(21-22) Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk.

فَجَعَلْنَاهُ فِي قَرَارٍ مَكِينٍ اِلٰى قَدَرٍ مَعْلُومٍ

fe ceǎlnāhu fī ḳarārin mekīnin / ilā ḳaderin meǎ'lūmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَجَعَلْنَاهُfe ceǎlnāhuج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakonu koyduk
2فِي
3قَرَارٍḳarārinق ر رSerin olmak veya serinlemek, sessiz kalmak, sebatlı olmak, sağlam olmak, ferahlamak, istikrarlı olmak, sağlam olmak, almak tatmin etmek, doğrulamak, kabul etmek, yerleşmek, sürmek. Karar - istikrar, sabit veya güvenli bir yer, emanet yeri, ilerideki yer. Kurratun - serinlik, keyif. Akarra (fiil 4) - onaylamak, dinlendirmek veya kalmaya sebep olmak. İstakarra (fiil 10) - sağlam kalmak. Müstakırrun - sağlam şekilde sabit kalan veya onaylanan, gizlenen, kalıcı olan, kesinlikle gerçekleşen, varlığında/hedefinde/amacında yerleşik olan. Müstakar - sağlam şekilde sabit/yerleşik, geçici ikamet, mesken. Kurratun - serinlik, ferahlık, neşe ve rahatlık kaynağı. Kawarir (karuratun'un çoğulu) - bardaklar, kristaller.bir karar yerine
4مَكِينٍmekīninم ك نBirine yer vermek, bir konuta yerleştirmek veya kurmak, birinin bir şeyi yapmasını sağlamak veya yetkilendirmeksağlam
1اِلٰىilākadar
2قَدَرٍḳaderinق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışbir süreye
3مَعْلُومٍmeǎ'lūminع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebelirli

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken onu, karâr edilecek kuvvetli bir yerde tutmadık mı?

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken onu, karâr edilecek kuvvetli bir yerde tutmadık mı?

Adem Uğur

İşte o suyu, sağlam bir yere yerleştirdik.

Ahmed Hulusi

Onu güvenli bir mekanda (rahimde) oluşturduk;

Ahmet Tekin

Onu elverişli sağlam, muhkem itibarlı bir yere yerleştirerek planlayıp büyütmedik mi?

Ahmet Varol

Ardından onu sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

Ali Bulaç

Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

Ali Fikri Yavuz

Sonra o suyu, sağlam bir yerde (rahimde) sakladık,

Ali Rıza Safa

Sonra, onu, dayanıklı bir yere yerleştirdik.

Bayraktar Bayraklı

- Sonra belli bir süreye kadar onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Bekir Sadak

(20-22) Sizi bayagi bir sudan yaratip onu belli bir sureye kadar saglam bir yere yerlestirmedik mi?

Celal Yıldırım

(21-22) Sonra onu belirlenmiş bir vakte kadar sağlam bir karargâhta bulundurmadık mı ?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(21-22) Onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik.

Diyanet İşleri

(21-22) Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk.

Diyanet İşleri (eski)

(20-22) Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Diyanet Vakfi

(21-22) İşte o suyu, belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onu sağlam bir yerde oturttuk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onu güvenli bir yere (rahme) koyduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kılıp da onu bir makarda temkin

Erhan Aktaş

Sonra onu korunaklı bir yere yerleştirdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra onu korunaklı bir yere yerleştirdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra onu korunaklı bir yere yerleştirdik.

Fizilal-il Kuran

Sonra o sıvı damlasını korunaklı bir yuvaya yerleştirmedik mi?

Gültekin Onan

Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

Hamdi Döndüren

Sonra onu sağlam bir kalma yerine koyduk.

Hasan Basri Çantay

Onu sağlam bir yerde tutub da,

Hasib Asutay

Onu sağlam bir yere (5) yerleştirdik; (5. Döl yatağına.)

Hayrat Neşriyat

(21-22) Sonra onu belli bir zamâna kadar sağlam bir yerde (rahimde yerleşik) kıldık.

İbni Kesir

Onu sağlam bir yere yerleştirdik.

Mehmet Okuyan

Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik.

Muhammed Esed

(rahmin içinde) sağlam bir şekilde muhafaza ettiğimiz (bir sıvıdan),

Mustafa İslamoğlu

Ki Biz o sıvıyı (rahim gibi) sağlam bir karar mahallinde korumaya aldık;

Ömer Nasuhi Bilmen

İmdi onu bir sağlam karargâhta (bulunur) kıldık.

Ömer Öngüt

Sonra o suyu sağlam bir karargâh olan rahime yerleştirdik.

Suat Yıldırım

(21-22) Sonra da o meni nutfesini belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik.

Süleyman Ateş

Onu sağlam bir karar yerine koyduk.

Süleymaniye Vakfı

Sonra onu karar-ı mekin'de /yumurtaya ulaşmasına imkan veren yerde tuttuk.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra onu sağlam bir yere (ana rahmine) yerleştirdik.

Şaban Piriş

Ve suyu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Tefhim-ul Kuran

Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik,

Ümit Şimşek

Sonra onu sağlam bir yere yerleştirdik:

Yaşar Nuri Öztürk

Onu dayanıklı karargahta tuttuk.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onu etibarlı bir yerdə yerləşdirmədikmi –

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onu möhkəm bir yerdə (ana bətnində) saxladıq,

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

das Wir an einen sicheren Ort brachten

Almanca — Der Edle Quran

das Wir dann in einem festen Aufenthaltsort haben sein lassen,

Almanca — M. A. Rassoul

die Wir dann an eine geschützte Bleibe brachten

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann machten WIR sie in einem gefestigten Aufenthaltsort,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Fluid whose product, the fertilized seed,* We embedded in the depth of a safe and secure situation (the womb).

Abdul Haleem

which We housed in a safe lodging

Abdullah Yusuf Ali

The which We placed in a place of rest, firmly fixed,

Abul A'la Maududi

which We then placed in a secure repository

Aisha Bewley

then place it in a secure repository

Al-Hilali & Khan

Then We placed it in a place of safety (womb),

Ali Quli Qarai

[and] then lodged it in a secure abode

Amatul Rahman Omar

Then We placed it in a secure and safe place,

Arthur John Arberry

that We laid within a sure lodging

Bijan Moeinian

Then place that tiny embryo in a safe resting place?

E. Henry Palmer

and place it in a sure depository

Edip-Layth

Then We made it in a place of protection,

George Sale

which We placed in a sure repository,

Hamid S. Aziz

Which We laid in a safe abode (the womb),

Mahmoud Ghali

Then We made it in an established reposing,

Marmaduke Pickthall

Which We laid up in a safe abode

Mohamed Ahmed - Samira

Then We lodged you in a secure place (the womb)

Muhammad Asad

which We then let remain in [the womb's] firm keeping

Mustafa Khattab

placing it in a secure place

Progressive Muslims

Then We made it in a place of protection

Sahih International

And We placed it in a firm lodging

Sam Gerrans

And We placed it in a fixed lodging secure

Shabbir Ahmed

Which We then kept in a safe place. (23:13).

Syed Vickar Ahamed

Then We placed in a place of rest (the womb), securely placed,

Taqi Usmani

Then We put it in a firm place of rest

The Monotheist Group

Then We made it in a place of protection,

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

que Nous avons placée dans un reposoir sûr,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca me ew av di cihekî mikûm de bi cih kir (ku malzarok e).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

die Wij toen in een solide verblijfplaats legden,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Dien wij in eene zekere bewaarplaats stelden.

Hollandaca — Siregar

Toen plaatsten Wij het in een beschermende rustplaats.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и поместили ее [эту жидкость] в надежном месте [в утробе женщины]

Rusça — Osmanov

и не поместили ее в надежном месте

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

som Vi sedan lämnade i (skötets) säkra förvar