(Münafıklar) mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler de) derler ki: "Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı."

يُنَادُونَهُمْ اَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْ قَالُوا بَلٰى وَلٰكِنَّكُمْ فَتَنْتُمْ اَنْفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَارْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ الْاَمَانِيُّ حَتّٰى جَاءَ اَمْرُ اللّٰهِ وَغَرَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ

yunādūnehum e lem nekun meǎkum ḳālū belā ve lākinnekum fetentum enfusekum ve terabbeStum ve rtebtum ve ğarratkumu l-emāniyyu Hattā cā'e emru (a)llahi ve ğarrakum bi(a)llahi l-ğarūru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يُنَادُونَهُمْyunādūnehumن د وİlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantıonlara seslenirler
2اَلَمْe lem
3نَكُنْnekunك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğil miydik?
4مَعَكُمْmeǎkumsizinle beraber
5قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler ki
6بَلٰىbelāevet
7وَلٰكِنَّكُمْve lākinnekumama siz
8فَتَنْتُمْfetentumف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.kötülük ettiniz
9اَنْفُسَكُمْenfusekumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendi canlarınıza
10وَتَرَبَّصْتُمْve terabbeStumر ب صBeklemek, pusuya yatmak, yapışmak, fırsat kollamak, bir beklenti, bir şeyden vazgeçmek, bir şeyi gözetlemek, birinin başına gelmek, bekleyen kişi, alıkoyan kişi veya pahalı zamanı bekleyerek buğday gibi şeyleri toplayan ve tutan kişi.ve beklediniz
11وَارْتَبْتُمْve rtebtumر ي بbelirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmekve kuşkulandınız
12وَغَرَّتْكُمُve ğarratkumuغ ر رAldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işlerve sizi aldattı
13الْاَمَانِيُّl-emāniyyuم ن يBirini denemek veya kanıtlamak, arabuluculuk yapmak, dilemek veya arzulamak.kuruntular
14حَتّٰىHattākadar
15جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgelinceye
16اَمْرُemruا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemri (ölüm)
17اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
18وَغَرَّكُمْve ğarrakumغ ر رAldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işlerve sizi aldattı
19بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah(ın affı) ile
20الْغَرُورُl-ğarūruغ ر رAldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işlerçok aldatıcı (şeytan)

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar bağırırlar da derler ki: Biz, sizinle berâber değil miydik? Evet derler ve fakat siz, kendinizi fitnelere saldınız ve îman edenlerin bir felâkete uğramasını beklediniz ve şüphe ettiniz ve olmayacak istekler, sizi aldatıp durdu, sonunda Allah'ın emri, gelip çattı ve sizi Şeytan, aldatmıştı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar bağırırlar da derler ki: Biz, sizinle berâber değil miydik? Evet derler ve fakat siz, kendinizi fitnelere saldınız ve îman edenlerin bir felâkete uğramasını beklediniz ve şüphe ettiniz ve olmayacak istekler, sizi aldatıp durdu, sonunda Allahʼın emri, gelip çattı ve sizi Şeytan, aldatmıştı.

Adem Uğur

Münafıklar onlara: Biz sizinle beraber değil miydik? diye seslenirler. (Müminler de) derler ki: Evet ama, siz kendi başınızı belaya soktunuz; fırsat beklediniz; şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. O çok aldatan (şeytan) sizi, Allah hakkında bile aldattı. Nihayet Allah'ın emri gelip çattı!

Ahmed Hulusi

(İkiyüzlüler) onlara (iman edenlere): "Sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. "Evet ama siz, Allah'ın emri (ölüm) gelesiye kadarki süreçte, nefslerinizi fitneye düşürdünüz (imanı yaşamadınız), gözetleyip durdunuz, şüphe ettiniz, kuruntular da sizi aldattı ve o çok aldatıcı da (bilincinizdeki şartlanmışlık fikirleri) Allah'la (siz O'ndan var oldunuz ne yapsanız bir şey olmaz size, kuruntusuyla) sizi aldattı!"

Ahmet Tekin

Münâfıklar onlara: 'Biz dünyada sizinle beraber değil miydik?' diye seslenirler. Mü’minler de: 'Evet, zâhirde beraberdik, ama siz başınızı büyük belâya soktunuz. Fırsat beklediniz. Şüpheye düştünüz, şüpheye düşürecek konular aradınız, ithamlarda bulundunuz. Allah’ın planı icra edilinceye kadar, boş hayaller sizi aldattı. Üstelik hilekâr insanlar ve şeytan da Allah’ı öne sürerek, Allah adına sizi kandırdı.

Ahmet Varol

Onlara: 'Biz sizinle beraber değil miydik?' diye seslenirler. Derler ki: 'Evet, ama siz kendi kendinizi fitneye soktunuz, (iman edenlerin başlarına felaketler gelmesini) gözlediniz, şüpheye düştünüz, Allah'ın emri (ölüm) gelinceye kadar uzun emeller sizi aldattı ve çok aldatıcı (şeytan) sizi Allah hakkında aldattı.

Ali Bulaç

(Münafıklar) Onlara seslenirler: "Biz sizlerle birlikte değil miydik?" Derler ki: "Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip beklediniz, (Allah'a ve İslam'a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak, hatta masumca sizden görünerek) aldatmış oldu."

Ali Fikri Yavuz

Münafıklar, müminlere şöyle bağırırlar: “- Bizler sizinle beraber (dünyada ibadet eder) değil miydik?” Müminler: “- Evet, bizimle beraberdiniz; fakat siz, kendinizi nifaka düşürüb helâk ettiniz. Müminlere felâket beklediniz, (yahud tevbe için beklediniz), şübhelendiniz ve uzun ömür hülyası, sizi aldattı; tâ Allah’ın emri (ölüm) gelinceye kadar... Bir de, Allah’a karşı, sizi, aldatıcı şeytan aldattı.”

Ali Rıza Safa

Onlara seslenirler: "Sizinle birlikte değil miydik?" Yanıt verirler: "Evet, öyle! Fakat siz, kendinizi ayarttınız; beklediniz ve kuşkulara düştünüz. Allah'ın buyruğu gelinceye değin, kuruntunuz sizi aldattı. Ve aldatıcı, sizi, Allah ile aldattı!"

Bayraktar Bayraklı

Münafıklar müminlere, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. Müminler derler ki: "Evet, ama siz kendi başınızı belaya soktunuz, gözlediniz, şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. Şeytan, Allah ile sizi aldattı. Nihayet Allah'ın emri geldi çattı."

Bekir Sadak

Ikiyuzluler, inananlara: «Biz sizinle beraber degil miydik» diye seslenirler. Onlar: «Evet oyle; fakat sizler kendinizi aldattiniz, bize pusu kurdunuz, Allah'in buyrugu gelene kadar dinde supheye dustunuz; sizi kuruntular aldatti; sizi seytanlar Allah'a karsi da ayartti.»

Celal Yıldırım

İkiyüzlü dönekler, mü'minlere : «Biz sizinle beraber değil miydik ?» diye seslenirler. Onlar da: «Evet, beraberdik, ama siz kendinizi fitne unsuru yaptınız; (mü'minlerin başına gelmesini istediğiniz kötülüğü ve kurduğunuz tuzağı) gözleyip şüphe içinde kaldınız. Kuruntularınız sizi iyice aldattı. Allah'ın emri (azabı) gelinceye kadar bu hâliniz devam etti. Aldatıcı azgınlar sizi Allah'a karşı aldatıp ayarttılar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Münafıklar onlara, “Sizinle beraber değil miydik?” diye seslenirler. Onlar, “Evet öyleydi” derler, ama siz başınızı belâya kendiniz soktunuz, fırsat kolladınız, hep şüphe içinde oldunuz ve Allah’ın emri gelip çatıncaya kadar geleceğe yönelik kuruntularınız sizi oyaladı; bundan ötürü o aldatan (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırıp durdu.

Diyanet İşleri

(Münafıklar) mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler de) derler ki: "Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı."

Diyanet İşleri (eski)

İkiyüzlüler, inananlara: 'Biz sizinle beraber değil miydik' diye seslenirler. Onlar: 'Evet öyle; fakat sizler kendinizi aldattınız, bize pusu kurdunuz, Allah'ın buyruğu gelene kadar dinde şüpheye düştünüz; sizi kuruntular aldattı; sizi şeytanlar Allah'a karşı da ayarttı.'

Diyanet Vakfi

Münafıklar onlara: Biz sizinle beraber değil miydik? diye seslenirler. (Müminler de) derler ki: Evet ama, siz kendi başınızı belaya soktunuz; fırsat beklediniz; şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. O çok aldatan (şeytan) sizi, Allah hakkında bile aldattı. Nihayet Allah'ın emri gelip çattı!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Münafıklar) onlara: «Biz sizinle beraber değil miydik?» diye seslenirler. (Müminler) de derler ki: «Evet ama, siz kendi canlarınıza kötülük ettiniz, gözlediniz, şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. O çok aldatan (şeytan) sizi, Allah hakkında bile aldattı. Nihayet Allah'ın emri gelip çattı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Münafıklar) onlara şöyle bağrışırlar: "Bizler sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler): "Evet, ama siz kendilerinizi fitneye soktunuz, gözettiniz, şüpheye düştünüz ve Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O aldatıcı şeytan sizi (günahın zararı yoktur diye) Allah'a güvendirdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara şöyle bağırışırlar: Bizler sizinle beraber değil miydik? Evet, derler: Ve lakin sizler kendilerinize fitne yaptınız, gözettiniz, işkillendiniz, o kuruntular sizi aldattı, ta Allahın emri gelinciye kadar, hem sizi Allaha mağrurlandırdı o aldatıcı mağrur.

Erhan Aktaş

İman Edenlere, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. İman Edenler, "Evet, ama siz kendinizi fitneye düşürdünüz, bekleyip, kuşku duydunuz. Allah'ın emri gelinceye kadar tutku ve kuruntularınız sizi aldattı. Ve o ğarur da sizi Allah ile aldattı." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnananlara, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. İnananlar, "Evet, ama siz kendinizi fitneye düşürdünüz, bekleyip, kuşku duydunuz. Allah'ın emri gelinceye kadar tutku ve kuruntularınız sizi aldattı. Ve o ğarur da sizi Allah ile aldattı." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnananlara, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. İnananlar, "Evet, ama siz kendinizi fitneye düşürdünüz, bekleyip, şüphe ettiniz. Allah'ın emri gelinceye kadar tutku ve kuruntularınız sizi aldattı. Ve o ğarur da sizi Allah ile aldattı." dediler.

Fizilal-il Kuran

Münafıklar, müminlere «Dünyada sizinle birlikte değil miydik?» diye seslenirler. Müminler de onlara şöyle derler; «Evet, birlikteydik. Fakat siz kendiniz eğri yola saptınız, hep komplo peşinde koştunuz, gerçeklerden kuşku duydunuz, asılsız kuruntulara kapıldınız, sonunda Allah'ın emri gelince öldünüz, o yaman ayartıcı (şeytan) sizi Allah'ın affediciliğine güvendirerek baştan çıkardı.»

Gültekin Onan

(Münafıklar) Onlara seslenirler: "Biz sizlerle birlikte değil miydik?" Derler ki: "Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip beklediniz, (Tanrı'ya ve İslama karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Tanrı'nın buyruğu geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Tanrı ile aldatmış oldu."

Hamdi Döndüren

Münafıklar onlara, “Biz, (dünyada) sizinle birlikte değil miydik?” diye seslenirler. Onlar, “Evet ama siz kendi kendinizi aldattınız, (bizim sıkıntıya düşmemizi) beklediniz, kuşkuya düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. Sonunda Allah’ın emri (ölüm) geldi. O çok aldatıcı şeytan sizi, Allah’a karşı bile aldattı!” derler.

Hasan Basri Çantay

(Münafıklar) onlara bağrışırlar: "Biz sizinle beraber değil miydik"? "Evet, dediler (derler, beraberdik). Fakat kendinizi siz kendiniz yakdınız. (Hep mü'minlerin felaketini) gözetdiniz. (İslam dini hakkında) şübhe etdiniz. Sizi kuruntular aldatdı. Sizi o çok aldatan, Allaha karşı bile aldatdı". Nihayet (işte) Allahın emri gelib çatdı.

Hasib Asutay

(Münafıklar) onlara, (9) 'Biz sizinle beraber değil miydik?' diye seslenirler. (Müminler de) derler ki: 'Evet ama siz kendinizi fitneye soktunuz; fırsat beklediniz, şüpheye düştünüz ve Allah'ın buyruğu gelene kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatan (10) sizi Allah hakkında bile aldattı. ' (9. Müminlere.) (10. Şeytan.)

Hayrat Neşriyat

(Münâfıklar) onlara (o Cennet ehline): 'Sizinle (dünyada) berâber değil miydik?' diye bağırırlar. (Mü’minler de:) 'Evet (berâberdiniz)! Fakat siz, kendinizi (nifakla) fitneye düşürdünüz ve (mü’minlere musîbet gelmesini) beklediniz, hem (hak olan dîninizde) şübhe ettiniz ve boş temennîler sizi aldattı; nihâyet Allah’ın emri (ölüm) geldi; o çok aldatıcı (şeytan)da, sizi Allah hakkında aldattı!' derler.

İbni Kesir

Onlara: Biz sizinle beraber değil miydik? diye seslenirler. Onlar da: Evet, ama siz kendinizi aldattınız, pusu kurdunuz, şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. O çok aldatan, sizi Allah'a karşı bile aldattı. Nihayet Allah'ın emri gelip çattı.

Mehmet Okuyan

(Münafıklar) onlara (müminlere) “Biz sizinle birlikte değil miydik?” diye sesleneceklerdir. (Müminler de) şöyle diyeceklerdir: “Evet ancak siz kendinizi fitneye soktunuz, beklediniz, şüpheye düştünüz ve Allah’ın emri (ölüm) gelip çatıncaya kadar kuruntular sizi aldattı; o çok aldatan (şeytan) sizi Allah ile aldattı.”

Muhammed Esed

O(nun dışında kala)nlar, şu (içindeki)lere, "Sizinle değil miydik?" diye seslenecekler. Berikiler, "Evet öyleydi!" diye cevap verecekler, "Ama siz kendi kendinizi ayarttınız, (inancınızda) tereddüt gösterdiniz; (yeniden dirilme konusunda) şüpheye kapıldınız ve Allah'ın buyruğu ulaşıncaya kadar kuruntunuz sizi yoldan çıkardı çünkü, Allah hakkındaki ayartıcı düşünceler(iniz) sizi yanılgıya sürükledi!

Mustafa İslamoğlu

(Münafıklar) seslenecekler: "Biz sizinle beraber değil miydik? (Mü'minler) şöyle cevap verecekler: "Elbette! Ama siz kendi kendinizi tuzağa düşürdünüz; böylece (güya) kendinizi gözettiniz; kuşkuya kapıldınız, Allah'ın emri gelinceye kadar malum kuruntularla avundunuz; dahası, o (kafa) sizi Allah ile aldatarak gurura sürükledi."

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlara bağırırlar ki: «Biz sizinle beraber değil mi idik?» Onlar da derler ki: «Evet.. Velâkin siz nefsinizi fitneye düşürdünüz, ve (mü'minler hakkında fenalık) gözettiniz ve sizi bâtıl şeyler gurura düşürdü. Tâ ki, Allah'ın emri geliverdi. Ve sizi şeytan Allah ile aldattı.»

Ömer Öngüt

Münafıklar müminlere: "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. Müminler de derler ki: "Evet amma, siz kendinizi aldattınız, bize pusu kurdunuz, şüpheye düştünüz, kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) sizi Allah hakkında bile aldattı. Nihayet Allah'ın emri gelip çattı. "

Suat Yıldırım

Münafıklar şöyle seslenirler: "Biz de sizinle beraber değil miydik?" Müminler cevap verirler: "Evet, beraberdiniz, fakat siz kendi canınızı yaktınız, müminlere hep felaket gelmesini gözleyip durdunuz, şüphelere düştünüz, sizi birtakım kuruntular oyaladı. Bir de baktınız ki emr-i Hak gelmiş. Böylece o dessas, çok aldatıcı şeytan sizi Allah’ın affı ve keremi ile aldattı."

Süleyman Ateş

(Münafıklar) onlara seslenirler: "Biz de sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler) derler ki: "Evet ama, siz kendi canlarınıza kötülük ettiniz, beklediniz (hemen tevbe etmediniz) kuşkulandınız, kuruntular sizi aldattı. Allah'ın emri (ölüm) gelinceye kadar (böyle hareket ettiniz,) o çok aldatıcı (şeytan,) sizi Allah(ın affı) ile aldattı."

Süleymaniye Vakfı

Münafıklar: "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye haykırırlar. Müminler: "Evet ama siz (ikiyüzlülük ederek) kendi başınızı yaktınız. (Bize bela gelmesini) beklediniz, kuşku duydunuz; kurgularınız Allah'ın emri (ölüm) gelinceye kadar sizi aldattı; çok aldatıcı (insan ve cin şeytanları) da sizi Allah ile aldattı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Münafıklar: "Sizinle beraber değil miydik?" diye bağırırlar. Müminler: "Evet ama siz kendinizi yaktınız. Bizi gözlemlediniz, şüpheye düştünüz; kurduğunuz kurgular, Allah'ın (ölmenizle ilgili) emri gelinceye kadar sizi aldattı. O çok aldatan (şeytan) da sizi Allah ile aldattı."

Şaban Piriş

Münafıklar, müminlere: -Sizinle beraber değil miydik? diye seslenecekler. -Evet, ama, siz kendinizi aldattınız. Çekinceli davrandınız, şüphe ettiniz ve Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. Aldatıcı da sizi Allah ile aldattı, derler.

Tefhim-ul Kuran

(Münafıklar) Onlara seslenirler: «Biz sizlerle birlikte değil miydik?» Derler ki: «Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (Müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip beklediniz; (Allah'a ve İslâm'a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldatıcı da sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak, hatta masumca bizden görünerek) aldatmış oldu.»

Ümit Şimşek

Mü'minlere 'Biz sizinle beraber değil miydik?' diye seslenirler. Mü'minler 'Evet,' der. 'Fakat siz kendi kendinizi helâke düşürdünüz. Çünkü bizim başımıza gelecekleri gözetlediniz; şüphe içinde oldunuz; Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntularla avunup durdunuz; o çok aldatıcı olan Şeytan da sizi Allah ile aldattı.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara seslenirler: "Biz sizinle değil miydik?" Derler ki: "Evet, bizimleydiniz. Ancak siz kendinizi yaktınız, bekleyip durdunuz, şüphe ettiniz, hayal ve kuruntular/hurafeler/anlamını bilmeden okuyuşlar sizi aldattı; nihayet Allah'ın emri geldi. O yaman aldatıcı, sizi Allah ile aldattı."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Münafiqlər onları haraylayıb deyəcəklər: “Məgər biz sizinlə birlikdə deyildikmi?” Möminlər deyəcəklər: “Bəli, lakin siz öz-özünüzü aldadırdınız, möminlərə bəla üz verməsini gözləyirdiniz, haqqa şübhə edirdiniz və Allahın əmri gələnədək xülyalar sizi yoldan çıxartdı. Tovlayan şeytan Allah barəsində sizi yaman aldatdı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Münafiqlər divarın içəri tərəfində olan möʼminləri) səsləyib deyəcəklər: ″Məgər biz (dünyada) sizinlə birlikdə deyildikmi?!″ (Möʼminlər) belə cavab verəcəklər: ″Bəli (bizimlə birlikdə idiniz). Lakin siz özünüzü (nifaqla, ikiüzlülüklə) fitnəyə saldınız (fitnəyə salıb məhvə düçar etdiniz), siz (möʼminlərin başına bir fəlakət gəlməsini) gözləyirdiniz və (Allahın birliyinə, Muhəmməd əleyhissəlamın peyğəmbərliyinin həqiqiliyinə) şəkk edirdiniz. Allahın əmri (ölümünüz) gəlib çatanadək sizi xam xəyallar (tamah) aldatdı. Sizi Allah barəsində (Allah rəhmlidir, bütün günahlarınızdan keçər, sizə heç bir cəza verməz deyə) o tovlayan (Şeytan) tovladı!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Sie rufen ihnen zu: ʺWaren wir nicht mit euch?ʺ Sie werden sagen: ʺJa doch, aber ihr habt euch selbst der Versuchung ausgesetzt, ihr habt abgewartet und gezweifelt, und die Wünsche haben euch getäuscht, bis Allahs Befehl kam. Und getäuscht hat euch hinsichtlich Allahs der Täuscher.

Almanca — M. A. Rassoul

Sie werden jenen (Gläubigen) zurufen: ʺWaren wir nicht mit euch?ʺ Jene werden sagen: ʺDoch, aber ihr versuchtet euch selber und wartetet und zweifeltet, und es betörten euch die eitlen Wünsche, bis Allahs Befehl kam. Und der Betörer hat euch über Allah betört.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie rufen sie: ʺWaren wir nicht mit euch?ʺ Sie sagten: ʺDoch, mit Sicherheit! Aber ihr habt euch selbst der Fitna überlassen, abgewartet und angezweifelt, und euch täuschten die Hoffnungen, bis ALLAHs Anweisung kam. Und euch täuschte ALLAH gegenüber das Täuschende.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then they -the hypocrites- call out to those who are blessed and say to them: "Had we not been together Here and Hereafter and together we attended assemblies of prayers and pilgrimage and together we fought". Indeed we were together, say the virtuous "but you counseled deaf and you closed your hearts' ears and your minds' eyes and did not keep back from the forbidden. You were illuded with the false hopes that gratifying your appetite was something instinctively felt to be right and fair, and with Satanic deceit you had forgotten calling Allah to mind."

Abdul Haleem

The hypocrites will call out to the believers, ‘Were we not with you?’ They will reply, ‘Yes. But you allowed yourselves to be tempted, you were hesitant, doubtful, deceived by false hopes until God’s command came- the Deceiver tricked you about God.

Abdullah Yusuf Ali

(Those without) will call out, "Were we not with you?" (The others) will reply, "True! but ye led yourselves into temptation; ye looked forward (to our ruin); ye doubted (Allah's Promise); and (your false) desires deceived you; until there issued the Command of Allah. And the Deceiver deceived you in respect of Allah.

Abul A'la Maududi

The hypocrites will call out to the believers: "Were we not with you?" The believers will reply: “Yes; but you allowed yourselves to succumb to temptations, and you wavered and you remained in doubt and false expectations deluded you until Allah's command came to pass, and the Deluder deluded you concerning Allah.

Aisha Bewley

They will call out to them, ‘Were we not with you?’ They will reply, ‘Indeed you were. But you made trouble for yourselves and hung back and and doubted and false hopes deluded you until Allah’s command arrived. The Deluder deluded you about Allah.

Al-Hilali & Khan

(The hypocrites) will call the believers: "Were we not with you?" The believers will reply: "Yes! But you led yourselves into temptations, you looked forward for our destruction; you doubted (in Faith) and you were deceived by false desires, till the Command of Allâh came to pass. And the chief deceiver (Satan) deceived you in respect of Allâh."

Ali Quli Qarai

They will call out to them, ‘Did we not use to be with you?’ They will say, ‘Yes! But you cast yourselves into temptation, and you awaited and were doubtful, and [false] hopes deceived you until the edict of Allah arrived, and the Deceiver deceived you concerning Allah.

Amatul Rahman Omar

These (hypocrites) will call out to these (believers), `Were we not with you (in the worldly life)?' They will reply, `Yes, but you let yourselves fall into temptations and you waited (uselessly for our destruction), and you doubted (about the truth). Infact, your vain desires deceived you till the decree of Allâh (about your punishment) came to be implemented. And the arch-deceiver deceived you in respect of Allâh.

Arthur John Arberry

They shall be calling unto them, 'Were we not with you?' They shall say, 'Yes indeed; but you tempted yourselves, and you awaited, and you were in doubt, and fancies deluded you, until God's commandment came, and the Deluder deluded you concerning God.

Bijan Moeinian

They will cry out to the believers: "Were we not with you [in all religious activities]?" The believers will reply:…

E. Henry Palmer

They shall cry out to them, 'We were not with you!' they shall say, 'Yea, but ye did tempt yourselves, and did wait, and did doubt; and your vain hopes beguiled you; and the beguiler beguiled you about God.

Edip-Layth

They will call upon them: "Were we not with you?" They will reply: "Yes, but you led yourselves into temptation, and you hesitated, and doubted, and became misled by wishful thinking, until God's judgment came. You were diverted from God by arrogance."

George Sale

The hypocrites shall call out unto the true believers, saying, were we not with you? They shall answer, yea; but ye seduced your own souls by your hypocrisy: And ye waited our ruin; and ye doubted concerning the faith; and your wishes deceived you, until the decree of God came, and ye died: And the deceiver deceived you concerning God.

Hamid S. Aziz

They will cry unto them, "Were we not with you?" They shall say, "Yea! But you caused yourselves to fall into temptation, and you waited and doubted, and vain desires deceived you till the ordinance (punishment) of Allah came, while the Arch-deceiver deceived you about Allah. "

Mahmoud Ghali

They will be calling out to them, "Were we not with you?" They will say, "Yes indeed, but you tempted yourselves, and you awaited, and you were suspicious, and fancies deluded you until the Command of Allah came, and the Deluder deluded you concerning Allah.

Marmaduke Pickthall

They will cry unto them (saying): Were we not with you? They will say: Yea, verily; but ye tempted one another, and hesitated, and doubted, and vain desires beguiled you till the ordinance of Allah came to pass; and the deceiver deceived you concerning Allah;

Mohamed Ahmed - Samira

They will call to them: "Were we not with you?" They will answer: "Certainly; but then you let yourselves be tempted, and waited in expectation but were suspicious and were deceived by vain desires, till the decree of God came to pass, and the deceiver duped you in respect of God.

Muhammad Asad

They [who will remain without] will call out to those [within], "Were we not with you?" - [to which] the others will answer: “So it was! But you allowed yourselves to succumb to temptation, and you were hesitant [in your faith], and you were doubtful [of resurrection]; and your wishful thinking beguiled you until God’s command came to pass: for, [indeed, your own] deceptive thoughts about God deluded you

Mustafa Khattab

The tormented will cry out to those graced, "Were we not with you?" They will reply, “Yes ˹you were˺. But you chose to be tempted ˹by hypocrisy˺, ˹eagerly˺ awaited ˹our demise˺, doubted ˹the truth˺, and were deluded by false hopes until Allah’s decree ˹of your death˺ came to pass. And ˹so˺ the Chief Deceiver[1] deceived you about Allah.

Progressive Muslims

They will call upon them: "Were we not with you" They will reply: "Yes, but you led yourselves into temptation, and you hesitated, and doubted, and became misled by wishful thinking, until God's judgment came. You were diverted from God by arrogance."

Sahih International

The hypocrites will call to the believers, "Were we not with you?" They will say, "Yes, but you afflicted yourselves and awaited [misfortune for us] and doubted, and wishful thinking deluded you until there came the command of Allah. And the Deceiver deceived you concerning Allah .

Sam Gerrans

They will cry to them: “Were we not with you?” They will say: “Verily, but you subjected your souls to means of denial, and you waited, and you doubted, and vain desires deluded you, until the command of God came; and the Deluder deluded you concerning God,

Shabbir Ahmed

They will cry unto them, "Were we not with you?" The believers will answer, "Yes, verily - but you let your "Self" succumb to temptation. And you tempted one another, hesitated (watching which side was prevailing), and doubted (Allah's promise). And your fantasies misled you until there issued the Command of Allah. And indeed, the deceiver deceived you concerning Allah. (Deceiver = Desire).

Syed Vickar Ahamed

(Those hypocrites outside) will call the believers, "Were we not with you?" (The others) will reply, "True! But you led yourselves into temptation; You looked forward (to our destruction); And you doubted (Allah’s Promise); And (your false) desires deceived you; Until the Command of Allah became true. And the Deceiver (Satan) deceived you in respect to (Almighty) Allah.

Taqi Usmani

They (the hypocrites) will call out to them (the believers), "Were we not with you?" They will say, “Yes, (you were,) but you led your souls to a wrong way, and kept waiting (for an evil end to the Muslims), and remained in doubt, and were deluded by fancies, until Allah’s command came to pass, and you were deceived about Allah by the Big Deceiver (Iblīs).

The Monotheist Group

They will call upon them: "Were we not with you?" They will reply: "Yes, but you led yourselves into temptation, and you hesitated, and doubted, and became misled by wishful thinking, until the judgment of God came. You were diverted from God by arrogance."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ʺNʹétions-nous pas avec vous?ʺ leur crieront-ils. ʺOui, répondront (les autres) mais vous vous êtes laissés tenter, vous avez comploté (contre les croyants) et vous avez douté et de vains espoirs vous ont trompés, jusquʹà ce que vînt lʹordre dʹAllah. Et le séducteur (le diable) vous a trompés au sujet dʹAllah.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Munafiq) gazî wan (bawermendan) dikin, Ma em (li dinyayê) ne ligel we bûn (ji bo çi we dev ji me berda)? Bawermend ji wan re dibêjin: Erê hûn (li berçav) digel me bûn, lê belê we (bi dirûtîyê) xwe helak kir, we (bo mumînan) çavnêriya nebaşiyê dikir, (der barê îslamê de) hûn ketin gumanê, hêviyên pûç hûn xapandin heyanî ku fermana Xwedê hat û şeytên bi Xwedê hûn xapandin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij roepen hen toe: ʺWaren wij niet met jullie?ʺ Zij zeggen: ʺZeker wel, maar jullie hebben jezelf in verzoeking gebracht, jullie hebben afgewacht en getwijfeld en jullie wensen hebben jullie begoocheld tot Gods beschikking kwam. De begoochelaar heeft jullie namelijk met betrekking tot God begoocheld.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De huichelaars zullen de ware geloovigen aanroepen, zeggende: Waren wij niet met u? Zij zullen antwoorden: Ja! maar gij hebt door uwe huichelarij uwe eigen zielen verleid, en ons verderf verwacht. Gij twijfeldet nopens het geloof, en uwe wenschen hebben u bedrogen, tot een besluit van God kwam, en gij stierft; en de verleider bedroog u nopens God.

Hollandaca — Siregar

Zij (de huichelaars) roepen tot hen (de gelovigen): ʺWaren wij niet met jullie?ʺ Zij zeggen: ʹʺWelzeker, maar jullie brachten jezelf in verzoeking en jullie wachtten en jullie twijfelden en de ijdele wensen hebben jullie misleid, tot de beschikking van Allah bewaarheid werd. En de verleider (de Satan) heeft jullie van Allah weggeleid.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они [лицемеры] возгласят к ним [к верующим]: «Разве мы (в земной жизни) не были вместе с вами (в делах повиновения Аллаху)?» Скажут те [верующие]: «Да [вы были вместе с нами] (внешне), но вы искушали самих себя [погубили себя своим лицемерием], и ждали (смерти Пророка и перемены успеха верующих), и впали в сомнения (о воскрешении после смерти), и обольстили [обманули] вас (ложные) мечтания до тех пор, пока не пришло повеление Аллаха [пока вы не умерли], а обольстил [обманул] вас об Аллахе обольститель [сатана].

Rusça — Osmanov

[Мунафики] будут вопрошать: ʺРазве мы не были с вами?ʺ [Верующие] ответят: ʺДа, но вы впали в соблазн по собственной воле - вы выжидали, сомневались, уступали своим желаниям, пока наконец не явилась воля Аллаха, и обольститель обольстил вас [и отвратил] от Аллаха.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De (som är utanför muren) skall ropa till dem (som är innanför): ʺVar vi inte med er?ʺ (och de andra) skall svara: ʺJo, (ni var med oss), men ni lät er frestas och ni ville i det längsta vänta och se (hur det skulle gå för oss troende); ni var osäkra och tvekade (om vägen) och lät lura er (av ert önsketänkande), till dess att Gud avgjorde saken. Det var den store bedragaren som förledde er att missräkna er på Gud.