Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.
لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ
lā yufetteru ǎnhum ve hum fīhi mublisūne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | لَا | lā | hiç | |
| 2 | يُفَتَّرُ | yufetteru | ف ت رBayraklamak, azalmak, eksilmek, zayıf hissetmek, vazgeçmek, canlılıktan sonra zayıflamak, sakin olmak. Fatratun - duraksama, zaman aralığı. | hafifletilmeyecektir |
| 3 | عَنْهُمْ | ǎnhum | kendilerinden | |
| 4 | وَهُمْ | ve hum | ve onlar | |
| 5 | فِيهِ | fīhi | onun içinde | |
| 6 | مُبْلِسُونَ | mublisūne | ب ل سUmutsuzluğa kapılmak, umudunu kaybetmek, (ruhen) yıkılmak, yaslı olmak, doğru yolu veya gidişatı görememekten dolayı sessiz/kafası karışık/şaşkın olmak, pişman olmak/üzülmek | umutsuzdurlar |
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Azapları hafifletilmeyecek ve orada ümitsiz bir halde kalacaklar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Azapları hafifletilmeyecek ve orada ümitsiz bir halde kalacaklar.
Adem Uğur
Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir.
Ahmed Hulusi
Onlardan (azap) hafifletilmez! Onlar onun içinde gelecekten umutsuzdurlar!
Ahmet Tekin
Onların azapları hafifletilmeyecek, cezalandırılmalarına ara verilmeyecek. Onlar, azap içinde, kurtuluştan ümitlerini kesecekler.
Ahmet Varol
Onlardan (azap) hafifletilmez ve onlar onun içinde ümitsizdirler.
Ali Bulaç
Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orada onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir.
Ali Fikri Yavuz
Kendilerinden o azab hafifletilmez. Onlar bunun içinden (kurtulmaktan) ümidi kesmişlerdir.
Ali Rıza Safa
Onlar için azaltılmayacaktır. Zaten orada, tüm umutlarını yitirmişlerdir.
Bayraktar Bayraklı
Azapları hafiflemeyecek ve orada ümitsizlik içinde kalacaklardır.
Bekir Sadak
Azaba hic ara verilmez, onlar orada tamamen umutsuzdurlar.
Celal Yıldırım
Kendilerinden azaba ara verilip gevşetilmiyecek ve orada ümitsizlik içindedirler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(74-75) Günaha batıp kalmış olanlar kuşkusuz cehennem azabında devamlı kalacaklar, azapları hafifletilmeyecek ve (kurtuluştan) ümit kesip susacaklar!
Diyanet İşleri
Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.
Diyanet İşleri (eski)
Azaba hiç ara verilmez, onlar orada tamamen umutsuzdurlar.
Diyanet Vakfi
(74-75) Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklar, azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onların azâbı hafifletilmez ve onlar azab içerisinde ümitsizdirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kendilerinden o azap gevşetilmez ve onlar onun içinde her ümidi kesmişlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kendilerinden o azab gevşetilmez ve onlar onun içinde her ümidi kesmişlerdir
Erhan Aktaş
Onlardan azap hafifletilmez. Onlar, orada umutlarını kesmiş olanlardır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlardan azap hafifletilmez. Onlar, orada umutlarını kesmiş olanlardır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlardan azap hafifletilmez. Onlar, orada umutlarını kesmiş olanlardır.
Fizilal-il Kuran
Kendilerinden azab hiç hafiflemeyecektir. Onlar azab içinde ümitsizdirler.
Gültekin Onan
Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orada onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir.
Hamdi Döndüren
Azapları hiçbir şekilde hafifletilmeyecek, bu yüzden onlar orada umutlarını keseceklerdir.
Hasan Basri Çantay
(Bu azab) onlardan hafifletilmeyecek. Onlar bunun içinde ümidsiz susacaklardır.
Hasib Asutay
Onlardan (azap) hafifletilmez ve onlar orada umutsuzdurlar.
Hayrat Neşriyat
Kendilerinden (azab hiç) hafifletilmeyecektir ve onlar orada (o azâb içinde)ümidsizliğe düşmüş kimselerdir.
İbni Kesir
Azablarına ara verilmeyecek ve orada tamamen ümitsiz kalacaklardır.
Mehmet Okuyan
Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar orada (kurtuluştan) ümit kesmişlerdir.
Muhammed Esed
bu (azap), onlar için hiç hafifletilmeyecek ve orada çaresizlik, ümitsizlik içinde kaybolup gidecekler.
Mustafa İslamoğlu
Onlardan (azap) hiç hafifletilmeyecek ve onlar derin bir umutsuzluğa kapılacaklar;
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlardan (bu azab) hafifletilmeyecektir ve onlar bunun içinde şiddetli bir ümitsizliğe düşmüş kimselerdir.
Ömer Öngüt
Kendilerinden (azap) hiç hafifletilmeyecektir. Onlar orada tamamen ümitsizdirler.
Suat Yıldırım
Azapları hiç gevşetilmeyecek, orada bütün ümitlerini yitirmiş olarak kalacaklardır.
Süleyman Ateş
(Azab) Kendilerinden hiç hafifletilmeyecektir. Onlar azab içinde umutsuzdurlar!
Süleymaniye Vakfı
Azaplarına ara verilmeyecek ve orada umutlarını tamamen kaybetmiş olacaklar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Azapları hafifletilmeyecek, orada umutlarını büsbütün yitireceklerdir.
Şaban Piriş
Onların azabına hiç ara verilmez ve onlar orada ümitsiz kalmışlardır.
Tefhim-ul Kuran
Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orada onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir.
Ümit Şimşek
Azapları hafifletilmez; orada ümitsizdirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Azapları hafifletilmeyecektir; onun içinde ümitsiz kalacaklardır.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onların əzabı yüngülləşdirilməyəcək və onlar orada naümid qalacaqlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlardan (bu əzab) yüngülləşdirilməyəcəkdir; onlar orada əllərini hər şeydən üzmüş olacaqlar!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie wird ihnen nicht gelindert, und sie bleiben darin hoffnungslos verfangen.
Almanca — Der Edle Quran
Sie wird ihnen nicht herabgesetzt, und sie werden darin ganz verzweifelt sein.
Almanca — M. A. Rassoul
sie wird für sie nicht gemildert werden, und sie werden in ihr von Verzweiflung erfaßt werden.
Almanca — Muhammad Zaidan
Ihnen wird sie nicht gemildert, und sie sind darin verzweifelt.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
No relief physical or mental will be expected and in their idea of relief comes the intensity of punishment and the longer they lose hope the more they nurse despair.
Abdul Haleem
from which there is no relief: they will remain in utter despair.
Abdullah Yusuf Ali
Nowise will the (Punishment) be lightened for them, and in despair will they be there overwhelmed.
Abul A'la Maududi
Never will their torment be lightened for them. They shall remain in utter despair.
Aisha Bewley
It will not be eased for them. They will be crushed there by despair.
Al-Hilali & Khan
(The torment) will not be lightened for them, and they will be plunged into destruction with deep regrets, sorrows and in despair therein.
Ali Quli Qarai
It will not be lightened for them and they will be despondent in it.
Amatul Rahman Omar
That (torment) will not be allowed to abate for them, and once caught in it they shall completely despair.
Arthur John Arberry
that is not abated for them and therein they are sore confounded.
Bijan Moeinian
Their punishment will never be reduced and they will live there in despair.
E. Henry Palmer
It shall not be intermitted for them, and they therein shall be confused.
Edip-Layth
It will not be removed from them; they will be confined therein.
George Sale
It shall not be made lighter unto them; and they shall despair therein.
Hamid S. Aziz
It shall not be abated from them and they shall despair therein.
Mahmoud Ghali
It is not mitigated for them, and therein they will be dumbfounded.
Marmaduke Pickthall
It is not relaxed for them, and they despair therein.
Mohamed Ahmed - Samira
It will not decrease for them; dumb with despair they will stay in it.
Muhammad Asad
it will not be lightened for them; and therein they will be lost in hopeless despair.
Mustafa Khattab
It will never be lightened for them, and there they will be overwhelmed with despair.
Progressive Muslims
It will not be removed from them; they will be confined therein.
Sahih International
It will not be allowed to subside for them, and they, therein, are in despair.
Sam Gerrans
It will not be abated for them, and they are therein in despair;
Shabbir Ahmed
It will not be relaxed for them, and therein they will be in despair.
Syed Vickar Ahamed
In no way will the (punishment) be lowered for them, and they will be thrown in destruction, despair and sorrow.
Taqi Usmani
It will not be lightened for them, and they will be there, devoid of all hopes.
The Monotheist Group
It will not be removed from them; they will be confined therein.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
qui ne sera jamais interrompu pour eux et où ils seront en désespoir.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ezab li ser wan dê qet neyê sivikkirin, ew di nav ezab de dê hêviya xwe ji xelasbûnê bibirin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij zal voor hen niet getemperd worden en zij zullen in wanhoop terneergeslagen zijn.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zij zal voor hen niet verlicht worden, en zij zullen daarin vertwijfelen.
Hollandaca — Siregar
De bestraffing zal voor hen niet verlkht worden, terwijl zij daarin wanhopigen zijn.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Им [неверующим] не будет дано перерыва (в получении адского наказания), и они там (будут) в отчаянии (от милосердия Аллаха).
Rusça — Osmanov
Им не будет облегчения, и они будут там в отчаянии.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
utan någon lindring i plågorna, och de skall sjunka ned i djup förtvivlan.