Hani Musa kavmine, "Ey kavmim! Allah'ın size gönderdiği peygamberi olduğumu bilip durduğunuz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini (doğru yoldan) saptırdı. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ يَاقَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِي وَقَدْ تَعْلَمُونَ اَنِّي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ فَلَمَّا زَاغُوا اَزَاغَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ

ve iƶ ḳāle mūsā li ḳavmihi yā ḳavmi li me tu'ƶūnenī ve ḳad teǎ'lemūne ennī rasūlu (a)llahi ileykum fe lemmā zāğū ezāğa (a)llahu ḳulūbehum ve(a)llahu lā yehdī l-ḳavme l-fāsiḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶbir zaman
2قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemişti
3مُوسٰىmūsāموسىMusa
4لِقَوْمِهِli ḳavmihiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmine
5يَاقَوْمِyā ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhEY/HEY/AH kavmim
6لِمَli meniçin?
7تُؤْذُونَنِيtu'ƶūnenīا ذ يO rahatsız edildi/sıkıldı/acı çekti, hoş olmayan şeyler yaşadı/deneyimledi, rahatsızlık durumu.beni incitiyorsunuz
8وَقَدْve ḳadhalde
9تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebiliyorsunuz
10اَنِّيennīgerçekten benim
11رَسُولُrasūluر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçisi (olduğumu)
12اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
13اِلَيْكُمْileykumsize
14فَلَمَّاfe lemmāzaman
15زَاغُواzāğūز ي غGeri çekilmek/sapmak/yoldan çıkmak, kenara çekilmiş, şüphe duyan.onlar eğrildiği
16اَزَاغَezāğaز ي غGeri çekilmek/sapmak/yoldan çıkmak, kenara çekilmiş, şüphe duyan.eğriltti
17اللّٰهُ(a)llahuAllah da
18قُلُوبَهُمْḳulūbehumق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalblerini
19وَاللّٰهُve(a)llahuve Allah
20لَا
21يَهْدِيyehdīه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.doğru yola iletmez
22الْقَوْمَl-ḳavmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmi
23الْفَاسِقِينَl-fāsiḳīneف س قİtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak.yoldan çıkan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve an o zamânı ki hani Mûsâ, kavmine, ey kavmim demişti, ne diye beni incitirsiniz ve gerçekten de bilirsiniz ki ben, şüphe yok ki Allah'ın gönderdiği peygamberim size; derken onlar, eğrilince Allah da gönüllerini gerçekten bâtıla meylettirdi ve Allah, buyruktan çıkan topluluğu doğru yola sevketmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve an o zamânı ki hani Mûsâ, kavmine, ey kavmim demişti, ne diye beni incitirsiniz ve gerçekten de bilirsiniz ki ben, şüphe yok ki Allahʼın gönderdiği peygamberim size; derken onlar, eğrilince Allah da gönüllerini gerçekten bâtıla meylettirdi ve Allah, buyruktan çıkan topluluğu doğru yola sevketmez.

Adem Uğur

Bir zaman Musa kavmine: Ey kavmim! Benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz? demişti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini saptırmıştı. Allah, fâsıklar topluluğunu doğru yola iletmez.

Ahmed Hulusi

Hani Musa kavmine dedi ki: "Ey kavmim. . . Size (irsal olmuş) Rasulullah olduğumu bildiğiniz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz?". . . Onlar (Hak'tan) saptıklarında, Allah onların kalplerini (Hak'tan) döndürdü (gerçeği algılayamazlar artık)! Allah, inancı bozulmuş toplumu hakikate erdirmez!

Ahmet Tekin

Hani Musa kavmine: 'Ey kavmim, benim Allah’ın Rasulü olduğumu bildiğiniz halde, niçin beni incitiyorsunuz?' demişti. Onlar hak yoldan ayrılıp sapınca, Allah da onların düşüncelerini, kalplerini haktan, doğruluktan ayırdı. Allah doğru ve mantıklı düşünmeyi terkeden fâsık, âsi ve bozguncu bir toplumu doğru yola sevketme lütfunda bulunmaz, başarıya ulaştırmaz.

Ahmet Varol

Hani Musa kavmine demişti ki: 'Ey kavmim! Beni niçin incitiyorsunuz? Oysa benim Allah'ın, size gönderilmiş bir peygamberi olduğumu biliyorsunuz.' Onlar eğrilince [1] Allah da kalplerini eğriltti. Allah fasıklar topluluğunu doğru yola eriştirmez.

Ali Bulaç

Hani Musa, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, gerçekten benim sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" İşte onlar eğrilip sapınca Allah da onların kalplerini eğriltip saptırmış oldu. Allah, fasık bir kavmi hidayete erdirmez.

Ali Fikri Yavuz

Hani, bir vakit Mûsa kavmine şöyle demişti: “-Ey kavmim! Benim, size Allah’ın peygamberi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyyet ediyorsunuz?” Vaktaki hakdan saptılar, Allah da kalblerini hidayetten çevirdi. Allah fâsık (kâfirler) topluluğunu hidayete erdirmez.

Ali Rıza Safa

Musa, toplumuna, şöyle demişti: "Ey toplumum! Aslında, Allah'ın elçisi olduğumu bilmenize karşın, neden beni incitiyorsunuz?" Onlar sapınca, Allah da yüreklerini saptırdı. Çünkü Allah, sapkın bir toplumu doğru yola eriştirmez.

Bayraktar Bayraklı

Bir zamanlar Musa, halkına şöyle demişti: "Ey kavmim! Niçin beni üzüyorsunuz? Oysa, siz benim Allah'ın size gönderdiği peygamber olduğumu biliyorsunuz." Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini saptırmıştı. Allah günaha gömülüp giden bir toplumu doğru yola iletmez.

Bekir Sadak

Musa milletine: «Ey milletim! Beni nicin incitirsiniz!? Oysa, benim size gonderilmis Allah'in bir peygamberi oldugumu biliyorsunuz» demisti. Ama onlar yoldan sapinca, Allah da onlarin kalblerini saptirmisti. Allah, yoldan cikan milleti dogru yola eristirmez.

Celal Yıldırım

Hani bir zaman Musa, kendi milletine, «ey milletim !» demişti, «neden beni incitip üzüyorsunuz ? Oysa siz, gerçekten benim Allah'ın peygamberi olduğumu biliyorsunuz.» Ne vakit ki, onlar (haktan bâtıla) meyledip saptılar, Allah da onların kalblerini (hakkı kabulden uzak tutup) eğik hale getirdi. Allah, hakkın sınırlarını çiğneyip yozan milleti doğru yola çıkarmaz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hani Mûsâ kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Size Allah tarafından gönderilmiş elçi olduğumu gayet iyi bildiğiniz halde ne diye beni üzüyorsunuz?” Onlar eğrilik yapınca Allah da kalplerini eğriltti. Allah günaha saplananları doğruya eriştirmez.

Diyanet İşleri

Hani Musa kavmine, "Ey kavmim! Allah'ın size gönderdiği peygamberi olduğumu bilip durduğunuz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini (doğru yoldan) saptırdı. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

Diyanet İşleri (eski)

Musa milletine: 'Ey milletim! Beni niçin incitirsiniz? Oysa, benim size gönderilmiş Allah'ın bir peygamberi olduğumu biliyorsunuz' demişti. Ama onlar yoldan sapınca, Allah da onların kalblerini saptırmıştı. Allah, yoldan çıkan milleti doğru yola eriştirmez.

Diyanet Vakfi

Bir zaman Musa kavmine: Ey kavmim! Benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz? demişti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini saptırmıştı. Allah, fâsıklar topluluğunu doğru yola iletmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir zaman Musa, kavmine: «Ey kavmim! Benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz?» demişti. Onlar eğrilince, Allah da kalblerini eğriltti. Allah fasıkları doğru yola iletmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hani bir zaman Musa kavmine: "Ey kavmim, benim size (gönderilmiş) Allah'ın peygamberi olduğumu bildiğiniz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Sonra onlar yamukluk edince, Allah'da kalplerini yamulttu. Öyle ya, Allah fasıklar güruhunu doğru yola çıkarmaz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hani bir vakıt Musa kavmına şöyle demişti: Ey kavmim! Benim size Allahın Resulü olduğumu bildiğiniz halde niçin bana eza ediyorsunuz? Sonra vakta ki yamıklık ettiler Allah da kalblerini yamılttı, öyle ya Allah fasıklar güruhunu doğru yola çıkarmaz.

Erhan Aktaş

Hani Musa, halkına: "Ey halkım! Benim, size Allah tarafından gönderilen bir Resul olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Ne zaman ki onlar eğrildiler, Allah da onların kalplerini eğriltti. Allah, fasıklar topluluğuna doğru yolu göstermez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani Musa, halkına: "Ey halkım! Benim, size Allah tarafından gönderilen bir resul olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Ne zaman ki onlar eğrildiler, Allah da onların kalplerini eğriltti. Allah, fasıklar topluluğuna doğru yolu göstermez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani Musa, halkına: "Ey halkım! Benim, size Allah tarafından gönderilen bir rasul olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Ne zaman ki onlar eğrildiler, Allah da onların kalplerini eğriltti. Allah, fasıklar topluluğuna doğru yolu göstermez.

Fizilal-il Kuran

Musa kavmine: «Ey kavmim! Benim Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz?» demişti. Onlar yoldan sapınca Allah da kalplerini saptırmıştı. Allah, yoldan çıkan milleti doğru yola eriştirmez.

Gültekin Onan

Hani Musa kavmine demişti ki: "Ey kavmim gerçekten benim sizin için Tanrı'dan gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" İşte onlar eğrilip sapınca Tanrı da onların kalplerini eğriltip saptırmış oldu. Tanrı, fasıklar kavmini hidayete erdirmez.

Hamdi Döndüren

Hani bir zamanlar Musa kavmine, “Ey kavmim! Benim, Allah’ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde beni niçin incitiyorsunuz?” demişti. Onlar, doğru yoldan sapınca, Allah da kalplerini saptırdı. Çünkü Allah yoldan çıkanları doğru yola iletmez.

Hasan Basri Çantay

Hani Musa, kavmine "Ey kavmim, benim, size hakıykaten Allahın peygamberi (olarak gönderilmiş) olduğumu bildiğiniz halde niçin beni ezalandırıyorsunuz"? demişdi. İşte onlar (Hakdan) sapıb eğrildikleri zaman Allah da onların kalblerini (hidayetden) döndürdü. Allah faasıklar güruhuna hidayet etmez.

Hasib Asutay

Bir zaman Musa kavmine, 'Ey kavmim! Benim Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz?' demişti. Onlar eğrilince Allah da kalplerini eğriltti. Allah fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.

Hayrat Neşriyat

Ve bir zaman Mûsâ, kavmine: 'Ey kavmim! Şübhesiz benim, Allah’ın size(gönderdiği) peygamberi olduğumu gerçekten bildiğiniz hâlde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?' demişti. Fakat (onlar, haktan sapmaya) meyledince, Allah (da) onların kalblerini eğriltti. Çünki Allah, (ısrarla küfre meyleden) fâsıklar topluluğunu hidâyete erdirmez.

İbni Kesir

Hani Musa, kavmine demişti ki: Ey kavmim, niçin bana eziyet verirsiniz? Halbuki benim size gerçekten Allah'ın rasulü olduğumu biliyorsunuz. Fakat onlar yoldan sapınca; Allah da onların kalblerini saptırmıştı. Ve Allah; fasıklar güruhunu hidayete erdirmez.

Mehmet Okuyan

Hani Musa, kavmine “Ey kavmim! Benim, Allah’ın size (gönderdiği) elçisi olduğumu bildiğiniz hâlde niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar (gerçeklerden sapıp) kayınca, Allah da kalplerini kaydırmıştı. Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

Muhammed Esed

Vaktiyle Musa, kavmine: "Size Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde neden beni üzüyorsunuz?" dedi(ğinde kasdettiği şey işte bu gerçekti). Böylece onlar doğru yoldan saptıklarında Allah da kalplerinin hakikatten sapmasına izin verdi; çünkü Allah günaha gömülüp gitmiş bir toplumu doğru yola çıkarmaz.

Mustafa İslamoğlu

(Sizin bu durumunuz), Musa'nın kavmine "Ey kavmim! Benim Allah'ın elçisi olduğumu çok iyi bildiğiniz halde niçin beni üzüyorsunuz?" (dediği) zaman ki durumu hatırlatıyor. Ve onlar ne zaman yoldan saptılarsa, Allah da onların kalplerinin sapmasına izin verdi: zira Allah, yoldan sapmış bir topluluğu (onun iradesi hilafına) asla rehberliğini bahşetmez.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bir vakit ki, Mûsa kavmine dedi ki: «Ey kavmim! Ne için bana eziyet veriyorsunuz? Ve halbuki, benim sizin için bir Allah resûlü olduğumu şüphe yok ki, bilirsiniz.» Vaktâ ki, onlar (Hak'tan) döndüler. Allah Teâlâ da, onların kalplerini döndürdü ve Allah fâsıklar olan kavme hidâyet etmez.

Ömer Öngüt

Bir zamanlar Musa kavmine: "Ey kavmim! Beni niçin incitiyorsunuz? Halbuki benim, Allah'ın size gönderdiği bir peygamberi olduğumu biliyorsunuz!" demişti. Onlar yoldan sapınca, Allah da onların kalplerini saptırmıştı. Allah fâsıklar gürûhunu doğru yola iletip hidayete erdirmez.

Suat Yıldırım

Hani bir vakit Mûsa kendi milletine "Ey benim milletim!" demişti, "Benim Allah’ın Resulü olduğumu bildiğiniz halde niçin bana böyle eziyet ediyorsunuz?" Onlar batıla meyledince, Allah da onların kalplerini hakkı kabul etmekten, hakka meyletmekten uzaklaştırdı. Öyle ya, Allah yoldan çıkmakta direten bir güruha hidâyet etmez, onları, emellerine ulaştırmaz.

Süleyman Ateş

Bir zaman Musa, kavmine: "Ey kavmim, benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz?" demişti. Onlar eğrilince Allah da kalblerini eğriltti. Allah, yoldan çıkanları doğru yola iletmez.

Süleymaniye Vakfı

Bir gün Musa halkına şöyle demişti: "Ey halkım! Benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu çok iyi bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz!" Onlar (doğru yoldan) kayınca Allah da onların kalplerini kaydırdı. Allah, yoldan çıkmış bir halkı yola getirmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün Musa halkına şöyle demişti: "Ey halkım! Ne diye beni üzüyorsunuz; çok iyi biliyorsunuz ki ben, Allah'ın size gönderdiği elçiyim." Onlar yoldan çıkınca Allah da onların kalplerini kaydırdı. Yoldan çıkan bir topluluğu Allah yola getirmez.

Şaban Piriş

Hani Musa, kavmine: -Ey kavmim, benim Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu iyi bildiğiniz halde ne diye beni üzüyorsunuz? demişti. Onlar sapınca, Allah da onların kalplerini eğriltmişti. Allah, fasık kavme yol göstermez.

Tefhim-ul Kuran

Hani Musa, kendi kavmine demişti ki: «Ey kavmim, gerçekten benim sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?» İşte onlar eğrilip sapınca Allah da onların kalplerini eğriltip saptırmış oldu. Allah, fasık olan bir kavmi hidayete erdirmez.

Ümit Şimşek

Hani Musa kavmine 'Ey kavmim,' demişti. 'Benim size Allah tarafından gönderilmiş peygamber olduğumu bile bile niçin bana eziyet ediyorsunuz?' Onlar haktan sapınca Allah da kalplerini haktan ayırdı. Çünkü yoldan çıkmış bir topluluğu Allah amaçlarına eriştirmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani, Musa, toplumuna şöyle demişti: "Ey toplumum! Benim size gönderilen Allah elçisi olduğumu bilip durduğunuz halde, beni neden incitiyorsunuz?" Onlar bozulup sapınca Allah da onların kalplerini eğriltti. Çünkü Allah, sapıklardan oluşmuş bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bir zaman Musa öz qövmünə demişdi: “Ey qövmüm! Nə üçün mənə əziyyət verirsiniz? Axı siz bilirsiniz ki, mən Allahın sizə göndərdiyi elçisiyəm!” Onlar doğru yoldan sapdıqda, Allah da onların qəlbini sapdırdı. Allah fasiqləri doğru yola yönəltməz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Xatırla ki, bir zaman Musa öz qövmünə demişdi: ″Ey qövmüm! Mənim Allahın sizə göndərilmiş peyğəmbəri olduğumu bildiyiniz halda, niyə məni incidirsiniz?″ Onlar (haqdan) üz döndərdi. Allah (Özünə asi olan) fasiqləri doğru yola yönəltməz!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Einst sagte Moses zu seinem Volk: ʺWarum belästigt ihr mich, da ihr doch wißt, daß ich von Gott zu euch gesandt worden bin?ʺ Als sie entschieden abirrten, ließ Gott ihre Herzen abirren. Gott leitet die Frevler nicht recht.

Almanca — Der Edle Quran

Und als Musa zu seinem Volk sagte: ʺO mein Volk, warum fügt ihr mir Leid zu, wo ihr doch sicher wißt, daß ich Allahs Gesandter an euch bin?ʺ Als sie nun abschweiften, ließ Allah ihre Herzen abschweifen. Und Allah leitet das Volk der Frevler nicht recht.

Almanca — M. A. Rassoul

Und da sagte Moses zu seinem Volk: ʺO mein Volk, warum kränkt ihr mich, wo ihr doch wisset, daß ich Allah s Gesandter bei euch bin?ʺ Als sie dann (vom Glauben) abschweiften, da ließ Allah ihre Herzen abschweifen. Und Allah leitet kein frevelhaftes Volk.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (erinnere daran), als Musa zu seinen Leuten sagte: ʺMeine Leute! Weshalb beleidigt ihr mich, wo ihr bereits wisst, daß ich doch ALLAHs Gesandter zu euch bin?ʺ Und als sie abwichen, ließ ALLAH ihre Herzen abweichen. Und ALLAH leitet die fisq-betreibenden Leute nicht recht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

For once, Mussa said to his people: " My people: Why do you scorn me and hold me in disdain and cast at me all the contempts you could cast instead of regarding me with reverence when you know I am the Messenger of Allah who has been sent to you with a message? But when they deviated and disinclined their ears from any reverence and attention to him and counseled deaf, Allah deafened their hearts' ears Allah does not impress piety on the hearts of those who are wicked.

Abdul Haleem

Moses said to his people, ‘My people, why do you hurt me when you know that I am sent to you by God?’ When they went astray, God left their hearts to stray: God does not guide rebellious people.

Abdullah Yusuf Ali

And remember, Moses said to his people: "O my people! why do ye vex and insult me, though ye know that I am the messenger of Allah (sent) to you?" Then when they went wrong, Allah let their hearts go wrong. For Allah guides not those who are rebellious transgressors.

Abul A'la Maududi

And call to mind when Moses said to his people: "O my people, why do you torment me when you know well that I am Allah's Messenger to you?" So when they deviated, Allah made their hearts deviant. Allah does not direct the evil-doers to the Right Way.

Aisha Bewley

Remember when Musa said to his people, ‘My people, why do you mistreat me when you know that I am the Messenger of Allah to you?’ So when they deviated, Allah made their hearts deviate. Allah does not guide people who are deviators.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when Mûsâ (Moses) said to his people: "O my people! Why do you annoy me while you know certainly that I am the Messenger of Allâh to you? So when they turned away (from the Path of Allâh), Allâh turned their hearts away (from the Right Path). And Allâh guides not the people who are Fâsiqûn (the rebellious, the disobedient to Allâh).

Ali Quli Qarai

When Moses said to his people, ‘O my people! Why do you torment me, when you certainly know that I am Allah’s apostle to you?’ So when they swerved [from the right path] Allah made their hearts swerve, and Allah does not guide the transgressing lot.

Amatul Rahman Omar

(Recall the time) when Moses said to his people, `My people! why do you malign me when you know that I am certainly a Messenger from Allâh to you. ' But when they deviated from the right course, Allâh let their hearts deviate (as they were), for Allâh guides no transgressing people to success.

Arthur John Arberry

And when Moses said to his people, 'O my people, why do you hurt me, though you know I am the Messenger of God to you?' When they swerved, God caused their hearts to swerve; and God. guides never the people of the ungodly.

Bijan Moeinian

Do not forget how your Lord turned away from the Israelites as they turned away from Moses when he asked them why they were challenging him knowing (without any doubt) that he is sent to them by their Lord. God indeed does not guide evil people like them and that is why He made their heart so hard.

E. Henry Palmer

When Moses said to his people, 'O my people! why do ye hurt me, when ye know that I am the apostle of God to you?' and when they swerved, God made their hearts to swerve; for God guides not the people who work abomination!

Edip-Layth

When Moses said to his people: "O my people, why do you harm me, while you know that I am God's messenger to you?" But when they deviated, God diverted their hearts. God does not guide the wicked people.

George Sale

Remember when Moses said unto his people, O my people, why do ye injure me; since ye know that I am the apostle of God sent unto you? And when they had deviated from the truth, God made their hearts to deviate from the right way; for God directeth not wicked people.

Hamid S. Aziz

And when Moses said to his people, "O my people! Why do you vex me, though you know that I am the Messenger of Allah to you?" But when they turned away, Allah made their heart go astray, and Allah does not guide transgressing people.

Mahmoud Ghali

And (remember) as Mûsa (Moses) said to his people, "O my people, why do you hurt me, and you already know that I am the Messenger of Allah to you?" So as soon as they swerved, Allah caused their hearts to swerve; and Allah does not guide the immoral people.

Marmaduke Pickthall

And (remember) when Moses said unto his people: O my people! Why persecute ye me, when ye well know that I am Allah's messenger unto you? So when they went astray Allah sent their hearts astray. And Allah guideth not the evil-living folk.

Mohamed Ahmed - Samira

When Moses said to his people: "O my people, why do you afflict me though you know that I have been sent to you by God?" But when they turned aside God made their hearts turn farther away; for God does not show the transgressors the way.

Muhammad Asad

Now when Moses spoke to his people, [it was this same truth that he had in mind:] "O my people! Why do you cause me grief, the while you know that I am an apostle of God sent unto you?" And so, when they swerved from the right way, God let their hearts swerve from the truth: for God does not bestow His guidance upon iniquitous folk.

Mustafa Khattab

˹Remember, O  Prophet,˺ when Moses said to his people, "O my people! Why do you hurt me when you already know I am Allah’s messenger to you?" So when they ˹persistently˺ deviated, Allah caused their hearts to deviate. For Allah does not guide the rebellious people.

Progressive Muslims

And when Moses said to his people: "O my people, why do you harm me, while you know that I am God's messenger to you" But when they deviated, God diverted their hearts. And God does not guide the wicked people.

Sahih International

And [mention, O Muúammad], when Moses said to his people, "O my people, why do you harm me while you certainly know that I am the messenger of Allah to you?" And when they deviated, Allah caused their hearts to deviate. And Allah does not guide the defiantly disobedient people.

Sam Gerrans

And when Moses said to his people: “O my people: why do you hinder me when you know that I am the messenger of God to you?” Then when they deviated, God caused their hearts to deviate; and God guides not the perfidious people.

Shabbir Ahmed

(The people of Moses so frequently said what they did not do that) Moses had to tell them, "O My people! Why do you hurt me, even though you know that I am Allah's Messenger to you?" But when they kept deviating, Allah let their hearts deviate. For, Allah shows not the Way to those who keep drifting away from their word. ('Fasiq' = One who drifts away - from? - depends on the context).

Syed Vickar Ahamed

And (remember), when Musa (Moses) said to his people: "O my people! Why do you hurt and insult me? Certainly, you know that I am a messenger of Allah (sent) to you?" So when they turned away (from the right path), Allah let their heart go wrong. And Allah does not guide those who are rebellious and disobedient.

Taqi Usmani

And (remember) when Mūsā said to his people, "O my people, why do you hurt me, while you know that I am a messenger of Allah sent towards you." So, when they adopted deviation, Allah let their hearts become deviate. And Allah does not guide the sinful people.

The Monotheist Group

And when Moses said to his people: "O my people, why do you harm me, while you know that I am a messenger of God to you?" But when they deviated, God diverted their hearts. And God does not guide the wicked people.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand Moïse dit à son peuple: ʺO mon peuple! Pourquoi me maltraitez-vous alors que vous savez que je suis vraiment le Messager dʹAllah (envoyé) à vous?ʺ Puis quand ils dévièrent, Allah fit dévier leurs cœurs, car Allah ne guide pas les gens pervers.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêne bîra xwe; wê dema Mûsa ji gelê xwe re got: Gelî miletê min! Hûn çima min rencîde dikin û min diêşênin. Bi rastî jî hûn dizanin ez qasidê Xwedê me ku ji bo we hatime şandin. Vêca çi gava ew ji rê derketin, Xwedê jî dilên wan ji riya rast derxist. Xwedê civata jirêderketî nayîne ser riya rast.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen Moesa tot zijn volk zei: ʺMijn volk! Waarom vallen jullie mij lastig. Jullie weten toch dat ik de gezant van God bij jullie ben.ʺ Maar toen zij naar het verkeerde neigden, liet God hun harten naar het verkeerde neigen. God wijst de verdorven mensen de goede richting niet.

Hollandaca — Siregar

En (gedenkt) toen Môesa tot zijn volk zei: ʺO mijn volk, waarom kwetsen jullie mij terwijl jullie waarlijk weten dat ik voor jullie de Boodschapper van Allah ben?ʺ Toen zij dwaling verkozen liet Allah hun harten dwalen. En Allah leidt het zwaar zondige volk niet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот (однажды) сказал (пророк) Муса своему народу: «О, народ мой! Почему вы причиняете мне страдания (своими словами и делами), когда вы знаете, что я – посланник Аллаха (направленный) к вам?» И когда они [народ Мусы] уклонились (от истины, зная ее и упорствуя в этом уклонении), Аллах отклонил сердца их (от принятия верного пути) (наказав их за их выбор). И Аллах не ведет (прямым путем) людей непокорных!

Rusça — Osmanov

[Вспомни, Мухаммад,] как Муса сказал своему народу: ʺО мой народ! Почему вы обижаете меня, ведь вы знаете, что я - посланник Аллаха к вам?ʺ И когда они сошли [с прямого пути], Аллах совратил их сердца, ибо Аллах не ведет на прямой путь нечестивцев.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Minns) Moses, som talade till sitt folk och sade: ʺVarför orsakar ni mig sorg och bekymmer, fastän ni vet att jag är sänd till er av Gud?ʺ Men när de (ändå) vek av (från den raka vägen), stämplade Gud deras hjärtan med avvikelsens stämpel; Gud leder inte dem som förhärdar sig i trots.