Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?

عَفَا اللّٰهُ عَنْكَ لِمَ اَذِنْتَ لَهُمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكَ الَّذِينَ صَدَقُوا وَتَعْلَمَ الْكَاذِبِينَ

ǎfā (a)llahu ǎnke li me eƶinte lehum Hattā yetebeyyene leke (e)lleƶīne Sadeḳū ve teǎ'leme l-kāƶibīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1عَفَاǎfāع ف وAffetmek, bağışlamak, çoğalmak, üzerinden geçmek, vazgeçmek, büyümek, çoğalmak, tüm izleri silmek, bağışlamak, hak edilenden fazlasını vermek, hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmek. Afina (afin'in çoğul hali) - affedici. Afuvvan - çok affedici, Allah'ın bir ismi. Afvun - bağışlama, hoşgörü, fazlalık, bolluk. Ya'fu - affetmek. Ufiya - o affedildi. (Bu kelime, hakkında kullanılan kişinin günah işlediği anlamını zorunlu olarak içermez.)affetsin
2اللّٰهُ(a)llahuAllah
3عَنْكَǎnkeseni
4لِمَli meniçin
5اَذِنْتَeƶinteا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretizin verdin
6لَهُمْlehumonlara
7حَتّٰىHattākadar
8يَتَبَيَّنَyetebeyyeneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübiniyice belli olana
9لَكَlekesana
10الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
11صَدَقُواSadeḳūص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğru söyleyen(ler)
12وَتَعْلَمَve teǎ'lemeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve öğreninceye
13الْكَاذِبِينَl-kāƶibīneك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalan söyleyenler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah seni affetsin, ne diye izin verdin onlara? Vermeseydin de sence gerçekler de açığa çıksaydı, yalancıları da bilseydin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Allah seni affetsin, ne diye izin verdin onlara? Vermeseydin de sence gerçekler de açığa çıksaydı, yalancıları da bilseydin.

Adem Uğur

Allah seni affetti. Fakat doğru söyleyenler sana iyice belli olup, sen yalancıları bilinceye kadar onlara niçin izin verdin?

Ahmed Hulusi

Allah seni affetti (bunun sıkıntısını yaşamazsın)! (Tebuk Seferi dolayısıyla) doğru söyleyenleri ve yalancıları net olarak bilinceye kadar niçin onlara izin verdin?

Ahmet Tekin

Allah seni affetsin. Doğru söyleyenler ortaya çıkmadan, yalancıları bellemeden niçin onlara izin verdin?

Ahmet Varol

Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olmadan ve kimlerin de yalancı olduklarını bilmeden onlara niçin izin verdin? [4]

Ali Bulaç

Allah seni affetsin; doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğreninceye kadar niye onlara izin verdin?

Ali Fikri Yavuz

Ey Yüce Peygamber! Allah senden hüznü gidersin; şu doğru söyleyenler sana belli oluncaya ve sen yalancıları bilinceye kadar, neden beklemeyip onlara izin verdin? (bekleyip de, özründe sadık olanlarla yalancı bulunanları bileydin).

Ali Rıza Safa

Allah, seni bağışlasın; doğruyu söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları bilinceye değin, onlara neden izin verdin?

Bayraktar Bayraklı

Allah seni affetsin. Doğru söyleyenler sana iyice belli olup yalancıları bilinceye kadar, onlara niçin izin verdin?

Bekir Sadak

Allah seni affetsin; dogrular sana belli olup, yalancilari bilmeden once, nicin onlara izin verdin?

Celal Yıldırım

Allah seni affetsin ! Doğru söyleyenler sence belli oluncaya ve yalancılar bilininceye kadar neden onlara izin verdin ?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah seni affetti de, doğru söyleyenler sence belli olmadan ve kimlerin yalancı olduğunu bilmeden niçin onlara izin verdin?

Diyanet İşleri

Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?

Diyanet İşleri (eski)

Allah seni affetsin; doğrular sana belli olup, yalancıları bilmeden önce, niçin onlara izin verdin?

Diyanet Vakfi

Allah seni affetti. Fakat doğru söyleyenler sana iyice belli olup, sen yalancıları bilinceye kadar onlara niçin izin verdin?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah seni affetsin. Doğru söyleyenler kimler, gerçekten yalancılar kimlerdir, bunların iyice belli olmasını beklemeden niçin onlara izin verdin?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah seni affetti ya! Neden doğru söyleyenler sence belli oluncaya ve yalancıları öğreninceye kadar beklemedin de onlara izin verdin?

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah senden afvetti ya, şu neden onlara izin verdin de beklemedin ki doğru söyliyenler sence tebeyyün ede ve yalancıları bilesin?

Erhan Aktaş

Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler belli olmadan, yalancılar bilinmeden, onlara niçin izin verdin?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler belli olmadan, yalancılar bilinmeden, onlara niçin izin verdin?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler belli olmadan, yalancılar bilinmeden, onlara niçin izin verdin?

Fizilal-il Kuran

Allah affetsin seni. Kimlerin doğru söylediği belli oluncaya ve kimlerin yalancı olduğunu belirleyinceye kadar onlara niçin izin verdin?

Gültekin Onan

Tanrı seni affetsin; doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğreninceye kadar niye onlara izin verdin?

Hamdi Döndüren

Allah seni bağışlasın! Doğru söyleyenler sana belli olup, yalan söyleyenleri bilmeden, niçin onlara izin verdin?

Hasan Basri Çantay

Hay Allah aafiyet veresice, şu (özründe) saadık olanlar sana besbelli oluncaya ve sen o yalancıları bilinceye kadar, neden izin verdin onlara?

Hasib Asutay

(Resulüm!) Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da bilinceye kadar niye onlara izin verdin?

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Allah, (geçmiş gelecek her türlü günahtan korumakla) seni affetmiştir. (Fakat) doğru (söyleyen) kimseler sana belli olmadan ve yalancıları bilmeden niçin onlara izin verdin?

İbni Kesir

Allah seni affetsin. Doğrular sana besbelli olup yalancıları bilmeden önce neden onlara izin verdin?

Mehmet Okuyan

Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar onlara niçin izin verdin?

Muhammed Esed

Allah seni affetsin (ey Peygamber)! Daha kimin doğru söylediği senin için (iyice) ortaya çıkmadan ve sen (kimler) yalancı (iyice) tanımadan, niçin (evde kalmaları yolunda) onlara izin verdin?

Mustafa İslamoğlu

Allah seni affetsin; daha kimin doğru söylediği sana aydınlanmadan ve yalancıları iyice öğrenmeden niçin onlara (savaşa katılma) izni verdin?

Ömer Nasuhi Bilmen

Allah Teâlâ seni affetsin, ne için sadâkatte bulunanlar sence tayin edinceye ve sen yalancıları bilinceye kadar (beklemeden) onlara izin verdin.

Ömer Öngüt

Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana besbelli olup, yalancıları bilmeden önce, neden onlara izin verdin?

Suat Yıldırım

Hay Allah seni affedesice! Niçin sence doğru söyleyenler iyice belli oluncaya ve yalancılar da meydana çıkıncaya kadar beklemeyip izin isteyen o münafıklara izin verdin?

Süleyman Ateş

Allah seni affetsin; doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalan söyleyenleri bilmezden önce niçin onlara izin verdin?

Süleymaniye Vakfı

Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana göre tam olarak ortaya çıkmadan, yalancıların kimler olduğunu da öğrenmeden onlara (savaşa katılmama konusunda) niçin izin verdin?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah seni affetsin, kimin özü sözü doğru olduğu senin için iyice ortaya çıkmadan ve kimin de yalancı olduğunu iyice anlamadan onlara ne diye izin verdin?

Şaban Piriş

Allah seni affetsin, niçin doğrular sana belli olup, yalancıları tanımadan onlara izin verdin?!

Tefhim-ul Kuran

Allah seni affetsin; doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğreninceye kadar niye onlara izin verdin?

Ümit Şimşek

Allah seni affetsin, neden kimin doğru söylediğini, kimin yalancı olduğunu anlayıncaya kadar beklemedin de onlara izin verdin?

Yaşar Nuri Öztürk

Allah seni affetsin; neden onlara izin verdin de beklemedin ki, doğru söyleyenler sana açık seçik belli olsun da yalancıları bilesin.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Allah səni bağışlasın! Doğru danışanlar sənə bəlli olmamış, yalançıları isə tanımamış nə üçün onlara cihaddan yayınmağa izin verdin?

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gott hat dir verziehen. Du hättest ihnen nicht eher erlauben dürfen zurückzubleiben, 1 bis du erkannt hättest, wer die Wahrheit sagt und wer lügt.

Almanca — Der Edle Quran

Allah verzeihe dir! Warum hast du ihnen erlaubt (, zurückzubleiben), bevor sich dir diejenigen klar gezeigt haben, die wahrhaftig sind, und du die Lügner kennst?

Almanca — M. A. Rassoul

Allah verzeihet dir! Warum erlaubtest du ihnen (zurückzubleiben), bis die, welche die Wahrheit sagten, dir bekannt wurden und du die Lügner erkanntest?

Almanca — Muhammad Zaidan

ALLAH hat dir vergeben! Weshalb hast du ihnen die Erlaubnis (nicht auszuziehen) erteilt? (Hättest du doch gewartet), bis dir diejenigen ersichtlich werden, welche die Wahrheit gesprochen haben und du die Lügner erkennst!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Allah bless you O Muhammad! Why did you grant them permission to be among the stay-at- home before sifting them in action to find out the truthful, and expose those who lie in their teeth.

Abdul Haleem

God forgive you [Prophet]! Why did you give them permission to stay at home before it had become clear to you which of them spoke the truth and which were liars?

Abdullah Yusuf Ali

Allah give thee grace! why didst thou grant them until those who told the truth were seen by thee in a clear light, and thou hadst proved the liars?

Abul A'la Maududi

[9:43] (O Prophet), may Allah forgive you! Why did you give them leave to stay behind before it became clear to you as to who were truthful and who were liars?

Aisha Bewley

Allah pardon you! Why did you excuse them until it was clear to you which of them were telling the truth and until you knew the liars?

Al-Hilali & Khan

May Allâh forgive you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم). Why did you grant them leave (for remaining behind; you should have persisted as regards your order to them to proceed on Jihâd ), until those who told the truth were seen by you in a clear light, and you had known the liars?

Ali Quli Qarai

May Allah excuse you! Why did you grant them leave [to stay behind] before those who told the truth were evident to you and you had ascertained the liars?

Amatul Rahman Omar

Allâh set your affairs aright (and brought honour and glory to you since you pardoned the hypocrites). Why did you give them leave (to stay behind)? (You should not have given them leave) until you had clearly known those who spoke the truth (and offered genuine excuses) and you had come to know the liars.

Arthur John Arberry

God pardon thee! Why gavest thou them leave, till it was clear to thee which of them spoke the truth, and thou knewest the liars?

Bijan Moeinian

May God forgive you (Mohammad); why did you give them (the hypocrites who came with all kind of excuses in order not to march forward) permission to stay behind? How will then the truthful and hypocrite can be distinguished from each other now?

E. Henry Palmer

God forgive thee; why didst thou give them leave (to stay) until it was made manifest to thee who spake the truth - until thou mightest know the liars?

Edip-Layth

God pardons you; why did you grant them leave before it became clear to you who are truthful, and who are lying?

George Sale

God forgive thee! Why didst thou give them leave to stay at home, until they who speak the truth, when they excuse themselves, had become manifested unto thee, and thou hadst known the liars?

Hamid S. Aziz

Allah forgives you (O Muhammad); why did you give them leave (to stay) until it was made manifest to you who spoke the truth, and you did know the liars?

Mahmoud Ghali

Allah be clement towards you! (i. e., the prophet) Why did you give them permission, (i.e., permission to be excused form fighting) till it was evident to you the ones of them who (strive) sincerely, and you know the liars?.

Marmaduke Pickthall

Allah forgive thee (O Muhammad)! Wherefor didst thou grant them leave ere those who told the truth were manifest to thee and thou didst know the liars?

Mohamed Ahmed - Samira

May God forgive you. Why did you allow them (to stay behind) without ascertaining who spoke the truth and who were liars?

Muhammad Asad

May God pardon thee [O Prophet]! Why didst thou grant them permission [to stay at home] ere it had become obvious to thee as to who was speaking the truth, and [ere] thou camest to know. [who were] the liars?

Mustafa Khattab

May Allah pardon you ˹O Prophet˺! Why did you give them permission ˹to stay behind˺ before those who told the truth were distinguished from those who were lying?

Progressive Muslims

God pardons you; why did you give them leave before it became clear to you who are truthful, and who are lying

Sahih International

May Allah pardon you, [O Muúammad]; why did you give them permission [to remain behind]? [You should not have] until it was evident to you who were truthful and you knew [who were] the liars.

Sam Gerrans

God pardon thee! Why grantedst thou them leave until it was clear to thee who spoke the truth, and thou knewest the liars?

Shabbir Ahmed

Allah pardons you (O Messenger)! Why did you give them permission to stay behind, before you could distinguish the truthful from the liars? (The granting of permission gave the hypocrites an excuse).

Syed Vickar Ahamed

May Allah forgive you, (and give you grace)! Why did you grant them exemption (from fighting the holy war) until those who told the truth could be clearly seen by you, and you had (also) known the liars?

Taqi Usmani

(O Prophet,) Allah has forgiven you; why did you permit them (to stay in Madīnah) before the truthful ones could become distinct to you, and you could be sure of the liars.

The Monotheist Group

God pardons you; why did you give them leave before it became clear to you who are truthful, and who are lying?

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

QuʹAllah te pardonne! Pourquoi leur as-tu donné permission avant que tu ne puisses distinguer ceux qui disaient vrai et reconnaître les menteurs?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedê te bibexşîne, heyanî yên rastbêj ji te re diyar nebin û yên derewker jî tu nas nekî, erê ma ji bo çi te destûra wan da?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

God vergeve je. Waarom heb jij hun vrijstelling gegeven voordat het jou duidelijk was wie oprecht waren en jij de leugenaars kende?

Hollandaca — Salomo Keyzer

God vergeve het u! waarom gaaft gij hun verlof te huis te blijven, voor dat het u was bewezen, dat zij waarheid spraken, en voor dat gij de leugenaars kendet?

Hollandaca — Siregar

Moge Allah jou (Moehammad) vergeven, waarom heb jij vrijstelling gegeven (om achter te blijven), nog vóórdat jou was gebleken wie degenen waren die waarachtig waren en vóór jij wist wie de leugenaars waren?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Да простит тебя Аллах! Почему ты (о, Пророк) разрешил им [лицемерам] (остаться дома) прежде, чем выяснятся тебе те, которые говорили правду (в своих оправданиях), и (пока) ты не узнал лжецов [тех, которые лгут в этом]?

Rusça — Osmanov

Да простит тебя Аллах [, о Мухаммад]! Почему ты разрешил им [уклониться от похода], пока не выяснил, кто говорит правду и кто лжет?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Gud förlåter dig - men varför lät du dem (stanna hemma), innan du hade klart för dig vilka som talade sanning och vilka som ljög