Bedeviler "İman ettik" dediler. De ki: "İman etmediniz. (Öyle ise, "iman ettik" demeyin.) "Fakat boyun eğdik" deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

قَالَتِ الْاَعْرَابُ اٰمَنَّا قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلٰكِنْ قُولُوا اَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْاِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ وَاِنْ تُطِيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ اَعْمَالِكُمْ شَيْـًٔا اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ

ḳāleti l-eǎ'rābu āmennā ḳul lem tu'minū ve lākin ḳūlū eslemnā ve lemmā yedḣuli l-īmānu fī ḳulūbikum ve in tuTīǔ (a)llahe ve rasūlehu lā yelitkum min eǎ'mālikum şey'en inne (a)llahe ğafūrun raHīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَتِḳāletiق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
2الْاَعْرَابُl-eǎ'rābuع ر بsaf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmakaraplar
3اٰمَنَّاāmennāا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandık
4قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
5لَمْlem
6تُؤْمِنُواtu'minūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmadınız
7وَلٰكِنْve lākinfakat
8قُولُواḳūlūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledeyin
9اَسْلَمْنَاeslemnāس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakislam olduk
10وَلَمَّاve lemmāhenüz
11يَدْخُلِyedḣuliد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakgirmedi
12الْاِيمَانُl-īmānuا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman
13فِي
14قُلُوبِكُمْḳulūbikumق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalblerinize
15وَاِنْve inve eğer
16تُطِيعُواtuTīǔط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ita'at ederseniz
17اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
18وَرَسُولَهُve rasūlehuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçisine
19لَا
20يَلِتْكُمْyelitkumل ي تKeşke, ne olurdu, isterdim ki, eğersize eksiltmez
21مِنْmin-den
22اَعْمَالِكُمْeǎ'mālikumع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatamelleriniz-
23شَيْـًٔاşey'enش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişhiçbir şeyi
24اِنَّinneşüphesiz
25اللّٰهَ(a)llaheAllah
26غَفُورٌğafūrunغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemeküstünü örtendir
27رَحِيمٌraHīmunر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.çok esirgeyendir

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bedeviler, inandık dediler; de ki: İnanmadınız ve fakat Müslüman olduk deyin ve inanç, henüz gönüllerinize girmedi sizin ve Allah'a ve Peygamberine itâat ederseniz yaptığınız iyiliklerin sevâbından hiçbir şey eksilmez, şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahîmdir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bedeviler, inandık dediler; de ki: İnanmadınız ve fakat Müslüman olduk deyin ve inanç, henüz gönüllerinize girmedi sizin ve Allahʼa ve Peygamberine itâat ederseniz yaptığınız iyiliklerin sevâbından hiçbir şey eksilmez, şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahîmdir.

Adem Uğur

Bedevîler "İnandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama "Boyun eğdik" deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

Ahmed Hulusi

Bedeviler (kabileler - aşiretler halinde şartlanmalarla cahilce yaşayanlar): "İman ettik" dediler. . . De ki: "İman etmediniz! Fakat 'müslüman olduk' deyin! İman henüz bilincinizde açıklık kazanıp yerleşmemiştir! Eğer itaat ederseniz Allah'a ve Rasulüne, (Allah) çalışmalarınızdan hiçbir şey eksiltmez. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir. "

Ahmet Tekin

Bedevî Araplar, her kafadan bir ses çıkararak: 'İman ettik.' dediler. Onlara; 'İman etmediniz. Fakat boyun eğerek İslâm toplumuna girdik, diyebilirsiniz.' de. Henüz iman kalplerinize, kafalarınıza yerleşmedi. Eğer Allah’a ve Rasulüne itaat ederseniz, Kur’ân’ı ve sünneti uygularsanız Allah, amellerinizin sevaplarından hiçbir şey eksiltmeden sizi mükâfatlandırır. Allah kullarını koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.

Ahmet Varol

Bedeviler: 'İman ettik' dediler. De ki: 'Siz iman etmediniz. Ancak 'teslim olduk' deyin. Fakat iman henüz kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz O sizin amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Şüphesiz Allah bağışlayandır, rahmet edendir.'

Ali Bulaç

Bedeviler, dedi ki: "İman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Resulü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

Ali Fikri Yavuz

(Ganimet hevesi ile görünüşte İslâm’ı kabul eden bazı) Bedevî’ler: “- Biz, gerçekten iman ettik.” dediler. (Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “-Siz kalblerinizle iman etmediniz. Ancak biz (kılıç korkusundan ve İslâm nimetinden faydalanmak için) müslüman gözüktük” deyin. Henüz iman kalblerinize girmemiştir. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, sizin amellerinizden (Allah) hiç bir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafûr’dur= mağfireti boldur, Rahim’dir= çok merhametlidir.

Ali Rıza Safa

Araplar, "İnandık!" dediler. De ki: "İnanmadınız; ‘Teslim olduk!' deyin. Çünkü daha yüreklerinize inanç girmiş değil!" Allah'a ve O'nun elçisine bağlı kalırsanız, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

Bedeviler, "İnandık" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz, ama 'boyun eğdik' deyiniz. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez." Çünkü Allah, affedicidir; merhamet sahibidir.

Bekir Sadak

Bedeviler: «Inandik» dediler, de ki: «Inanmadiniz ama Islam olduk deyin; inanc henuz gonullerinize yerlesmedi; eger Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz, islediklerinizden bir sey eksilmez; dogrusu Allah, bagislar, merhamet eder.»

Celal Yıldırım

Bedeviler, «imân ettik» dediler. De ki: Siz imân etmediniz, belki İslâm'a girdik (zahiren teslimiyet gösterdik) deyin. İmân henüz kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, amellerinizden (iyi işlerinizin karşılığında) hiçbir şey eksiltmez. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bedevîler, “İman ettik” dediler. Şunu söyle: “Henüz iman gönüllerinize yerleşmediğine göre, sadece boyun eğdiniz. Bununla beraber Allah’a ve resulüne itaat ederseniz yaptığınız hiçbir şeyi boşa çıkarmaz; Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.”

Diyanet İşleri

Bedeviler "İman ettik" dediler. De ki: "İman etmediniz. (Öyle ise, "iman ettik" demeyin.) "Fakat boyun eğdik" deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

Diyanet İşleri (eski)

Bedeviler: 'İnandık' dediler, de ki: 'İnanmadınız ama İslam olduk deyin; inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez; doğrusu Allah, bağışlar, merhamet eder.'

Diyanet Vakfi

Bedevîler «İnandık» dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama «Boyun eğdik» deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bedevîler «inandık» dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama «İslâm olduk.» deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz henüz iman etmediniz, fakat henüz iman kalplerinizin içine girmemiş olduğu halde "İslama girdik" deyin. Eğer Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz, size amellerinizden hiçbir şey eksiklemez; çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, merhamet edendir."

Elmalılı Hamdi Yazır

A'rabiler iyman ettik dediler, de ki: siz henüz iyman etmediniz ve lakin henüz iyman kalblerinizin içine girmemiş olduğu halde islama girdik deyin ve eğer Allaha ve Resulüne itaat ederseniz size amellerinizden hiçbir şey eksiklemez, çünkü Allah gafur, rahimdir.

Erhan Aktaş

Bedevi Araplar, "iman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz, fakat teslim olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resul'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez." Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bedevi Araplar, "İnandık." dediler. De ki: "Siz inanmadınız, fakat teslim olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resul'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez." Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bedevi Araplar, "İnandık." dediler. De ki: "Siz inanmadınız, fakat teslim olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Rasul'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez." Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed! Bedeviler: «İnandık» dediler, de ki: «İnanmadık fakat İslam olduk deyin; inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz yaptıklarınızdan birşey eksilmez; doğrusu Allah, bağışlar, merhamet eder.»

Gültekin Onan

Bedeviler dedi ki: "İnandık." De ki: "Siz inanmadınız"; ancak "islam (müslüman veya teslim) olduk" deyin. İnanç henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Tanrı'ya ve Resulü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Tanrı çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

Hamdi Döndüren

Bedevî Araplar, “İman ettik” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz, fakat ‘İslâm olduk’ deyin. Çünkü henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.”

Hasan Basri Çantay

Bedeviler "İman etdik" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz amma, (bari) müslüman olduk deyin. İman henüz sizin kalblerinize gir (ib yerleş) memişdir. Eğer Allaha ve peygamberine itaat ederseniz O, sizin amel (ve hareket) lerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah (mü'minleri) çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir".

Hasib Asutay

(Resulüm!) Bedeviler, 'İnandık' dediler. De ki: Siz iman etmediniz; ama 'teslim olduk' (9) deyin. İman henüz kalbinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, (Allah) yaptıklarınızdan hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah çok esirgeyen, çok bağışlayandır. (9. Boyun eğdik.)

Hayrat Neşriyat

Bedevîler(den bir kısmı): 'Îmân ettik!' dediler. De ki: '(Siz aslında gerçekten) îmân etmediniz; fakat 'Teslîm olduk!’ deyin; çünki îman henüz kalblerinize girmemiştir. Eğer Allah’a ve Resûlüne itâat ederseniz, (Allah) amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.'

İbni Kesir

Bedeviler: İman ettik, dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama müslüman olduk, deyin. İman henüz kalblerinize yerleşmedi. Şayet Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz; O, amellerinizden hiç bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

Mehmet Okuyan

Göçebe Araplar “İman ettik!” dediler. De ki: “Siz (henüz) iman etmediniz ama ‘Teslim olduk!’ deyin! (Çünkü) iman henüz kalplerinize yerleşmedi. Allah’a ve Elçisine itaat ederseniz (Allah) işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez.” Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Muhammed Esed

Bedeviler, "Biz imana erdik" derler. De ki (onlara, ey Muhammed!): "Siz (daha) imana ermediniz. 'Biz (zahiren) teslim olduk' demeniz daha doğrudur; çünkü (gerçek) inanç henüz kalplerinize girmiş değil". Ama Allah'a ve Elçisi'ne (gerçekten) kulak verirseniz O, hiçbir işinizin boşa gitmesine izin vermez çünkü şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, bir rahmet kaynağıdır.

Mustafa İslamoğlu

Bedeviler "İman ettik" dediler. De ki: "Henüz iman etmiş sayılmazsınız, lakin 'teslim olduk' diyebilirsiniz, zira iman kalplerinize girmiş değil. Ama eğer Allah ve Rasulü'ne uyarsanız, Allah amellerinizin zerresini eksiltmez: çünkü Allah tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bedeviler dedi ki: «Biz imân ettik». De ki: «Siz imân etmediniz; velâkin deyiniz ki, biz İslâma girdik. Ve henüz imân sizin kalplerinizin içine girmiş değildir ve eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz sizin amellerinizden hiçbirşeyi sizin için noksan kılmaz. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ gafûrdur, rahîmdir.»

Ömer Öngüt

Bedevîler: "İman ettik!" derler. De ki: "Siz iman etmediniz, bâri 'Müslüman olduk!' deyin. İman henüz kâlplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederseniz, Allah amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir. "

Suat Yıldırım

Bedeviler "iman ettik!" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz, lâkin "İslâm olduk, size inkıyad ettik!" deyiniz. Zira iman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah’a ve resulüne itaat ederseniz, sizin emeklerinizden hiçbir şeyin mükâfatını eksiltmez. Yaptığınızı zayi etmez. Gerçekten Allah gafûr ve rahîmdir (mağfireti, merhamet ve ihsanı boldur).

Süleyman Ateş

Göçebe Araplar: "İnandık" dediler. De ki: "İnanmadınız, fakat 'İslam olduk' deyin. Henüz iman kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Elçisine ita'at ederseniz (Allah), yaptığınız güzel işlerden hiçbirinin sevabını size eksik vermez. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir."

Süleymaniye Vakfı

Taşralı Araplar: "Biz de iman ettik!" dediler. De ki: "İman etmediniz. Ama '(Size) teslim olduk' deyin." İman henüz kalbinize girmedi. Allah'a ve elçisine içten boyun eğerseniz Allah, amellerinizin karşılığından hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çöl arapları: "İnanıyoruz" dediler. De ki "Henüz inanıp güvenmediniz. Ama siz ‘Teslim olduk' deyin." Çünkü inancınız henüz kalbinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine boyun eğiyorsanız işlerinizin değeri azalmaz. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.

Şaban Piriş

Bedeviler "iman ettik" dediler. De ki: -Siz iman etmediniz, fakat teslim olduk deyin! Çünkü iman, henüz kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Nitekim Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

Tefhim-ul Kuran

Bedeviler, dedi ki: «İman ettik.» De ki: «Siz iman etmediniz; ancak «İslâm (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Rasulü'ne itaat ederseniz, O, sizin amelerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Hiç şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.»

Ümit Şimşek

Bedevîler 'İman ettik' dediler. De ki: Siz iman etmediniz. 'İslâma girdik' deyin; çünkü iman henüz kalbinize girmedi. Eğer siz Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah yaptıklarınızdan hiçbir şeyi zayi etmez. Şurası gerçek ki, Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Ancak 'Müslüman' olduk deyin. İman sizin kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz Allah, yapıp ettiklerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafur'dur, Rahim'dir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bədəvilər: “Biz iman gətirdik!”– dedilər. De: “Siz qəlbən iman gətirmədiniz! Ancaq: “Biz müsəlman olduq!”– deyin. İman sizin qəlblərinizə hələ daxil olmamışdır. Əgər Allaha və Onun Elçisinə itaət etsəniz, O sizin əməllərinizdən heç bir şey əskiltməz. Şübhəsiz ki, Allah Bağışlayandır, Rəhmlidir!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Qənimət əldə etmək iştahası ilə islama daxil olan) bədəvi ərəblər: ″Biz iman gətirdik!″ – dedilər. (Ya Peyğəmbər! Onlara) de: ″Siz (qəlbən) iman gətirmədiniz! Ancaq: ″Biz islamı (müəyyən şəxsi məqsəd, mənfəət naminə) qəbul etdik!″ – deyin. Hələ iman sizin qəlblərinizə daxil olmamışdır (çünki iman əməllə eʼtiqadın vəhdəti, islamı qəbul etmək isə yalnız zahiri əməl deməkdir). Əgər Allaha və Peyğəmbərinə itaət etsəniz, O sizin əməllərinizdən heç bir şey əskiltməz (mükafatınızı layiqincə verər). Həqiqətən, Allah bağışlayandır, rəhm edəndir!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Die Wüstenaraber sagen: ʺWir glauben.ʺ Sag: Ihr glaubt nicht (wirklich), sondern sagt: ,Wir sind Muslime gewordenʹ, denn der Glaube ist noch nicht in eure Herzen eingezogen. Wenn ihr aber Allah und Seinem Gesandten gehorcht, verringert Er euch nichts von euren Werken. Gewiß, Allah ist Allvergebend und Barmherzig.

Almanca — M. A. Rassoul

Die Wüstenaraber sagen: ʺWir glauben.ʺ Sprich: ʺlhr glaubt nicht; sagt vielmehr: ʺWir haben den Islam angenommenʺ, und der Glaube ist noch nicht in eure Herzen eingedrungen.ʺ Wenn ihr aber Allah und Seinem Gesandten gehorcht, so wird Er euch nichts von euren Werken verringern. Wahrlich, Allah ist Allvergebend, Barmherzig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Die Wüstenaraber sagten: ʺWir verinnerlichten den Iman.ʺ Sag: ʺIhr habt den Iman nicht verinnerlicht, sondern sagt: ʺWir wurden Muslime.ʺ Doch der Iman ist noch nicht in eure Herzen eingedrungen. Und wenn ihr ALLAH und Seinem Gesandten gehorcht, unterschlägt ER euch von euren Handlungen nichts.ʺ Gewiß, ALLAH ist allvergebend, allgnädig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

(The desert Arabs say to the Messenger); "We are strongly disposed to believe in Allah and obey His ordinances. " Say to them O Muhammad: "You have not yet been absorbed in the Faith, but you may say; "We have conformed to Islam". But not yet have your hearts been impressed with the image of religious and spiritual virtues. If you obey Allah and the voice and reason of His Messenger, Allah will not depreciate the reward of your good deeds; Allah is Ghafurun and Rahimun.

Abdul Haleem

The desert Arabs say, ‘We have faith.’ [Prophet], tell them, ‘You do not have faith. What you should say instead is, "We have submitted," for faith has not yet entered your hearts.’ If you obey God and His Messenger, He will not diminish any of your deeds: He is most forgiving and most merciful.

Abdullah Yusuf Ali

The desert Arabs say, "We believe." Say, "Ye have no faith; but ye (only) say, 'We have submitted our wills to Allah,' For not yet has Faith entered your hearts. But if ye obey Allah and His Messenger, He will not belittle aught of your deeds: for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful."

Abul A'la Maududi

The Bedouins say: "We believe."(O Prophet), say to them: “You do not believe; you should rather say: 'We have submitted'”; for belief has not yet entered your hearts. If you obey Allah and His Messenger, He will not diminish anything from the reward of any of your deeds. Surely Allah is Most Forgiving, Most Compassionate.

Aisha Bewley

The desert Arabs say, ‘We have iman. ’ Say: ‘You do not have iman. Say rather, "We have become Muslim," for iman has not yet entered into your hearts. If you obey Allah and His Messenger, He will not undervalue your actions in any way. Allah is Ever-Forgiving, Most Merciful.’

Al-Hilali & Khan

The bedouins say: "We believe." Say: "You believe not but you only say, ‘We have surrendered (in Islâm),’ for Faith has not yet entered your hearts. But if you obey Allâh and His Messenger (صلى الله عليه وسلم), He will not decrease anything in reward for your deeds. Verily, Allâh is Oft-Forgiving, Most Merciful."

Ali Quli Qarai

The Bedouins say, ‘We have faith. ’ Say, ‘You do not have faith yet; rather say, ‘‘We have embraced Islam,’’ for faith has not yet entered into your hearts. Yet if you obey Allah and His Apostle, He will not stint anything of [the reward of] your works. Indeed Allah is all-forgiving, all-merciful.’

Amatul Rahman Omar

The Arabs of the desert say, `We believe. ' Say, `You have not yet truly believed, (you should) rather say, "We obey and have submitted," for true faith has not yet entered your hearts. But if you obey Allâh and His Messenger He will not diminish aught of your deeds.' Surely, Allâh is Great Protector, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

The Bedouins say, 'We believe. ' Say: 'You do not believe; rather say, "We surrender"; for belief has not yet entered your hearts. If you obey God and His Messenger, He will not diminish you anything of your works. God is All-forgiving, All-compassionate.'

Bijan Moeinian

The Arabs say: "We are believers. " Tell them : “You have not believed yet; you may simply claim that you are Muslims (submitted to God). It is a long way for faith to penetrate inside your heart. If you obey God and His Prophet, He will not diminish anything [in account of your lack of absolute belief] from the reward promised for your good deeds as God is the Most Forgiving, the Most Merciful.

E. Henry Palmer

The desert Arabs say, 'We believe. ' Say, 'Ye do not believe; but say, "We have become Muslims;" for the faith has not entered into your hearts: but if ye obey God and His Apostle He will not defraud you of your works at all: verily, God is forgiving, compassionate!'

Edip-Layth

The Arabs said, "We acknowledge." Say, "You have not acknowledged; but you should say, 'We have peacefully surrendered', for acknowledgement has not yet entered into your hearts." If you obey God and His messenger, He will not put any of your works to waste. God is Forgiver, Compassionate.

George Sale

The Arabs of the desert say, we believe. Answer, ye do by no means believe; but say, we have embraced Islam: For the faith hath not yet entered into your hearts. If ye obey God and his apostle, He will not defraud you of any part of the merit of your works: For God is inclined to forgive, and merciful.

Hamid S. Aziz

The dwellers of the desert (or desert Arabs) say, "We believe". Say, "You believe not, but rather say, 'We submit'; for faith has not yet entered into your heart; and if you obey Allah and His Messenger, He will not diminish aught of your deeds; surely Allah is Forgiving, Merciful."

Mahmoud Ghali

The Arabs (of the desert) have said. "We have believed." Say, (This is addressed to the Prophet) "You have not believed, but (rather) say, ‘We have surrendered, (i.e., we have become Muslims) and belief has not as yet entered your hearts. And in case you obey Allah and His Messenger, He will not withhold you anything of your deeds. Surely Allah is Ever-Forgiving, Ever-Merciful."

Marmaduke Pickthall

The wandering Arabs say: We believe. Say (unto them, O Muhammad): Ye believe not, but rather say "We submit," for the faith hath not yet entered into your hearts. Yet, if ye obey Allah and His messenger, He will not withhold from you aught of (the reward of) your deeds. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

The Arabs of the desert say: "We believe. " Tell them: "You do not believe. Better say: 'We submit'; for belief has not yet penetrated your hearts." If you begin to obey God and His Apostle, He will not withhold the least (of the recompense) of your labour. Verily God is forgiving and kind."

Muhammad Asad

THE BEDOUIN say, "We have attained to faith. " Say [unto them, O Muhammad]: “You have not [yet] attained to faith; you should [rather] say, ‘We have [outwardly] surrendered’ - for [true] faith has not yet entered your hearts. But if you [truly] pay heed unto God and His Apostle, He will not let the least of your deeds go to waste: for, behold, God is much-forgiving, a dispenser of grace.”

Mustafa Khattab

˹Some of˺ the nomadic Arabs say, "We believe." Say, ˹O Prophet,˺ “You have not believed. But say, ‘We have submitted,’ for faith has not yet entered your hearts.[1] But if you obey Allah and His Messenger ˹wholeheartedly˺, He will not discount anything from ˹the reward of˺ your deeds. Allah is truly All-Forgiving, Most Merciful.”

Progressive Muslims

The Nomads said: "We believe. " Say: "You have not believed; but you should Say: 'We have surrendered', for belief has not yet entered into your hearts." If you obey God and His messenger, He will not put any of your works to waste. God is Forgiver, Merciful.

Sahih International

The bedouins say, "We have believed. " Say, "You have not [yet] believed; but say [instead], 'We have submitted,' for faith has not yet entered your hearts. And if you obey Allah and His Messenger, He will not deprive you from your deeds of anything. Indeed, Allah is Forgiving and Merciful."

Sam Gerrans

The desert Arabs say: “We believe.” Say thou: “You have not believed; but say: ‘We have submitted,’ for faith has not entered into your hearts.” But if you obey God and His messenger, He will not defraud you of anything of your deeds; God is forgiving and merciful.

Shabbir Ahmed

The Bedouins say, "We have attained belief. " Say (O Prophet), "You have not yet attained belief, but rather say, 'We have submitted (to the System)', for the Faith has not yet entered your hearts. Yet, if you obey Allah and His Messenger, He will not diminish (the reward of) any of your works. Verily, Allah is Forgiving, Merciful."

Syed Vickar Ahamed

The desert Arabs (Bedouins) say: "We believe. " Say: "You have no faith: But you (only) say, ‘We have submitted our wills to Allah,’ because Faith has not yet come into your hearts. But if you obey Allah and His Messenger, He will not ignore the smallest of your deeds: Verily, Allah is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem)."

Taqi Usmani

The Bedouins say, "We have come to believe." Say, “You have not come to believe; instead, you (should) say, ‘We have surrendered’ and the belief has not entered your hearts so far. If you obey Allah and His Messenger, He will not curtail (the reward of) any of your deeds in the least. Surely Allah is Most-Forgiving, Very-Merciful.”

The Monotheist Group

The Nomads said: "We believe." Say: "You have not believed; but you should say: 'We have submitted', for belief has not yet entered into your hearts." If you obey God and His messenger, He will not put any of your works to waste. God is Forgiver, Merciful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les Bédouins ont dit: ʺNous avons la foiʺ. Dis: ʺVous nʹavez pas encore la foi. Dites plutôt: Nous nous sommes simplement soumis, car la foi nʹa pas encore pénétré dans vos cœurs. Et si vous obéissez à Allah et à Son messager, Il ne vous fera rien perdre de vos œuvresʺ. Allah est Pardonneur et Miséricordieux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bedewiyan got: Me bawerî anî. Bibêje: We (hê jî) bawerî neaniye, lê belê bibêjin; ‘Em teslîm bûne.’ Hê jî îman neketiye dilê we. Heke hûn bi gotina Xwedê û qasidê Wî bikin, Xwedê dê ji karên we tiştekî kêm neke. Bi rastî Xwedê gunehjêbir e, dilovîn e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De bedoeïenen zeggen: ʺWij geloven.ʺ Zeg: ʺJullie geloven niet, maar zeg: ʹWij hebben ons (aan God) overgegeven.? Het geloof is nog niet in jullie harten binnengekomen, maar als jullie God en Zijn gezant gehoorzamen, dan zal Hij jullie voor je daden niets tekort laten komen. God is wetend en wijs.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

De Arabieren van de woestijn zeggen: Wij gelooven. Antwoord: Gij gelooft volstrekt niet, maar zeg: Wij hebben den Islam omhelsd; want het geloof is uwe harten nog niet binnengetreden. Indien gij God en zijn gezant gehoorzaamt, zal hij u van geen deel der verdienste uwer werken berooven; want God is vergevensgezind en barmhartig.

Hollandaca — Siregar

De bedoeïenen zeggen: ʺWij geloven.ʺ Zeg (tegen hen O Moehammad): ʺJullie geloven (nog) niet,ʺ maar zeg (dat zij zeggen): ʺWij hebben ons overgegeven,ʺ want het geloof is jullie harten nog niet binnengegaan. Maar als jullie Allah en Zijn Boodschapper gehoorzamen, dan vermindert Hij niets (van de beloning) van jullie daden. Voorwaar, Allah is Vergevensgezind, Meest Barmhartig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказали бедуины: «Мы уверовали (в Аллаха и Его Посланника)!» Скажи (им) (о, Пророк): «Вы (еще) не уверовали (совершенной верой) [вы еще не достигли такого уровня], но скажите: «Мы покорились [подчинились]», ибо еще не вошла вера в ваши сердца. А если вы будете повиноваться Аллаху и Его Посланнику [Мухаммаду], Он [Аллах] нисколько не умалит ваших деяний [не убавит награды за ваши благодеяния]». Поистине, Аллах прощающий (по отношению к тем, кто кается в своих грехах), милосерден (к ним)!

Rusça — Osmanov

Бедуины сказали: ʺМы уверовалиʺ. Скажи [, Мухаммад]: ʺВы не уверовали и лишь потому говорите:ʺМы предались [Аллаху]ʺ, что вера все еще не вошла в ваши сердца. Если вы будете покорны Аллаху и Его Посланнику, Он нисколько не умалит [воздаяния] за ваши деяния, ибо Аллах - прощающий, милосердныйʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

ÖKENARABERNA säger: ”Vi har blivit troende.” Svara (dem, Muhammad): ”(Ännu) än ni inte troende – säg hellre: ʹVi har underkastat oss Guds viljaʹ! Ännu har inte (sann) tro vunnit insteg i era hjärtan. Men om ni (med ärligt uppsåt) lyder Gud och Hans Sändebud skall Han inte låta er gå miste om någon del av (lönen för) era handlingar; Gud är ständigt förlåtande, barmhärtig.”