(32-34) Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lut'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."

قَالُوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِمِينَ لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ طِينٍ مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ

ḳālū innā ursilnā ilā ḳavmin mucrimīne / li nursile ǎleyhim Hicāraten min Tīnin / musevvemeten ǐnde rabbike li l-musrifīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
2اِنَّٓاinnāelbette biz
3اُرْسِلْنَٓاursilnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegönderildik
4اِلٰىilā
5قَوْمٍḳavminق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir kavme
6مُجْرِمِينَmucrimīneج ر مBir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir şeyi bitirmek veya sonlandırmak [tamamlandığında].suçlu
1لِنُرْسِلَli nursileر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalesalalım diye
2عَلَيْهِمْǎleyhimonların üzerine
3حِجَارَةًHicāratenح ج رMahrum bırakmak, sertleştirmek, gizlemek, direnmek, yasaklamak, engellemek, önlemek, (bir yere) erişimi yasaklamak. Bir kişi veya şeyden alıkoymak/engellemek/men etmek/esirgemek/kısıtlamak, yasaklamak/yasak koymak/ketlemek/yasaklamak, bir şeyin sınırını çizmek veya kapamak, deve veya hayvanın gözü etrafına yanık bir işaret koymak, kuşatmak, bir şeyi bir kişi için yasak veya izin verilmez kılmak, cesaret bulmak veya cesaretlendirilmek, boğazını keserek kesmek. hajar - bir kaya/taş veya kaya kütlesi.taş(lar)
4مِنْmin-dan
5طِينٍTīninط ي نKil veya çamurla sıvamak, kil/çamur.çamur-
1مُسَوَّمَةًmusevvemetenس و مPazarlık yapmak, fiyat belirlemek, değer biçmek, peşin fiyat vermek, kıymet takdir etmekişaretlenmiş (taşlar)
2عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.katında
3رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
4لِلْمُسْرِفِينَli l-musrifīneس ر فAşırı gitmek, haddi aşmak, israf etmek, savurganlık yapmak, müsrif olmak, saçıp savurmak, fazla harcamak, ölçüyü kaçırmak, gereksiz yere harcamakhaddi aşanlar için

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, şüphe yok ki biz demişlerdi, mücrim bir topluluğa gönderildik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, şüphe yok ki biz demişlerdi, mücrim bir topluluğa gönderildik.

Adem Uğur

Biz, dediler, suçlu bir kavme gönderildik.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Doğrusu biz suçlu bir toplum için irsal olunduk!"

Ahmet Tekin

Melekler: 'Allah’ın koyduğu kuralları tanımayan, İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güçlü bir kavme görevli olarak gönderildik' dediler.

Ahmet Varol

Dediler ki: 'Biz bir günahkarlar topluluğuna gönderildik.

Ali Bulaç

"Doğrusu biz, suçlu günahkar bir kavme gönderildik" dediler.

Ali Fikri Yavuz

Onlar dediler ki: “- Biz, günahkâr bir kavme (Lût peygamberin kavmine) gönderildik;

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Aslında, suçlu bir topluma gönderildik!"

Bayraktar Bayraklı

Onlar şöyle dediler: "Biz, suçlu bir topluma gönderildik."

Bekir Sadak

(32-34) Elciler: «Suclu bir milletin uzerine, Rabbinin katindan isaretli olarak, asiri gidenlere mahsus sert taslar gondermekle gorevlendirildik» dediler.

Celal Yıldırım

Onlar, «doğrusu biz suçlu günahkâr bir kavme gönderildik,

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Biz” dediler, “Günaha batmış bir topluluğa gönderildik;

Diyanet İşleri

(32-34) Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lut'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."

Diyanet İşleri (eski)

(32-34) Elçiler: 'Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik' dediler.

Diyanet Vakfi

«Biz, dediler, suçlu bir kavme gönderildik.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar: «Gerçekten biz günahkâr bir kavim (olan Lût kavmine) gönderildik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dediler: "Biz suçlu bir kavme gönderildik;

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz, dediler: Mücrim bir kavme gönderildik

Erhan Aktaş

"Biz, suçlu bir topluma gönderildik." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Biz, suçlu bir topluma gönderildik." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Biz, suçlu bir topluma gönderildik." dediler.

Fizilal-il Kuran

Dediler ki: «Biz suçlu bir kavme gönderildik.»

Gültekin Onan

"Doğrusu biz, suçlu günahkar bir kavme gönderildik" dediler.

Hamdi Döndüren

“Biz, dediler, suçlu bir kavme gönderildik.”

Hasan Basri Çantay

Onlar "Biz günahkarlar güruhuna gönderildik", dediler,

Hasib Asutay

'Doğrusu biz suçlu bir kavme gönderildik ' dediler,

Hayrat Neşriyat

Dediler ki: 'Şübhesiz biz, bir günahkârlar topluluğuna gönderildik.'

İbni Kesir

Dediler ki: Biz, suçlu bir kavme gönderildik,

Mehmet Okuyan

Onlar “Şüphesiz ki biz suçlu bir topluma, üzerlerine çamurdan taş yağdırmak için gönderildik. (Bu taşlar), aşırı gidenler için Rabbinin katında işaretlenmiş(tir)!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Onlar, "Bak" dediler, "biz günaha batmış bir topluma gönderildik,

Mustafa İslamoğlu

Onlar "Biz" dediler, "günaha gömülüp gitmiş bir topluma gönderildik ki,

Ömer Nasuhi Bilmen

(31-32) (İbrahim aleyhisselâm) Dedi ki: «O halde mühim işiniz neden ibarettir ey gönderilmiş zâtlar?» (O melekler de) Dediler ki: «Şüphe yok, biz günahkârlar olan bir kavme gönderildik.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: "Biz suçlu bir kavme gönderildik. "

Suat Yıldırım

(32-34) "Biz" dediler, "Suçlu bir güruhun, haddini aşanların tepelerine, çamurdan pişirilip de Rabbinin nezdinde damgalanmış taşları indirmek için görevlendirildik."

Süleyman Ateş

Dediler: "Biz suçlu bir kavme gönderildik."

Süleymaniye Vakfı

Şöyle dediler: "Biz, günaha batmış bir topluluğa gönderildik,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Günahkar bir topluluğa gönderildik" dediler.

Şaban Piriş

-Biz, günahkar bir topluma gönderildik, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Gerçek şu ki biz, suçlu günahkâr bir kavme gönderildik.»

Ümit Şimşek

Dediler ki: 'Biz mücrim bir kavme gönderildik.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Biz, suçlulardan oluşan bir topluma gönderildik."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Biz günahkar bir qövmə göndərilmişik ki,

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar dedilər: ″Biz günahkar bir qövmə (Lut tayfasına cəza verməyə) göndərilmişik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sprachen: ʺWir sind zu einem trotzigen verbrecherischen Volk entsandt worden,

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺWir sind zu einem Volk von Übeltätern gesandt,

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sprachen: ʺWir sind zu einem schuldigen Volke entsandt worden

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺGewiß, wir wurden zu schwer verfehlenden Leuten entsandt,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They said: " we have been sent to a sinful people who willfully violated all religious and moral principles".

Abdul Haleem

They said, ‘We are sent to a people lost in sin,

Abdullah Yusuf Ali

They said, "We have been sent to a people (deep) in sin;-

Abul A'la Maududi

They replied: "Behold, we have been sent to a wicked people

Aisha Bewley

They said, ‘We have been sent to a people of evildoers

Al-Hilali & Khan

They said: "We have been sent to a people who are Mujrimûn (polytheists, sinners, criminals, disbelievers in Allâh)

Ali Quli Qarai

They said, ‘We have been sent toward a guilty people,

Amatul Rahman Omar

They said, `We have been sent towards a guilty people who have severed their ties (with God).

Arthur John Arberry

They said, 'We have been sent to a people of sinners,

Bijan Moeinian

They replied: "We are sent to punish the guilty people [of Prophet Lot]. "

E. Henry Palmer

They said, 'Verily, we are sent unto a sinful people,

Edip-Layth

They said, "We have been sent to a criminal people."

George Sale

They answered, verily we are sent unto a wicked people:

Hamid S. Aziz

They said, "Surely we are sent to a guilty people,

Mahmoud Ghali

They said, "Surely we have been sent to a criminal people,

Marmaduke Pickthall

They said: Lo! we are sent unto a guilty folk,

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "We have been sent to a wicked people

Muhammad Asad

They answered: "Behold, we have been sent unto a people lost in sin,

Mustafa Khattab

They replied, "We have actually been sent to a wicked people,

Progressive Muslims

They said: "We have been sent to a criminal people. "

Sahih International

They said, "Indeed, we have been sent to a people of criminals

Sam Gerrans

They said: “We have been sent to a people of lawbreakers,

Shabbir Ahmed

They replied, "Behold, We have been sent to a guilty folk who violate human rights.

Syed Vickar Ahamed

They said, "We have been sent to a people who are criminals in (deep sin)—

Taqi Usmani

They said, "We are sent to a guilty people, (i.e. the people of Sodom)

The Monotheist Group

They said: "We have been sent to a criminal people."

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gotin: Em ji bo (cezadana) qewmekî gunehkar hatine.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺWij zijn gezonden naar misdadige mensen

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij antwoordden: waarlijk, wij worden tot een zondig volk gezonden.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden: ʺVoorwaar, wij zijn gezonden naar een volk van misdadigers.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказали они [ангелы]: «Поистине Мы посланы к людям, (которые являются) бунтарями [к людям из народа пророка Лута, которые отвергли Закон Аллаха],

Rusça — Osmanov

Они ответили: ʺВоистину, нас отправили к грешному народу,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De svarade: ʺVi har sänts (för att straffa) ett folk av obotfärdiga, trotsiga syndare;