İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.

وَجَعَلَهَا كَلِمَةً بَاقِيَةً فِي عَقِبِهِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

ve ceǎlehā kelimeten bāḳiyeten fī ǎḳibihi leǎllehum yerciǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَجَعَلَهَاve ceǎlehāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve onu yaptı
2كَلِمَةًkelimetenك ل مKonuşmak, ifade etmek.bir söz
3بَاقِيَةًbāḳiyetenب ق يKalmak, sürmek, devam etmek, artakalmak, yaşamak, hayatta olmak, arta kalmak, geriye kalmak, beklemek, durmak, var olmakkalıcı
4فِيarasında
5عَقِبِهِǎḳibihiع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.kendinden sonrakiler
6لَعَلَّهُمْleǎllehumumulur ki
7يَرْجِعُونَyerciǔneر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.dönerler (diye)

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve bu birlik sözünü, gerçeğe dönsünler diye soyu arasında da dâimâ kalacak ve zevâl bulmayacak bir vasiyet olarak bıraktı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve bu birlik sözünü, gerçeğe dönsünler diye soyu arasında da dâimâ kalacak ve zevâl bulmayacak bir vasiyet olarak bıraktı.

Adem Uğur

Bu sözü, ardından geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, insanlar (onun dinine) dönsünler.

Ahmed Hulusi

Bu sözünü kendinden sonra gelecekler için kalıcı bir fikir olarak oluşturdu, belki o gerçeğe dönerler diye.

Ahmet Tekin

İbrâhim bu ilkeleri, ardından gelecek olan nesillere, kalıcı-ebedî bir düzen haline getirdi ki, onlar hakka dönsünler, doğru yola girsinler.

Ahmet Varol

Ve bunu (tevhid inancını) kendinden sonra gelecekler içinde kalıcı bir söz kıldı. (Artık) umulur ki dönerler.

Ali Bulaç

Ve bunu (bu tevhid inancını) belki (insanlar Allah'a) dönerler diye ardında (kendi soyunda) kalıcı bir kelime olarak kıldı / bıraktı.

Ali Fikri Yavuz

İbrahîm, bu tevhid kelimesini, soyu içerisinde bakî kalan bir kelime yaptı. Gerek ki (küfürden) dönerler.

Ali Rıza Safa

Bunu da ardından gelecekler için kalıcı bir söz yaptı; belki dönerler diye.

Bayraktar Bayraklı

Onun bu sözünü, ardından geleceklere sürekli kalacak bir ilke olarak bıraktık ki, insanlar Rabblerine dönsünler.

Bekir Sadak

Ibrahim ardindan geleceklere bu sozu, devamli kalacak bir miras olarak birakti. Artik belki dogru yola donerler.

Celal Yıldırım

İbrahim bunu, (hakka) dönerler diye soyu arasında baki kalacak bir söz olarak bıraktı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunu, peşinden gelecekler arasında devam edecek bir söz olarak dile getirdi. Umulur ki buna dönerler.

Diyanet İşleri

İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.

Diyanet İşleri (eski)

İbrahim ardından geleceklere bu sözü, devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Artık belki doğru yola dönerler.

Diyanet Vakfi

Bu sözü, ardından geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, insanlar (onun dinine) dönsünler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İbrahim, bu sözü, ardından gelecek olanlara devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, onlar doğru yola dönsünler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O, bu sözü, soyu arkasında kalan bir kelime yaptı ki, tevhide dönsünler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onu ardında (zürriyyetinde) kalan bir kelime yaptı gerek ki rücu' edeler

Erhan Aktaş

İbrahim, gerçeğe yönelmeleri umuduyla takdir edilmiş hükmü gelecek nesiller için de kalıcı bir ilke yaptı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İbrahim, gerçeğe yönelmeleri umuduyla takdir edilmiş hükmü gelecek nesiller için de kalıcı bir ilke yaptı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İbrahim, gerçeğe yönelmeleri umuduyla takdir edilmiş hükmü gelecek nesiller için de kalıcı bir ilke yaptı.

Fizilal-il Kuran

ve bu tevhid sözünün ardından kalıcı bir söz yaptı ki, insanlar Allah'a dönsünler.

Gültekin Onan

Ve bunu (bu tevhid inancını) belki (insanlar Tanrı'ya) dönerler diye ardında (kendi soyunda) kalıcı bir kelime olarak kıldı / bıraktı.

Hamdi Döndüren

O, bu sözü ardında kalıcı bir söz yaptı ki insanlar (Allah’a kulluğa) dönsünler.

Hasan Basri Çantay

(İbrahim) bunu (bu tevhid kelimesini, ileride Mekkeliler de dinine) dönsünler diye, zürriyeti arasında baakıy bir kelime yapdı.

Hasib Asutay

Ve bunu, belki dönerler diye ardında kalıcı bir söz yaptı.

Hayrat Neşriyat

Ve (İbrâhîm) bunu (bu sözü), zürriyeti içinde bâki kalacak bir kelime yaptı ki, onlar(onun dînine) dönsünler!

İbni Kesir

Ve onu; belki dönerler diye ardından gelenler için kalıcı bir kelime kıldı.

Mehmet Okuyan

(Allah) bunu (İbrahim’in bu sözünü), ardından geleceklere devamlı kalacak bir söz olarak bıraktı ki (insanlar gerçeğe) dönsünler.

Muhammed Esed

Ve bunu, daha sonra gelenler arasında yaşamaya devam eden bir söz olarak söyledi ki onlar (daima) o (sözü hatırlayıp ona) dönsünler.

Mustafa İslamoğlu

Bunu, ardından gelenler arasındaki baki kalacak bir söz olarak söyledi; belki (bu hak söze) dönerler diye.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onu (o ifadesini) zürriyeti arasında bâki bir kelime kıldı. Belki onlar, dönüverirler (diye).

Ömer Öngüt

Bu sözü, ardından geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Artık belki doğru yola dönerler.

Suat Yıldırım

O, bu sözü hakka dönsünler diye, gelecek nesillere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı.

Süleyman Ateş

Ve bu sözü ardında kalıcı bir söz yaptı ki (insanlar Allah'a kulluğa) dönsünler.

Süleymaniye Vakfı

Allah bu sözü, onun arkasından gelenler arasında kalıcı bir söz yaptı. Belki (yanlışlarından) dönerler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Belki dönerler diye onun bu sözünü, kalıcı (sonraki nesillere kadar ulaşan) bir söz yaptık.

Şaban Piriş

Onu, belki dönerler diye arkasında kalıcı bir söz haline getirdi.

Tefhim-ul Kuran

Ve bunu (bu tevhid inancını) onun ardında (kendi soyunda) kalıcı bir kelime olarak kılıp bıraktı ki belki (Allah'a) dönerler diye.

Ümit Şimşek

İnsanlar hakka dönsünler diye, İbrahim bu sözü ardında miras bıraktı.

Yaşar Nuri Öztürk

O, sözünü, kendinden sonra yaşayacak bir mesaj yaptı ki, insanlar hakka dönebilsinler.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

O bunu (“lə ilahə illəllah” kəlməsini) öz nəsli arasında daimi qalacaq bir kəlmə etdi ki, bəlkə doğru yola qayıtsınlar.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Er machte es zu einem bleibenden Wort des Bekenntnisses unter seinen Nachkommen, auf daß sie darauf zurückkommen mögen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und er machte es zu einem bleibenden Wort unter seiner Nachkommenschaft, auf daß sie darauf (zum Glauben) zurückfinden mögen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und er machte es zu einem bleibenden Wort unter seinen Nachkommen, damit sie umkehren.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

A dogma he founded and he legated to his posterity and to those who would succeed him, that they may hopefully keep Allah in mind and to Him they would lift their inward sight

Abdul Haleem

and he bequeathed these words to his descendants so that they might return [to God].

Abdullah Yusuf Ali

And he left it as a Word to endure among those who came after him, that they may turn back (to Allah).

Abul A'la Maududi

And Abraham left behind this word to endure among his posterity so that they may return to it.

Aisha Bewley

he made it an on-going word among his descendants so that perhaps they might turn back.

Al-Hilali & Khan

And he made it [i.e. Lâ ilâha illallâh (none has the right to be worshipped but Allâh Alone)] a Word lasting among his offspring, (True Monotheism), that they may turn back (i.e. to repent to Allâh or receive admonition).

Ali Quli Qarai

And He made it a lasting word among his posterity so that they may come back [to the right path].

Amatul Rahman Omar

And he (- Abraham) made it (- the Divine Unity) a word to abide (as a permanent legacy) among his posterity, so that they might turn (to One God).

Arthur John Arberry

And he made it a word enduring among his posterity; haply so they would return.

Bijan Moeinian

Abraham left a slogan [only God is worthy of worship] behind so that the generations to come may find guidance by following it.

E. Henry Palmer

and he made it a word remaining among his posterity, that haply they might return.

Edip-Layth

He made it a word to last in his subsequent generations; perhaps they may turn back.

George Sale

And he ordained this to be a constant doctrine among his posterity; that they should be turned from idolatry to the worship of the only true God.

Hamid S. Aziz

And he left it as a word to endure in his posterity that they may return (to Allah).

Mahmoud Ghali

And he made it a word enduring among his posterity that possibly they would return.

Marmaduke Pickthall

And he made it a word enduring among his seed, that haply they might return.

Mohamed Ahmed - Samira

This is the legacy he left to his descendants so that they may turn (to God).

Muhammad Asad

And he uttered this as a word destined to endure among those who would come after him, so that they might [always] return [to it].

Mustafa Khattab

And he left this enduring declaration among his descendants, so they may ˹always˺ turn back ˹to Allah˺.[1] 

Progressive Muslims

And he made it a word to last in his subsequent generations; perhaps they may turn back.

Sahih International

And he made it a word remaining among his descendants that they might return [to it].

Sam Gerrans

And He made it a word enduring among his posterity, that they might return.

Shabbir Ahmed

And He left an enduring lesson for subsequent generations that they may seek inspiration from it. (Taking a firm stand against blind following).

Syed Vickar Ahamed

And he left it as a Word to remain for those who came after him, that they may turn back (to Allah).

Taqi Usmani

He made it a word lasting among his posterity, so that they may return.

The Monotheist Group

And he made it a word to last in his subsequent generations; perhaps they may turn back.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et il en fit une parole qui devait se perpétuer parmi sa descendance. Peut-être reviendront-ils?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Îbrahîm ev kelîme (ya tewhîdê) ji zuriyeta xwe re wek mîraseke seraqetî hişt da ku ew (li dînê heq) vegerin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dat maakte hij tot een blijvende uitspraak in zijn nageslacht. Misschien zullen zij terugkeren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij (Abraham) beval, dat dit een vaste leer voor zijn nakomelingschap zou wezen, opdat zij van den afgodendienst zouden worden afgewend, naar de vereering van den eenigen, waren God.

Hollandaca — Siregar

En hij maakte het (getuigen van de eenheid van Allah) tot een blijvend woord onder zijn nakomelingen. Hopelijk zullen zij terugkeren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сделал он [пророк Ибрахим] это [свидетельство единобожия – нет бога [заслуживающего поклонение], кроме Аллаха] словом, пребывающим в потомстве его, чтобы они могли вернутся (к истинному пути) (повинуясь Своему Господу, поклоняясь только Ему и покаявшись в неверии и грехах)!

Rusça — Osmanov

И эти слова он оставил после себя [потомкам]: быть может, они обратятся [к истинной вере].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och dessa ord yttrade han för att de skulle bevaras bland hans efterkommande, så att de (som avviker från den rena tron) skall finna vägen tillbaka.