Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.

وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا

ve ceǎlnā sirācen vehhācen

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve yalım yalım yanan bir kandil yarattık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve yalım yalım yanan bir kandil yarattık.

Adem Uğur

(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.

Ahmed Hulusi

Bir de ışık saçan bir kandil (Güneş - akıl) koyduk.

Ahmet Tekin

Tepenizde aydınlatan, ısıtan güneşi yerleştirdik.

Ahmet Varol

Parıl parıl parıldayan bir kandil varettik.

Ali Bulaç

Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.

Ali Fikri Yavuz

İçlerinde parıl parıl ışıldayan bir kandil (güneş) astık.

Ali Rıza Safa

Parıldayan bir ışık kaynağı yaptık.

Bayraktar Bayraklı

Güneşi ışık ve enerji kaynağı olarak yaratmadık mı?

Bekir Sadak

Parlak isik veren gunesi varettik;

Celal Yıldırım

(Onda) alabildiğine yanıp tutuşarak parlak ışık veren bir kandil (Güneş)i var kıldık.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Orada ısı ve aydınlık saçan bir lamba yarattık.

Diyanet İşleri

Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.

Diyanet İşleri (eski)

Parlak ışık veren güneşi varettik;

Diyanet Vakfi

(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İçlerine ışık saçan bir kandil astık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İçlerine parıl parıl parlayan bir kandil astık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve içlerine şa'şaalı parıl parıl bir kandil astık

Erhan Aktaş

Ve ışık saçan bir kandil.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve ışık saçan bir kandil.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve ışık saçan bir kandil.

Fizilal-il Kuran

Oraya parlak kandiller astık.

Gültekin Onan

Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.

Hamdi Döndüren

(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.

Hasan Basri Çantay

(Ona) parıl parıl parıldayan bir kandil asdık.

Hasib Asutay

(Orada) alev alev yanan bir kandil (3) yarattık. (3. Güneş.)

Hayrat Neşriyat

Ve (orada) çok parlayan bir kandil (bir güneş) kıldık!

İbni Kesir

Pırıl pırıl parlayan bir kandil astık.

Mehmet Okuyan

(Orada) aydınlatan bir kandil (güneş) yarattık.

Muhammed Esed

ve (oraya güneşi,) parıldayan ışık yüklü lambayı yerleştirdik.

Mustafa İslamoğlu

Ve (oraya) son derece güçlü bir ışık ve ısı kaynağı yerleştirdik.

Ömer Nasuhi Bilmen

(12-13) Ve üzerinize sağlam sağlam yedi gök bina ettik. Ve çok parıldayan kandil kıldık.

Ömer Öngüt

(Göğe) ışık saçan bir kandil astık.

Suat Yıldırım

Orada pırıl pırıl yanan bir lamba koyduk.

Süleyman Ateş

Ve (orada) parıl parıl parlayan bir lamba yarattık.

Süleymaniye Vakfı

Yüksek ısı yayan bir ışık kaynağı /Güneş'i oluşturduk.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir de ısı ve ışık yayan bir kandil oluşturduk.

Şaban Piriş

Işık saçan bir de lamba yarattık.

Tefhim-ul Kuran

Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.

Ümit Şimşek

Parıl parıl bir kandil astık.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir de parıl parıl parlayan kandil yerleştirdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

və çox parlaq bir çıraq yaratdıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sizin üçün çox parlaq bir çıxar (günəş) yaratdıq.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben die Sonne als hell scheinende Leuchte geschaffen.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir haben einen hell glühenden Leuchtkörper gemacht.

Almanca — M. A. Rassoul

und Wir haben eine hellbrennende Leuchte gemacht

Almanca — Muhammad Zaidan

Auch machten WIR eine leuchtende Lampe.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We installed a lamp glowing dispensing heat and illumination. *

Abdul Haleem

and make a blazing lamp?

Abdullah Yusuf Ali

And placed (therein) a Light of Splendour?

Abul A'la Maududi

and placed therein a hot, shining lamp,

Aisha Bewley

We installed a blazing lamp.

Al-Hilali & Khan

And We have made (therein) a shining lamp (sun).

Ali Quli Qarai

and make [the sun for] a radiant lamp?

Amatul Rahman Omar

And We have made (therein) the sun providing immense light and heat from a long distance,

Arthur John Arberry

and We appointed a blazing lamp

Bijan Moeinian

And created the sun as a source of light and energy for you

E. Henry Palmer

and set a burning lamp,

Edip-Layth

We made a flaming light?

George Sale

and placed therein a burning lamp?

Hamid S. Aziz

And placed therein a shining lamp (the Sun)?

Mahmoud Ghali

And We have made a glowing luminary.

Marmaduke Pickthall

And have appointed a dazzling lamp,

Mohamed Ahmed - Samira

And placed a lamp therein brightly burning.

Muhammad Asad

and have placed [therein the sun, ] a lamp full of blazing splendour.

Mustafa Khattab

and placed ˹in them˺ a shining lamp,

Progressive Muslims

And We made a flaming light

Sahih International

And made [therein] a burning lamp

Sam Gerrans

And We made a blazing torch,

Shabbir Ahmed

And We have placed a Dazzling Lamp.

Syed Vickar Ahamed

And placed (in there) a Light of brilliance?

Taqi Usmani

and created a luminous lamp (the sun).

The Monotheist Group

And We made a blazing lamp?

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et (y) avons placé une lampe (le soleil) très ardente,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ma me çirayeke geş û germ çênekiriye?!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben een schitterende lamp gemaakt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En daarin eene brandende lamp geplaatst?

Hollandaca — Siregar

En Wij hebben daarin een stralende lamp geplaatst.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и сделали пылающий светиль­ник [Солнце] (которое дает тепло и свет)

Rusça — Osmanov

установили блистающий светильник (т. е. солнце)

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och (där) skapat en vitglödande lampa.