Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. Peygamber, "Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi" dedi.

وَاِذْ اَسَرَّ النَّبِيُّ اِلٰى بَعْضِ اَزْوَاجِهِ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّاَتْ بِهِ وَاَظْهَرَهُ اللّٰهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُ وَاَعْرَضَ عَنْ بَعْضٍ فَلَمَّا نَبَّاَهَا بِهِ قَالَتْ مَنْ اَنْبَاَكَ هٰذَا قَالَ نَبَّاَنِيَ الْعَلِيمُ الْخَبِيرُ

ve iƶ eserra n-nebiyyu ilā beǎ'Di ezvācihi Hadīṧen fe lemmā nebbeet bihi ve eZherahu (a)llahu ǎleyhi ǎrrafe beǎ'Dehu ve eǎ'raDe ǎn beǎ'Din fe lemmā nebbeehā bihi ḳālet men enbeeke hāƶā ḳāle nebbeeniye l-ǎlīmu l-ḣabīru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶve hani
2اَسَرَّeserraس ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltukgizlice söylemişti
3النَّبِيُّn-nebiyyuن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberkastedilen/bilinen nebi
4اِلٰىilā
5بَعْضِbeǎ'Diب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbirine
6اَزْوَاجِهِezvācihiز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/kocaeşlerinden
7حَدِيثًاHadīṧenح د ثYeni bir şey/yakın zamanda, o (bir şey) varlığa geldi, var olmaya başladı, ortaya çıktı, bir başlangıcı oldu, ilk kez yeni var oldu, söylemi aktarmakbir söz
8فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
9نَبَّاَتْnebbeetن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber(eşi) haber verdi
10بِهِbihionu (sözü)
11وَاَظْهَرَهُve eZherahuظ ه رGörünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmakve onu muttali kıldı
12اللّٰهُ(a)llahuAllah
13عَلَيْهِǎleyhiona (peypambere)
14عَرَّفَǎrrafeع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıbildirmişti
15بَعْضَهُbeǎ'Dehuب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazonun bir kısmını
16وَاَعْرَضَve eǎ'raDeع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.ve vazgeçmişti
17عَنْǎn-ndan da
18بَعْضٍbeǎ'Dinب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbir kısmı-
19فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
20نَبَّاَهَاnebbeehāن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygambereşine haber verince
21بِهِbihibunu
22قَالَتْḳāletق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(eşi) dedi
23مَنْmenkim?
24اَنْبَاَكَenbeekeن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygambersana söyledi
25هٰذَاhāƶābunu
26قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
27نَبَّاَنِيَnebbeeniyeن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberbana söyledi
28الْعَلِيمُl-ǎlīmuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilen
29الْخَبِيرُl-ḣabīruخ ب رBilmek/sahip olmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, bir şeyi iç veya gerçek durumuna göre bilmek, bilgilendirilmiş/tanıdık.haber alan

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve hani Peygamber, eşlerinden birine gizli bir şey söylemişti de o, bu sözü, başkasına haber verince ve Allah da bunu, Peygambere açınca Peygamber, bu olayın bir kısmını söylemiş, bir kısmındansa vazgeçmiş, söylememişti. Peygamber, bunu eşine haber verince o, kim haber verdi bunu sana demişti, o da demişti ki: Her şeyi bilen haber verdi bana, her şeyden haberdar olan.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve hani Peygamber, eşlerinden birine gizli bir şey söylemişti de o, bu sözü, başkasına haber verince ve Allah da bunu, Peygambere açınca Peygamber, bu olayın bir kısmını söylemiş, bir kısmındansa vazgeçmiş, söylememişti. Peygamber, bunu eşine haber verince o, kim haber verdi bunu sana demişti, o da demişti ki: Her şeyi bilen haber verdi bana, her şeyden haberdar olan.

Adem Uğur

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.

Ahmed Hulusi

Hani O Nebi (Hatemün Nebi), eşlerinden birine (Hafsa'ya) sır olarak bir söz söylemişti. Ne zaman ki (Hafsa) onu (Ayşe'ye) haber verip, Allah da onu O'na (Hz. Rasulullah'a) izhar edince; (Hz. Rasulullah) o sözünün bir kısmını açıklamış ve bir kısmından vazgeçmişti. Nihayet (Hz. Rasulullah) o sözü Ona (Hafsa'ya) haber verince (Hafsa) dedi ki: "Bunu sana kim haber verdi?" (Rasulullah da) dedi ki: "Aliym, Habiyr (olan) bana haber verdi. "

Ahmet Tekin

Hani peygamber, eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemişti. Hanımı bu sırrı arkadaşına söyleyince, Allah konuyu peygamberine açtı. Peygamber, eşine bazı sözler söyledi, bazılarını da yüzüne vurmadı, utandırmadı. Peygamber, hanımına anlatırken, hanımı: 'Bunu sana kim haber verdi?' dedi. Peygamber: 'Bunu bana, her şeyi bilen, gizli-açık her şeyden haberdar olan Allah haber verdi.' dedi.

Ahmet Varol

Hani Peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Ama o, onu (bir başkasına) haber verince ve Allah da bunu ona (Peygamber'e) açıklayınca, o bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. O (Peygamber), ona (hanımına) bunu haber verince: 'Bunu sana kim bildirdi?' dedi. O da dedi ki: 'Bana, ilim sahibi ve her şeyden haberdar olan (Allah) bildirdi.'

Ali Bulaç

Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri), bunu haber verip Allah da ona bunu açığa vurunca, o da (Peygamber) bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda haberi verince (eşi) demişti ki: "Bunu sana kim haber verdi?" O da: "Bana bilen, (herşeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi" demişti.

Ali Fikri Yavuz

Hani Peygamber zevcelerinden birine, (Hafsa’ya Mariye’yi kendisine haram kıldığına dair) gizli bir söz söylemişti. Bunun üzerine o (Hafsa), bunu (Hz. Aişe’ye) haber verince; Allah da Peygambere onu (Hafsa’nın ifşasını) açıkladı. Peygamber de, (Hafsa’nın Aişe’ye söylediklerinden) bir kısmını (Hafsa’ya) bildirmiş, bir kısmından bahs etmemişti. Peygamber, ona bu şekilde anlatıverince, (Hafsa): “- Bunu sana kim haber verdi.” dedi. Peygamber de buyurdu ki: “- Bana, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah haber verdi.”

Ali Rıza Safa

Peygamber, eşlerinden birisine gizli bir söz söylemişti. Allah, bunu başkasına açıkladığını Ona bildirmiş, bunun üzerine, bir bölümünü anlatmış, bir bölümüne de değinmemişti. Eşine söylediği zaman; "Sana, kim haber verdi?" dedi. Dedi ki: "Bilen; Haberli Olan, bana haber verdi!"

Bayraktar Bayraklı

Bir gün Peygamber, eşlerinden birine bir sır vermişti. Ama sırdaşı hanım, bunu kumasına anlatınca Allah, Peygamberini durumdan haberdar etmişti. Peygamber de ayrıntıya girmeden, durumu sırdaşı hanımına bildirmişti. Peygamber durumu bu şekilde anlatınca, sırdaşı, "Bunu sana kim söyledi?" diye sormuş, Peygamber de, "Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah" demişti.

Bekir Sadak

Peygamber, eslerinden birine gizlice bir soz soylemisti. O, bunu peygamberin diger bir esine haber verince, Allah da peygambere durumu bildirmis, o da bir kisminin yuzune vurmus bir kisminin yuzune vurmaktan geri durmustu. Esine, gizlice soyledige seyi baskasina nakletmis oldugunu bildirince, esi: «Bunu sana kim haber verdi?» demis, o da: «Bana, herseyi bilen ve herseyden haberdar olan Allah haber verdi» demisti.

Celal Yıldırım

Hani bir ara Peygamber, eşlerinden bir kısmına gizli bir söz söylemişti ; o da bu sözü (Peygamber'in diğer bir eşine) haber verince, Allah, bu durumu Peygamberine açtı. O da kendisine açılan bilginin bir kısmını açıklamış, bir kısmını açıklamaktan vazgeçmişti. Peygamber, olup biteni o eşine haber verince, o, «bunu kim size haber verdi ?» dedi. Peygamber de: «Bana (her şeyi) bilen, (her şeyden) haberli olan (Allah) bildirdi» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hani peygamber, eşlerinden birine gizli bir şey söylemişti. Eşi bunu başkalarına aktarıp Allah da durumu peygambere açıklayınca peygamber bunun bir kısmını anlattı, bir kısmından vazgeçti. Eşine konuyu anlatınca o, “Bunu sana kim haber verdi?” diye sordu. “Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana bildirdi” diye cevap verdi.

Diyanet İşleri

Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. Peygamber, "Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. O, bunu Peygamberin diğer bir eşine haber verince, Allah da Peygambere durumu bildirmiş, o da bir kısmını yüzüne vurmuş bir kısmını yüzüne vurmaktan geri durmuştu. Eşine, gizlice söylediği şeyibaşkasına nakletmiş olduğunu bildirince, eşi: 'Bunu sana kim haber verdi?' demiş, o da: 'Bana, herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan Allah haber verdi' demişti.

Diyanet Vakfi

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber (eşine) bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: «Bunu sana kim söyledi?» dedi. Peygamber «Bilen, her şeyden haberi olan Allah bana söyledi.» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hani peygamber hanımlarından birine gizlice bir söz söylemişti. O, onu haber verip Allah da peygambere onu açtı. Peygamber (hanımına) onun bir kısmını anlattı, bir kısmından da vazgeçti. Ona anlattığı zaman hanımı: "Bunu sana kim haber verdi?" dedi. Peygamber: "Bana o herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan (Allah) haber verdi" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hani Peygamber zevcelerinin ba'zısına sir olarak bir söz söylemişti, vaktaki o onu haber verdi, Allah da Peygambere onu açtı, açınca Peygamber -o zevcesine- birazını tanıttı, birazından da sarfı nazar etti, ona bu suretle anlatıverince bunu sana kim haber verdi dedi, bana dedi, o alim, habir nübüvvetle haber verdi.

Erhan Aktaş

Hani Nebi, eşlerinden birine aralarında kalmak üzere bir hadis söylemişti. Fakat o eşi, söylenen şeyi başkasına söyleyince, Allah Nebi'ye bunu izhar etti. Nebi de bir kısmını açıklamış ve bir kısmından da vazgeçmişti. Eşine, bundan haberdar olduğunu söyleyince, eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" deyince, Nebi: "Bana, Her Şeyi Bilen, Her Şeyden Haberdar Olan bildirdi." demişti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani Nebi, eşlerinden birine aralarında kalmak üzere bir hadis söylemişti. Fakat o eşi, söylenen şeyi başkasına söyleyince, Allah Nebi'ye bunu izhar etti. Nebi de bir kısmını açıklamış ve bir kısmından da vazgeçmişti. Eşine, bundan haberdar olduğunu söyleyince, eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" deyince, Nebi: "Bana, Her Şeyi Bilen, Her Şeyden Haberdar Olan bildirdi." demişti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani Nebi, eşlerinden birine aralarında kalmak üzere bir şey söylemişti. Fakat o eşi, söylenen şeyi başkasına söyleyince, Allah Nebi'ye bunu izhar etti. Nebi de bir kısmını açıklamış ve bazısından vazgeçmişti. Eşine, bundan haberdar olduğunu söyleyince, eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" deyince, Nebi: "Bana, Her Şeyi Bilen, Her Şeyden Haberdar Olan bildirdi." demişti.

Fizilal-il Kuran

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. O bunu peygamberin diğer bir eşine haber verince, Allah da bu durumu peygambere bildirmişti, o da bir kısmını yüzüne vurmuş bir kısmını da yüzüne vurmamıştı. Peygamber bunu ona haber verince eşi «Bunu sana kim söyledi?» dedi. Peygamber: «Bilen, her şeyden haberi olan Allah, bana söyledi» dedi.

Gültekin Onan

Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri), bunu haber verip Tanrı da ona bunu açığa vurunca, o da (Peygamber) bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda haberi verince (eşi) demişti ki: "Bunu sana kim haber verdi?" O da: "Bana bilen, (herşeyden) haberdar olan (Tanrı) haber verdi" demişti.

Hamdi Döndüren

Hani Peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü, başkasına haber verip, Allah da bunu Peygamber’e bildirince, Peygamber bir bölümünü açıklamış ve bir bölümünü (açıklamaktan) vazgeçmişti. Peygamber bunu eşine haber verince eşi, “Bunu sana kim haber verdi?” dedi. O da, “Bunu bana, çok iyi bilen ve her şeyden çok iyi haberdar olan Allah haber verdi.” dedi.

Hasan Basri Çantay

Hani peygamber, zevcelerinden birine gizli bir söz söylemişdi. Bunun üzerine o (zevce) bunu haber verib de Allah da ona bunu açıklayınca (peygamber) bunun (ancak) bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vaz geçmişdi. Artık bunu kendisine söyleyince o (zevce) "Bunu sana kim haber verdi?" dedi. (Peyğamber de) "Bana herşey'i bilen, her şeyden haberdar olan (Allah) haber verdi" dedi.

Hasib Asutay

Hani peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşi) onu (başkasına) haber verip Allah da bunu ona (peygambere) açıklayınca, o da (peygamber de) bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Sonunda (peygamber) bunu ona haber verince o, 'Bunu sana kim haber verdi?' demiş. O da 'Bilen, (her şeyden) haberdar olan (Allah) bana haber verdi' demişti.

Hayrat Neşriyat

Hani peygamber, zevcelerinden birine bir sözü sır olarak söylemişti. Fakat (o) bu sözü (diğer bir hanımına) haber verip, Allah da bunu ona (peygambere) açıklayınca, (o)bunun bir kısmını (zevcesine) bildirmiş, bir kısmından da (bahsetmeyerek) vazgeçmişti. Böylece (peygamber) ona bunu haber verince (hanımı): 'Bunu sana kim haber verdi?' dedi.(Peygamber de:) 'Bana, Alîm (herşeyi bilen), Habîr (herşeyden haberdâr olan Allah) haber verdi!' dedi.

İbni Kesir

Hani Peygamber; eşlerinden birine, gizlice bir söz söylemişti. O, bunu haber verdi de Allah da bunu ona açıklayınca; bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Artık bunu kendisine söyleyince; eşi: Bunu sana kim bildirdi? demişti. Bana her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah haber verdi, demişti.

Mehmet Okuyan

Hani Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. (Fakat eşi) o sözü (başkasına) bildirip Allah da bunu (Peygamber’e) açıklayınca, o da (konunun) bir kısmını (eşine) bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. (Peygamber) bunu ona (eşine) bildirince, (eşi) “Bunu sana kim bildirdi?” diye sormuş, o da “Bilen, haberdar olan (Allah) bana bildirdi.” demişti.

Muhammed Esed

Hani, (bir gün) Peygamber, eşlerinden birine gizli bir şeyler söylemişti; eşi bunu ifşa edip Allah da Peygamber'e bildirince, Peygamber (söylediklerinin) bir kısmını (diğerlerine de) anlatmış, bir kısmına ise hiç değinmemişti. Peygamber durumu eşine anlatınca, kadın: "Bunu sana kim söyledi?" diye sordu. (Peygamber de,) "Her şeyi Bilen, Her şeyden Haberdar Olan, bana söyledi" diye cevap verdi.

Mustafa İslamoğlu

Hani, bir gün Peygamber eşlerinden birini bir hadiseden (dolayı) sırrına ortak etmişti; fakat eşi bu sırrı ifşa edip Allah da onu (Peygamber'e) bildirince, (Peygamber) o hadisenin bir kısımını (diğer eşine) de anlatmış, ama bir kısmından hiç söz etmemişti. Nihayet (Peygamber sır tutmayan) eşine yaptığı (yanlışı) bildirince, "Bunu sana kim haber verdi?" demişti. (Peygamber de), "Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan haber verdi" diye cevap vermişti.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve yâd et o vakti ki, peygamber, zevcelerinin bazısına bir sözü gizlice söylemişti. Vaktâ ki, (o zevce) o sözü başka (zevceye) haber verdi. Allah da o haber verişi, Peygamberine izhar buyurdu. Peygamber (de o zevcesine) haber verdiği şeyin bazısını bildirdi, bazısından vazgeçti. Vaktâ ki zevcesine onu anlattı. (Zevcesi) Dedi ki: «Bunu sana kim haber verdi?» (Hazret-i Peygamber de) Dedi ki: «Bana o alîm, habîr olan Allah Teâlâ haber verdi.»

Ömer Öngüt

Hani Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü başkasına haber verdi. Allah da bunu Peygamber'e açıkladı. Bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" dedi. "Her şeyi bilen ve haberdar olan Allah haber verdi. " dedi.

Suat Yıldırım

Hani bir ara Peygamber, eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemişti. Fakat o, bunu kumalarından birine haber verince, Allah da bu durumu Peygamberine bildirdi. O da eşine söylediğinin bir kısmını bildirip, bir kısmından ise vazgeçmişti. Peygamber, o eşine bu durumu anlatınca o hayret ederek: "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. Peygamber de: "Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah, bana haber verdi." diye cevap verdi.

Süleyman Ateş

Peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü (başkasına) haber verip, Allah da peygamberi, eşinin bu davranışına muttali kılınca (Peygamber, eşine) o(söylediği)nin bir kısmını bildirmiş (şunları şunları filana söyledin demiş), bir kısmından da vazgeçmişti. (Peygamber) Bunu eşine haber verince eşi: "Bunu sana kim söyledi?" dedi (Peygamber): "(Herşeyi) Bilen, haber alan (Allah) bana söyledi" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün Nebi, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Eşi onu, diğer eşine bildirince Allah, Nebisini o konuda bilgilendirdi. O da onun birazını eşine anlattı, birazını da anlatmaktan vazgeçti. Eşine bildirdiğinde o: "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. Nebi de "Bana, her şeyi bilen; her şeyin iç yüzünü bilen bildirdi." diye cevap verdi.

Şaban Piriş

Peygamber eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. O da bunu başkasına söyleyince Allah bunu peygambere açıkladı. Bir kısmını bildirmiş, bir kısmını bırakmıştı. Peygamber bunu eşine haber verince o: -Bunu sana kim haber verdi? dedi. -Bana, alim ve haberdar olan (Allah) haber verdi, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri), bunu haber verip Allah da ona bunu açığa vurunca, o da (Peygamber) bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda ona kendisi haberi verince (eşi) demişti ki «Bunu sana kim haber verdi?» O da «Bana bilen, (herşeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi» demişti.

Ümit Şimşek

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Eşi o sözü başkalarına haber verince, Allah bu durumu Peygambere açıkladı; o da Allah'ın açıkladığı şeyin bir kısmını eşine bildirdi, bir kısmını da hiç yüzüne vurmadı. Ona bu durumu bildirdiğinde, eşi 'Bunu sana kim haber verdi?' dedi. Peygamber de 'Herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan Allah bildirdi' diye cevap verdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani, Peygamber, eşlerinden birine bir sözü gizlice söylemişti. Sonra eşi bu sözü duyurup Allah da onu Peygamber'e bildirince, Peygamber sözün bir kısmını açıklamış, bir kısmından vazgeçmişti. Peygamber, sözü eşine bildirdiğinde o: "Bunu sana kim haber verdi?" demişti. Peygamber de: "O her şeyi bilen, her şeyden haberi olan bana bildirdi." diye cevaplamıştı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bir zaman Peyğəmbər öz zövcələrindən birinə sirr verdi. O da bunu onun digər zövcəsinə xəbər verdikdə və Allah da bunu Peyğəmbərə aşkar etdikdə o, bunun bir qismini sirr verdiyi zövcəsinə bildirdi, digər qismindən isə vaz keçdi. Peyğəmbər bunu ona bildirdikdə zövcəsi dedi: “Bunu sənə kim xəbər verdi?” O dedi: “Bunu mənə hər şeyi Bilən, Xəbərdar olan Allah xəbər verdi!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bir zaman Peyğəmbər öz zövcələrindən birinə (Həfsəyə) gizli bir söz (bir daha Zeynəb bint Cəhşin, yaxud Mariyeyi-Qibtiyyənin yanına getməyəcəyini) demişdi. (Həfsə) bu sözü (digər zövcələrdən biri olan Aişəyə) xəbər verdikdə və Allah bunu ona (Peyğəmbərə) əyan etdikdə (Peyğəmbər) bunun bir qismini (Həfsəyə) bildirmiş, (alicənablığı üzündən) bir qismini bildirməkdən isə vaz keçmişdi. (Peyğəmbər) əhvalatı (Həfsəyə) bildirdikdə o: ″Bunu sənə kim xəbər verdi?″ – deyə soruşmuş, o da: ″Bunu mənə (hər şeyi) bilən, (hər şeydən) agah olan (Allah) xəbər verdi!″ – deyə cavab vermişdi.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Als der Prophet einer seiner Frauen etwas anvertraute, sie es dann einer anderen Frau des Propheten weitererzählte und Gott es ihm mitteilte, ließ er sie einen Teil davon wissen und verschwieg einen Teil. Als der Prophet es ihr mitteilte, sagte sie: ʺWer hat dir das mitgeteilt?ʺ Er sagte: ʺDer Allwissende, der Allkundige hat es mich wissen lassen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Als der Prophet einer seiner Gattinnen eine Mitteilung im geheimen anvertraute. Als sie sie dann kundtat und Allah es ihm offen darlegte, gab er (ihr) einen Teil davon bekannt und überging einen (anderen) Teil. Als er es ihr nun kundtat, sagte sie: ʺWer hat dir das mitgeteilt?ʺ Er sagte: ʺKundgetan hat (es) mir der Allwissende und Allkundige.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und als der Prophet sich zu einer seiner Frauen im Vertrauen geäußert hatte und sie es dann kundtat und Allah ihm davon Kenntnis gab, da ließ er (sie) einen Teil davon wissen und verschwieg einen Teil. Und als er es ihr vorhielt, da sagte sie: ʺWer hat dich davon unterrichtet?ʺ Er sagte: ʺUnterrichtet hat mich der Allwissende, der Allkundige.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And for once did the Prophet speak in confidence to one of his wives but she breached the confidence and played the informer and disclosed to another wife what he -the Prophet- wished to be kept secret, and Allah made that known to him Then when, the prophet, told his wife that he knew that she betrayed his confidence and repeated to her a part of what she said and ignored a part, she exclaimed ; "Who told you this?" he said : "it was made known to me by AL-Alim and AL-Khabir (the fully Cognizant of all things)".

Abdul Haleem

The Prophet told something in confidence to one of his wives. When she disclosed it [to another wife] and God made this known to him, he confirmed part of it, keeping the rest to himself. When he confronted her with what she had done, she asked, ‘Who told you about this?’ and he replied, ‘The All Knowing, the All Aware told me.’

Abdullah Yusuf Ali

When the Prophet disclosed a matter in confidence to one of his consorts, and she then divulged it (to another), and Allah made it known to him, he confirmed part thereof and repudiated a part. Then when he told her thereof, she said, "Who told thee this? "He said, "He told me Who knows and is well-acquainted (with all things)."

Abul A'la Maududi

The Prophet confided something to one of his wives and then she disclosed it (to another); so after Allah revealed to the Prophet (that she had disclosed that secret), he made a part of it known to her and passed over a part of it. And when he told her about this (i.e., that she had disclosed the secret entrusted to her), she asked: "Who informed you of this?" He said: “I was told of it by He Who is All-Knowing, All-Aware.”

Aisha Bewley

The Prophet confided a certain matter to one of his wives, then when she divulged it Allah disclosed that to him, and he communicated part of it and withheld part of it. When he told her of it, she said, ‘Who told you of this?’ He said, ‘The All-Knowing and All-Aware informed me of it.’

Al-Hilali & Khan

And (remember) when the Prophet (صلى الله عليه وسلم) disclosed a matter in confidence to one of his wives (Hafsah), then she told it (to another i.e. ‘Âishah). And Allâh made it known to him; he informed part thereof and left a part. Then when he told her (Hafsah) thereof, she said: "Who told you this?" He said: "The All-Knower, the All-Aware (Allâh) has told me."

Ali Quli Qarai

When the Prophet confided to one of his wives a matter, but when she divulged it, and Allah apprised him about it, he announced [to her] part of it and disregarded part of it. So when he told her about it, she said, ‘Who informed you about it?’ He said, ‘The All-knowing and the All-aware informed me.’

Amatul Rahman Omar

(Recall the time) when the Prophet confided to one of his wives (-Hafsah) a certain (secret) matter. When she divulged it (to another of his wives âishah), and Allâh informed him (- the Prophet) of this, he then made known (to her) a part of it (to reprove her for what she had done) and avoided mentioning the other part. So when he told her about it she said, `Who has informed you of this?' He (- the Prophet) said, `The All-Knowing, the All-Aware (God) has informed me.'

Arthur John Arberry

And when the Prophet confided to one of his wives a certain matter; and then, when she told of it, and God disclosed that to him, he made known part of it, and turned aside from part; then, when he told her of it, she said, 'Who told thee this?' He said, 'I was told of it by the All-knowing, the All-aware. '

Bijan Moeinian

[God knows the secrets of everyone]. Once Mohammad revealed a secret to his wife and she informed the others, Mohammad asked his wife why she has not kept the secret! His wife was surprised and asked who has informed him. Mohammad said: "The Lord Who Knows and is aware of everything."

E. Henry Palmer

And when the prophet told as a secret to one of his wives a recent event, and when she gave information thereof and exposed it, he acquainted her with some of it and avoided part of it. But when he informed her of it, she said, 'Who told thee this?' he said, 'The wise one, the well-aware informed me.

Edip-Layth

When the prophet disclosed a hadith to some of his wives, then one of them spread it, and God revealed it to him, he recognized part of it and denied part. So when he informed her, she said, "Who informed you of this?" He said, "I was informed by the Knowledgeable, the Ever-aware."

George Sale

When the prophet intrusted as a secret unto one of his wives a certain accident; and when she disclosed the same, and God made it known unto him; he acquainted her with part of what she had done, and forbore to upbraid her with the other part thereof. And when he had acquainted her therewith, she said, who hath discovered this unto thee? He answered, the knowing, the sagacious God hath discovered it unto me.

Hamid S. Aziz

And the prophet communicated a piece of confidential information to one of his wives, but when she divulged it to another, Allah made it known to him. He confirmed part of it and denied part of it. Then when he informed her of it, she said, "Who told you of this?" He said, "He told me Who is the Knower, the Aware of all things."

Mahmoud Ghali

And as the Prophet (entrusted) a secret discourse to some of his spouses, then as soon as one of (them) (fully) informed (another) of it, and Allah disclosed it to him, he acquainted (her) of some part of it, and passed over (Literally: veered away from) (some) part. Then, as soon as he (fully) informed her of it, she said, "Who has informed you of this?" He said, "The Ever-Knowing, The Ever-Cognizant has (fully) informed me."

Marmaduke Pickthall

When the Prophet confided a fact unto one of his wives and when she afterward divulged it and Allah apprised him thereof, he made known (to her) part thereof and passed over part. And when he told it her she said: Who hath told thee? He said: The Knower, the Aware hath told me.

Mohamed Ahmed - Samira

When the Prophet told one of his wives something in confidence and she disclosed it, God revealed this to him. So he made some of it known to her, and held back some. When, however, he informed her about it, she asked: "Who told you this?" He said: "I was told this by the All-knowing, All-Informed."

Muhammad Asad

And lo! [It so happened that] the Prophet told something in confidence to one of his wives; and when she thereupon divulged it, and God made this known to him, he acquainted [others] with some of it and passed over some of it. And as soon as he let her know it, she asked, "Who has told thee this?" - [to which] he replied, "The All-Knowing, the All-Aware has told me."

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when the Prophet had ˹once˺ confided something to one of his wives, then when she disclosed it ˹to another wife˺ and Allah made it known to him, he presented ˹to her˺ part of what was disclosed and overlooked a part. So when he informed her of it, she exclaimed, "Who told you this?" He replied, “I was informed by the All-Knowing, All-Aware.”

Progressive Muslims

And when the prophet disclosed a matter in confidence to some of his wives, then one of them spread it, and God revealed it to him, he recognized part of it and denied part. So when he informed her, she said: "Who informed you of this" He said: "I was informed by the Knowledgeable, the Expert."

Sahih International

And [remember] when the Prophet confided to one of his wives a statement; and when she informed [another] of it and Allah showed it to him, he made known part of it and ignored a part. And when he informed her about it, she said, "Who told you this?" He said, "I was informed by the Knowing, the Acquainted."

Sam Gerrans

And when the Prophet confided a statement to one of his wives; and when she told of it, and God made it known to him, he made known part of it, and turned aside from part. And when he informed her about it, she said: “Who told thee this?” He said: “There told me the knowing, the aware.”

Shabbir Ahmed

(Family life must be a relation of mutual trust. Now follows an example for the believers.) The Prophet confided a certain statement to one of his wives but then she divulged it. And Allah let this known to him. He then informed his wife of part of the issue and disregarded part. She asked him, "Who informed you of this?" He said, "The Knower, the Aware has informed me."

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when the Prophet told in privacy a matter to one of his wives (Hafsah), and she then says it (to another, ‘Âishah), and Allah made it known to him, he (the Prophet,) informed a part of it and questioned a part. Then when he (the Prophet) told her about it, she said, "Who told you this?" He said, "He (Allah, Aleem) told me; (He) Who knows and is Well-Acquainted (Khabir, with all things.)"

Taqi Usmani

And (remember) when the Prophet told one of his wives something in secret. So, when she disclosed it (to another wife), and Allah made it known to him, he told (the disclosing wife) part of it,and avoided another part. So when he informed her about it, she said, "Who told you about this?" He said, “I was told of it by the All-Knowing, the All-Aware.

The Monotheist Group

And when the prophet confided a narrative to some of his wives, then one of them spread it, and God revealed it to him, he recognized part of it and denied part. So when he informed her, she said: "Who informed you of this?" He said: "I was informed by the Knowledgeable, the Expert."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Lorsque le Prophète confia un secret à lʹune de ses épouses et quʹelle lʹeut divulgué et quʹAllah lʹen eut informé, celui-ci en fit connaître une partie et passa sur une partie. Puis, quand il lʹen eut informée elle dit: ʺQui tʹen a donné nouvelle?ʺ Il dit: ʺCʹest lʹOmniscient, le Parfaitement Connaisseur qui mʹen a aviséʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema Pêxember, bi dizî peyvek ji yekê ji xanimên xwe re got, vêca gava ew peyv eşkera kir; Xwedê jî ev yek ji Pêxember re ragihand, Pêxember jî hinek ji wê peyvê jê re aşkera kir û hinek jî hişt. Gava ku Pêxember ew peyv jê re diyar kir, got: Kê ev ji te re got? Pêxember (jê re) got: Xwedayê zana û haydar ji min re got.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen de profeet aan een van zijn echtgenotes in vertrouwen een gebeurtenis meedeelde en zij het toch verder vertelde en God het hem openbaar maakte, maakte hij het deels bekend en liet het deels onvermeld. Toen hij het haar meedeelde zei zij: ʺWie heeft dat aan jou meegedeeld?ʺ Hij zei: ʺDe wetende, de welingelichte heeft het mij meegedeeld.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen de profeet eens eene zekere gebeurtenis als een geheim aan eene zijner vrouwen verhaalde, en toen zij dat aan eene ander mededeelde, en God het hem bekend maakte, gaf hij haar kennis van een gedeelte van hetgeen zij had gedaan, en vermeed, haar het andere gedeelte daarvan te verwijten. En toen hij haar daarmede had bekend gemaakt, zeide zij: Wie heeft u dit ondekt? Hij zeide: de wijze, de alwetende God heeft het mij ontdekt.

Hollandaca — Siregar

En (gedenkt) toen de Boodschapper in het geheim een gebeurtenis aan één van zijn vrouwen toevertrouwde. En toen zij dit vertelde en Allah dit aan hem openbaar maakte, maakte hij er een gedeelte van bekend en liet een er gedeelte van onbesproken. Toen hij het haar vertelde, zei zij: ʺWie heeft jou dit verteld?ʺ Hij zei: ʺDe Kenner, de Alwetende, heeft mij op de hoogte gebracht.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот Пророк втайне рассказал одной из своих жен [Хафсе] историю. А после того, как она [Хавса] передала ее (другой его жене –‘Аише) и Аллах открыл это [передачу тайны] ему [Пророку], (то) часть (того, что она говорила) он [Пророк] сообщил (ей, т.е. Хавсе), а от (передачи) части уклонился. А когда он [Пророк] сообщил ей [Хавсе] про это, она сказала: «Кто сообщил тебе это?» Он [Пророк] сказал: «Сообщил мне Знающий, Ведающий (Аллах)».

Rusça — Osmanov

И когда [однажды] Пророк поведал одной из своих жен некую новость, то она разболтала это [своей подруге, другой жене]. Аллах открыл [этот поступок] Пророку, а тот рассказал жене часть [из открытого ему Аллахом], а часть утаил. И тогда она спросила: ʺКто тебе сообщил это?ʺ Он ответил: ʺСообщил мне Знающий, Ведающий.