Musa onlara tarafımızdan gerçeği getirince, "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Fakat kafirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır.

فَلَمَّا جَاءَهُمْ بِالْحَقِّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُوا اقْتُلُوا اَبْنَٓاءَ الَّذِينَ اٰمَنُوا مَعَهُ وَاسْتَحْيُوا نِسَاءَهُمْ وَمَا كَيْدُ الْكَافِرِينَ اِلَّا فِي ضَلَالٍ

fe lemmā cā'ehum bi l-Haḳḳi min ǐndinā ḳālū ḳtulū ebnā'e (e)lleƶīne āmenū meǎhu ve steHyū nisā'ehum ve mā keydu l-kāfirīne illā fī Delālin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmā(Musa) ne zaman ki
2جَاءَهُمْcā'ehumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakonlara gelince
3بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhakk ile
4مِنْmin-dan
5عِنْدِنَاǐndināع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.katımız-
6قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
7اقْتُلُواḳtulūق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmaköldürün
8اَبْنَٓاءَebnā'eب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileoğullarını
9الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
10اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(ların)
11مَعَهُmeǎhuonunla beraber
12وَاسْتَحْيُواve steHyūح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekve sağ bırakın
13نِسَاءَهُمْnisā'ehumن س وKadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur.kadınlarını
14وَمَاve māve değildir
15كَيْدُkeyduك ي دÜzere olmak, tam noktasında olmak, neredeyse olmak, niyet etmek, dilemek, hileli bir düzen uygulamak, arzu etmek, bir şey planlamak/düzenlemek/tasarlamak, bir şey üzerinde çalışmak veya emek vermek, bir şeyi gizlice yapmak, aldatmak/kandırmak/atlatmak, kaçınma/kaçma yolları, kusmak, ateş püskürtmek, adet görmek, ruhunu teslim etmek.tuzağı
16الْكَافِرِينَl-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirlerin
17اِلَّاillābaşkası
18فِي
19ضَلَالٍDelālinض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.boşa çıkandan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Mûsâ, katımızdan gerçekle onlara gelince öldürün demişlerdi, onunla berâber inananların oğullarını ve bırakın kadınlarını; kâfirlerin düzeni, ancak gerçekten dışarıdır, boştur.

Abdulkadir Gölpınarlı

Mûsâ, katımızdan gerçekle onlara gelince öldürün demişlerdi, onunla berâber inananların oğullarını ve bırakın kadınlarını; kâfirlerin düzeni, ancak gerçekten dışarıdır, boştur.

Adem Uğur

İşte o (Musa), tarafımızdan kendilerine hakkı getirince: Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınları sağ bırakın! dediler. Ama kâfirlerin tuzağı elbette boşa çıkar.

Ahmed Hulusi

(Musa) onlara indimizden Hak olarak (Hakk'ı) getirince, dediler ki: "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını diri bırakın". . . Hakikat bilgisini inkar edenlerin tuzağı boşa çıkar!

Ahmet Tekin

İşte Mûsâ, bizim katımızdan onlara mucizeleri getirince, onlar: 'İman edenlerin, onunla beraber olanların oğullarını öldürün. Kızlarını öldürmeyip hayatta bırakın.' dediler. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin, kötülük etme planları, taktikleri hep boşa çıkmaktadır.

Ahmet Varol

Böylece o, kendilerine tarafımızdan hakkı getirince: 'Onunla birlikte inananların oğullarını öldürün ve kadınlarını sağ bırakın' dediler. Oysa kâfirlerin oyunları muhakkak boşa çıkar.

Ali Bulaç

Böylece, o, katımızdan kendilerine bir hak ile geldiği zaman, dediler ki: "Onunla birlikte iman edenlerin erkek çocuklarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın." Ancak kafirlerin hileli düzeni boşa çıkmakta olandan başkası değildir.

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine Mûsa, tarafımızdan onlara hakkı (kitabı) getirince de şöyle dediler: “- Mûsa ile beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını ise diri bırakın.” Fakat kâfirlerin hilesi ancak yok olmağa mahkûmdur.

Ali Rıza Safa

Sonunda, Bizim katımızdan gerçekle onlara geldiğinde, şöyle dediler: "Onunla birlikte inananların oğullarını öldürün, kadınlarını da sağ bırakın!" Oysa nankörlük edenlerin tasarladıkları boşunadır.

Bayraktar Bayraklı

İşte Musa, tarafımızdan kendilerine hakkı getirince, "Onunla beraber, iman edenlerin erkek çocuklarını öldürünüz, kadınlarını sağ bırakınız!" dediler. Ama kafirlerin tuzağı elbette boşa çıkar.

Bekir Sadak

Musa katimizdan onlara gercegi getirince: «Onunla beraber iman etmis kimselerin ogullarini oldurun, kadinlarini sag birakin» dediler. Ama inkarcilarin hilesi elbette bosa gider.

Celal Yıldırım

Ne var ki, Musa onlara bizden (kendisine verilen) hakk ile geldi, onlar: «Musa ile beraber imân edenlerin erkek çocuklarını öldürün, kız çocuklarını diri bırakın !» dediler. Kâfirlerin hile ve düzeni mutlaka boştur, neticesizdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Mûsâ, katımızdan verilmiş hakikati onlara getirdiğinde, “Onunla birlikte olan inanmış kişilerin oğullarını öldürün, kızlarını diri bırakın!” dediler. Oysa inkârcıların tuzağı hep boşa çıkmıştır.

Diyanet İşleri

Musa onlara tarafımızdan gerçeği getirince, "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Fakat kafirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır.

Diyanet İşleri (eski)

Musa katımızdan onlara gerçeği getirince: 'Onunla beraber iman etmiş kimselerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın' dediler. Ama inkarcıların hilesi elbette boşa gider.

Diyanet Vakfi

İşte o (Musa), tarafımızdan kendilerine hakkı getirince: Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınları sağ bırakın! dediler. Ama kâfirlerin tuzağı elbette boşa çıkar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunun üzerine Musa, kendilerine tarafımızdan hakkı getirince de: «Onunla beraber iman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını diri tutun.» dediler. Fakat o kâfirlerin tuzağı da hep boşa çıkmaktadır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine kendilerine tarafımızdan gerçeği getirince de: "Onunla beraber iman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını diri bırakın!" dediler. Kafirlerin düzeni (tuzağı) hep dalal (sapkınlık) içindedir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine kendilerine tarafımızdan hakkı getiriverince de onunla beraber iyman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını diri tutun dediler, kafirlerin düzeni de hep dalal içinde

Erhan Aktaş

Böylece katımızdan Hakk ile geldiği zaman onlar: "Onunla birlikte iman eden kimselerin oğullarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın." dediler. Kafirlerin düzeni, sapkınlığa düşmekten başka bir şey değildir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece katımızdan hakk ile geldiği zaman onlar: "Onunla birlikte iman eden kimselerin oğullarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın." dediler. Kafirlerin düzeni, sapkınlığa düşmekten başka bir şey değildir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece katımızdan hakk ile geldiği zaman onlar: "Onunla birlikte iman eden kimselerin oğullarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın." dediler. Gerçeği yalanlayan nankörlerin düzeni, sapkınlığa düşmekten başka bir şey değildir.

Fizilal-il Kuran

Musa, onlara katımızdan hakkı getirince: «Onunla beraber inananların oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın!» dediler. Fakat kafirlerin tuzağı hep boşa çıkar.

Gültekin Onan

Böylece o, katımızdan kendilerine bir hak ile geldiği zaman dediler ki: "Onunla birlikte inananların erkek çocuklarını öldürün, kadınlarını ise sağ bırakın." Ancak kafirlerin hileli düzeni boşa çıkmakta olandan başkası değildir.

Hamdi Döndüren

Musa, onlara katımızdan gerçeği getirdiğinde de, “Onunla birlikte, inanmış kimselerin oğullarını öldürün, kadınlarını ise sağ bırakın!” dediler. Ama inkâr edenlerin tuzakları hep boşa çıkmıştır!

Hasan Basri Çantay

İşte o, tarafımızdan kendilerine hakkı getirince: "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün. (Yalnız) kadınları diri bırakın" dediler. Kafirlerin düzeni heder olmakdan başka (bir şey'e mahkum) değildir.

Hasib Asutay

(Musa) katımızdan kendilerine hakkı getirince, 'Onunla beraber inananların oğullarını öldürün. Kadınlarını diri bırakın ' dediler. Kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkar.

Hayrat Neşriyat

Ve (Mûsâ) onlara tarafımızdan hakkı getirdiğinde (daha önce de dedikleri gibi yine)dediler ki: 'Onunla berâber îmân etmiş olanların (yeni doğan) oğullarını öldürün, kadınlarını(kızlarını) ise sağ bırakın!' Fakat kâfirlerin hîlesi ancak boşuna (yorulmak)tır.

İbni Kesir

O, katımızdan kendilerine hakkı getirince: Onunla beraber iman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın, dediler. Kafirlerin düzeni hedef olmaktan başka bir şey değildir.

Mehmet Okuyan

İşte o (Musa), tarafımızdan kendilerine gerçeği getirince “Onunla birlikte iman edenlerin oğullarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın!” demişlerdi. (Ama) kâfirlerin tuzağı elbette boşa çıkar.

Muhammed Esed

(Firavun'a, ve tebaasına gelince,) Musa onlara Bizden (aldığı) hakikati getirdiğinde "Onun inançlarını benimseyenlerin kadınlarını sağ bırakıp oğullarını öldürün!" dediler. Fakat inkarcıların hilesi hep boşa çıktı.

Mustafa İslamoğlu

(Musa) kendilerine tarafımızdan gönderilmiş malum hakikatlerle gelince, "Onun yanında yer alan mü'minlerin kadınlarını sağ bırakıp oğullarını öldürün!" dediler. Kafirlerin entrikası asla hedefine ulaşamayacaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, onlara Bizim tarafımızdan hak ile geliverdi, dediler ki: «O'nunla beraber imân edenlerin oğullarını öldürünüz, kadınlarını da diri bırakınız.» Kâfirlerin hilesi ise bir sapıklıkta bulunmaktan başka değildir.

Ömer Öngüt

O, katımızdan kendilerine hakkı getirince: "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın. " dediler. Halbuki kâfirlerin tuzağı ne olursa olsun daima boşa çıkar.

Suat Yıldırım

Mûsa onlara Bizim tarafımızdan gerçeği getirince,"Onun yanında bulunan müminlerin oğullarını öldürün, kızlarını ise hayatta bırakın!" dediler. Fakat kâfirlerin hile ve tuzakları boşa çıkar.

Süleyman Ateş

(Musa,) Onlara katımızdan hakkı getirince: "Onunla beraber inananların oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın!" dediler. Fakat kafirlerin tuzağı hep boşa çıkar.

Süleymaniye Vakfı

Musa onlara, katımızdan gerçeklerle gelince de şöyle dediler: "Onunla birlikte inanıp güvenenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını ise sağ bırakın." Halbuki kafirlerin oyunu boşa çıkar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara, katımızdan verilen gerçeklerle gelince dediler ki "Onun yanındaki müminlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın." Ama gerçekleri görmezlikten gelenlerin tuzakları boştur.

Şaban Piriş

Onlara kendi katımızdan gerçeği getirdiği halde: -Onunla birlikte iman edenlerin oğullarını öldürüp, kadınlarını sağ bırakın, demişlerdi. Oysa kafirlerin tuzağı ancak boşa gitmeye mahkumdur.

Tefhim-ul Kuran

Böylece o, katımızdan kendilerine bir hak ile geldiği zaman, dediler ki: «Onunla birlikte iman etmekte olanların erkek çocuklarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın.» Ancak kâfirlerin hileli düzeni boşa çıkmakta olandan başkası değildir.

Ümit Şimşek

Musa onlara katımızdan hakkı getirdiğinde, 'Onunla beraber iman edenlerin kızlarını sağ bırakıp oğullarını öldürün' dediler. Fakat kâfirlerin hilesi boşa çıkmaya mahkûmdu.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa, katımızdan hakkı onlara getirince, şöyle dediler: "Onunla beraber iman edenlerin erkek çocuklarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın!" Ama inkarcıların tuzağı hep boşa çıkmıştır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Musa onlara Bizim dərgahımızdan həqiqəti bəyan etdikdə onlar dedilər: “Onunla birlikdə iman gətirənlərin oğullarını öldürün, qadınlarını isə sağ buraxın!” Amma bilin ki, kafirlərin hiyləsi boşa çıxar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Musa) onların yanına dərgahımızdan haqq ilə (həqiqi dinlə, möʼcüzələrlə) gəldikdə onlar: ″Onunla birlikdə iman gətirənlərin (yəhudilərin) oğlanlarını öldürün, qadınlarını (qızlarını) isə diri saxlayın!″ – dedilər. Kafirlərin hiyləsi ancaq boşa çıxar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als er ihnen die Wahrheit von Uns vorbrachte, sprachen sie: ʺTötet die Söhne derer, die an ihn glauben, und laßt nur ihre Frauen am Leben!ʺ Doch die List der Ungläubigen verfehlt gewiß das Ziel.

Almanca — Der Edle Quran

Als er ihnen nun die Wahrheit von Uns brachte, sagten sie: ʺTötet die Söhne derjenigen, die mit ihm glauben, und laßt (nur) ihre Frauen am Leben.ʺ Aber die List der Ungläubigen geht bestimmt verloren.

Almanca — M. A. Rassoul

Und als er zu ihnen mit der Wahrheit von Uns kam, da sagten sie: ʺTötet die Söhne derer, die mit ihm glauben, und laßet ihre Frauen am Leben.ʺ Doch der Anschlag der Ungläubigen ist völlig verfehlt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als er zu ihnen mit der Wahrheit von Uns kam, sagten sie: ʺTötet die Söhne derjenigen, die mit ihm den Iman verinnerlichten, und lasst (nur) ihre Frauen leben.ʺ Doch die List der Kafir ist nur im Irregehen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when he presented them with tile truth from heaven's realm, the truth evincing both the truth of his mission and that of his message, they decided to take vengeance on those whom they considered deluded wretches, and so they proclaimed: "Slay the progeny of those who fell with him into line and spare their women". But the plan devised by those who refuse to acknowledge Allah attains no end.

Abdul Haleem

When he brought the truth to them from Us, they said, ‘Kill the sons of those who believe with him; spare only their women’- the scheming of those who reject the truth can only go wrong-

Abdullah Yusuf Ali

Now, when he came to them in Truth, from Us, they said, "Slay the sons of those who believe with him, and keep alive their females," but the plots of Unbelievers (end) in nothing but errors (and delusions)!...

Abul A'la Maududi

When Moses brought them the Truth from Us they said: "Kill the sons of all the believers who have joined him, but spare the women." The guile of the unbelievers always ends in vain.

Aisha Bewley

When he brought them the truth from Us they said, ‘Slaughter the sons of those who have iman with him but let their women live. ’ The stratagems of the kafirun are nothing but errors.

Al-Hilali & Khan

Then, when he brought them the Truth from Us, they said: "Kill the sons of those who believe with him and let their women live"; but the plots of disbelievers are nothing but in vain!

Ali Quli Qarai

So when he brought them the truth from Us, they said, ‘Kill the sons of the faithful who are with him, and spare their women. ’ But the stratagems of the faithless only go awry.

Amatul Rahman Omar

So when he brought them the truth from Us they said, `Go on slaying the sons of those who have believed and joined with him, and go on sparing their womenfolk to make them immodest. ' But futile are the schemes of the disbelievers (and ever bound to fail).

Arthur John Arberry

And when he brought them the truth from Us, they said, 'Slay the sons of those who believe with him, and spare their women. ' But the guile of the unbelievers is ever in error.

Bijan Moeinian

When Moses presented his Divine message, they said: "Kill Moses along with the sons of all believers and spare their daughters for our pleasure. " The most horrible scheme of the disbelievers, however, is too weak to cover the message of God [as their plan did not even reach to the level of execution].

E. Henry Palmer

and when they came to them with truth from us, they said, 'Kill the sons of those who believe with him, and let their women live!' but the stratagem of the misbelievers is only in error!

Edip-Layth

Then, when the truth came to them from Us, they said, "Kill the children of those who acknowledged with him, and shame their women." But the scheming of the ingrates is always in error.

George Sale

And when he came unto them with the truth from Us, they said, slay the sons of those who have believed with him, and save their daughters alive: But the stratagem of the infidels was no other than vain.

Hamid S. Aziz

So when he brought to them the truth from Us, they said, "Slay the sons of those who believe with him and keep their women alive. " But the plots of unbelievers come to nothing but errors (and delusions).

Mahmoud Ghali

Then as soon as he came to them with the Truth from Our Providence, they said, "Kill the sons of the ones who have believed with him, and (spare) alive their women. " And in no way can the plotting of the disbelievers (end) except in error.

Marmaduke Pickthall

And when he brought them the Truth from Our presence, they said: Slay the sons of those who believe with him, and spare their women. But the plot of disbelievers is in naught but error.

Mohamed Ahmed - Samira

And when he brought the truth to them from Us, they said: "Slay the sons of those who believe with him, and spare their women. " But the unbelievers' stratagem is bound to fail.

Muhammad Asad

Now [as for Pharaoh and his followers, ] when he came to them, setting forth the truth from Us, they said, "Slay the sons of those who share his beliefs, and spare [only] their women!" - but the guile of those deniers of the truth could not lead to aught but failure.

Mustafa Khattab

Then, when he came to them with the truth from Us, they said, "Kill the sons of those who believe with him and keep their women." But the plotting of the disbelievers was only in vain.

Progressive Muslims

Then, when the truth came to them from Us, they said: "Kill the children of those who believed with him, and rape their women. " But the scheming of the rejecters is always in error.

Sahih International

And when he brought them the truth from Us, they said, "Kill the sons of those who have believed with him and keep their women alive. " But the plan of the disbelievers is not except in error.

Sam Gerrans

And when he brought them the truth from Us, they said: “Kill the sons of those who heed warning with him, and spare their women.” But the plan of the false claimers of guidance is only in error.

Shabbir Ahmed

Now when he brought them the Truth from Our Presence, they said, "Kill the sons of those who have come to believe with him and spare their women!" But the scheme of the rejecters came to naught. (2:49), (7:127).

Syed Vickar Ahamed

Then, when he came to them in Truth, from Us, they said: "Kill the sons of those who believe with him, and keep alive their females," but the plans of the unbelievers (end) in nothing but mistakes (and delusions)!

Taqi Usmani

And when he brought them the truth from Us, they said, "Kill the sons of those who have accepted faith with him, and spare the lives of their women." But the plot of the disbelievers is nothing but a failure.

The Monotheist Group

Then, when the truth came to them from Us, they said: "Kill the children of those who believed with him, and rape their women." But the planning of the rejecters is always in error.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis, quand il leur eut apporté la vérité venant de Nous, ils dirent: ʺTuez les fils de ceux qui ont cru avec lui, et laissez vivre leurs femmesʺ. Et les ruses des mécréants ne vont quʹen pure perte.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Çi dema ku Mûsa ji cem me ayet û mucîze ji bo wan birin, gotin: Ew ên ku wan bawerî aniye kurên wan bikujin û keçên wan (ji bo xizmetê) sax bihêlin! Lê belê fen û fûtên kafiran teqez dê pûç bibe.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen hij met waarheid van ons tot hen kwam, zeiden zij: Doodt de zonen van hen, die met hem hebben geloofd, en redt het leven hunner dochters; maar de list der ongeloovigen was ijdel.

Hollandaca — Siregar

Toen hij dan lot hen kwam met de Waarheid van Onze Zijde, zeiden zij: ʺDoodt de zonen van degenen die geloven met hem, maar laat hun dochters leven.ʺ Maar, de list van de ongelovigen kan niet anders dan mislukken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Когда же он [пророк Муса] пришел к ним [к Фараону, Хаману и Каруну] с истиной от Нас [с великими чудесами], они (отвергли эти чудеса, и) сказали: «Убивайте [[Это уже не первое убийство. Первым было убиение младенцев в то время, когда родился пророк Муса. (Катада, тафсир Багави)]] сыновей тех, которые уверовали вместе с ним [с пророком Мусой], и оставьте в живых их женщин (чтобы они были рабынями и прислуживали нам) (чтобы таким образом отвратить их от Мусы)!» Но ухищрения неверующих (находятся) (лишь) только в заблуждении [их козни выходят боком]!

Rusça — Osmanov

Когда к ним явился Муса с истиной от Нас, они приказали: ʺУбивайте сыновей тех, кто уверовал вместе с ним, и оставляйте в живых их [детей] женского пола!ʺ Но козни неверных - сплошное заблуждение.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när han kom till dem med den sanning som Vi gett honom, sade de: ʺDöda sönerna till dem som är hans bröder i tron och skona deras kvinnor!ʺ Men (dessa) förnekares onda planer slog fel.