Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
فَذَكِّرْ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُذَكِّرٌ
fe ƶekkir innemā ente muƶekkirun
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Artık korkut, öğüt ver, sen, ancak bir korkutucusun, bir öğütçü.
Abdulkadir Gölpınarlı
Artık korkut, öğüt ver, sen, ancak bir korkutucusun, bir öğütçü.
Adem Uğur
O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin.
Ahmed Hulusi
HATIRLAT; çünkü sen ancak bir hatırlatıcısın (hakikatlerini hatırlatmak için irsal oldun)!
Ahmet Tekin
O halde, tebliğe devam et, Kur’ân ile öğüt ver. Çünkü sen vahyi, Kur’ân’ı tebliğ ile memursun, öğüt vericisin.
Ahmet Varol
Sen öğüt ver. Sen ancak bir öğüt vericisin.
Ali Bulaç
Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.
Ali Fikri Yavuz
Artık sen (Ey Rasûlüm, deliller göstererek) nasihat et. Sen ancak bir öğüd vericisin.
Ali Rıza Safa
Artık, hatırlat! Sen, yalnızca hatırlatıcısın.
Bayraktar Bayraklı
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
Bekir Sadak
Sen ogut ver! Esasen sen sadece bir ogutcusun.
Celal Yıldırım
Öğüt ver; çünkü sen ancak bir öğütçüsün.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Artık sen öğüt ver, çünkü sen ancak bir uyarıcısın.
Diyanet İşleri
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Diyanet İşleri (eski)
Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.
Diyanet Vakfi
(21-26) O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin. Ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır. Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Haydi öğüt ver, sen şimdi yalnızca bir öğütçüsün!
Elmalılı Hamdi Yazır
haydi ıhtar et; sen şimdi sırf bir öğütçüsün
Erhan Aktaş
Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
Fizilal-il Kuran
Ey Muhammed! Sen öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt verensin.
Gültekin Onan
Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.
Hamdi Döndüren
O halde öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin,
Hasan Basri Çantay
(Habibim) sen hemen (onlara Allahın ni'metlerini, tevhid delillerini) hatırlat. Sen ancak bir hatırlatıcısın.
Hasib Asutay
(Resulüm!) Artık öğüt ver! Çünkü sen ancak bir öğüt verensin.
Hayrat Neşriyat
(Habîbim, yâ Muhammed!) O hâlde nasîhat et; çünki sen, ancak bir nasîhat edicisin!
İbni Kesir
Öğüt ver, çünkü sen; ancak bir öğütçüsün.
Mehmet Okuyan
(Gerçeği) hatırlat! Sen sadece (gerçeği) hatırlatıcısın.
Muhammed Esed
İşte böyle, (ey Peygamber,) onlara öğüt ver; senin görevin yalnız öğüt vermektir:
Mustafa İslamoğlu
İmdi sen (ey peygamber) hatırlat! Çünkü sen sadece bir hatırlatıcısın;
Ömer Nasuhi Bilmen
(21-22) Artık sen hatırlat. Şüphe yok ki, sen ancak bir hatırlatıcısın. Onların üzerlerinde bir musallat (cebbâr) değilsin.
Ömer Öngüt
Öğüt ver, hatırlat! Çünkü sen ancak öğüt vericisin.
Suat Yıldırım
İşte böyle... Sen insanları irşada devam et! Zaten senin görevin sadece irşad edip düşündürmektir.
Süleyman Ateş
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
Süleymaniye Vakfı
Öyleyse sen doğru bilgi ver /Kur'an'ı anlat! Sen sadece doğru bilgi vermekle görevlisin.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Öyleyse sen doğru bilgi ver (Kur'an'ı tebliğ et); senin görevin sadece bilgi vermektir.
Şaban Piriş
-Hatırlat/uyar! Sen ancak uyarıcısın.
Tefhim-ul Kuran
Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.
Ümit Şimşek
Öğüt ver; çünkü sen öğüt vericisin.
Yaşar Nuri Öztürk
Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlara nəsihət ver! Sən yalnız nəsihətçisən.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Peyğəmbər! Mənim bəndələrimə) öyüd-nəsihət ver. Sən ancaq öyüd-nəsihət verənsən!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Ermahne sie! Du bist nur Ermahner!
Almanca — Der Edle Quran
So ermahne; du bist nur ein Ermahner.
Almanca — M. A. Rassoul
So ermahne; denn du bist zwar ein Ermahner
Almanca — Muhammad Zaidan
So ermahne! Du bist doch nur ein Ermahner,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
You just continue to exhort the people, for you are here to put them in mind of Allah
Abdul Haleem
So [Prophet] warn them: your only task is to give warning,
Abdullah Yusuf Ali
Therefore do thou give admonition, for thou art one to admonish.
Abul A'la Maududi
So render good counsel, for you are simply required to counsel,
Aisha Bewley
So remind them! You are only a reminder.
Al-Hilali & Khan
So remind them (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) - you are only one who reminds.
Ali Quli Qarai
So admonish—for you are only an admonisher,
Amatul Rahman Omar
Keep on admonishing (them even if they insist on shutting their eyes), so your duty is one of an admonisher.
Arthur John Arberry
Then remind them! Thou art only a reminder;
Bijan Moeinian
O’ Mohammad, make them open their eyes as your only job is to be a reminder.
E. Henry Palmer
But remind: thou art only one to remind;
Edip-Layth
So remind, for you are but a reminder.
George Sale
Wherefore warn thy people; for thou art a warner only:
Hamid S. Aziz
Therefore, remind them: for you are only one to remind;
Mahmoud Ghali
So remind them! Surely you are only a constant Reminder;
Marmaduke Pickthall
Remind them, for thou art but a remembrancer,
Mohamed Ahmed - Samira
Remind them; you are surely a reminder.
Muhammad Asad
And so, [O Prophet,] exhort them; thy task is only to exhort:
Mustafa Khattab
So, ˹continue to˺ remind ˹all, O Prophet˺, for your duty is only to remind.
Progressive Muslims
So remind, for you are but a reminder.
Sahih International
So remind, [O Muúammad]; you are only a reminder.
Sam Gerrans
So remind thou; thou art but one reminding,
Shabbir Ahmed
(This is some evidence, O Messenger!) Remind them, for you are one to remind.
Syed Vickar Ahamed
Therefore you (O Prophet) give Guidance: For you are the one to guide.
Taqi Usmani
So, (O Prophet,) keep on preaching; you are only a preacher.
The Monotheist Group
So remind, for you are but a reminder.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Eh bien, rappelle! Tu nʹes quʹun rappeleur,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca (bi ayetên Xwedê) şîret bike, bi rastî tu her şîretkar î.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Vermaan dan; jij bent slechts een vermaner.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Daarom, waarschuw uw volk, want gij zijt slechts een waarschuwer,
Hollandaca — Siregar
Waarschuw daarom: voorwaar, jij (O Mohammed) bent slechts een waarschuwer.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Напоминай же (о, Пророк) (о Дне Суда и Вечной жизни), ведь ты – только напоминатель!
Rusça — Osmanov
Так наставляй же, ведь ты - наставник.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Påminn dem (Muhammad)! Din uppgift är att påminna -