bir şeyi çalkalayıp özünü çıkarmak, bir şeyi çok şiddetle istemek veya özlemek, üzerine yüklemek veya sıkıştırmak, belirgin hale gelmek, bir dava uğruna savaşmak, aşırı zorluk veya sıkıntı durumunda olmak, bir şey üzerine düşünmek, aşırı yüklemek (deve veya sığır gibi), bir şeyin peşinden koşmak, zorluklara karşı mücadele etmek.güçlerinin
13فَيَسْخَرُونَfe yesḣarūneس خ رAlay etmek, dalga geçmek, eğlenmek, küçümsemek, maskaraya almak, kullanmak, hizmetine almak, emrine vermek, buyruğu altına almak, zorla çalıştırmak, sömürmekalay edenler
14مِنْهُمْminhumonlarla
15سَخِرَseḣiraس خ رAlay etmek, dalga geçmek, eğlenmek, küçümsemek, maskaraya almak, kullanmak, hizmetine almak, emrine vermek, buyruğu altına almak, zorla çalıştırmak, sömürmekalay etmiştir
16اللّٰهُ(a)llahuAllah
17مِنْهُمْminhumonlarla
18وَلَهُمْve lehumve Onların
19عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
20اَلِيمٌelīmunا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacıklı

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İnananlardan, istekleriyle ve farz edilenden fazla tasadduk edenlerle ve güçleri neye yetiyorsa ancak o kadar verenlerle alay edip onları ayıplayanları Allah, bu hareketlerinin karşılığı olarak cezâlandırır ve onlar için elemli bir azap var.

Adem Uğur

Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır.

Ahmed Hulusi

Sadakalar konusunda mükellef olduğundan fazlasını gönüllü veren iman etmişlere dil uzatanlar ile (fakirlikleri dolayısıyla imkanlarından) fazlasını bulamayanları alaya alan kimselere gelince, Allah onları maskaraya çevirmiştir. . . Onlar için acı bir azap vardır.

Ahmet Tekin

Gönülleriyle, imanda sadâkatin ve kemalin ifadesi olan sadaka ve vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran berekete vesile olan zekât nisabından fazlasını veren mü’minleri kınayanları; ancak güçlerinin yettiğini bulup verenlerle alay edenleri Allah maskaraya çevirmiştir. Onlara can yakıp inleten müthiş bir ceza vardır.

Ahmet Varol

Mü'minlerden gönülden bolca sadaka verenlere ve imkanının elverdiğinden başkasını bulamayanlara dil uzatarak onlarla alay edenler var ya, Allah onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için acıklı bir azap vardır.

Ali Bulaç

Sadakalar konusunda, mü'minlerden ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azab vardır.

Ali Fikri Yavuz

Sadakalar hakkında, zekâttan başka gönül rızası ile bağışlarda bulunanlara bir türlü, ancak güclerinin yettiğini bulup verenlere de bir türlü lâf atıp eğlenenler var ya, Allah onları maskaraya çevirecektir ve bir de onlar için acıklı bir azap vardır.

Ali Rıza Safa

İnananların arasındaki gerekenden çok verenleri de güçlerinin yettiğinden başkasını veremeyenleri de karşılıksız yardımlar konusunda çekiştiriyorlar; onlarla alay ediyorlar. Allah, onları aşağılayacaktır. Üstelik onlar için, acı bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Sadakalar hakkında gönülden davranan müminlere dil uzatanları ve ancak güçleri kadar bulup verenlerle alay eden kimseleri de, Allah maskaraya çevirecektir. Onlar için can yakıcı bir azap da vardır.

Bekir Sadak

Sadaka vermekte gonulden davranan muminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldigi kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranislarinin cezasini Allah verir; onlara can yakici azap vardir.

Celal Yıldırım

Mü'minlerden, sadakalar hususunda, zekâttan başka bir de arzu ve istekle bağışta bulunanlara dil uzatanları ve ancak o didinerek ele geçirdiklerini tasadduk edenleri alaya alanları, Allah alaya alıp rezîl eder ve onlar için elem verici bir azâb vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sadakalar konusunda müminlerden hem gönüllü olarak fazla fazla verenlere hem de daha fazla verecek bir şey bulamayanlara dil uzatıp onlarla alay edenleri Allah maskaraya çevirecektir. Onlar için elem verici bir azap da vardır.

Diyanet İşleri

Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü'minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri (eski)

Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir; onlara can yakıcı azab vardır.

Diyanet Vakfi

Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Müminlerden zekâttan fazla olarak kendi gönülleriyle bağışta bulunanlara, bir de güçlerinin yettiğinden fazlasını bulamayanlara bakıp da onlarla alay edenleri Allah, maskaraya çevirmiştir. Onlara pek acıklı bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sadakalarda farz olan zekattan başka mü'minlerden gönüllü olarak teberruda bulunanlara bir türlü ve güçlerinin yettiğinden fazlasını bulmayanlara da başka türlü laf atanlara, laf atarak onlarla eğlenenler var ya, Allah, onları maskaraya çevirecektir; ayrıca onlara acı bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sadakatta bulunanlara bir türlü, ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamıyanlara diğer türlü laf atarak bunlarla eğlenenler, Allah onları maskaraya çevirdikten başka bir de kendileri için elim bir azab var

Erhan Aktaş

Sadakalar konusunda gönülden davranan Mü'minlere dil uzatanlar ve güçleri oranında verebilenleri alaya alanlar var ya, Allah da onları alaya alacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sadakalar konusunda gönülden davranan Mü'minlere dil uzatanlar ve güçleri oranında verebilenleri alaya alanlar var ya, Allah da onları alaya alacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sadakalar konusunda gönülden davranan mü'minlere dil uzatanlar ve güçleri oranında verebilenleri alaya alanlar var ya, Allah da onları alaya alacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

Fizilal-il Kuran

Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere davranışlarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı azab vardır.

Gültekin Onan

Sadakalar konusunda, inançlılardan ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Tanrı (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azab vardır.

Hamdi Döndüren

Sadakalar konusunda, gönülden veren (varlıklı) mü’minlere ve ancak ellerinden geldiğince, bulabildiğinden veren (yoksul) mü’minlere dil uzatan ve onlarla alay edenlere gelince; asıl Allah onlarla alay etmektedir! Onlar için can yakıcı bir azap vardır!

Hasan Basri Çantay

Sadakalarda (farz olan zekatdan fazla olarak ve gönüllerinden koparak) bağışlarda bulunan mü'minlerle (bir türlü), güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayan (fakir) lerle (diğer türlü laf atarak ve kaş göz oynatarak) eğlenenler (yok mu?) Allah onları maskaraya çevirmişdir. Onlar için pek acıklı bir azab vardır.

Hasib Asutay

Sadakalar konusunda (38), müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için acı bir azap vardır. (38. Bu âyetteki 'sadakalar'dan maksat zekâtın dışında Allah yolunda yapılan harcamadır.)

Hayrat Neşriyat

Sadakalar husûsunda, (onu, imkânları olup) gönülden (gelerek çokça) veren mü’minleri de (zengin olmadıklarından) güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları da ayıplayarak, bu yüzden onları alaya alan (o münâfık)lar yok mu, (asıl) Allah onlarla alay etmiştir ve onlar için (pek) elemli bir azab vardır!

İbni Kesir

Sadaka vermekte gönülden davranan mü'minlere dil uzatan ve güçlerinin yetebildiğinden başkasını bulamayanlarla eğlenenleri Allah maskaraya çevirir. Ve onlar için elim bir azab vardır.

Mehmet Okuyan

Sadakalar hakkında, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah da onlarla alay edecektir. Onlar için elem verici azap vardır.

Muhammed Esed

(Bu münafıklar) Allah yolunda hem vermekle yükümlü olduğundan fazlasını veren müminlere, hem de (mevcut) güçlerinin elverdiği (mütevazi şeylerin) dışında verecek şey bulamayan müminlere dil uzatan ve onlarla alay eden kimselerdir. Allah onların bu alay ve küçümsemelerini onlara geri çevirecektir; nitekim pek çetin bir azap beklemektedir onları.

Mustafa İslamoğlu

Onlar, (yürekten) inananlar arasından, hem vermesi gerekenden fazlasını gönlünden koparak verenlere, hem de gündelik emeğinden başka verecek bir şey bulamayanlara dil uzatmakta ve onlarla alay etmektedirler. Allah onların alaylarını başlarına geçirecektir ve acıklı bir azap onları beklemektedir.

Ömer Nasuhi Bilmen

O kimseler ki, mü'minlerden sadakaları gönül hoşluğu ile ziyâdece verenleri ve kendi takatlerinden fazlasını bulamayanları ayıplarlar, onlar ile alayda bulunurlar. Allah Teâlâ da o kimseleri maskaraya çevirir ve onlar için acıklı bir azap vardır.

Ömer Öngüt

Sadaka vermek hususunda gönülden davranan müminleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için acıklı bir azap vardır.

Suat Yıldırım

Müminlerden gâh farz zekât dışında gönlünden koparak bağışta bulunanları, gâh ancak çalışıp didinerek ele geçirdikleri malları bağışlayanları dillerine dolayıp alaya alanlar var ya, işte Allah onları alay konusu yapıp maskara etmiştir ve onlara gayet acı bir azap vardır.

Süleyman Ateş

Sadakalar hususunda gönülden veren mü'minleri çekiştiren ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenler yok mu, Allah onlarla alay etmiştir. Onlar için acı bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı

Müminlerden, sadakalarını fazlasıyla verenler ile ancak bulabildiği kadarını verenlere laf dokunduran ve onları küçük görenleri Allah da küçük düşürür. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar içlerinden gelerek bol zekat(sadaka) veren müminlere laf dokundurur, gayretlerinden başka bir şey bulamayanları da işletirler. Allah da onları işletir. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

Şaban Piriş

Sadaka vermekle gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı bir azap vardır.

Tefhim-ul Kuran

Sadakalar konusunda, mü'minlerden ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için de acıklı bir azab vardır.

Ümit Şimşek

Mü'minlerden gönül hoşluğuyla bağışta bulunanlarla ve elinin emeğinden başka verecek birşey bulamayanlarla alay edenleri Allah maskaraya çevirmiştir. Onlar için acı bir azap da vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Sadakalar hususunda içten bir cömertlik göstermiş müminlere laf atanlarla, öz gayretlerinden başkasını bulamayanları alay konusu edenlere gelince, Allah onları maskaraya çevirecektir. Onlar için acıklı bir azap da vardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Möminlərdən könüllü surətdə sədəqə verənlərə və çətinliklə tapdıqlarını verənlərə eyib tutanları, onları məsxərəyə qoyanları, Allah məsxərəyə qoyacaqdır. Onları ağrılı-acılı bir əzab gözləyir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Könüllü surətdə (bollu) sədəqə verən möʼminlərə təʼnə edənləri və güc-bəla ilə əllərinə düşəni təsəddüq edən kəsləri məsxərəyə qoyanları Allah Özü məsxərəyə qoyacaqdır. Onlar şiddətli bir əzaba düçar olacaqlar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diejenigen, die über jene Gläubigen lästern, die gern spenden, obwohl sie nichts haben als den Ertrag ihrer Arbeit, läßt Gott zum Gespött werden und verhängt über sie eine qualvolle Strafe.

Almanca — Der Edle Quran

Diejenigen, die gegen die Freiwilligen unter den Gläubigen wegen der Almosen verhöhnen und (auch) gegen diejenigen, die nichts als ihre Mühe (als Leistung zu erbringen) finden, und dann über sie spotten - Allah spottet über sie, und für sie wird es schmerzhafte Strafe geben.

Almanca — M. A. Rassoul

Diejenigen, die da jene Gläubigen schelten, die freiwillig Almosen geben, wie auch jene, die nichts (zu geben) finden als ihre eigene Leistung, und sie deswegen verhöhnen, denen wird Allah ihren Hohn vergelten, und ihnen wird eine schmerzliche Strafe zuteil sein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Diejenigen, welche die freiwillig Spendenden unter den Mumin wegen ihrer Spenden schmähen - solche (Mumin), die nur das spenden, was sie vermögen, und deshalb diese sich über sie lustig machen - ALLAH machte sie lächerlich und für sie ist eine qualvolle Peinigung bestimmt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

To sink deeper under the vexations of their minds, they spoke maliciously of the rich who consider Zakat is but the vehicle of prayer and consequently give Zakat and do benevolence, and of those who are not rich who contribute their effort or a part of what they earn by labour. They bombarded them with foul epithets and laughed them to scorn. Allah has mocked them and betrayed their wicked attributes and destined them to a condign punishment.

Abdul Haleem

It is they who criticize the believers who give freely and those who can only give a little with great effort: they scoff at such people, but it is God who scoffs at them- a painful punishment awaits them.

Abdullah Yusuf Ali

Those who slander such of the believers as give themselves freely to (deeds of) charity, as well as such as can find nothing to give except the fruits of their labour,- and throw ridicule on them,- Allah will throw back their ridicule on them: and they shall have a grievous penalty.

Abul A'la Maududi

[9:79] He also knows (the rich that are niggardly) who taunt the believers that voluntarily give alms, they scoff at those who have nothing to give except what they earn through their hard toil. Allah scoffs at them in return. A grievous chastisement awaits them.

Aisha Bewley

As for the people who find fault with those muminun who give sadaqa spontaneously, and with those who can find nothing to give but their own effort, and deride them, Allah derides them. They will have a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

Those who defame such of the believers who give charity (in Allâh’s Cause) voluntarily, and such who could not find to give charity (in Allâh’s Cause) except what is available to them - so they mock at them (believers); Allâh will throw back their mockery on them, and they shall have a painful torment.

Ali Quli Qarai

Those who blame the voluntary donors from among the faithful concerning the charities— and as for those who do not find [anything] except [what] their means [permit], they ridicule them— Allah shall put them to ridicule, and there is a painful punishment for them.

Amatul Rahman Omar

(It is the hypocrites) who find fault with those of the believers who give alms voluntarily and freely and deride such believers who find nothing (to contribute) except their service (or the meager fruit of their toil). Allâh shall look down upon them (for their derision) and for them is a grievous punishment.

Arthur John Arberry

Those who find fault with the believers who volunteer their freewill offerings, and those who find nothing but their endeavour they deride -- God derides them; for them awaits a painful chastisement.

Bijan Moeinian

Those who criticize the well of believers for their generous contributions to the charities and make fun of the small contribution of the less fortunate ones (who offer them at the cost of sacrificing their necessities) should know that the Lord will make fun of them when He sentences them to painful punishments.

E. Henry Palmer

Those who defame such of the believers as willingly give their alms, and such as can find nothing to give but their exertions, and who mock at them,- God will mock at them, and for them is grievous woe!

Edip-Layth

God mocks those who criticize the generous acknowledgers for giving too much; and disdain those who do not have anything to give but their effort, God disdains them, and they will have a painful retribution.

George Sale

They who traduce such of the believers as are liberal in giving alms beyond what they are obliged, and those who find nothing to give, but what they gain by their industry; and therefore scoff at them: God shall scoff at them, and they shall suffer a grievous punishment.

Hamid S. Aziz

Those who defame such of the believers as willingly give their alms, and such as can find nothing to give but their exertions and who mock at them - Allah Himself mocks them. Theirs is a grievous woe!

Mahmoud Ghali

The ones who defame the ones of the believers who volunteer (their) donations and the ones who find (nothing) except their endeavor, and so scoff at them; (i. e., they scoff at the believers who volunteer their donations, as well as the believers who do not donate) Allah has scoffed at them; and they will have a painful torment..

Marmaduke Pickthall

Those who point at such of the believers as give the alms willingly and such as can find naught to give but their endeavours, and deride them - Allah (Himself) derideth them. Theirs will be a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

They who defame those of the believers who give alms willingly, and deride those who have nothing besides what they earn by their labour (to give in charity), will be derided by God, and will suffer painful punishment.

Muhammad Asad

[It is these hypocrites] who find fault with such of the believers as give for the sake of God more than they are duty-bound to give, as well as with, such as find nothing [to give] beyond [the meagre fruits of] their toil, and who scoff at them [all]. God will cause their scoffing to rebound on themselves. and grievous suffering awaits them.

Mustafa Khattab

˹There are˺ those who slander ˹some of˺ the believers for donating liberally and mock others for giving only the little they can afford. Allah will throw their mockery back at them, and they will suffer a painful punishment.

Progressive Muslims

Those who criticize the volunteers among the believers in charities; that they only have their effort to give; so they mock them. God mocks them, and they will have a painful retribution.

Sahih International

Those who criticize the contributors among the believers concerning [their] charities and [criticize] the ones who find nothing [to spend] except their effort, so they ridicule them - Allah will ridicule them, and they will have a painful punishment.

Sam Gerrans

Those who speak ill of those who willingly give in charity among the believers, and of those who find not to give save their endeavours, and deride them: God derides them; and they have a painful punishment.

Shabbir Ahmed

It is these hypocrites who find fault with such of the believers who give generously, and they find fault with such believers who have nothing to give but the fruit of their toil and labor. They ridicule them all. Allah's Law of Requital will cause their ridicule to rebound on themselves, and grievous suffering awaits them.

Syed Vickar Ahamed

Those who tell lies and false stories about the believers who give themselves freely to (deeds of) charity, and who can find nothing to give but the fruits of their (hard) work— So they (the disbelievers) mock at them (the believers)— Allah will throw back their mockery on them: And they shall have a painful penalty.

Taqi Usmani

(Among the hypocrites, there are) those who taunt the believers who voluntarily give alms and have nothing but their hard earnings; still they mock at such people. Allah mocks at them, and for them there is a painful punishment.

The Monotheist Group

Those who criticize the volunteers among the believers in charities; that they only have their efforts to give; so they mock them. God mocks them, and they will have a painful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux-là qui dirigent leurs calomnies contre les croyants qui font des aumônes volontaires et contre ceux qui ne trouvent que leurs faibles moyens (à offrir), et ils se moquent alors dʹeux. QuʹAllah les raille. Et ils auront un châtiment douloureux.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die tegen de vrijwillige gevers onder de gelovigen aanmerkingen maken over de aalmoezen en ook tegen hen die alleen maar hun inspanning kunnen geven en hen dan belachelijk maken -- God maakt hen belachelijk en voor hen is er een pijnlijke bestraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij die de geloovigen belasteren wegens de onverplichte aalmoezen, of omdat dezen daaraan niet dan met veel moeite kunnen voldoen, en hen daarom bespotten, God zal hen bespotten en zij zullen eene gestrenge straf ondergaan.

Hollandaca — Siregar

Degenen die beledigende aanmerkingen maken over de vrijwillige gevers onder de gelovigen over de aalmoezen en over degenen die vanwege hun armoede niets kunnen vinden (om te geven), tenzij met de grootste moeite, en die dan de spot met hen drijven: Allah zal de spot op hen terugwerpen en voor hen is cr een pijnlijke bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Те [лицемеры], которые порицают делающих добровольные пожертвования из (числа) верующих за милостыни (говоря, что они дают много ради показухи) и (порицают) тех, которые находят, (что дать), только по своему усердию [с трудом находят, что дать], и смеются над ними [над бедными верующими] (говоря, что они хотят лишь, чтобы о них говорили), – будет насмехаться над ними [над лицемерами] Аллах, и им (уготовано) болезненное наказание!

Rusça — Osmanov

[Мунафики] высмеивают тех, кто раздает милостыню сверх положенного, и тех, которые могут раздавать ее лишь с трудом [по бедности]. Но насмеется над ними Аллах, и будет уготовано им мучительное наказание!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Dessa (hycklare) talar föraktfullt om dem av de troende som i sina offergåvor ger mer än de är skyldiga att ge och hånar dem som inte har annat att ge än (det magra resultatet av) sitt eget arbete. Gud skall låta deras hån återfalla på dem själva - ett svårt lidande väntar dem.