O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلّٰى
fe lā Saddeḳa ve lā Sallā
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
O, ne birşeyi vermiştir sadaka olarak, ne namaz kılmıştır.
Adem Uğur
İşte o, (Peygamber'in getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı.
Ahmed Hulusi
Ne tasdik etti, ne salat eyledi (yöneldi Rabbine). . .
Ahmet Tekin
Ne tasdik etti, ne sadaka verdi. Ne dua ve niyazda bulundu, ne peygamberi salât ü selâm ile andı, ne de namaz kıldı.
Ahmet Varol
(O) ne (peygamberi) doğruladı, ne de namaz kıldı.
Ali Bulaç
Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.
Ali Fikri Yavuz
(O kâfir Ebu Cehil Kur’an’ı ve Peygamberi) tasdik etmedi, namaz da kılmadı.
Ali Rıza Safa
Ne doğruladı ne de destek oldu.
Bayraktar Bayraklı
- Ne doğruladı, ne de kulluk görevini yerine getirdi. Fakat yalanladı ve yüz çevirdi. Sonra da çalım sata sata yürüyerek ailesine gitmişti. Sana yazıklar olsun, yazıklar! Tekrar tekrar sana yazıklar olsun, yazıklar!
Bekir Sadak
(31-33) O, peygamberi dogrulamamis, namaz kilmamis, ama yalanlayip yuz cevirmis, sonra da salina salina kendinden yana olanlara gitmisti.
Celal Yıldırım
Ne gerçeği doğrulayıp kabul etmiş, ne de namaz kılmıştı.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Vaktiyle o hakka inanmamış, namaz da kılmamıştı.
Diyanet İşleri
O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.
Diyanet İşleri (eski)
(31-33) O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
Diyanet Vakfi
İşte o, (Peygamber'in getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ama o ne sadaka verdi ne de namaz kıldı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat o ne sadaka verdi ne namaz kıldı
Erhan Aktaş
Fakat o ne onayladı ne de salla yaptı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Fakat o, ne onayladı ne de salla yaptı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Fakat o, ne onayladı ne de destek oldu.
Fizilal-il Kuran
Adam ne inandı, ne namaz kıldı.
Gültekin Onan
Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.
Hamdi Döndüren
O kimse ne sadaka verdi, ne de namaz kıldı.
Hasan Basri Çantay
İşte o, (peygamberi ve Kur'anı) tasdıyk etmemiş, namaz da kılmamış,
Hasib Asutay
Ama o, ne doğrulamış ve ne de namaz kılmıştır.
Hayrat Neşriyat
Çünki (o insan) ne (peygamberi ve Kur’ân’ı) tasdîk etti, ne de namaz kıldı.
İbni Kesir
Tasdik etmemişti, namaz da kılmamıştı.
Mehmet Okuyan
(İnkârcı kişi, hem gerçeği) onaylamamıştı; (hem de Allah’ın dinine) destek olmamıştı.
Muhammed Esed
(Artık son pişmanlık fayda etmez) çünkü (yaşadığı sürece) hakikati kabul etmedi ve (aydınlığa kavuşmak için) namaz kılmadı;
Mustafa İslamoğlu
Fakat o (insan) hakikati tasdik etmedi ve yönünü Allah'a dönmedi;
Ömer Nasuhi Bilmen
(31-32) Fakat ne tasdik etti ve ne de namaz kıldı. Velâkin tekzîp etti ve yüz çevirdi.
Ömer Öngüt
İşte o tasdik etmemiş, namaz da kılmamıştı.
Suat Yıldırım
Ne dini tasdik eder, ne namaz kılardı.
Süleyman Ateş
Ne sadaka verdi, ne de namaz kıldı.
Süleymaniye Vakfı
(O, canını böyle verir) çünkü doğruları kabul etmedi ve kulluk görevlerini yapmadı,
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
O kişi, doğruları kabul etmemiş, destek de vermemişti.
Şaban Piriş
Tasdik etmemiş, namaz kılmamış.
Tefhim-ul Kuran
Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.
Ümit Şimşek
Oysa o ne Peygamberi doğruladı, ne namaz kıldı.
Yaşar Nuri Öztürk
Ne tasdik etti ne yakardı/ne sadaka verdi ne namaz kıldı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O kafir nə Quranı təsdiq etdi, nə də namaz qıldı.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Beləliklə, o (kafir Əbu Cəhl) nə (Qurʼanı) təsdiq etdi, nə də namaz qıldı.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Er hat aber weder geglaubt noch gebetet,
Almanca — Der Edle Quran
Doch hielt er nicht (die Botschaft) für wahr noch betete er,
Almanca — M. A. Rassoul
denn er spendete nicht und betete nicht
Almanca — Muhammad Zaidan
Also weder hielt er es für wahrhaftig, noch verrichtete er das rituelle Gebet,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
No, but he was never disposed to benevolence nor did he engage in the act of worship,
Abdul Haleem
He neither believed nor prayed,
Abdullah Yusuf Ali
So he gave nothing in charity, nor did he pray!-
Abul A'la Maududi
But he did not verify the Truth, nor did he observe Prayer;
Aisha Bewley
He neither affirmed the truth nor did he do salat,
Al-Hilali & Khan
So he (the disbeliever) neither believed (in this Qur’ân and in the Message of Muhammad صلى الله عليه وسلم) nor prayed!
Ali Quli Qarai
He neither confirmed [the truth], nor prayed,
Amatul Rahman Omar
For this person (being unmindful of the consequences) neither accepted the truth nor offered Prayer.
Arthur John Arberry
For he confirmed it not, and did not pray,
Bijan Moeinian
Man who never worshipped the Lord nor participated in any charity.
E. Henry Palmer
For he did not believes and did not pray;
Edip-Layth
For he did not acknowledge nor support.
George Sale
For he believed not, neither did he pray;
Hamid S. Aziz
So he did not accept the truth, nor did he pray,
Mahmoud Ghali
So he neither sincerely (believed) nor prayed,
Marmaduke Pickthall
For he neither trusted, nor prayed.
Mohamed Ahmed - Samira
For he neither believed nor prayed,
Muhammad Asad
[Useless, though, will be his repentance: for [as long as he was alive] he did not accept the truth, nor did he pray [for enlightenment],
Mustafa Khattab
This denier neither believed nor prayed,
Progressive Muslims
For he did not believe nor reach out.
Sahih International
And the disbeliever had not believed, nor had he prayed.
Sam Gerrans
For he neither gave credence, nor performed the duty,
Shabbir Ahmed
For he neither stood by the Truth, nor did he follow it. ('Sal'= To follow, like the runners-up horse closely follows the winner = To closely follow the Commands of Allah).
Syed Vickar Ahamed
But he disregarded (the truth), and he did not pray!
Taqi Usmani
So (the denier of the Hereafter) neither believed, nor prayed,
The Monotheist Group
For he did not believe nor make the contact.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Mais il nʹa ni cru, ni fait la Salât;
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca ne wî îman anî, ne jî nimêj kir.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Hij dacht immers dat het niet waar was en bad de salaat niet!
Hollandaca — Salomo Keyzer
Want hij geloofde niet, noch bad.
Hollandaca — Siregar
Hij geloofde (de Koran en de Boodschapper) niet, en hij verrichtte de shalât niet.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Ведь он не признал истинность (того, о чем сообщается в Коране и что говорил Пророк) и не совершал (обязательные) молитвы,
Rusça — Osmanov
Но ведь он не признал [Корана] и не совершал обрядовой молитвы,