(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
اِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ وَهُمْ عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ
iƶ hum ǎleyhā ḳuǔdun / ve hum ǎlā mā yef'ǎlūne bi l-mu'minīne şuhūdun
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
O sırada kendileri de kıyısında oturmuşlar.
Adem Uğur
Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar,
Ahmed Hulusi
Hani onlar ateş çevresinde oturanlardı.
Ahmet Tekin
Ateşin etrafında oturuyorlar, işkence edecekleri mü’minleri ateşin kenarında tutuyorlardı.
Ahmet Varol
O zaman onlar o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.
Ali Bulaç
Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
Ali Fikri Yavuz
O vakit, (o zalim kâfirler) ateşin etrafında oturmuştular;
Ali Rıza Safa
Onun çevresinde oturmuşlardı.
Bayraktar Bayraklı
-Onlar da o ateş çukurunun etrafında oturmuş, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Bekir Sadak
(4-7) Hazirladiklari hendekleri, tutusturulmus atesle doldurarak onun cevresinde oturup, inanmis kimselere dinlerinden donmeleri icin yaptiklari iskenceleri seyredenlerin cani ciksin!
Celal Yıldırım
Hani ya onlar ateşin çevresinde oturmuşlardı. .
Diyanet İşleri
(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
Diyanet İşleri (eski)
(4-7) Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
Diyanet Vakfi
(1-7) Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Hani o ateşin başına oturmuşlar,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O zaman ki, çevresinde oturmuşlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakıt ki üzerine oturmuştular
Erhan Aktaş
Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.
Fizilal-il Kuran
Hani onlar hendeklerin başında oturuyorlardı.
Gültekin Onan
Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
Hamdi Döndüren
Yakanlar da başlarına oturmuşlar, mü’minlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Hasan Basri Çantay
O zaman onlar (o ateşin) etrafında oturucu idiler.
Hasib Asutay
Hani onlar (onun) çevresinde oturmuşlar,
Hayrat Neşriyat
(6-7) O vakit onlar, onun üzerine (ateşin etrâfında) oturmuş kimseler idiler. Ve onlar, mü’minlere yapmakta olduklarını seyredicilerdi!
İbni Kesir
Hani onlar, onun çevresinde oturmuşlardı.
Mehmet Okuyan
Hani onlar o (ateşli çukur)un başında oturmuş, müminlere yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı.
Muhammed Esed
Hani, onlar (keyifle) o (ateşi) seyretmişlerdi,
Mustafa İslamoğlu
O zaman onlar ateşin üstüne oturmuşlardır;
Ömer Nasuhi Bilmen
(5-6) Şiddetli tutuşturulmuş ateş (sahipleri). O vakit ki, onlar onun üzerine oturucu idiler.
Ömer Öngüt
Hani onlar o ateşin başına oturmuşlardı.
Suat Yıldırım
(6-7) Hani onlar ateşin başında oturur, müminlere yaptıklarını acımasızca seyrederlerdi.
Süleyman Ateş
Onlar, o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.
Süleymaniye Vakfı
Onlar, o ateşin çevresinde oturmuşlar,
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onlar ateşin çevresinde oturur,
Şaban Piriş
Kenarında oturmuşlar.
Tefhim-ul Kuran
Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
Ümit Şimşek
(5-6) Tutuşturdukları ateşle dolu hendeklerin karşısına otururlar,
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar onun başında oturmuşlardı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar o xəndəyin qırağında oturub,
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
O zaman onlar (xəndəklərin) kənarında oturub,
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
wie sie am Rand dasaßen
Almanca — Der Edle Quran
als sie daran saßen
Almanca — M. A. Rassoul
Wie sie daran saßen !
Almanca — Muhammad Zaidan
als sie um es herum saßen,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
The accursed sat around the fire and regaled themselves.
Abdul Haleem
They sat down
Abdullah Yusuf Ali
Behold! they sat over against the (fire),
Abul A'la Maududi
while they sat around it,
Aisha Bewley
when they were seated right beside it
Al-Hilali & Khan
When they sat by it (fire),
Ali Quli Qarai
above which they sat
Amatul Rahman Omar
When they sat by them (- the trenches).
Arthur John Arberry
when they were seated over it
Bijan Moeinian
They where the ones who…
E. Henry Palmer
When they sat over it
Edip-Layth
Then they sat around it.
George Sale
when they sat round the same,
Hamid S. Aziz
Behold, they sat over it,
Mahmoud Ghali
As they were seated over it.
Marmaduke Pickthall
When they sat by it,
Mohamed Ahmed - Samira
As they sat around it
Muhammad Asad
Lo! [With glee do] they contemplate that [fire],
Mustafa Khattab
when they sat around it,
Progressive Muslims
They will be placed in it.
Sahih International
When they were sitting near it
Sam Gerrans
When they sit over it
Shabbir Ahmed
Behold, they contemplate and wait in anticipation.
Syed Vickar Ahamed
Look! They sat by the (fire),
Taqi Usmani
when they were sitting by it,
The Monotheist Group
Which they then sat around.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
cependant quʹils étaient assis tout autour,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Wê dema ew li dorê (li ser kursiyan) rûniştî…
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Toen zij erbij zaten
Hollandaca — Salomo Keyzer
Toen zij daar in de rondte zaten.
Hollandaca — Siregar
Toen zij er omheen zaten.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Вот они [правитель и его сторонники] сидят (на креслах) рядом с ним [рядом со рвом]
Rusça — Osmanov
в тот самый миг, когда они собрались возле этого [т. е. пылающего рва],
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och som satte sig intill den