(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

اِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ وَهُمْ عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ

iƶ hum ǎleyhā ḳuǔdun / ve hum ǎlā mā yef'ǎlūne bi l-mu'minīne şuhūdun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِذْhani
2هُمْhumonlar
3عَلَيْهَاǎleyhāonun başında
4قُعُودٌḳuǔdunق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yerioturmuşlardı
1وَهُمْve humve onlar
2عَلٰىǎlā
3مَاşeyleri
4يَفْعَلُونَyef'ǎlūneف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyaptıkları
5بِالْمُؤْمِنِينَbi l-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minlere
6شُهُودٌşuhūdunش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.seyrediyorlardı

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O sırada kendileri de kıyısında oturmuşlar.

Adem Uğur

Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar,

Ahmed Hulusi

Hani onlar ateş çevresinde oturanlardı.

Ahmet Tekin

Ateşin etrafında oturuyorlar, işkence edecekleri mü’minleri ateşin kenarında tutuyorlardı.

Ahmet Varol

O zaman onlar o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.

Ali Bulaç

Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.

Ali Fikri Yavuz

O vakit, (o zalim kâfirler) ateşin etrafında oturmuştular;

Ali Rıza Safa

Onun çevresinde oturmuşlardı.

Bayraktar Bayraklı

-Onlar da o ateş çukurunun etrafında oturmuş, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.

Bekir Sadak

(4-7) Hazirladiklari hendekleri, tutusturulmus atesle doldurarak onun cevresinde oturup, inanmis kimselere dinlerinden donmeleri icin yaptiklari iskenceleri seyredenlerin cani ciksin!

Celal Yıldırım

Hani ya onlar ateşin çevresinde oturmuşlardı. .

Diyanet İşleri

(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

Diyanet İşleri (eski)

(4-7) Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

Diyanet Vakfi

(1-7) Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hani o ateşin başına oturmuşlar,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zaman ki, çevresinde oturmuşlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki üzerine oturmuştular

Erhan Aktaş

Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.

Fizilal-il Kuran

Hani onlar hendeklerin başında oturuyorlardı.

Gültekin Onan

Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.

Hamdi Döndüren

Yakanlar da başlarına oturmuşlar, mü’minlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.

Hasan Basri Çantay

O zaman onlar (o ateşin) etrafında oturucu idiler.

Hasib Asutay

Hani onlar (onun) çevresinde oturmuşlar,

Hayrat Neşriyat

(6-7) O vakit onlar, onun üzerine (ateşin etrâfında) oturmuş kimseler idiler. Ve onlar, mü’minlere yapmakta olduklarını seyredicilerdi!

İbni Kesir

Hani onlar, onun çevresinde oturmuşlardı.

Mehmet Okuyan

Hani onlar o (ateşli çukur)un başında oturmuş, müminlere yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı.

Muhammed Esed

Hani, onlar (keyifle) o (ateşi) seyretmişlerdi,

Mustafa İslamoğlu

O zaman onlar ateşin üstüne oturmuşlardır;

Ömer Nasuhi Bilmen

(5-6) Şiddetli tutuşturulmuş ateş (sahipleri). O vakit ki, onlar onun üzerine oturucu idiler.

Ömer Öngüt

Hani onlar o ateşin başına oturmuşlardı.

Suat Yıldırım

(6-7) Hani onlar ateşin başında oturur, müminlere yaptıklarını acımasızca seyrederlerdi.

Süleyman Ateş

Onlar, o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.

Süleymaniye Vakfı

Onlar, o ateşin çevresinde oturmuşlar,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar ateşin çevresinde oturur,

Şaban Piriş

Kenarında oturmuşlar.

Tefhim-ul Kuran

Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.

Ümit Şimşek

(5-6) Tutuşturdukları ateşle dolu hendeklerin karşısına otururlar,

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar onun başında oturmuşlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar o xəndəyin qırağında oturub,

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O zaman onlar (xəndəklərin) kənarında oturub,

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

wie sie am Rand dasaßen

Almanca — Der Edle Quran

als sie daran saßen

Almanca — M. A. Rassoul

Wie sie daran saßen !

Almanca — Muhammad Zaidan

als sie um es herum saßen,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The accursed sat around the fire and regaled themselves.

Abdul Haleem

They sat down

Abdullah Yusuf Ali

Behold! they sat over against the (fire),

Abul A'la Maududi

while they sat around it,

Aisha Bewley

when they were seated right beside it

Al-Hilali & Khan

When they sat by it (fire),

Ali Quli Qarai

above which they sat

Amatul Rahman Omar

When they sat by them (- the trenches).

Arthur John Arberry

when they were seated over it

Bijan Moeinian

They where the ones who…

E. Henry Palmer

When they sat over it

Edip-Layth

Then they sat around it.

George Sale

when they sat round the same,

Hamid S. Aziz

Behold, they sat over it,

Mahmoud Ghali

As they were seated over it.

Marmaduke Pickthall

When they sat by it,

Mohamed Ahmed - Samira

As they sat around it

Muhammad Asad

Lo! [With glee do] they contemplate that [fire],

Mustafa Khattab

when they sat around it,

Progressive Muslims

They will be placed in it.

Sahih International

When they were sitting near it

Sam Gerrans

When they sit over it

Shabbir Ahmed

Behold, they contemplate and wait in anticipation.

Syed Vickar Ahamed

Look! They sat by the (fire),

Taqi Usmani

when they were sitting by it,

The Monotheist Group

Which they then sat around.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

cependant quʹils étaient assis tout autour,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê dema ew li dorê (li ser kursiyan) rûniştî…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen zij erbij zaten

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen zij daar in de rondte zaten.

Hollandaca — Siregar

Toen zij er omheen zaten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Вот они [правитель и его сторонники] сидят (на креслах) рядом с ним [рядом со рвом]

Rusça — Osmanov

в тот самый миг, когда они собрались возле этого [т. е. пылающего рва],

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och som satte sig intill den