Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.

فَتَوَلّٰى عَنْهُمْ وَقَالَ يَاقَوْمِ لَقَدْ اَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبِّي وَنَصَحْتُ لَكُمْ وَلٰكِنْ لَا تُحِبُّونَ النَّاصِحِينَ

fe tevellā ǎnhum ve ḳāle yā ḳavmi le ḳad ebleğtukum risālete rabbī ve neSaHtu lekum ve lākin lā tuHibbūne n-nāSiHīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَتَوَلّٰىfe tevellāو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmaköteye döndü
2عَنْهُمْǎnhumonlardan
3وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi
4يَاقَوْمِyā ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhEY/HEY/AH kavmim
5لَقَدْle ḳadmuhakkak
6اَبْلَغْتُكُمْebleğtukumب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakben size duyurdum
7رِسَالَةَrisāleteر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalemesajlarını
8رَبِّيrabbīر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimin
9وَنَصَحْتُve neSaHtuن ص حSaf olmak, karışmamış olmak, hakiki olmak, samimi davranmak, samimi tavsiye vermek, içtenlikle öğüt vermek, sadık olmakve öğüt verdim
10لَكُمْlekumsize
11وَلٰكِنْve lākinfakat
12لَا
13تُحِبُّونَtuHibbūneح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.siz sevmiyorsunuz
14النَّاصِحِينَn-nāSiHīneن ص حSaf olmak, karışmamış olmak, hakiki olmak, samimi davranmak, samimi tavsiye vermek, içtenlikle öğüt vermek, sadık olmaköğüt verenleri

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sâlih, onlardan yüz çevirdi de ey kavmim dedi, andolsun ki ben size Rabbimin bildirdiği haberleri tebliğ ettim ve öğüt verdim ama siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sâlih, onlardan yüz çevirdi de ey kavmim dedi, andolsun ki ben size Rabbimin bildirdiği haberleri tebliğ ettim ve öğüt verdim ama siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.

Adem Uğur

Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.

Ahmed Hulusi

(Salih de) onlardan yüz çevirdi ve: "Ey halkım. . . Andolsun ki Rabbimin risaletlerini size tebliğ ettim ve size nasihat ettim; fakat siz, hayrınıza konuşanları sevmiyorsunuz" dedi.

Ahmet Tekin

Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.

Ahmet Varol

(Salih) onlardan yüz çevirip şöyle dedi: 'Ey kavmim! Ben size Rabbimin bildirdiğini ulaştırdım ve size öğüt verdim; ama siz öğüt verenlerden hoşlanmıyorsunuz.'

Ali Bulaç

O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim, andolsun size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Ama siz, öğüt verenleri sevmiyorsunuz."

Ali Fikri Yavuz

Salih onlardan yüz çevirip şöyle dedi: “- Ey kavmim, ben size Rabbimin elçiliğini tamamen tebliğ ettim, size nasihat ettim, fakat siz öğüt verenleri sevmezsiniz.”

Ali Rıza Safa

Sonunda onlardan uzaklaştı ve şöyle dedi: "Ey toplumum! Gerçek şu ki, Efendimin gönderdiklerini size bildirdim ve size öğüt verdim. Fakat öğüt verenleri sevmiyorsunuz!"

Bayraktar Bayraklı

Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."

Bekir Sadak

Salih de onlardan yuz cevirdi ve «Ey milletim! And olsun ki ben size Rabbimin sozunu bildirmis ve ogut vermistim; fakat siz ogut verenleri sevmiyorsunuz» dedi.

Celal Yıldırım

Salih de onlardan yüzçevirip ayrıldı ve: «Ey kavmim! Ben size Rabbımın buyruklarını teblîğ ettim ve size öğütte bulundum, ama siz öğüt verenleri hiç de sevmediniz,» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sâlih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Andolsun ki ben size rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.”

Diyanet İşleri

Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Salih de onlardan yüz çevirdi ve 'Ey milletim! And olsun ki ben size Rabbimin sözünü bildirmiş ve öğüt vermiştim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz' dedi.

Diyanet Vakfi

Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sâlih de o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: «Ey kavmim! And olsun ki ben size Rabbimin elçiliğini tebliğ ettim ve size öğüt verdim, fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O, onlardan döndü ve: "Ey kavmim, ben size Rabbimin mesajını tamamen ilettim ve öğüt verdim; ancak siz öğüt verenleri sevmezsiniz!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Döndü de onlardan ey kavmim! dedi, ben size rabbımın risaletini tamamiyle tebliğ ettim ve nasıhat ettim, hayrınıza çalıştım ve lakin nasihat edenleri sevmezsiniz

Erhan Aktaş

O da onlardan yüz çevirip: "Ey halkım, ben size Rabb'imin mesajını ilettim ve size öğüt verdim, ancak siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O da onlardan yüz çevirip: "Ey halkım, ben size Rabb'imin mesajını ilettim ve size öğüt verdim, ancak siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O da onlardan yüz çevirip: "Ey halkım, ben size Rabb'imin mesajını tebliğ ettim ve size öğüt verdim, ancak siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz." dedi.

Fizilal-il Kuran

Bunun üzerine Salih, onlara sırt çevirdi ve 'Ey soydaşlarım, size Rabbimin mesajını ilettim, size öğüt verdim, fakat siz öğüt verenlerden hoşlanmıyorsunuz' dedi.

Gültekin Onan

O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim, andolsun size rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Ama siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."

Hamdi Döndüren

Salih o zaman onlardan yüz çevirip dedi ki: “Ey kavmim! Ben size Rabbimin mesajını bildirdim ve size öğüt verdim; ama siz, öğüt verenleri sevmiyorsunuz!”

Hasan Basri Çantay

O da onlardan yüz çevirdi ve (kendi kendine) şöyle dedi: "Ey kavmim, andolsun ki ben size Rabbimin elçilerini tebliğ etmişimdir. Size hayrhahlık göstermişimdir. Fakat siz hayrhahları sevmezsiniz ki".

Hasib Asutay

Artık (Salih) onlardan yüz çevirdi ve (kendi kendine) dedi ki: 'Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin mesajını duyurdum ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.'

Hayrat Neşriyat

(Sâlih) artık onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: 'Ey kavmim! Yemîn olsun ki size Rabbimin (vahiy olarak) gönderdiklerini teblîğ ettim ve size nasîhat ettim; fakat (siz)nasîhat edenleri sevmiyorsunuz.'

İbni Kesir

O da onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: Ey kavmim; andolsun ki ben, size Rabbımın vahyettiğini bildirdim ve size öğüt verdim. Ne var ki siz, öğüt verenleri sevmiyorsunuz.

Mehmet Okuyan

(Salih) onlardan yüz çevirip kendilerine şöyle demişti: “Ey kavmim! Şüphesiz ki ben size Rabbimin mesajını ulaştırdım ve size öğüt verdim fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.”

Muhammed Esed

Ve (Salih) onlardan yüz çevirdi: "Ey kavmim!" dedi, "gerçek şu ki, ben Rabbimin mesajlarını ilettim ve güzelce öğüt verdim size; (ama) siz güzel öğüt verenleri sevmediniz."

Mustafa İslamoğlu

Ve (Salih) onları ardında bırakırken "Ey kavmim!" diye mırıldanmıştı, "Doğrusu ben size Rabbimin mesajını tebliğ etmiştim ve size öğüt vermiştim; ne ki siz öğüt verenleri hiç sevmediniz!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: «Ey kavmim! Ben size Rabbimin risâletini muhakkak ki, tebliğ ettim ve sizin için öğüt verdim. Velâkin siz hayırhâh olanları sevmezsiniz.»

Ömer Öngüt

Böylece onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin risaletini tebliğ etmiş ve size öğüt vermiştim. Fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz. ”

Suat Yıldırım

Gördüğü müthiş manzara karşısında Salih, yüzünü üzüntü ile öteye çevirip"Ey halkım!" dedi, "Ben size Rabbimin buyruklarını tebliğ ettim, sizin iyiliğinize çalıştım, size öğütler verdim. Lâkin siz, iyiliğinizi isteyip öğüt verenleri bir türlü sevmediniz gitti!"

Süleyman Ateş

(Salih), onlardan öteye döndü de: "Ey kavmim, ben size Rabbimin mesajlarını duyurdum ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Salih onlardan uzaklaştı ve şöyle dedi: "Ey halkım! Ben Rabbimin mesajını size tebliğ ettim /bildirdim. İyiliğiniz için çaba gösterdim. Ama siz iyiliğinizi isteyenlerden hoşlanmıyorsunuz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Salih onlardan ayrıldı ve şöyle dedi: "Ey halkım! Rabbimin sözlerini size ulaştırmış ve iyiliğiniz için çaba göstermiştim. Ama siz iyiliğe çalışanları sevmiyorsunuz."

Şaban Piriş

Salih ise, onlardan yüz çevirip: -Ey kavmim, andolsun ki ben size Rabbimin gönderdiklerini tebliğ ettim. Size öğüt verdim. Fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz, dedi.

Tefhim-ul Kuran

O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: «Ey kavmim, andolsun, size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Ama siz, öğüt verenleri sevmiyorsunuz.»

Ümit Şimşek

Salih yüzünü onlardan çevirdi, 'Ey kavmim, ben size Rabbimin gönderdiklerini tebliğ ettim ve size nasihat de ettim,' dedi. 'Lâkin siz nasihatçileri sevmezsiniz.'

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet, Salih onlardan yüzünü döndürüp şöyle dedi: "Ey toplumum! Andolsun ki, Rabbimin mesajını size tebliğ ettim, size öğüt verdim; ama siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Saleh onlardan üz çevirib dedi: “Ey qövmüm! Mən Rəbbimin mənə vəhy etdiyi hökmünü sizə çatdırdım və sizə öyüd-nəsihət verdim. Lakin siz nəsihət verənləri sevmirsiniz”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Saleh) onlardan üz döndərib belə dedi: ″Ey camaatım! Mən sizə Rəbbimin əmrini (mənə lütf etdiyi peyğəmbərliyi) təbliğ etdim və sizə öyüd-nəsihət verdim. Lakin siz öyüd-nəsihət verənləri sevmirsiniz!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sâlih hatte sich zuvor von ihnen abgewandt und gesagt: ʺO mein Volk! Ich habe euch Gottes Botschaft übermittelt und bot euch aufrichtigen Rat an, aber ihr liebt zuverlässige Ratgeber nicht.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

So kehrte er sich von ihnen ab und sagte: ʺO mein Volk, ich habe euch doch die Botschaft meines Herrn ausgerichtet und euch gut geraten. Aber ihr liebt nicht die guten Ratgeber.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Da wandte er sich von ihnen ab und sagte: ʺO mein Volk, ich überbrachte euch die Botschaft meines Herrn und bot euch aufrichtigen Rat an; ihr aber liebt die Ratgeber nicht.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann hat er (Salih) sich von ihnen abgewendet und sagte: ʺMeine Leute! Gewiß, bereits habe ich euch die Botschaft meines HERRN verkündet und euch Ratschläge erteilt, doch ihr mögt keine Ratgeber.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But Saleh had warned them beforehand of the impending danger, and when he was met with defiance, he relinquished the prospect of their conformity to Islam. And when heaven avenged its own right, he turned away expressing his grief, Thus: "My people", he said "I conveyed to you Allah's message and His warning and I advised you against disobedience to Allah and I announced the event, but you do not seem to like those who give you advice".

Abdul Haleem

So he turned away from them, saying, ‘My people, I delivered my Lord’s messages to you and gave you sincere advice, but you did not like those who gave sincere advice.’

Abdullah Yusuf Ali

So Salih left them, saying: "O my people! I did indeed convey to you the message for which I was sent by my Lord: I gave you good counsel, but ye love not good counsellors!"

Abul A'la Maududi

And Salih left them, saying: 'O my people! I conveyed to you the message of my Lord and gave you good advice; but you have no liking for your well-wishers.'

Aisha Bewley

He turned away from them and said, ‘My people, I transmitted my Lord’s message to you and gave you good counsel. However, you do not like good counsellors!’

Al-Hilali & Khan

Then he [Sâlih] turned from them, and said: "O my people! I have indeed conveyed to you the Message of my Lord, and have given you good advice but you like not good advisers."

Ali Quli Qarai

So he abandoned them [to their fate], and said, ‘O my people! Certainly I communicated to you the message of my Lord, and I was your well-wisher, but you did not like well-wishers. ’

Amatul Rahman Omar

Then he (- Sâlih) turned away from them and said, (lamenting upon their disaster), `O my people! I delivered to you the Messages of my Lord and offered you sincere advice but you do not like sincere counsellors. '

Arthur John Arberry

So he turned his back on them, and said, 'O my people, I have delivered to you the Message of my Lord, and advised you sincerely; but you do not love sincere advisers. '

Bijan Moeinian

The last word of Saaleh before leaving them was: "My people, I conveyed to you the message of the Lord and admonished you, but it seems that you resent those who wish you nothing but good. "

E. Henry Palmer

and he turned away from them and said, 'O my people! I did preach to you the message of my Lord, and I gave you good advice! but ye love not sincere advisers. '

Edip-Layth

Thus he turned away from them, and said, "My people, I had delivered to you the message of my Lord and advised you; but you do not like the advisers."

George Sale

And Saleh departed from them, and said, O my people, now have I delivered unto you the message of my Lord; and I advised you well, but ye love not those who advise you well.

Hamid S. Aziz

And Salih turned away from them and said, "O my people! I did deliver unto you the message of my Lord, and I gave you good advice; but you love not sincere advisers. "

Mahmoud Ghali

So he turned away from them and said, "O my people! Indeed I have already proclaimed to you the Message of my Lord and advised you (sincerely), but you do not love (sincere) advisers. "

Marmaduke Pickthall

And (Salih) turned from them and said: O my people! I delivered my Lord's message unto you and gave you good advice, but ye love not good advisers.

Mohamed Ahmed - Samira

Saleh turned away from them and said: "O my people, I conveyed to you the message of my Lord and warned you; but you do not like those who wish you well. "

Muhammad Asad

And [Salih] turned away from them, and said: "O my people! Indeed, I delivered unto you my Sustainer's message and gave you good advice: but you did not love those who gave [you] good advice. "

Mustafa Khattab

So he turned away from them, saying, "O my people! Surely I conveyed to you my Lord’s message and gave you ˹sincere˺ advice, but you do not like ˹sincere˺ advisors."

Progressive Muslims

Thus he turned away from them, and said: "My people, I had delivered to you the message of my Lord and advised you; but you do not like the advisers. "

Sahih International

And he turned away from them and said, "O my people, I had certainly conveyed to you the message of my Lord and advised you, but you do not like advisors. "

Sam Gerrans

So he turned from them, and said: “O my people: I had conveyed to you the message of my Lord, and been a sincere counsellor to you; but you love not sincere counsellors.”

Shabbir Ahmed

Saleh was grieved that his people disregarded the Message of his Lord. He moved away from the township saying to himself, "O My people! I gave my Lord's Message to you, and advised you sincerely, but you never liked good advisers."

Syed Vickar Ahamed

He (Sálih) left them, saying: "O my people! I did truly bring to you the Message for which I was sent by my Lord: I gave you good advice, but you did not love good advisors!"

Taqi Usmani

So, he turned away from them and said, "O my people, indeed I have delivered to you the message of my Lord, and wished you betterment, but you do not like the well-wishers."

The Monotheist Group

Thus he turned away from them, and said: "My people, I have delivered to you the message of my Lord and advised you; but you do not like the advisers."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Alors il se détourna dʹeux et dit: ʺO mon peuple, je vous avais communiqué le message de mon Seigneur et vous avais conseillé sincèrement. Mais vous nʹaimez pas les conseillers sincères!ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca wî pişta xwe da wan û got: Ey gelê min! Sond be ku min peyama Xwedayê xwe ji we re ragihand û min şîret li we kir, lê belê hûn ji şîretkeran hez nakin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen keerde hij zich van hen af en zei: ʺMijn volk! Ik had jullie toch de zendingsopdracht van mijn Heer verkondigd en jullie goede raad gegeven, maar jullie beminnen de raadgevers niet.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En Saleh verliet hen en zeide: O mijn volk! thans heb ik u de zending van mijnen Heer overgebracht, ik ried u ten goede; doch gij bemint hen niet die u ten goede raden.

Hollandaca — Siregar

Toen wendde hij (Shâlih) zich van hen af en zei. ʺO mijn volk, voorzeker, ik heb jullie een Boodschap van mijn Heer vorkondigd en jullie raad gegeven, maar jullie houden niet van de raadgevers.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И отвернулся он [Салих] от них [от своего народа] и сказал: «О, народ мой! Вот уже я довел до вас послание Господа моего и искренне советовал вам (то, в чем благо), но не любили вы советующих».

Rusça — Osmanov

[Салих] отвернулся от них и сказал: ʺО мой народ! Я донес до вас послание моего Господа, наставлял вас [на путь истины], но вы не любите наставляющихʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Salih) lämnade dem med orden: ʺJag framförde min Herres budskap till er, mitt folk, och gav er goda råd. Men ni tyckte inte om att få råd.ʺ