(Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
bel neHnu meHrūmūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Hayır dediler, biz mahrûm olup gitmişiz.
Abdulkadir Gölpınarlı
Hayır dediler, biz mahrûm olup gitmişiz.
Adem Uğur
Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!
Ahmed Hulusi
"Hayır, (doğru yerdeyiz ama) biz yitirmişleriz!" (dediler).
Ahmet Tekin
'Yok, yok, biz yoksul bırakılmışız.' dediler.
Ahmet Varol
'Hayır. Doğrusu biz mahrum bırakıldık.'
Ali Bulaç
"Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."
Ali Fikri Yavuz
(Etrafa bakınıp kendi bahçeleri olduğunu anladıkları zaman da): “-Hayır, (bahçenin bereketinden) biz mahrum edilmişiz.” dediler.
Ali Rıza Safa
"Hayır, yoksun bırakıldık!"
Bayraktar Bayraklı
- Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, "Biz yanlış yere geldik" dediler. Kimileri de, "Hayır, biz mahvolmuşuz" dediler. İçlerinden en feraset sahibi, "Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?" dedi!"
Bekir Sadak
(26-27) Bahceyi gorduklerinde: «Herhalde yolumuzu sasirmis olacagiz; belki de biz yoksun birakildik» dediler.
Celal Yıldırım
(26-27) Bahçeyi görünce : «Biz şüphesiz şaşırıp (başka yere) sapmışız, hayır biz mahrum kalmışız» dediler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(26-27) Bahçeyi gördüklerinde ise, “Herhalde yanlış yere gelmişiz; yok yok, ürünü kaybetmişiz” dediler.
Diyanet İşleri
(Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.
Diyanet İşleri (eski)
(26-27) Bahçeyi gördüklerinde: 'Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık' dediler.
Diyanet Vakfi
Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
«Yok, biz mahrum edilmişiz.» (dediler).
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yok, biz mahrum edilmişiz." dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yok biz mahrum edilmişiz
Erhan Aktaş
"Hayır! Biz, mahrum bırakılanlarız."
Erhan Aktaş (10. Baskı)
"Hayır! Biz, mahrum bırakılanlarız."
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Hayır! Biz, mahrum bırakılanlarız.
Fizilal-il Kuran
Hayır doğrusu biz mahrum bırakıldık.
Gültekin Onan
"Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."
Hamdi Döndüren
(Gerçeği anlayınca da), “Ama hayır, biz üründen yoksun bırakılmışız!” dediler.
Hasan Basri Çantay
(Sonra hakıykatı anlayınca da) "Hayır, biz mahrum (kalmış) larız".
Hasib Asutay
'Hayır, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!'
Hayrat Neşriyat
(Kendi bahçeleri olduğunu kabûllenince de:) 'Hayır! (O fakirler değil, asıl) biz (bu ni'metten) mahrum bırakılmış kimseleriz!' (dediler.)
İbni Kesir
Hayır, belki de biz mahrum bırakıldık.
Mehmet Okuyan
“(Hayır)! Aksine biz mahrum bırakıldık!” (diye sızlanmışlardı).
Muhammed Esed
(ve sonra da) "Hayır, galiba elimizden çıkmış!" (dediler).
Mustafa İslamoğlu
(Akılları başlarına gelince), "Hayır, biz mahrum edilmişiz" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
(26-27) Vaktâ ki o bostanlarını (o halde) gördüler, dediler ki: «Şüphe yok bizler elbette sapık kimseleriz. Hayır, biz mahrum kimseleriz.»
Ömer Öngüt
"Yok yok! Doğrusu biz mahrum bırakılmışız. "
Suat Yıldırım
Çok geçmeden işi anlayınca: "Hayır! dediler, Doğrusu felakete uğramışız!"
Süleyman Ateş
"Hayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık!"
Süleymaniye Vakfı
Hayır, meğer mahrum bırakılan bizmişiz!"
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
"Hayır hayır, biz yoksun bırakıldık!"
Şaban Piriş
-Hayır, Biz mahrum bırakıldık.
Tefhim-ul Kuran
«Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık.»
Ümit Şimşek
'Yok, yanlış gelmedik; mahrum kaldık.'
Yaşar Nuri Öztürk
"Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Xeyr! Biz bu bağın xeyrindən məhrum olmuşuq!”
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Xeyr, biz (bağımızın bərəkətindən) məhrum olmuşuq!″
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Doch, das ist er, aber wir haben alles verloren.ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Nein! Vielmehr entbehren wir alles.ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Nein, wir sind beraubt.ʺ
Almanca — Muhammad Zaidan
Nein, sondern wir sind Ausgeschlossene.ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
But having recognized the calamity, they said : "We have suffered a big loss; we will get no return for our labour and effort, and our expectant waiting has come to a moist mirage in desert eyes".
Abdul Haleem
No- we are ruined!’
Abdullah Yusuf Ali
"Indeed we are shut out (of the fruits of our labour)!"
Abul A'la Maududi
rather, we are utterly ruined."
Aisha Bewley
No, the truth is we are destitute!’
Al-Hilali & Khan
(Then they said): "Nay! Indeed we are deprived of (the fruits)!"
Ali Quli Qarai
‘No, we are deprived!’
Amatul Rahman Omar
`Rather we have been deprived (of all the fruit of our labour), Indeed we have lost every thing. '
Arthur John Arberry
nay, rather we have been robbed!'
Bijan Moeinian
We have lost everything.
E. Henry Palmer
Nay, we are forbidden (its fruit)!'
Edip-Layth
"Now, we have nothing!"
George Sale
But when they found it to be their own garden, they cried, verily we are not permitted to reap the fruit thereof.
Hamid S. Aziz
"Nay! We are made to suffer privation. "
Mahmoud Ghali
No indeed, (but) we are dispossessed!"
Marmaduke Pickthall
Nay, but we are desolate!
Mohamed Ahmed - Samira
No. In fact we have been deprived of it."
Muhammad Asad
- [and then, ] "Nay, but we have been rendered destitute!"
Mustafa Khattab
In fact, we have been deprived ˹of our livelihood˺."
Progressive Muslims
"Now, we have nothing!"
Sahih International
Rather, we have been deprived. "
Sam Gerrans
“Nay, we have been deprived!”
Shabbir Ahmed
(Then they realized), "Ah! Now we are destitute. "
Syed Vickar Ahamed
"Nay! Indeed we are denied (of the fruits of our labor)!"
Taqi Usmani
(Then, once they realized that the garden is the same, but it has been destroyed, they said,) "No, but we are deprived (of the fruits)."
The Monotheist Group
"Now, we have nothing!"
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ou plutôt nous sommes frustrésʺ.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Gotin:) Naxêr, belkî em mehrûm û bêpar man.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Nee, wij zijn beroofd!ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
(Maar toen zij bevonden dat het hun eigen tuin was), riepen zij uit: Waarlijk, het is ons niet geoorloofd (de vruchten daarvan te plukken).
Hollandaca — Siregar
Wij zijn zelfs beroofd.ʺ
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
(А затем, когда они узнали его, то сказали): «О, нет! Мы (теперь) лишены (благ этого сада) (из-за нашей жадности)!»
Rusça — Osmanov
Да ведь мы лишились [сада].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(Men när de insåg vad som hänt ropade de:) ʺVi har blivit ruinerade!ʺ