(11-12) Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
اَلَّذِينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِ فَاَكْثَرُوا فِيهَا الْفَسَادَ
(e)lleƶīne Tağav fī l-bilādi / fe ekṧerū fīhā l-fesāde
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken bozgunculuğu çoğalttılar oralarda.
Abdulkadir Gölpınarlı
Derken bozgunculuğu çoğalttılar oralarda.
Adem Uğur
Oralarda kötülüğü çoğalttılar.
Ahmed Hulusi
Onlarda fesadı çoğaltmışlardı!
Ahmet Tekin
Onlar, zulüm, israf, zevk ve eğlenceye düşerek fesadı, bozgunculuğu çoğaltmışlar, sosyal çürümeyi artırmışlardı.
Ahmet Varol
Böylece oralarda bozgunculuğu artırmışlardı.
Ali Bulaç
Böylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış, arttırmışlardı.
Ali Fikri Yavuz
Böylece oralarda fesadı çoğaltmışlardı.
Ali Rıza Safa
Böylece, kötülükleri orada yaygınlaştırdılar.
Bayraktar Bayraklı
- O ülkelerde haddi aşanları, oralarda bozgunculuğu arttıranları nasıl yok ettiğini bilmez misin? Rabbin onların üzerine azap kırbacını indirmiştir. Rabbin kesinlikle gözetmektedir.
Bekir Sadak
(9-12) Vadide kayalari kesip yontan Semud milletine, memleketlerde asiri giden, oralarda bozgunculugu artiran, sarsilmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettigini gormedin mi?
Celal Yıldırım
Oralarda fitne ve fesadı çoğalttıkça çoğalttılar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Oralarda durmadan fesat çıkardılar.
Diyanet İşleri
(11-12) Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.
Diyanet İşleri (eski)
(9-12) Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
Diyanet Vakfi
(6-14) Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.
Erhan Aktaş
Böylece oralarda bozgunculuğu çoğaltmışlardı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Böylece oralarda bozgunculuğu çoğaltmışlardı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Böylece oralarda bozgunculuğu çoğaltmışlardı.
Fizilal-il Kuran
Oralarda çok kötülük etmişlerdi.
Gültekin Onan
Böylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış, arttırmışlardı.
Hamdi Döndüren
Oralarda çok kötülük yapmışlardı.
Hasan Basri Çantay
O suretle ki oralarda fesadı çoğaltmışlardı.
Hasib Asutay
Oralarda bozgunculuğu çoğaltmışlardı.
Hayrat Neşriyat
Böylece oralarda fesâdı çoğaltmışlardı.
İbni Kesir
Ve fesadı çoğaltmışlardı.
Mehmet Okuyan
Orada bozgunculuğu çoğaltmışlardı.
Muhammed Esed
ve orada büyük bir yozlaşma ve çürümeye sebep oldular;
Mustafa İslamoğlu
derken oralarda ahlaki çürüme ve toplumsal yozlaşmayı körüklediler;
Ömer Nasuhi Bilmen
(11-12) İşte onlar ki beldelerde azgınlıkta bulunmuşlardı. Oralarda fesadı çoğaltmışlardı.
Ömer Öngüt
Bulundukları yerlerde bozgunculuğu çoğalttılar.
Suat Yıldırım
Oralarda fesat ve bozgun çıkarıp, nizamı altüst ettiler.
Süleyman Ateş
Oralarda çok kötülük etmişlerdi.
Süleymaniye Vakfı
Oralarda bozgunculuklarını iyice artırmışlardı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.
Şaban Piriş
Oralarda fesadı çoğaltmışlardı.
Tefhim-ul Kuran
Böylece oralarda fesadı 'yaygınlaştırıp arttırmışlardı.'
Ümit Şimşek
Oralarda fesadı arttırmışlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve oralarda bozgunu çoğaltmışlardı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
çoxlu fitnə-fəsad törətmişdilər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Oralarda çoxlu fitnə-fəsad törədirlər.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
und richteten viel Unheil an.
Almanca — M. A. Rassoul
und dort viel Verderbnis stifteten?
Almanca — Muhammad Zaidan
dann darin das Verderben vermehrten,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
They encouraged mischief therein and promoted an age of discord,
Abdul Haleem
and spread corruption there:
Abdullah Yusuf Ali
And heaped therein mischief (on mischief).
Abul A'la Maududi
spreading in them much corruption?
Aisha Bewley
and caused much corruption in them?
Al-Hilali & Khan
And made therein much mischief.
Ali Quli Qarai
and caused much corruption in them,
Amatul Rahman Omar
And they spread a lot of corruption and lawlessness therein,
Arthur John Arberry
and worked much corruption therein?
Bijan Moeinian
They were merciless tyrants.
E. Henry Palmer
and did multiply wickedness therein,
Edip-Layth
Made much corruption therein.
George Sale
and multiplied corruption therein?
Hamid S. Aziz
And did multiply wickedness therein,
Mahmoud Ghali
So they worked much corruption therein,
Marmaduke Pickthall
And multiplied iniquity therein?
Mohamed Ahmed - Samira
And multiplied corruption.
Muhammad Asad
and brought about great corruption therein:
Mustafa Khattab
spreading much corruption there.
Progressive Muslims
And made much corruption therein.
Sahih International
And increased therein the corruption.
Sam Gerrans
And increased corruption therein?
Shabbir Ahmed
And increased corruption and crime therein.
Syed Vickar Ahamed
And here (they) piled mischief (upon mischief).
Taqi Usmani
and spread a lot of mischief therein.
The Monotheist Group
And made much corruption therein.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et y avaient commis beaucoup de désordre.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca tê de gelek tevdan û bêşermî kirin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En die toen steeds meer verderf brachten?
Hollandaca — Salomo Keyzer
En het verderf op de aarde vermeerderden?
Hollandaca — Siregar
En daarin veelvuldig verderf zaaiden?
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и умножали там порчу [неверие и ослушание Аллаху, и устраивали произвол над Его рабами]?
Rusça — Osmanov
и приумножали в них нечестие?
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och de störde ordningen och spred överallt sedefördärv,