Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.

فَذَرْهُمْ حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذِي فِيهِ يُصْعَقُونَ

fe ƶerhum Hattā yulāḳū yevmehumu elleƶī fīhi yuS'ǎḳūne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Artık bırak onları helâk olacakları güne dek.

Abdulkadir Gölpınarlı

Artık bırak onları helâk olacakları güne dek.

Adem Uğur

Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak.

Ahmed Hulusi

Bırak onları, dehşeti yaşayacakları (ölüm) günlerine kavuşuncaya kadar!

Ahmet Tekin

Artık ölecekleri, helâk edilecekleri, savaş meydanlarında öldürülecekleri güne kavuşuncaya kadar, onları kendi hallerine bırak.

Ahmet Varol

Öyleyse onları çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.

Ali Bulaç

Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.

Ali Fikri Yavuz

O halde (Ey Rasûlüm), bırak onları; tâ o çarpılacakları (ölüm) günlerine kadar...

Ali Rıza Safa

Artık, onlara aldırış etme; çarpılacakları günlerine kavuşuncaya dek.

Bayraktar Bayraklı

Artık, çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak!

Bekir Sadak

Carpilacaklari gune erismelerine kadar onlari birak.

Celal Yıldırım

Sen onları çarpılacakları güne kavuşmalarına kadar bırak.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Artık dehşete kapılacakları gün ile yüzyüze gelinceye kadar onları kendi halleriyle baş başa bırak.

Diyanet İşleri

Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.

Diyanet İşleri (eski)

Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak.

Diyanet Vakfi

Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde bırak onları ta çarpılacakları günlerine (kavuşuncaya) kadar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde bırak onları ta o çarpılacakları günlerine kadar

Erhan Aktaş

Artık onları cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık onları cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık onları cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.

Fizilal-il Kuran

Korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları.

Gültekin Onan

Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.

Hamdi Döndüren

Artık onları, korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.

Hasan Basri Çantay

Artık onları çarpılacakları günlerine kadar (hallerine) bırak.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Artık onları çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak. (12) (12. Ölüm zamanına veya kıyamet koparken ilk Sur'a üfürüleceği zamana kadar.)

Hayrat Neşriyat

(Ey Habîbim!) Artık, içinde çarpılacakları günlerine (kıyâmete) kavuşuncaya kadar onları (kendi hâllerine) bırak!

İbni Kesir

Artık çarpılacakları günlerine erişinceye kadar bırak onları.

Mehmet Okuyan

Artık bayıltılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hâllerine bırak!

Muhammed Esed

Bundan böyle, dehşete kapılacakları (Hesap) Günü ile karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak onları!

Mustafa İslamoğlu

Artık onları, dehşetten kendilerini kaybedecekleri günle karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak!

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık onları bırak, o kavuşacakları güne değin ki, onda çarpılıp helâk olacaklardır.

Ömer Öngüt

Artık çarpılacakları günlerine erişinceye kadar bırak onları!

Suat Yıldırım

O halde sen onları, darbe yiyip çarpılacakları güne kadar kendi hallerine bırak!

Süleyman Ateş

Korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları.

Süleymaniye Vakfı

Artık onları, cezaya çarptırılacakları günle yüzleşinceye kadar kendi hallerine bırak.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları kendi başlarına bırak; cezaya çarptırılacakları güne kadar böyle gitsin.

Şaban Piriş

-O halde, bırak onları, ta ki çarpılacakları günlerine kavuşsunlar.

Tefhim-ul Kuran

Öyleyse sen onları kendisinde (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.

Ümit Şimşek

Çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar sen onları kendi hallerine bırak.

Yaşar Nuri Öztürk

Bayılıp yere serilecekleri günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları!

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Elə isə (dəhşətdən) sarsılıb karıxacaqları günə qovuşana qədər sən onları tərk et!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Lasse sie nur, bis sie ihrem Tag begegnen, an dem sie wie vom Donnerschlag getroffen zusammenbrechen werden,

Almanca — M. A. Rassoul

So laß sie allein, bis sie ihrem Tag begegnen, an dem sie vom Blitzschlag getroffen werden

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann laß sie, bis sie ihrem Tag begegnen, an dem sie erschlagen werden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, leave them until they are faced, on some future date, with their settling day, when they are suddenly visited with an overwhelming punishment striking them at the root,

Abdul Haleem

so leave them, Prophet, until they face the Day when they will be thunderstruck,

Abdullah Yusuf Ali

So leave them alone until they encounter that Day of theirs, wherein they shall (perforce) swoon (with terror),-

Abul A'la Maududi

So leave them alone until they encounter that Day of theirs when they shall be struck down,

Aisha Bewley

Leave them then until they meet their Day when they will be struck down by the Blast:

Al-Hilali & Khan

So leave them alone till they meet their Day, in which they will sink into a fainting (with horror).

Ali Quli Qarai

So leave them until they encounter their day on which they will be thunderstruck;

Amatul Rahman Omar

So leave them alone till they meet that day of theirs (- the day of the battle of Badr) when they will be driven into the fire (of warfare).

Arthur John Arberry

Then leave them, till they encounter their day wherein they shall be thunderstruck,

Bijan Moeinian

So let them in their disbelief till the Day that they will be struck down.

E. Henry Palmer

But leave them till they meet that day of theirs whereon they shall swoon;

Edip-Layth

So disregard them until they meet the day in which they are struck.

George Sale

Wherefore leave them, until they arrive at their day wherein they shall swoon for fear:

Hamid S. Aziz

Leave them then till they meet that Day of theirs wherein they shall be made to swoon (with terror):

Mahmoud Ghali

So, leave them out, till they meet their Day wherein they will be stunned. (i.e., thunderstruck)

Marmaduke Pickthall

Then let them be (O Muhammad), till they meet their day, in which they will be thunder-stricken,

Mohamed Ahmed - Samira

So, leave them until they face their day (of doom) when they will be stunned.

Muhammad Asad

Hence, leave them alone until they face that [Judgment] Day of theirs, when they will be stricken with terror:

Mustafa Khattab

So leave them until they face their Day in which they will be struck dead—

Progressive Muslims

So disregard them until they meet the Day in which they are struck.

Sahih International

So leave them until they meet their Day in which they will be struck insensible -

Sam Gerrans

Then leave thou them until they meet their day wherein they will be thunderstruck,

Shabbir Ahmed

Hence, leave them alone until they meet that Day of theirs wherein they shall be thunderstruck.

Syed Vickar Ahamed

So leave them alone until they face their Day (of Judgment), when they shall be taken over (with fear)—

Taqi Usmani

So, leave them alone until they face their Day, in which they will be turned unconscious,

The Monotheist Group

So disregard them until they meet their Day in which they are stricken.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Laisse-les donc, jusquʹà ce quʹils rencontrent leur jour où ils seront foudroyés,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Êdî wan di halê wan de bihêle, heta ku ew çav bi wê roja xwe bikevin, ya ku ew tê de bêne bêhişkirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Laat hen maar totdat zij hun dag tegenkomen waarop zij wezenloos neervallen;

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom verlaat hen, tot zij aan hunnen dag zullen zijn gekomen, waarop zij, uit vrees, in zwijm zullen vallen.

Hollandaca — Siregar

Laat hen maar, totdat zij hun Dag ontmoeten waarop zij door de bliksemslag getroffen zullen worden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Оставь же (о, Пророк) их [этих многобожников], пока они не встретят своего дня, когда будут поражены (словно молнией) [день их смерти].

Rusça — Osmanov

Оставь же их [, Мухаммад,] пока они не дождутся своего дня, когда будут поражены молнией,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Låt dem därför vara till dess de får se den Dag vars (fasor) kommer att driva dem från vettet,