Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

مَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّى وَالَّذِينَ كَفَرُوا عَمَّا اُنْذِرُوا مُعْرِضُونَ

mā ḣaleḳnā s-semāvāti ve l-erDe ve mā beynehumā illā bi l-Haḳḳi ve ecelin musemmen ve(e)lleƶīne keferū ǎmmā unƶirū muǎ'riDūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَا
2خَلَقْنَاḣaleḳnāخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.biz yaratmadık
3السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gökleri
4وَالْاَرْضَve l-erDeا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yeri
5وَمَاve māve bulunanları
6بَيْنَهُمَاbeynehumāب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinikisi arasında
7اِلَّاillāancak (yarattık)
8بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek ile
9وَاَجَلٍve ecelinا ج لBelirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesive bir süreye göre
10مُسَمًّىmusemmenس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)belli
11وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve kimseler
12كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
13عَمَّاǎmmāşeyden
14اُنْذِرُواunƶirūن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarıldıkları
15مُعْرِضُونَmuǎ'riDūneع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.yüz çevirmektedirler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gökleri ve yeryüzünü ancak gerçek olarak ve muayyen bir zaman için yarattık ve kâfir olanlarsa korkutuldukları şeylerden yüz çevirirler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gökleri ve yeryüzünü ancak gerçek olarak ve muayyen bir zaman için yarattık ve kâfir olanlarsa korkutuldukları şeylerden yüz çevirirler.

Adem Uğur

Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları biz, şüphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattık. İnkâr edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Ahmed Hulusi

Biz semaları, arzı ve ikisi arasındakileri yalnızca Hak olarak ve bir süreç için yarattık. . . Hakikat bilgisini inkar edenler ise uyarıldıkları şeyden (hakikatten) yüz çevirmektedirler.

Ahmet Tekin

Gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları ve imkânları, haklı bir gerekçe ile, hikmete dayalı olarak, hesaplı bir düzen içinde belirlenmiş bir vakte kadar işlevini korumak üzere yarattık. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, uyarıldıkları konulara aldırmıyorlar, İslâm’ı tebliğe, İslâmî faaliyetlere engel tedbirler alarak yüz çeviriyorlar.

Ahmet Varol

Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak üzere ve belli bir süreye göre yarattık. İnkar edenler ise uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.

Ali Bulaç

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmuş bir ecel (belli bir süre) olarak yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeyden yüz çeviren (kimseler)dir.

Ali Fikri Yavuz

Biz göklerle yeri ve aralarındakileri, ancak adaletle ve (sona erecekleri) muayyen bir müddet ile yarattık. Kâfir olanlar ise, korkutuldukları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Ali Rıza Safa

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri, yalnızca gerçek olarak ve belirlenmiş bir süre için yarattık. Oysa nankörlük edenler, uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Biz, gökleri, yeri ve arasındakileribir amaç içinve belli bir süreye göre yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.

Bekir Sadak

Biz, gokleri, yeri ve ikisinin arasinda bulunanlari, ancak gercek uzere ve belirli bir sure icin yarattik; inkar edenler, uyarildiklari seylerden yuz cevirmektedirler.

Celal Yıldırım

Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasındaki şeyleri ancak hakk ile ve belli bir süreye kadar yarattık. İnkâr edenlere gelince: Uyarıldıkları şeylerden yüzçevirirler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri şüphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattık. Ama inkâr edenler kendilerine karşı yapılan uyarıdan yüz çevirmektedirler.

Diyanet İşleri

Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Diyanet İşleri (eski)

Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, ancak gerçek üzere ve belirli bir süre için yarattık; inkar edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Diyanet Vakfi

Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları biz, şüphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattık. İnkâr edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, gökleri, yeri ve aralarındakileri ancak hak ile ve belirli bir süre için yarattık. Küfredenler ise uyarıldıkları şeylerden alındırmıyorlar (yüz çeviriyorlar).

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz o Gökleri ve Yeri ancak hakk ile ve müsemma bir ecel ile yarattık, küfredenler ise inzar edildikleri şeylerden alındırmıyorlar

Erhan Aktaş

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Kafirler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Kafirler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Gerçeği yalanlayan nankörler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Fizilal-il Kuran

Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, ancak gerçek üzere ve belirli bir süre için yarattık; inkar edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Gültekin Onan

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmuş bir ecel ile yarattık. Küfredenler ise, uyarıldıkları şeyden yüz çeviren (kimseler)dir.

Hamdi Döndüren

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları, gerçekle ve belli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.

Hasan Basri Çantay

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan şeyleri (başka değil) ancak hakkın ikaamesine sebeb olarak ve muayyen bir va'de için yaratdık. Küfredenler, korkutuldukları şeyden yüz çeviricilerdir.

Hasib Asutay

(Biz) gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları, gerçek ile (yerli yerinde) ve belli bir süre için yarattık. İnkâr edenler, uyarıldıkları şeylerden (2) yüz çevirmektedirler. (2. Kıyametin dehşetinden.)

Hayrat Neşriyat

(Biz) gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunanları, ancak hak ile (yerli yerinde) ve belirli bir ecel ile yarattık. İnkâr edenler ise, korkutuldukları şeyden (kıyâmetten) yüz çeviricidirler.

İbni Kesir

Biz; gköleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak üzere ve belirli bir süre için yarattık. Küfredenler ise korkutuldukları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Mehmet Okuyan

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak ve ancak bir amaç ile ve belirli bir süre için yarattık. Kâfir olanlar, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedir.

Muhammed Esed

Biz, gökleri, yeri ve onlar arasındaki her şeyi ancak (deruni bir) anlam ve amaç üzere ve (Bizim tarafımızdan) konulmuş bir süre için yarattık ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, kendilerine tebliğ edilen uyarıdan yüz çevirirler.

Mustafa İslamoğlu

Biz gökleri, yeri ve o ikisi arasındakileri, ancak gerçek bir anlam ve amaç uğruna -ama sınırlı bir süreliğine yarattık; ne ki inkar eden kimseler uyarıldıkları hakikatten yüz çeviriyorlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

O gökleri ve yeri ve o ikisinin arasındakileri yaratmadık, ancak hak ile ve bir tayin edilmiş müddetle (yarattık). Kâfir olanlar ise korkutulmuş oldukları şeyden yüz çeviricilerdir.

Ömer Öngüt

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak ile ve belli bir süre için yarattık. Kâfirler ise uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Suat Yıldırım

Biz gökleri, yeri ve bunların arasındaki varlıkları ancak gerçek bir maksatla, adalet ve hikmetle, bir de belli bir süre için yarattık. Ama kâfirler uyarıldıkları kıyamet gününden yüz çevirirler.

Süleyman Ateş

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları (boş yere değil), ancak gerçek ile ve belli bir süreye göre yarattık. İnkar edenler, uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.

Süleymaniye Vakfı

Gökleri, yeri ve ikisinin arasında olanları, sadece o gerçek için (sizleri imtihan için) ve belli bir süreliğine yarattık. Kafirlik edenler, kendilerine yapılan uyarılardan yüz çevirenlerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gökleri, yeri ve bu ikisinin arasında olanları başka değil; belli bir ömrü olan gerçek varlıklar olarak yarattık. Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler), yapılan uyarılardan yüz çevirenlerdir.

Şaban Piriş

Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konmuş bir süre ile yarattık. Nankörler ise uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.

Tefhim-ul Kuran

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmuş bir ecel (belli bir süre) olarak yarattık. Küfredenler ise, uyarılıp korkutuldukları şeyden yüz çevirmekte olanlardır.

Ümit Şimşek

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri hak ile ve belirlenmiş bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeye sırtlarını dönüyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri hak olarak ve belirlenmiş bir süre için yarattık biz. Küfre batanlarsa uyarılmış oldukları şeyden yüz çevirmektedirler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz göyləri, yeri və onların arasında olanları ancaq bir həqiqət kimi və məlum bir zaman kəsimi üçün yaratdıq. Kafirlər isə xəbərdar edildikləri şeylərdən üz döndərdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz göyləri, yeri və onların arasında olanları ancaq haqq olaraq və (qiyamət günü sona çatacaq) müəyyən bir müddət üçün yaratdıq. Kafirlərin qorxudulduqları şeylərdən (qiyamətdən, imana dəʼvət edən öyüd-nəsihətdən) üz döndərdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben die Himmel, die Erde und was dazwischen ist nur mit der Wahrheit und bis zu einer bestimmten Frist erschaffen. Die Ungläubigen wenden sich von der an sie gerichteten Warnung ab.

Almanca — Der Edle Quran

Wir haben die Himmel und die Erde und was dazwischen ist nur in Wahrheit und (auf) eine festgesetzte Frist erschaffen. Aber diejenigen, die ungläubig sind, wenden sich von dem ab, wovor sie gewarnt werden.

Almanca — M. A. Rassoul

Wir haben die Himmel und die Erde und das, was zwischen beiden ist, nicht anders als in Wahrheit und für eine bestimmte Zeit erschaffen, diejenigen aber, die nicht daran glauben, wovor sie gewarnt wurden, wenden sich ab.

Almanca — Muhammad Zaidan

Nicht erschufen WIR die Himmel, die Erde und das, was zwischen ihnen ist, außer nach Gesetzmäßigkeit und festgelegter Frist. Und diejenigen, die Kufr betrieben haben, sind dem gegenüber, wovor sie gewarnt wurden, abwendend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Who declares in His own words, thus: "We have not created the heavens and the earth and all that lies between them but in accordance with reason and truth and for a determinate period of time. " Yet those who deny Allah turn a deaf car to the advice inducing them to alter their evil course when warned of its danger but they disregard the warning and burry it in oblivion.

Abdul Haleem

It was for a true purpose and a specific term that We created heaven and earth and everything in between, yet those who deny the truth ignore the warning they have been given.

Abdullah Yusuf Ali

We created not the heavens and the earth and all between them but for just ends, and for a Term Appointed: But those who reject Faith turn away from that whereof they are warned.

Abul A'la Maududi

We have created the heavens and the earth and all that is between them in Truth and for an appointed term. But those who disbelieve have turned away from what they were warned against.

Aisha Bewley

We have not created the heavens and earth and everything between them except with truth and for a set term. But those who are kafir turn away from what they have been warned about.

Al-Hilali & Khan

We created not the heavens and the earth and all that is between them except with truth, and for an appointed term. But those who disbelieve turn away from that whereof they are warned.

Ali Quli Qarai

We did not create the heavens and the earth and whatever is between them except with reason and for a specified term. Yet the faithless are disregardful of what they are warned.

Amatul Rahman Omar

We have not created the heavens and the earth and what lies between them both but with an eternal purpose and for a term appointed. Yet those who have disbelieved in what they have been warned of are the ones who turn away (from this Qur'ân).

Arthur John Arberry

We have not created the heavens and the earth, and what between them is, save with the truth and a stated term; but the unbelievers are turning away from that they were warned of.

Bijan Moeinian

There is a rational and high purpose in the creation of the heavens and the earth. The whole universe has a destiny and will be recalled back one day. What a pity that the disbelievers do not care about God’s warnings.

E. Henry Palmer

We have only created the heavens and the earth and what is between the two in truth and for an appointed time; but those who misbelieve from being warned do turn aside.

Edip-Layth

We did not create the heavens and the earth, and everything between them except with truth, and for an appointed time. Those who reject turn away from what they are being warned with.

George Sale

We have not created the heavens, and the earth, and whatever is between them, otherwise than in truth, and for a determined period: But the unbelievers turn away from the warning which is given them.

Hamid S. Aziz

We did not create the heavens and the earth and what is between them two save with Truth and for an appointed term; and those who disbelieve turn aside from what they are warned of.

Mahmoud Ghali

In no way have We created the heavens and the earth and whatever is between them both, except with the Truth and a stated term; and the ones who have disbelieved are veering away from what they were warned of.

Marmaduke Pickthall

We created not the heavens and the earth and all that is between them save with truth, and for a term appointed. But those who disbelieve turn away from that whereof they are warned.

Mohamed Ahmed - Samira

We have not created the heavens and the earth and all that lies between them but with a purpose for an appointed time. Yet the unbelievers turn away from the warning.

Muhammad Asad

We have not created the heavens and the earth and all that is between them otherwise than in accord­ance with [an inner] truth, and for a term set [by Us]: and yet, they who are bent on denying the truth turn aside from the warning which has been conveyed unto them.

Mustafa Khattab

We only created the heavens and the earth and everything in between for a purpose and an appointed term. Yet the disbelievers are turning away from what they have been warned about.

Progressive Muslims

We did not create the heavens and the Earth, and everything between them except with truth, and for an appointed time. And those who disbelieve turn away from what they are being warned with.

Sahih International

We did not create the heavens and earth and what is between them except in truth and [for] a specified term. But those who disbelieve, from that of which they are warned, are turning away.

Sam Gerrans

We created not the heavens and the earth and what is between them but in truth and for a stated term; but those who ignore warning, from that whereof they are warned, turn away.

Shabbir Ahmed

We have not created the heavens and the earth and all that is between them without Purpose, and for a term appointed. And yet, those who are determined to deny the Truth turn away from what they are warned against.

Syed Vickar Ahamed

We did not create the heavens and the earth and all between them except for (their) true ends, and for a (their) given time. But those who reject Faith turn away from that (the Faith); About this, they are warned!

Taqi Usmani

We did not create the heavens and the earth but with true purpose and for a specified term. But those who disbelieve are averse to what they are warned of.

The Monotheist Group

We did not create the heavens and the earth, and everything between them except with the truth, and for an appointed time. And those who disbelieve turn away from what they are being warned with.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous nʹavons créé les cieux et la terre et ce qui est entre eux quʹen toute vérité et (pour) un terme fixé. Ceux qui ont mécru se détournent de ce dont ils ont été avertis.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me asîman, erd û yên di navbera wan de heyî, her bi heqî û heta demeke diyarkirî aferandine. Ew ên ku kafir bûne, pişta xwe didine wî tiştê ku pê hatine hişyarkirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben de hemelen en de aarde en wat er tussen beide is slechts in waarheid en voor een vastgestelde termijn geschapen, maar zij die ongelovig zijn wenden zich af van dat waarmee zij gewaarschuwd worden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben de hemelen, de aarde, en alles wat daar tusschen is, niet anders geschapen dan in waarheid, en voor een bepaald tijdperk maar de ongeloovigen wenden zich af van de waarschuwing, welke hun is gegeven.

Hollandaca — Siregar

Wij hebben de hemelen en de aarde en wat er tussen hen is slechts in Waarheid geschapen en voor een vastgestelde tijd. En degenen die niet geloofden, zij wendden zich af van dat waar zij voor gewaarschuwd werden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Мы создали небеса и землю и то, что между ними, только по истине [не просто так] и на определенный срок [который знает только Аллах]. А те, которые стали неверующими (не признав Аллаха единственным Истинным Богом), уклоняются от того, о чем их увещают [не размышляют и не принимают истину].

Rusça — Osmanov

Мы создали небеса и землю и то, что между ними, в истине и на предопределенный срок. Те, которые не веруют, отворачиваются от того, о чем их увещевают.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har inte skapat himlarna och jorden och allt som finns däremellan utan en plan och ett syfte och Vi har fastställt en slutpunkt (för allt). Förnekarna av sanningen vänder likväl ryggen åt varningarna.