Onlar ise, "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.

قَالُوا اَجِئْتَنَا لِتَأْفِكَنَا عَنْ اٰلِهَتِنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

ḳālū e ci'tenā li te'fikenā ǎn ālihetinā fe 'tinā bimā teǐdunā in kunte mine S-Sādiḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2اَجِئْتَنَاe ci'tenāج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almaksen geldin mi?
3لِتَأْفِكَنَاli te'fikenāا ف كDurumunu/tavrını değiştirmek, geri çevirmek/döndürmek, fikir/yargı değiştirmek/saptırmak, aldatmak, yalan/yanlış söylemek, devirmek, baştan çıkarmak.bizi çevirmek için
4عَنْǎn-dan
5اٰلِهَتِنَاālihetināا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahlarımız-
6فَأْتِنَاfe 'tināا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeko halde bize getir
7بِمَاbimāşeyi
8تَعِدُنَاteǐdunāو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)bizi tehdidettiğin
9اِنْineğer
10كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinisen
11مِنَmine-dan
12الصَّادِقِينَS-Sādiḳīneص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğrular-

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, sen demişlerdi, bizi mâbutlarımızdan vazgeçirmeye mi geldin, doğru söyleyenlerdensen bize vaadettiğini getir başımıza artık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, sen demişlerdi, bizi mâbutlarımızdan vazgeçirmeye mi geldin, doğru söyleyenlerdensen bize vaadettiğini getir başımıza artık.

Adem Uğur

Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir dediler.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Tanrılarımızdan döndürmek için mi bize geldin? Eğer sadıklardansan, kendisiyle tehdit ettiğini bize getir!"

Ahmet Tekin

Onlar: 'Sen, bizi, ilâhlarımızdan vazgeçirmek için mi, geldin? Eğer sözünde doğru isen, bizi tehdit ettiğin azâbı hemen getir.' dediler.

Ahmet Varol

Dediler ki: 'Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi bize geldin? Öyleyse doğru sözlülerden isen bize vaad ettiğini getir.'

Ali Bulaç

Dediler ki: "Sen, bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi, bize getir."

Ali Fikri Yavuz

Onlar (Hûd’a) dediler ki: “- Sen, ibadet ettiğimiz putlarımızdan bizi çevirmek için mi bize geldin? Haydi, eğer doğru söyliyenlerdensen, bize vaad edib korkuttuğun azabı, getir bize!...”

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Bizi, tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin? Bize gözdağı verdiğin şeyi artık getir; eğer doğruyu söylüyorsan?"

Bayraktar Bayraklı

Onlar, "Sen bizi tanrılarımızdan vazgeçirmeye mi geldin? Eğer doğru söylüyorsan haydi, uyardığın azabı getir!" dediler.

Bekir Sadak

«ize, bizi tanrilarimizdan alikoymak icin mi geldin? Dogru sozlulerden isen, bizi tehdit ettigin seyi basimiza getir» dediler.

Celal Yıldırım

Onlar da, «sen bizi tanrılarımızdan döndürmek için mi geldin ? Eğer doğrulardan isen, tehdîd edip durduğun azabı getir» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Sen bizi ilâhlarımızdan uzaklaştırmak için mi geldin? Doğru söylüyorsan tehdidini hemen gerçekleştir!” dediler.

Diyanet İşleri

Onlar ise, "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

'Bize, bizi tanrılarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir' dediler.

Diyanet Vakfi

«Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar: «Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen o bize vaad edip durduğun azabı haydi getir.» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin bize? Haydi getir bize, o tehdit edip durduğun o azabı; eğer doğru söyleyenlerden isen!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen, dediler: bizi ma'budlarımızdan çevirmek için mi geldin bize? Haydi getir! O bize va'd edib durduğun azabı sadıklardan isen.

Erhan Aktaş

"Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi hemen getir." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi hemen getir." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi hemen getir." dediler.

Fizilal-il Kuran

Dediler: «Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin? Doğrulardan isen bizi tehdit ettiğin şeyi getir.»

Gültekin Onan

Dediler ki: "Sen, bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi, bize getir."

Hamdi Döndüren

Onlar dedi ki: “Sen, bizi ilâhlarımızdan ayırmak için mi geldin? Eğer doğru söylüyorsan bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir!”

Hasan Basri Çantay

Dediler ki: "Sen bize, bizi Tanrılarımız (a tapmak) dan döndürmen için mi geldin? öyleyse bizi tehdid etmekde olduğun şey'i, eğer (iddianda) doğru söyleyenlerdensen, getir bize".

Hasib Asutay

Dediler ki: 'Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi bize geldin. Eğer doğru olanlardan isen bizi tehdit ettiğin şeyi bize getir.' (12) (12. Allah'a ortak koşmamızdan dolayı başımıza geleceğini söylediğin azabı.)

Hayrat Neşriyat

(Onlar:) '(Sen) bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer (iddiâsında) doğru kimselerden isen, haydi bizi tehdîd edip durduğun (azâb)ı bize getir!' dediler.

İbni Kesir

Onlar da: Sen, bizi tanrılarımızdan döndürmek için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen; haydi taehdit ettiğin şeyi başımıza getir, demişlerdi.

Mehmet Okuyan

(Kavmi) “Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Doğru söyleyenlerdensen bize vadettiğini bize (başımıza) getir!” demişti.

Muhammed Esed

Onlar, "Sen," dediler, "Bizi tanrılarımızdan soğutup vazgeçirmek için mi geldin? Öyleyse, eğer hakikat erbabı isen, bizi tehdit edip durduğun şu (akibeti) gerçekleştir bakalım!"

Mustafa İslamoğlu

Onlar da: "Sen bizi ilahlarımızdan soğutmak için mi geldin? Eğer sözüne sadıksan, haydi tehdit ettiğin şeyi getir!" dediler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Sen bize geldin mi ki, bizi ilâhlarımızdan geri döndüresin? İmdi bize vaadettiğin şeyleri getiriver, eğer sen sâdıklardan oldu isen.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: "Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Doğru sözlülerden isen, hadi bizi tehdit edip durduğun azabı başımıza getir. "

Suat Yıldırım

Onlar: "Sen bizi tanrılarımızdan vazgeçirmeye mi geldin! Haydi, iddianda tutarlı isen, geleceğini bildirerek bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir bakalım!" dediler.

Süleyman Ateş

Dediler: "Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin? Doğrulardan isen bizi tehdit ettiğin şeyi bize getir."

Süleymaniye Vakfı

Onlar şöyle dediler: "Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen haydi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Sen bizi ilahlarımızdan çevirmeye mi geldin? Söylediğin doğruysa tehdidini hemen yerine getir!" dediler.

Şaban Piriş

Onlar da: -Bizi ilahlarımızdan ayırmak için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen haydi bize getir, bizi tehdit ettiğin şeyi! demişlerdi.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Sen, bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi, bize getir.»

Ümit Şimşek

Onlar ise 'Sen bizi tanrılarımızdan vazgeçirmek için mi geldin?' dediler. 'Doğru söylüyorsan, bize vaad ettiğin şeyi getir.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Sen bizi, tanrılarımızdan yüz geri etmek için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi ortaya getir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar isə demişdilər: “Sən bizi məbudlarımızdan döndərməyəmi gəldin? Əgər doğru danışanlardansansa, bizə vəd etdiyini gətir!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar: ″Sən bizi tanrılarımızdan döndərməyəmi gəldin? Əgər doğru danışanlardansansa, bizə vəʼd etdiyini (əzabı) gətir görək!″ – deyə cavab vermişdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sprachen: ʺBist du zu uns gekommen, um uns von unseren Göttern abzubringen? So bringe uns das, was du uns androhst, wenn du die Wahrheit sagst!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺBist du zu uns gekommen, um uns von unseren Göttern abwendig zu machen? So bring uns doch her, was du uns androhst, wenn du zu den Wahrhaftigen gehörst.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺBist du zu uns gekommen, um uns von unseren Göttern abzuwenden? So bring uns das, was du uns androhst, wenn du einer der Wahrhaftigen bist.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺKamst du zu uns, um uns von unseren Göttern abzuhalten? Dann bringe uns, was du uns androhst, solltest du von den Wahrhaftigen sein.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

His people -the 'Adites- said to him: " Have you come to us to induce us to forsake our gods; " " bring about what you have promised us if indeed you are declaring the truth. "

Abdul Haleem

but they said, ‘Have you come to turn us away from our gods? If what you say is true, bring down that punishment you threaten us with!’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Hast thou come in order to turn us aside from our gods? Then bring upon us the (calamity) with which thou dost threaten us, if thou art telling the truth?"

Abul A'la Maududi

They said: "Have you come to us to turn us away from our gods? Then, bring upon us the scourge that you threaten us with. Do so if you are truthful."

Aisha Bewley

They said, ‘Have you come to us to divert us from our gods? Bring us what you have promised us if you are telling the truth. ’

Al-Hilali & Khan

They said: "Have you come to turn us away from our âlihah (gods)? Then bring us that with which you threaten us, if you are one of the truthful!"

Ali Quli Qarai

They said, ‘Have you come to turn us away from our gods? Then bring us what you threaten us with, should you be truthful.

Amatul Rahman Omar

They said, `Have you come to us to seduce us and turn us away from our gods. Bring down on us (the punishment) you threaten us with, if indeed you are of the truthful.'

Arthur John Arberry

They said, 'What, hast thou come to pervert us from our gods? Then bring us that thou promisest us, if indeed thou speakest truly. '

Bijan Moeinian

They replied: "Do you want to take away our gods [our style of life]. Go ahead; bring upon us the punishment that you are talking so much about."

E. Henry Palmer

They said, 'Hast thou come to us to turn us from our gods? then bring us what thou dost threaten us with, if thou art of those who speak the truth!'

Edip-Layth

They said, "Have you come to us to divert us away from our gods? Then bring us what you are promising us, if you are truthful!"

George Sale

They answered, art thou come unto us that thou mayest turn us aside from the worship of our gods? Bring on us now the punishment with which thou threatenest us, if thou art a man of veracity.

Hamid S. Aziz

They said, "Have you come to us to turn us away from our gods; then bring upon us that wherewith you threaten us, if you are of the truthful.

Mahmoud Ghali

They said, "Have you come to us to falsely (diverge) us from our gods? Then come up to us with (i. e., bring us) what you promise us, in case you are of the sincere."

Marmaduke Pickthall

They said: Hast come to turn us away from our gods? Then bring upon us that wherewith thou threatenest us, if thou art of the truthful.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "Have you come to turn us away from our gods? Then bring upon us what you predict for us, if you are a man of truth. "

Muhammad Asad

They answered: "Hast thou come to seduce us away from our gods? Bring, then, upon us that [doom] with which thou threaten us, if thou art a man of truth!"

Mustafa Khattab

They argued, "Have you come to turn us away from our gods? Bring us then whatever you threaten us with, if what you say is true."

Progressive Muslims

They said: "Have you come to us to divert us away from our gods Then bring us what you are promising us, if you are truthful!"

Sahih International

They said, "Have you come to delude us away from our gods? Then bring us what you promise us, if you should be of the truthful. "

Sam Gerrans

They said: “Hast thou come to us to delude us away from our gods? Then bring thou us what thou promisest us, if thou be of the truthful.”

Shabbir Ahmed

They answered, "Have you come to turn us away from our gods?" Bring, then, upon us that with which you threaten us if you are a man of truth. "

Syed Vickar Ahamed

They said: "Have you come to turn us away from our gods? Then bring upon us the (penalty) with which you threaten us, if you are telling the truth!"

Taqi Usmani

They said, "Have you come to make us deviate from our gods? So bring us that with which you are threatening us, if you are truthful."

The Monotheist Group

They said: "Have you come to us to divert us away from our gods? Then bring us what you are promising us, if you are truthful!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: ʺEs-tu venu à nous pour nous détourner de nos divinités? Eh bien, apporte-nous ce que tu nous promets si tu es du nombre des véridiquesʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelê Hûd got: (Ya Hûd!) Ma tu ji me re hatî ji bo ku me ji îbadetkirina pûtên me vegerênî? De heydê, eger tu ji rastbêjan î de ezabê ku tu pê gefan li me dikî, ji bo me bîne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺBen jij tot ons gekomen om ons van onze goden af te brengen? Breng maar wat jij ons aanzegt, als jij gelijk hebt.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij antwoordden: Zijt gij tot ons gekomen, om ons van de vereering onzer goden af te wenden? Breng ons thans de straf, waarmede gij ons bedreigt, indien gij een waarachtig mensch zijt.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden: ʺBen jij tot ons gekomen om ons van (het aanbidden) van onze goden af te houden? Geef wat jij ons aanzegt, als jij tot de waarachtigen behoort!ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они сказали: «Неужели ты пришел, чтобы ложью отвратить нас от наших богов [от поклонения им]? Приведи же нам то (наказание), что ты обещаешь нам, если ты из (числа) правдивых [говорящих правду]».

Rusça — Osmanov

Они спросили: ʺНеужели ты прибыл, чтобы отвратить нас от наших богов? Так яви же то, чем ты нам угрожаешь, если ты правʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De svarade: ʺHar du kommit för att förmå oss att överge våra gudar? Låt då det som du hotar oss med drabba oss, om du talar sanning!ʺ