(2-3) Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin.

لِيَغْفِرَ لَكَ اللّٰهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَاَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطًا مُسْتَقِيمًا وَيَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْرًا عَزِيزًا

li yeğfira leke (a)llahu mā teḳaddeme min ƶenbike ve mā teeḣḣara ve yutimme niǎ'metehu ǎleyke ve yehdiyeke SirāTen musteḳīmen / ve yenSurake (a)llahu neSran ǎzīzen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لِيَغْفِرَli yeğfiraغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekki bağışlasın (diye)
2لَكَlekesenin
3اللّٰهُ(a)llahuAllah
4مَاne varsa
5تَقَدَّمَteḳaddemeق د مÖne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.geçmiş
6مِنْmin-dan
7ذَنْبِكَƶenbikeذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmaksuçun
8وَمَاve māve ne varsa
9تَاَخَّرَteeḣḣaraا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımgelecek (günahlarından)
10وَيُتِمَّve yutimmeت م مTam/bütün olmak, çiçek açmak, yetişkin, eksiksiz, mükemmel, yerine getirilmiş, başarmak.ve tamamlasın (diye)
11نِعْمَتَهُniǎ'metehuن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.nimetini
12عَلَيْكَǎleykesana olan
13وَيَهْدِيَكَve yehdiyekeه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.ve seni iletsin (diye)
14صِرَاطًاSirāTenص ر طDüz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç.bir yola
15مُسْتَقِيمًاmusteḳīmenق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhdoğru
1وَيَنْصُرَكَve yenSurakeن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakve sana yardım etsin (diye)
2اللّٰهُ(a)llahuAllah
3نَصْرًاneSranن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakbir yardımla (zaferle)
4عَزِيزًاǎzīzenع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertşanlı

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve sana, üstün bir yardımla yardım etsin diye.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve sana, üstün bir yardımla yardım etsin diye.

Adem Uğur

Ve sana şanlı bir zaferle yardım eder.

Ahmed Hulusi

Allah seni benzersiz, karşı konulmaz bir zafere erdirir!

Ahmet Tekin

Allah, itibarlı, şanlı, kudretli, hükümranlığını pekiştiren bir yardım yapmak için, bu fethi sana ihsan etti.

Ahmet Varol

Ve Allah sana ulu bir zafer versin.

Ali Bulaç

Ve Allah, sana 'üstün ve onurlu' bir zaferle yardım etsin.

Ali Fikri Yavuz

Ve emsalsiz bir zafer ile Allah, seni, (düşmanlarına) galib ve üstün getirecektir.

Ali Rıza Safa

Ve Allah, üstün bir utkuyla sana yardım etsin diye.

Bayraktar Bayraklı

Allah sana, şanlı bir zaferle yardımda bulunacaktır.

Bekir Sadak

Boylece sana, kimsenin guc yetiremiyecegi bir sekilde yardim eder.

Celal Yıldırım

Ve Allah'ın sana çok şerefli, çok parlak bir yardımda bulunması içindir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(1-2-3) Senin geçmiş gelecek bütün günahını Allah’ın bağışlaması, sananimetini eksiksiz vermesi, seni dosdoğru yolda yürütmesi ve Allah’ınsana güçlü bir şekilde yardım etmesi için sana apaçık bir fetih ihsan ettik.

Diyanet İşleri

(2-3) Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin.

Diyanet İşleri (eski)

Böylece sana, kimsenin güç yetiremeyeceği bir şekilde yardım eder.

Diyanet Vakfi

Ve sana şanlı bir zaferle yardım eder.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve sana Allah, şanlı bir zaferle yardım eder.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve Allah, eşsiz bir şanlı zafer ile sana yardım etsin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve nazirsiz bir muzaffariyyet ile seni Allah mansur ve muazzez kılacak

Erhan Aktaş

Ve Allah, sana çok üstün bir zaferle yardım etsin diye.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Allah, sana çok üstün bir zaferle yardım etsin diye.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Allah, sana çok üstün bir zaferle yardım etsin diye.

Fizilal-il Kuran

Ve sana şanlı bir zaferle yardım eder.

Gültekin Onan

Ve Tanrı, sana 'üstün ve onurlu' bir zaferle yardım etsin.

Hamdi Döndüren

Ve Allah sana şanlı bir zaferle yardım etsin.

Hasan Basri Çantay

Ve Allahın sana çok şerefli bir muzafferiyyetle yardım etmesi için (dir).

Hasib Asutay

Ve Allah sana şanlı bir zaferle yardım etsin.

Hayrat Neşriyat

Ve Allah, sana şanlı bir zaferle yardım etsin!

İbni Kesir

Ve Allah; sana çok şerefli bir muzafferiyetle yardım etsin.

Mehmet Okuyan

Sana güçlü bir şekilde yardım edecektir.

Muhammed Esed

ve Allah sana güçlü yardım elini uzatacaktır.

Mustafa İslamoğlu

nihayet Allah seni, saygın ve müstesna bir zafere ulaştıracaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Allah sana pek izzetli bir nusret ile nusrette bulunsun.

Ömer Öngüt

Ve Allah sana kimsenin güç yetiremeyeceği bir şekilde şanlı bir zaferle yardım eder.

Suat Yıldırım

Ve sana şanlı bir zafer vermesi içindir.

Süleyman Ateş

Ve Allah sana şanlı bir zafer versin.

Süleymaniye Vakfı

Bir de Allah bunu, sana güçlü bir yardımda bulunmak için yaptı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun bir sebebi de Allah'ın sana, güçlü bir yardımda bulunacak olmasıdır.

Şaban Piriş

Ve Allah sana karşı konulmaz bir zaferle yardım etsin...

Tefhim-ul Kuran

Ve Allah, sana 'üstün ve onurlu' bir zaferle yardım etsin.

Ümit Şimşek

Ve şanlı ve şerefli bir zaferle sana yardım edecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve Allah sana onur ve kudret dolu bir yardımla destek verecektir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

və Allah sənə böyük bir qələbə ilə kömək etsin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Allah sənə yenilməz qələbə verəcəkdir!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

und damit Gott dir zu einem überwältigenden Sieg verhilft.

Almanca — Der Edle Quran

und (damit) Allah dir helfe mit mächtiger Hilfe.

Almanca — M. A. Rassoul

und auf daß Allah dir zu einem würdigen Sieg verhelfe.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And Allah helps you gain the mastery and be exaltedly triumphant.

Abdul Haleem

and help you mightily.

Abdullah Yusuf Ali

And that Allah may help thee with powerful help.

Abul A'la Maududi

and that Allah may bestow upon you a mighty help.

Aisha Bewley

and so that Allah may help you with a mighty help.

Al-Hilali & Khan

And that Allâh may help you with strong help.

Ali Quli Qarai

and Allah will help you with a mighty help.

Amatul Rahman Omar

And that Allâh will grant you His mighty help.

Arthur John Arberry

and that God may help thee with mighty help.

Bijan Moeinian

May God shower you with His mighty help.

E. Henry Palmer

and that God may help thee with a mighty help.

Edip-Layth

God will grant you a conquest which is mighty.

George Sale

and that God may assist thee with a glorious assistance.

Hamid S. Aziz

And that Allah might help you with powerful help.

Mahmoud Ghali

And that Allah may vindicate you with a mighty victory.

Marmaduke Pickthall

And that Allah may help thee with strong help -

Mohamed Ahmed - Samira

And help you with surpassing help.

Muhammad Asad

and [show] that God will succour thee with [His] mighty succour.

Mustafa Khattab

and so that Allah will help you tremendously.

Progressive Muslims

And God will grant you a conquest which is mighty.

Sahih International

And [that] Allah may aid you with a mighty victory.

Sam Gerrans

And that God might help thee with mighty help.

Shabbir Ahmed

And thus Allah supports you with a Mighty Support.

Syed Vickar Ahamed

And that Allah may help you with powerful help.

Taqi Usmani

and so that Allah may support you with a mighty support.

The Monotheist Group

And God will grant you a conquest which is mighty.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et quʹAllah te donne un puissant secours.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji bo ku bi serkeftineke bêşikestin jî te bi ser bixe.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en opdat God jou op een geweldige manier hulp verleent.

Hollandaca — Siregar

En Allah helpt jou met machtige hulp.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и чтобы помог тебе Аллах (против врагов твоих) помощью великой (которую невозможно победить и от которой невозможно защититься).

Rusça — Osmanov

и дабы Аллах оказал тебе великую помощь.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och Han vill (ge dig vissheten) att du har Hans mäktiga stöd.