De ki: "Sizin uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi koyacaktır, bilemem."

قُلْ اِنْ اَدْرِٓي اَقَرِيبٌ مَا تُوعَدُونَ اَمْ يَجْعَلُ لَهُ رَبِّي اَمَدًا

ḳul in edrī e ḳarībun mā tūǎdūne em yec'ǎlu lehu rabbī emeden

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اِنْinhayır
3اَدْرِٓيedrīد ر يBeceri ile bilmek, öğrenmek.bilmem
4اَقَرِيبٌe ḳarībunق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yakın mıdır?
5مَاşey
6تُوعَدُونَtūǎdūneو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)size söylenen
7اَمْemyoksa
8يَجْعَلُyec'ǎluج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakkoyacak (mıdır?)
9لَهُlehuonun için
10رَبِّيrabbīر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim
11اَمَدًاemedenا م دSona göre düşünülen zaman, en son/aşırı/kapsam/dönem, sınırlar, sınırlı, kalanuzun bir süre

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Ben bilmem, size vaadedilen pek mi yakın, yoksa Rabbim, onu bir müddet uzattı mı?

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Ben bilmem, size vaadedilen pek mi yakın, yoksa Rabbim, onu bir müddet uzattı mı?

Adem Uğur

De ki: Tehdit edilegeldiğiniz (azap), yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, ben bilmem.

Ahmed Hulusi

De ki: "Vadolunduğunuz yakın mıdır, yoksa Rabbim uzun bir süre mi tanımıştır, bilmiyorum. "

Ahmet Tekin

'Tehdit edildiğiniz şey, yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, onu bilemem.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Size vaadedilen yakın mıdır yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar bilemem.

Ali Bulaç

De ki: "Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve azab) yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur?"

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm), de ki: “- Bilmiyorum, o korkutulduğunuz azab yakın mı, yoksa Rabbim ona uzun bir müddet mi tayin eder?”

Ali Rıza Safa

De ki: "Size sözü verilen, yakın mı; yoksa benim Efendim, ona uzun bir süre mi belirlemiştir; bilmiyorum!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Uyarıldığınız azap yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi belirlemiştir, bilmiyorum."

Bekir Sadak

De ki: Size soz verilen yakin midir, yoksa Rabbim onu uzun sureli mi kilmistir ben bilmem.»

Celal Yıldırım

De ki: O va'dolunduğunuz şey (azâb) yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun bir zaman sonraya mı bırakmıştır? Bilemiyorum.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Tehdit edildiğiniz azap yakın mıdır yoksa rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, bilemem.”

Diyanet İşleri

De ki: "Sizin uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi koyacaktır, bilemem."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem.'

Diyanet Vakfi

De ki: Tehdit edilegeldiğiniz (azap), yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, ben bilmem.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Ben bilmem, o size vaad edilen şey yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar..»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Ben dirayetle bilmem, o size vadolunan yakın mı, yoksa Rabbim onun için bir uzun süre mi koyar?"

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: Dirayet ile bilmem, yakın mı o size va'dolunan? Yoksa Rabbım onun için bir uzun gaye mi yapar?

Erhan Aktaş

De ki: "Uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabb'im onun için uzun bir süre mi belirlemiştir, bilmiyorum."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabb'im onun için uzun bir süre mi belirlemiştir, bilmiyorum."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabb'im onun için uzun bir süre mi belirlemiştir, bilmiyorum."

Fizilal-il Kuran

De ki: «Size yöneltilen tehdit yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir vade mi belirlemiştir, bilmiyorum.»

Gültekin Onan

De ki: "Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve azab) yakın mı, yoksa rabbim onun için (uzun) bir müddet mi koymuştur?"

Hamdi Döndüren

De ki: “Bilmiyorum o tehdit olunduğunuz (azap) yakın mı, yoksa rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur!”

Hasan Basri Çantay

De ki (Habibim): "Tehdid edilegeldiğiniz (azab) ın yakın mı, yoksa Rabbimin ona uzun bir müddet mi' ta'yin etmiş olduğunu ben bilmem".

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Size va'dolunan yakın mıdır, yoksa Rabbin onun için uzun bir süre mi koyacak, (bunu) bilmem.

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) De ki: 'Tehdîd olunageldiğiniz (o azab) bilmiyorum yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi ta'yîn eder?'

İbni Kesir

De ki: Size vaadedilen yakın mıdır, yoksa Rabbım onu uzun süreli mi kılmıştır bilemiyorum.

Mehmet Okuyan

De ki: “Size vadedilen (gün) yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, onu ben bilemem.”

Muhammed Esed

De ki: "Önceden uyarıldığınız bu (akibet)in yakın olup olmadığını yahut Rabbimin onun için uzun bir vade koyup koymadığını bilemem".

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Keşke bilseydim tehdit edildiğiniz azap yakın mı, yoksa Rabbim onu bir müddet daha erteledi mi?

Ömer Nasuhi Bilmen

(24-25) Tehdid olunur oldukları şeyi gördükleri vakit artık bileceklerdir ki, yardımcı itibariyle en zaif ve adeden en az olan kim imiş? De ki: «Ben bilmem ki tehdid edilir olduğunuz şey, yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir müddet mi tayin kılar?»

Ömer Öngüt

De ki: "Size vaad edilen (azap) yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar? Ben bilemem. "

Suat Yıldırım

Ey Resulüm! De ki: "O sizin tehdit edildiğiniz azap yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için bir süre mi belirler, kesin bilmiyorum."

Süleyman Ateş

De ki: "Size söylenen şey yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyacaktır, bilmem."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Tehdit edildiğiniz şey yakında mı olacak yoksa Rabbim onun için (uzun) bir vade mi belirler; ben onu bilemem."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Tehdit edildiğiniz şey yakında mı olacak yoksa Rabbim onun için bir süre mi belirlemiş; ben onu bilemem."

Şaban Piriş

De ki: -Size vaat edilen yakın mı yoksa Rabbim onu uzak mı kıldı bilmiyorum.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve azab) yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur?»

Ümit Şimşek

De ki: Size vaad olunan şey yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için bir süre mi tanır; onu da ben bilemem.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Bilmiyorum, size vaat edilen şey yakın mıdır yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyacaktır?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Mən sizə vəd olunmuş əzabın yaxın olduğunu və yaxud Rəbbimin onun üçün uzun bir müddət təyin etmiş olduğunu bilmirəm.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″Mən sizin qorxudulduğunuz əzabın yaxın olduğunu, yaxud Rəbbimin onun üçün uzun bir müddət təʼyin edəcəyini bilmirəm!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺIch weiß nicht, ob die euch angedrohte qualvolle Strafe bald kommt, oder ob mein Herr dafür eine lange Frist gesetzt hat.

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Ich weiß nicht, ob das, was euch versprochen worden ist, nahe ist, oder ob mein Herr ihm eine (längere) Frist setzt,

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺlch weiß nicht, ob das euch Angedrohte nahe ist, oder ob mein Herr eine lange Frist dafür angesetzt hat.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺIch weiß nicht, ob es nahe liegt, was euch angedroht wird, oder ob mein HERR dafür Zeit läßt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "I do not know whether the promised Day of Judgment is close at hand or Allah has ordained that it be remote in time".

Abdul Haleem

Say, ‘I do not know whether what you have been warned about is near, or whether a distant time has been appointed for it by my Lord.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "I know not whether the (Punishment) which ye are promised is near, or whether my Lord will appoint for it a distant term.

Abul A'la Maududi

Say: "I know not whether what you are promised is near or whether my Lord will prolong its term.

Aisha Bewley

Say: ‘I do not know whether what you are promised is close or whether my Lord will appoint a longer time before it. ’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "I know not whether (the punishment) which you are promised is near or whether my Lord will appoint for it a distant term.

Ali Quli Qarai

Say, ‘I do not know if what you are promised is near, or if my Lord has set a term for it. ’

Amatul Rahman Omar

Say, `I have no knowledge whether that (punishment) you are threatened with is near (at hand) or whether my Lord will fix a later term for it. '

Arthur John Arberry

Say: 'I do not know whether that which you are promised is nigh, or whether my Lord will appoint for it a space;

Bijan Moeinian

Say: "I do not know the Hellfire that God has promised you is going to happen soon to you or that there will be a long time before you face it. "

E. Henry Palmer

Say, 'I know not if what ye are threatened with be nigh, or if my Lord will set for it a term.

Edip-Layth

Say, "I do not know if what you are promised is near, or if my Lord will make it distant."

George Sale

Say, I know not whether the punishment with which ye are threatened be nigh, or whether my Lord will appoint for it a distant term.

Hamid S. Aziz

Say, "I do not know whether that which you are promised be nigh or whether my Lord will appoint for it a distant term:

Mahmoud Ghali

Say, "Decidedly, I do not realize whether that which you are promised is near or even whether my Lord will set for it a (distant) span;

Marmaduke Pickthall

Say (O Muhammad, unto the disbelievers): I know not whether that which ye are promised is nigh, or if my Lord hath set a distant term for it.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "I do not know if what is promised you is near, or if my Lord prolongs its term.

Muhammad Asad

Say: "I do not know whether that [doom] of which you were forewarned is near, or whether my Sustainer has set for it a distant term. "

Mustafa Khattab

Say, "I do not know if what you are promised is near or my Lord has set a distant time for it.

Progressive Muslims

Say: "I do not know if what you are promised is near, or if my Lord will make it distant. "

Sahih International

Say, "I do not know if what you are promised is near or if my Lord will grant for it a [long] period. "

Sam Gerrans

Say thou: “I know not whether that which you are promised is near, or my Lord will make for it a span.”

Shabbir Ahmed

Say, "I know not whether the promise made to you is near or if my Lord will delay it. "

Syed Vickar Ahamed

Say: "I do not know whether the (punishment) which you are promised is near or whether my Lord will appoint for it a long time (later).

Taqi Usmani

Say, "I do not know whether that which you are promised is near, or my Lord has appointed for it a distant term.

The Monotheist Group

Say: "I do not know if what you are promised is near, or if my Lord will make it distant."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺJe ne sais pas si ce dont vous êtes menacés est proche, ou bien, si mon Seigneur va lui assigner un délai.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Ez (bi xwe) nizanim ma gelo ew ezabê ku peymana wî ji we re hatiye dayîn nêzik e yan jî Xwedayê min dê ji bo wî demeke dûr û dirêj deyne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺIk weet niet of wat aangezegd wordt dichtbij is of dat het naar later verschoven is door mijn Heer,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg hun: Ik weet niet of de straf waarmede gij bedreigd zijt, nabij is, dan wel, of mijn heer die voor een verwijderd tijdstip heeft bepaald.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺIk weet niet of het nabij is, wat jullie aangezegd is, of dat mijn Heer het nog lang uitstelt.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Посланник) (этим многобожникам): «Я не знаю, близко ли то, что вам обещано [скоро ли наступит наказание], или Господь мой установил для него отсрочку».

Rusça — Osmanov

Скажи: ʺЯ не знаю, скоро ли настанет обещанное вам, или же отсрочил его мой Господьʺ.