- Türkçe anlamı
- YarılmaK
- İsminin kaynağı
- 1. âyette geçen "inşakka" fiilinin mastarı olan "İnşikâk" kelimesi
- Diğer adları
- İze’ssemâü’nşakkat / İnşakkat
- Hangi cüzde
- 30: Tamamı
Nüzul sırası (araştırmacılara göre değişir) — 83.
اِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ
iƶā s-semāu nşeḳḳat
(1-2) Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,
وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
ve eƶinet li rabbihā ve Huḳḳat
(1-2) Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,
وَاِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْ
ve iƶā l-erDu muddet
(3-4) Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,
وَاَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ
ve elḳat mā fīhā ve teḣallet
(3-4) Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,
وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
ve eƶinet li rabbihā ve Huḳḳat
Rabbini dinlediği zaman -ki ona yaraşan da budur- (insan yaptıklarını karşısında bulur!)
يَاأَيُّهَا الْاِنْسَانُ اِنَّكَ كَادِحٌ اِلٰى رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَاقِيهِ
yā eyyuhā l-insānu inneke kādiHun ilā rabbike kedHen fe mulāḳīhi
Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracak ve sonunda didinmenin karşılığına kavuşacaksın.
فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ
fe emmā men ūtiye kitābehu bi yemīnihi
Kime kitabı sağından verilirse,
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا
fe sevfe yuHāsebu Hisāben yesīran
Hesabı çok kolay bir şekilde görülecek,
وَيَنْقَلِبُ اِلٰٓى اَهْلِهِ مَسْرُورًا
ve yenḳalibu ilā ehlihi mesrūran
Sevinçli olarak ailesine dönecektir.
وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ وَرَاءَ ظَهْرِهِ
ve emmā men ūtiye kitābehu verā'e Zehrihi
Fakat kime kitabı arkasından verilirse,
فَسَوْفَ يَدْعُوا ثُبُورًا
fe sevfe yed'ǔ ṧubūran
(11-12) "Helak!" diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir.
وَيَصْلٰى سَعِيرًا
ve yeSlā seǐyran
(11-12) "Helak!" diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir.
اِنَّهُ كَانَ فِي اَهْلِهِ مَسْرُورًا
innehu kāne fī ehlihi mesrūran
Çünkü o, (dünyada iken) ailesi içinde sevinçli idi.
اِنَّهُ ظَنَّ اَنْ لَنْ يَحُورَ
innehu Zenne en len yeHūra
Çünkü o hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sanırdı.
بَلٰى اِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِهِ بَصِيرًا
belā inne rabbehu kāne bihi beSīran
Hayır! Sandığı gibi değil! Şüphesiz Rabbi onu görüyordu.
فَلَا اُقْسِمُ بِالشَّفَقِ
fe lā uḳsimu bi ş-şefeḳi
Yemin ederim şafağa,
وَالَّيْلِ وَمَا وَسَقَ
ve l-leyli ve mā veseḳa
Geceye ve içinde topladıklarına,
وَالْقَمَرِ اِذَا اتَّسَقَ
ve l-ḳameri iƶā tteseḳa
Dolunay halindeki aya ki,
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍ
le terkebunne Tabeḳan ǎn Tabeḳin
Şüphesiz siz halden hale geçeceksiniz.
فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
fe mā lehum lā yu'minūne
Böyleyken onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?
وَاِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ الْقُرْاٰنُ لَا يَسْجُدُونَ
ve iƶā ḳurie ǎleyhimu l-ḳurānu lā yescudūne
Onlara Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar.
بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا يُكَذِّبُونَ
beli (e)lleƶīne keferū yukeƶƶibūne
Daha doğrusu, inkar edenler (Kur'an'ı) yalanlıyorlar.
وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ
ve(a)llahu eǎ'lemu bimā yūǔne
Halbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir.
فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَلِيمٍ
fe beşşirhum bi ǎƶābin elīmin
Öyle ise sen onlara elem dolu bir azabı müjdele!
اِلَّا الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
illā (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti lehum ecrun ğayru memnūnin
Ancak iman edip de salih ameller işleyenler başka. Onlar için, bitmez tükenmez bir mükafat vardır.