Andolsun o, Cebrail'i apaçık ufukta gördü.

وَلَقَدْ رَاٰهُ بِالْاُفُقِ الْمُبِينِ

ve leḳad rāhu bi l-ufuḳi l-mubīni

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2رَاٰهُrāhuر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.onu görmüştür
3بِالْاُفُقِbi l-ufuḳiا ف قGökyüzü, gökler, ufuk, arazi veya onun bir parçası, bunların sınırı/uç kısmı.ufukta
4الْمُبِينِl-mubīniب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun, onu, apaydın tanyerinde gördü.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun, onu, apaydın tanyerinde gördü.

Adem Uğur

Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Onu apaçık ufuk olarak müşahede etti!

Ahmet Tekin

Andolsun o Cibril’i apaçık, ufukta gördü.

Ahmet Varol

Andolsun ki o, onu apaçık bir ufukta görmüştür.

Ali Bulaç

Andolsun o (peygamber), onu apaçık bir ufukta görmüştür.

Ali Fikri Yavuz

And olsun ki, Peygamber, o Cebrâil’i açık ufukta gördü.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, Onu, ufukta apaçık görmüştür.

Bayraktar Bayraklı

- Sizin arkadaşınız Muhammed, kesinlikle deli değildir. O, meleği apaçık ufukta görmüştü. O, gaypten gelen bilgileri sizden esirgeyemez.

Bekir Sadak

And olsun ki, o, Cebrail'i apacik ufukta gormustur.

Celal Yıldırım

And olsun ki. O, onu (Muhammed, Melek Cebrail'i) açık ufukta gördü.

Diyanet İşleri

Andolsun o, Cebrail'i apaçık ufukta gördü.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür.

Diyanet Vakfi

Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Vallahi onu (Cebrail) açık ufukta gördü.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vallahi gördü onu açık ufukta

Erhan Aktaş

Ant olsun o, onu açık ufukta gördü.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun o, onu açık ufukta gördü.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun o, onu açık ufukta gördü.

Fizilal-il Kuran

Şüphesiz (Muhammed) onu apaçık ufukta görmüştür.

Gültekin Onan

Andolsun o (peygamber), onu apaçık bir ufukta görmüştür.

Hamdi Döndüren

Andolsun o, Cibril’i apaçık ufukta gördü.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki O (saahibiniz) onu apaçık ufukda görmüşdür.

Hasib Asutay

Andolsun ki onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür. (6) (6. Hz. Peygamberimiz Cebrail (a.s)ı bir defa Hira'da, diğer bir defa da miraçta gerçek suretiyle görmüştür.)

Hayrat Neşriyat

And olsun ki, onu (Cebrâîl’i) apaçık, ufukta gördü.

İbni Kesir

Andolsun ki; onu, apaçık ufukta görmüştür.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki onu (Cebrail’i) apaçık ufukta görmüştü.

Muhammed Esed

o gerçekten (meleği) gördü, berrak bir ufukta (gördü) onu;

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu o, meleği berrak bir ufukta görmüştür.

Ömer Nasuhi Bilmen

(23-25) Andolsun ki, onu apaçık ufukta gördü. Ve o, (peygamber) gaybe ait hususta behil değildir. Ve o, tardedilen bir şeytanın sözü değildir.

Ömer Öngüt

Andolsun ki onu apaçık ufukta görmüştür.

Suat Yıldırım

O, vahyi getiren elçi Cebrail’i, apaçık ufukta görmüştü.

Süleyman Ateş

Andolsun (Muhammed) onu apaçık ufukta görmüştür.

Süleymaniye Vakfı

Cebrail'i, o açık ufukta (Nur Dağı'nda) kesinlikle gördü.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür.

Şaban Piriş

Onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun o (peygamber), onu apaçık bir ufukta görmüştür.

Ümit Şimşek

And olsun, onu apaçık ufukta gördü.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, onu apaçık ufukta gördü.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O, Cəbraili aydın üfüqdə gördü.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

And olsun ki, (Peyğəmbər!) onu (Cəbraili) açıq (ən uca) üfüqdə gördü.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sah ihn (Gabriel) am erkennbaren Horizont.

Almanca — Der Edle Quran

Er hat ihn ja am deutlichen Gesichtskreis gesehen,

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, er sah ihn am klaren Horizont.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß bereits sah er ihn am deutlichen Horizont.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

For he certainly saw him -the angel Jibril- at the clear horizon.

Abdul Haleem

he did see him on the clear horizon.

Abdullah Yusuf Ali

And without doubt he saw him in the clear horizon.

Abul A'la Maududi

he indeed saw the message-bearer on the clear horizon;

Aisha Bewley

He saw him on the clear horizon.

Al-Hilali & Khan

And indeed he (Muhammad صلى الله عليه وسلم) saw him [Jibrîl (Gabriel)] in the clear horizon (towards the east).

Ali Quli Qarai

certainly he saw him on the manifest horizon,

Amatul Rahman Omar

And he has most surely seen himself (shining in the resplendence of his own light) in the clear horizon (- in the remotest corners of the world).

Arthur John Arberry

he truly saw him on the clear horizon;

Bijan Moeinian

Truly he has seen himself in a clear horizon.

E. Henry Palmer

he saw him on the plain horizon,

Edip-Layth

He saw him by the clear horizon.

George Sale

He had already seen him in the clear horizon:

Hamid S. Aziz

And of a truth he saw himself on the clear horizon.

Mahmoud Ghali

And indeed he (The Prophet) already saw him (The Angle Jibrîl "Gabriel") on the evident horizon,

Marmaduke Pickthall

Surely he beheld Him on the clear horizon.

Mohamed Ahmed - Samira

He had surely seen Him on the clear horizon.

Muhammad Asad

he truly beheld [the angel - beheld] him on the clear horizon;

Mustafa Khattab

And he did see that ˹angel˺ on the clear horizon,[1]

Progressive Muslims

And he saw him by the clear horizon.

Sahih International

And he has already seen Gabriel in the clear horizon.

Sam Gerrans

And he saw him on the clear horizon;

Shabbir Ahmed

And, indeed, he has found Wisdom at its highest horizon. (53:1-7).

Syed Vickar Ahamed

And without doubt he (the Prophet) saw him (the messenger from Allah) in the clear horizon.

Taqi Usmani

and he did see him (Jibra’īl X) on the clear horizon.

The Monotheist Group

And he saw him by the clear horizon.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

il lʹa effectivement vu (Gabriel), au clair horizon

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, wî Cibraîl li asoyê diyar û aşkera ew dîtiye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij heeft hem immers aan de duidelijke horizon gezien.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij heeft hem reeds aan den helderen gezichteinder gezien.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, hij heeft hem (Djibrîl) aan de heldere horizon gezien.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и он [пророк Мухаммад] видел его [ангела Джибрила, обладающего 600 крыльями] на ясном горизонте (перед восходом солнца),

Rusça — Osmanov

ибо он видел его (т. е. Джибрила) на ясном небосклоне,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

han såg helt visst (budbäraren) vid den klara horisonten -