(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?

وَفِي الْاَرْضِ اٰيَاتٌ لِلْمُوقِنِينَ وَفِي اَنْفُسِكُمْ اَفَلَا تُبْصِرُونَ

ve fī l-erDi āyātun li l-mūḳinīne / ve fī enfusikum e fe lā tubSirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَفِيve fīve vardır
2الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
3اٰيَاتٌāyātunا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.nice ibretler
4لِلْمُوقِنِينَli l-mūḳinīneي ق نkesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişikesin inanacaklar için
1وَفِيve fīve vardır
2اَنْفُسِكُمْenfusikumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendi canlarınızda
3اَفَلَاe fe lā
4تُبْصِرُونَtubSirūneب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgörmüyor musunuz?

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve kendi özünüzde de, hâlâ mı görmezsiniz?

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve kendi özünüzde de, hâlâ mı görmezsiniz?

Adem Uğur

Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?

Ahmed Hulusi

Nefslerinizde (Benliğinizin hakikati)! Hala (fark etmiyor) görmüyor musunuz?

Ahmet Tekin

Kendi bedenlerinizde, ruhlarınızda ve birbirinizde de deliller, ibretler var. Hâlâ görmeyecek misiniz, düşünmeyecek misiniz?

Ahmet Varol

Kendi nefislerinizde de. Görmüyor musunuz?

Ali Bulaç

Ve kendi nefislerinizde de. Yine de görmüyor musunuz?

Ali Fikri Yavuz

Nefislerinizde de (hücrelerden vücud yapınıza kadar) bir çok alâmetler var (ki, hep Allah’ın kudretine ilmine, azamet ve iradesine delâlet ederler). Hâlâ görmiyecek misiniz?

Ali Rıza Safa

Kendi benliklerinizde de öyle. Yine de görmüyor musunuz?

Bayraktar Bayraklı

Kendi iç aleminizde de ayetler vardır. Gözlem yapmıyor musunuz?

Bekir Sadak

(20-21) Kesin olarak inananlara, yeryuzunde ve kendi icinizde Allah'in varligina nice deliller vardir; gormez misiniz?

Celal Yıldırım

Sizin kendi (ruh ve beden) varlığınızda da öyle... Artık (hakikati) görmez misiniz ?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hatta kendinizde de. Hiç görmüyor musunuz?

Diyanet İşleri

(20-21) Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hala görmüyor musunuz?

Diyanet İşleri (eski)

(20-21) Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?

Diyanet Vakfi

Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(20-21) Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

kendinizde de; hala görmeyecek misiniz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Nefislerinizde de, hala görmiyecekmisiniz

Erhan Aktaş

Ve kendiniz de ayetsiniz. Hala görmüyor musunuz?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve kendiniz de ayetsiniz. Hala görmüyor musunuz?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve kendiniz de ayetsiniz. Hala görmüyor musunuz?

Fizilal-il Kuran

Kendi canlarınızda da nice deliller vardır. Görmüyor musunuz?

Gültekin Onan

Ve kendi nefslerinizde de. Yine de görmüyor musunuz?

Hamdi Döndüren

Kendi nefislerinde de öyle. Hâlâ görmüyor musunuz?

Hasan Basri Çantay

Kendi nefislerinizde dahi (nice ayetler var. Bunları) görmüyor musunuz?

Hasib Asutay

Ve kendi nefislerinizde de (birçok ibret vardır). Artık görmüyor musunuz?

Hayrat Neşriyat

(20-21) Kat'î olarak îmân edecekler için yerde ve kendi nefislerinizde (Allah’ın kudretine ve birliğine) deliller vardır. Hiç görmez misiniz?

İbni Kesir

Kendi nefislerinizde de. Hala görmez misiniz?

Mehmet Okuyan

Kesin olarak inananlar için yerde de deliller vardır, kendinizde de. Görmüyor musunuz?

Muhammed Esed

tıpkı kendi kişiliğiniz üzerinde de (O'nun işaretleri bulunduğu) gibi. (Bunları) görmüyor musunuz?

Mustafa İslamoğlu

tıpkı sizin kendi varlığınızda olduğu (gibi): Bunları görmüyor musunuz?

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve sizin kendi nefislerinizde de (deliller vardır) hiç de görmez misiniz?

Ömer Öngüt

İçinizde. . . Görmüyor musunuz?

Suat Yıldırım

(20-22) Kesin inanmak isteyenler için yeryüzünde birçok deliller vardır. Bizzat kendi varlıklarınızda da böyle deliller vardır. Hâlâ görmeyecek misiniz? Gökte de hem rızkınız (rızkınızın vesileleri), hem de size vâd olunan cennet vardır.

Süleyman Ateş

Kendi canlarınızda da öyle. Görmüyor musunuz?

Süleymaniye Vakfı

Kendinizde de ayetler var; görmüyor musunuz?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendinizde de var; gözlemlemiyor musunuz?

Şaban Piriş

Kendi içinizde de, görmüyor musunuz?

Tefhim-ul Kuran

Ve kendi nefislerinizde de. Yine de görmüyor musunuz?

Ümit Şimşek

Kendinizde de nice âyetler var; hâlâ görmeyecek misiniz?

Yaşar Nuri Öztürk

Benliklerimizin içinde de. Hala bakıp görmeyecek misiniz?

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sizin özünüzdə də dəlillər vardır. Məgər görmürsünüz?

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sizin özünüz də (sizi yaradanın birliyini sübut edən) əlamətlər vardır. Məgər görmürsünüz?

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Und in euch selbst. Warum schaut ihr nicht bedächtig hin?

Almanca — Der Edle Quran

und (auch) in euch selbst. Seht ihr denn nicht?

Almanca — M. A. Rassoul

und in euch selber. Wollt ihr es denn nicht sehen?

Almanca — Muhammad Zaidan

sowie in euch selbst. Habt ihr etwa keinen Einblick?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And signs within yourselves: (bodily structure, organization and development, the characteristic appearance of an individual or a race, the vital functions and countless other signs): can you not see?

Abdul Haleem

and in yourselves too, do you not see?––

Abdullah Yusuf Ali

As also in your own selves: Will ye not then see?

Abul A'la Maududi

and also in your own selves. Do you not see?

Aisha Bewley

and in yourselves as well. Do you not then see?

Al-Hilali & Khan

And also in your ownselves. Will you not then see?

Ali Quli Qarai

and in your souls [as well]. Will you not then perceive?

Amatul Rahman Omar

And (you have signs) in your own persons. Have you no eyes to perceive

Arthur John Arberry

and in your selves; what, do you not see?

Bijan Moeinian

In your own selves, too, the believer find many signs to strengthen their faith.

E. Henry Palmer

and in yourselves, - what! do ye not then see?

Edip-Layth

Within yourselves; do you not see?

George Sale

and also in your own selves: Will ye not therefore consider?

Hamid S. Aziz

And also in your own souls; will you not then see?

Mahmoud Ghali

And in your selves; do you then not behold?

Marmaduke Pickthall

And (also) in yourselves. Can ye then not see?

Mohamed Ahmed - Samira

And within yourselves. Can you not perceive?

Muhammad Asad

just as [there are signs thereof] within your own selves: can you not, then, see?

Mustafa Khattab

as there are within yourselves. Can you not see?

Progressive Muslims

And within yourselves; do you not see

Sahih International

And in yourselves. Then will you not see?

Sam Gerrans

And in yourselves; do you then not see!

Shabbir Ahmed

And also in yourselves, your individual psyche and soma, your folk and the unity in diversity among your human communities. Can you not then use your inner vision? ('Anfusikum' entails all the meanings rendered here).

Syed Vickar Ahamed

As also in your selves: Will you not then see?

Taqi Usmani

and in your own selves! So, do you not perceive?

The Monotheist Group

And within yourselves; do you not see?

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ainsi quʹen vous-mêmes. Nʹobservez-vous donc pas?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di nefsa we bi xwe de jî (nîşan û îbret hene) ma hûn nabînin?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en in jullie zelf. Hebben jullie dan geen inzicht?

Hollandaca — Salomo Keyzer

Ook in u zelven: zult gij dus niet overwegen?

Hollandaca — Siregar

En ook in jullie zelf, zien jullie dan niet?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и (также) в (сотворении) вас самих. Разве вы не видите (все это) (и разве вы не размыслите об этом)?

Rusça — Osmanov

есть они и в ваших душах. Неужели же вы не видите?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och inom er själva. Varför inte (öppna ögonen och) se