(Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.
فَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا لَا تَخَفْ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَامٍ عَلِيمٍ
fe evcese minhum ḣīfeten ḳālū lā teḣaf ve beşşerūhu bi ğulāmin ǎlīmin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken onlardan, içine bir korkudur düşmüştü de korkma demişlerdi, ve ona, bilgi sâhibi bir oğlu olacağını müjdelemişlerdi.
Abdulkadir Gölpınarlı
Derken onlardan, içine bir korkudur düşmüştü de korkma demişlerdi, ve ona, bilgi sâhibi bir oğlu olacağını müjdelemişlerdi.
Adem Uğur
Derken onlardan korkmaya başladı. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.
Ahmed Hulusi
(Yemediklerini görünce İbrahim'in içine) onlardan bir korku düştü! "Korkma" dediler ve Onu Aliym bir erkek çocuk ile müjdelediler.
Ahmet Tekin
Derken, İbrâhim, onlardan dolayı içinde korkulacak bir hal olduğunu hissetti. Onlar: 'Korkma!' dediler. İbrâhim’e bilge bir oğul müjdelediler.
Ahmet Varol
Bunun üzerine onlardan dolayı içine bir korku düştü. 'Korkma' dediler ve onu bilgin bir oğlanla müjdelediler.
Ali Bulaç
(Onlar yemeyince) Bunun üzerine içine bir tür korku düştü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler.
Ali Fikri Yavuz
O vakit onlardan (İbrahim’in) içine bir korku düştü. Onlar: “korkma!” dediler ve onu çok bilgin bir oğul ile müjdelediler.
Ali Rıza Safa
Bu yüzden, onlardan dolayı içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler ve bilgili bir oğulu, sevinçli bir haber olarak Ona verdiler.
Bayraktar Bayraklı
Hallerinden dolayı içinden bir korku duydu. "Korkma!" dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdesi verdiler.
Bekir Sadak
(Yemediklerini gorunce) onlardan endiseye dustu; «Korkma» dediler ve ona bilgin bir ogul sahibi olacagini mujdelediler.
Celal Yıldırım
(Yemediklerini görünce) onlardan içinde bir korku ve endişe doğdu. Onlar, ona ; «korkma» dediler ve onu bilgili (olacak) bir oğul ile müjdelediler
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Durumlarından dolayı biraz kaygılandı. “Korkma” dediler ve ona derin bilgi sahibi olacak bir oğul müjdesi verdiler.
Diyanet İşleri
(Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.
Diyanet İşleri (eski)
(Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; 'Korkma' dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler.
Diyanet Vakfi
Derken onlardan korkmaya başladı. «Korkma» dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Yemediklerini görünce onlardan içine bir korku düştü. Onlar İbrahim'e: «Korkma!» dediler ve onu çok bilgili bir oğul ile müjdelediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlardan ötürü içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler ve kendisine bilgili bir oğlan müjdelediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakıt onlardan içine bir korku düştü. Korkma dediler ve kendisine alim bir oğlan tebşir ettiler.
Erhan Aktaş
Durumlarından dolayı içine bir korku düştü. "Korkma." dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdelediler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Durumlarından dolayı içine bir korku düştü. "Korkma." dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdelediler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Durumlarından dolayı içine bir korku düştü. "Korkma." dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdelediler.
Fizilal-il Kuran
Yemediklerini görünce içine bir korku düştü. «Korkma» dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.
Gültekin Onan
(Onlar yemeyince) Bunun üzerine içine bir tür korku düştü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler.
Hamdi Döndüren
(İbrahim, konukların yemediklerini görünce) onlardan korkmaya başladı. Bunun üzerine konuklar, “Korkma” dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.
Hasan Basri Çantay
Derken içine onlardan gizli bir korku çökdü. "Korkma" dediler ve onu çok bilgin bir oğulla müjdelediler.
Hasib Asutay
Derken (onların yemeğe yanaşmadıklarını görünce) onlardan korkmaya başladı. 'Korkma' dediler ve ona bir bilgin oğlan çocuğu müjdelediler. (7) (7. Bu İshak (a.s.) idi.)
Hayrat Neşriyat
(Yemediklerini görünce,) onlardan dolayı içine bir korku düştü. (Onlar:) 'Korkma!' dediler. Ve onu çok âlim bir oğul (olacak İshâk) ile müjdelediler!
İbni Kesir
Derken onlardan endişeye düşmüştü. Korkma; demişler ve onu bilgin bir oğulla müjdelemişlerdi.
Mehmet Okuyan
(Yemediklerini görünce) onlardan korkmaya başlamıştı. (Melekler) “Korkma!” demiş ve ona bilen bir erkek çocuğu müjdelemişlerdi.
Muhammed Esed
(İbrahim, misafirlerin yemediklerini görünce,) onlardan endişeye kapıldı; (ama) onlar: "Korkma!" dediler ve derin bilgi ile donatılan bir erkek çocuk (sahibi olacağı) müjdesini verdiler.
Mustafa İslamoğlu
Derken, onlardan yana içini bir korku ve endişe kapladı. "Endişeye mahal yok!" dediler ve ona sıra dışı bir bilgi ile donatılmış bir oğlan çocuğu müjdelediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
(28-29) O vakit onlardan kalbinde bir korku gizlendi. Dediler ki: «Korkma!» ve O'nu bir bilgin oğul ile müjdelediler. Bunun üzerine zevcesi bir sayha içinde yüzünü döndü de elini yüzüne çarpıverdi ve dedi ki: «Kısır bir koca kadın!»
Ömer Öngüt
Onlardan ötürü içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.
Suat Yıldırım
O sırada onlardan yana içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler ve ona büyüdüğünde âlim olacak bir çocuklarının dünyaya geleceğini müjdelediler.
Süleyman Ateş
(Yemediklerini görünce) Onlardan içine bir korku düşürdü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.
Süleymaniye Vakfı
Onların bu halinden dolayı bir korku hissetti. "Korkma!" dediler ve ona, ilim sahibi olacak bir oğul müjdesi verdiler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Hallerinden içine korku düştü. "Korkma" dediler ve ona, bilgili bir oğul müjdesi verdiler.
Şaban Piriş
Onlardan dolayı içine bir korku düştü. -Korkma, dediler. Ona bilgin bir erkek çocuğu müjdelediler.
Tefhim-ul Kuran
(Onlar yemeyince) Bunun üzerine onlardan içine bir tür korku düştü. «Korkma» dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler.
Ümit Şimşek
Sonra içine bir korku düştü. 'Korkma' dediler ve onu bilge bir oğulla müjdelediler.
Yaşar Nuri Öztürk
O arada, içine bunlardan bir kuşku düştü. "Korkma!" dediler. Ve ona bilgin bir oğlan müjdelediler.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O, qonaqların yemədiklərini görüb onlardan qorxuya düşdü. Onlar: “Qorxma!”– dedilər və ona elmli bir oğlan uşağı ilə müjdə verdilər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(İbrahim qonaqların yeməyə əl uzatmadıqlarını gördükdə) onlardan qorxuya düşdü. Onlar: ″Qorxma!″ – dedilər və ona çox bilikli bir oğlan uşağı (İshaqın dünyaya gələcəyi) ilə müjdə verdilər.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Er verspürte Angst vor ihnen. Sie sagten: ʺFürchte dich nicht!ʺ und brachten ihm die frohe Botschaft, daß er einen Sohn bekäme, dem viel Wissen zuteil werden würde.
Almanca — M. A. Rassoul
Es erfaßte ihn Furcht vor ihnen. Sie sprachen: ʺFürchte dich nicht.ʺ Dann gaben sie ihm die frohe Nachricht von einem klugen Knaben.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann verbarg er Furcht vor ihnen. Sie sagten: ʺFürchte dich nicht!ʺ Und sie überbrachten ihm frohe Botschaft über einen äußerst wissenden Jungen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
back he recoiled apprehensive and pervaded with fear, but they consoled him and in good will they said: "Do not be afraid " and they authoritatively made to him the intimation of the coming of a well informed and wise son who would have a sound judgment and the ability to perceive and adopt the best means for accomplishing an end.
Abdul Haleem
beginning to be afraid of them, but they said, ‘Do not be afraid.’ They gave him good news of a son who would be gifted with knowledge.
Abdullah Yusuf Ali
(When they did not eat), He conceived a fear of them. They said, "Fear not," and they gave him glad tidings of a son endowed with knowledge.
Abul A'la Maududi
Then he became afraid of them. They said: "Fear not," and announced to him the good news of (the birth of) a boy endowed with knowledge.
Aisha Bewley
He felt afraid of them but they said, ‘Do not be afraid!’ and gave him the good news of a son imbued with knowledge.
Al-Hilali & Khan
Then he conceived fear of them (when they ate not). They said: "Fear not."[1] And they gave him glad tidings of a son having knowledge (about Allâh and His religion of True Monotheism).
Ali Quli Qarai
Then he felt a fear of them. They said, ‘Do not be afraid!’ and they gave him the good news of a wise son.
Amatul Rahman Omar
(When they did not eat) he felt afraid of them. They said, `Have no fear.' And they proclaimed to him the good news of (the birth of) a son who would be blessed with knowledge
Arthur John Arberry
Then he conceived a fear of them. They said, 'Be not afraid!' And they gave him good tidings of a cunning boy.
Bijan Moeinian
As they refused to eat, fear overtook him. The angles said: "Do not be afraid, we are here to give you a good news: Pretty soon God will give you a wise and knowledgeable son."
E. Henry Palmer
And he felt a secret fear of them: said they, Fear not. ' And they gave him glad tidings of a knowing boy.
Edip-Layth
He then became fearful of them. They said, "Do not fear," and they gave him good news of a knowledgeable son.
George Sale
And he began to entertain a fear of them. They said, fear not: And they declared unto him the promise of a wise youth.
Hamid S. Aziz
(When they did not eat) he conceived in his mind a fear of them. They said, "Fear not." And they gave him the good news of a son endowed with knowledge.
Mahmoud Ghali
Then he entertained a fright of them. They said, "Do not fear (anything)." And they gave him good tidings of a knowledgeable youth.
Marmaduke Pickthall
Then he conceived a fear of them. They said: Fear not! and gave him tidings of (the birth of) a wise son.
Mohamed Ahmed - Samira
He felt afraid of them; but they said: "Have no fear, " and gave him the good news of a wise son.
Muhammad Asad
[And when he saw that the guests would not eat, ] he became apprehensive of them; [but] they said, "Fear not" - and gave him the glad tiding of [the birth of] a son who would be endowed with deep knowledge.
Mustafa Khattab
˹They did not eat,˺ so he grew fearful of them.[1] They reassured ˹him˺, "Do not be afraid," and gave him good news of a knowledgeable son.[2]
Progressive Muslims
He then became fearful of them. They said: "Do not fear, " and they gave him good news of a knowledgeable son.
Sahih International
And he felt from them apprehension. They said, "Fear not," and gave him good tidings of a learned boy.
Sam Gerrans
And he sensed fear from them. They said: “Fear thou not!” And they gave him glad tidings of a learned lad.
Shabbir Ahmed
Then he felt apprehensive of them. They said, "Fear not!" And gave him the glad news of a son who would be endowed with knowledge. (Abraham was concerned, since people with aggressive designs used to refuse hospitality. But they were hurrying to Sodom (11:69-76), (15:50-55), (26:69), (29:31)).
Syed Vickar Ahamed
(When they did not eat), he became afraid of them. They said, "Fear not," and they gave him glad tidings of a son endowed with knowledge.
Taqi Usmani
So he felt some fear in his heart. They said, "Be not scared." And they gave him the good news of (the birth of) a knowledgeable boy.
The Monotheist Group
He then became fearful of them. They said: "Do not fear," and they gave him good news of a knowledgeable son.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Il ressentit alors de la peur vis-à-vis dʹeux. Ils dirent: ʺNʹaie pas peurʺ. Et ils lui annoncèrent (la naissance) dʹun garçon plein de savoir.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Dema Îbrahîm dît ku ew naxwin) di dilê xwe de ji wan tirsiya. Jê re gotin: Metirse; wan mizgîna kurekî zana dayê.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Toen werd hij door vrees voor hen bevangen. Zij zeiden: ʺWees niet bangʺ en verkondigden hem het goede nieuws van een verstandige jongen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En hij begon vrees voor hen te koesteren. Zij zeiden: Vrees niet, en zij verklaarden hem de belofte van een wijzen zoon.
Hollandaca — Siregar
(Maar zij wilden niet eten.) Toen voelde hij angst voor hen. Zij zeiden: ʺWees niet bang.ʺ En zij verkondigden hem de verheugende tijding over (de geboorte van) een verstandige jongeling (Ishâq).
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И (увидев, что они не кушают угощение) почувствовал (Ибрахим) (в душе своей) к ним страх. Сказали они: «Не бойся! (Мы – ангелы, посланные Аллахом)» – и возвестили (радостную весть) ему о знающем мальчике [что жена его Сара родит ему сына – Исхака, который будет знающим об Аллахе и Его Законе].
Rusça — Osmanov
Он чувствовал какую-то боязнь перед ними, и они сказали: ʺНе бойсяʺ, - и поведали ему благую весть о том, что у него будет мудрый сын.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(När han såg att de inte åt) blev han rädd att de (hade ont i sinnet). Men då sade de: ʺDu har ingenting att frukta!ʺ - och de gav honom det glada budskapet om en son (som skulle födas åt honom och bli en man) med stor visdom.