Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.

وَمَنْ يَكْسِبْ خَطِٓيـَٔةً اَوْ اِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِهِ بَرِٓيـًٔا فَقَدِ احْتَمَلَ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُبِينًا

ve men yeksib ḣaTiyeten ev iṧmen ṧumme yermi bihi beriyen fe ḳadi Htemele buhtānen ve iṧmen mubīnen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَنْve menve kim
2يَكْسِبْyeksibك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.işlerse
3خَطِٓيـَٔةًḣaTiyetenخ ط اYanlış yapmak, hata yapmak, ceza gerektiren bir günah/suç/itaatsizlik yapmak, kasıtlı veya kasıtsız bir hata/kusur işlemek, yanlış bir yol izlemek (kasıtlı veya değil), bir şeyin kaçırılmasına veya atlanmasına neden olmak, bir şeyi kaçırmak (veya isabet ettirememek), bir şeyden sapmak veya uzaklaşmak, ulaşılamaz olmak, birinin hata yapmasına neden olmak, yanlış bir hareket/hata/kusur gibi davranmak.bir hata
4اَوْevya da
5اِثْمًاiṧmenا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadıgünah
6ثُمَّṧummesonra, ayrıca
7يَرْمِyermiر م يatmak, fırlatmak, atarak vurmak, suçlamak, yüklemek, suç atmaküstüne atarsa
8بِهِbihionu
9بَرِٓيـًٔاberiyenب ر اBir şeyden kurtulmak, uzaklaşmak, sorumluluğundan çıkmak, suçsuz olmak, kendini bir şeyden uzak tutmak, temiz olmayan şeylerden uzak durmak, özgürlük/bağışıklık/güvenlik/emniyet durumubir suçsuzun
10فَقَدِfe ḳadimuhakkak ki
11احْتَمَلَHtemeleح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmekyüklenmiş olur
12بُهْتَانًاbuhtānenب ه تŞaşırtmak/kafasını karıştırmak/hayrete düşürmek, doğru yollarını görememek, hayrete kapılmak, yarıda kesmek, alt etmek, şaşırtmak, aniden hazırlıksız yakalamak, iftira, karalama, asılsız suçlamabüyük bir iftira
13وَاِثْمًاve iṧmenا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadıve bir günah
14مُبِينًاmubīnenب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kim bir hatada bulunur, yahut suç işler de onu bir suçsuza isnat ederse iftirâda bulunmuş, apaçık bir günahı yüklenmiş olur.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kim bir hatada bulunur, yahut suç işler de onu bir suçsuza isnat ederse iftirâda bulunmuş, apaçık bir günahı yüklenmiş olur.

Adem Uğur

Kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Ahmed Hulusi

Kim bir kabahat veya suç işler de onu masum birinin üstüne atarsa, gerçekten açık bir iftira ile büyük bir suç yüklenmiş olur.

Ahmet Tekin

Kim de bir hata veya bile bile bir günah işler, sonra suçsuz birinin üstüne atarsa, muhakkak ki büyük bir iftirada bulunmuş, bilerek apaçık bir günah işlemiş olur.

Ahmet Varol

Kim bir hata yapar veya günah işler de sonra onu suçsuz birinin üzerine atarsa büyük bir iftira ve apaçık bir günah yükünü yüklenmiş olur.

Ali Bulaç

Kim bir hata veya günah kazanır da sonra bunu bir suçsuza yüklerse, gerçekten o, böyle bir yalan (bühtan)ı ve apaçık bir günahı yüklenmiştir.

Ali Fikri Yavuz

Kim bir hata veya bir günah yapar da, sonra onu bir suçsuza atarsa, muhakkak ki o, iftira ve bir büyük günahı yüklenmiştir.

Ali Rıza Safa

Kim bir yanlış yaptıktan veya suç işledikten sonra, onu bir suçsuzun üzerine atarsa, onu karalamış ve apaçık bir suç yüklenmiş olur.

Bayraktar Bayraklı

Kim bir hata yapar ve günah işler de sonra onu suçsuz bir kimsenin üstüne atarsa, büyük bir iftira ve iğrenç bir günah yüklenmiş olur.

Bekir Sadak

Kim yanilir veya suc isler de sonra onu bir sucsuzun uzerine atarsa, suphesiz iftira etmis, apacik bir gunah yuklenmis olur. *

Celal Yıldırım

Kim de bir hatâ veya bir günah kazanır da sonra onu bir günahsızın üzerine atarsa, şüphesiz ki o çok çirkin bir iftira ve açık bir günah ve vebal yüklenmiştir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kim de bir hata veya günah işler, sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa şüphesiz ağır bir iftira suçunu ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur.

Diyanet İşleri

Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Diyanet İşleri (eski)

Kim yanılır veya suç işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Diyanet Vakfi

Kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kim bir hata veya bir günah işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kim de bir cinayet veya bir suç işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz bir iftirada bulunmuş ve açık bir günah daha yüklenmiş olur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her kim de bir cinayet veya bir vebal kazanır da sonra onu bir bigünahın üzerine atarsa şüphesiz bir bühtan ve açık bir vebal daha yüklenmiş olur

Erhan Aktaş

Kim bir yanlış yapar veya günah işler, sonra da onu suçsuz birinin üzerine atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kim bir yanlış yapar veya günah işler, sonra da onu suçsuz birinin üzerine atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kim bir hata yapar veya günah işler, sonra da onu suçsuz birinin üzerine atarsa, iftira etmiş ve apaçık bir günaha girmiş olur.

Fizilal-il Kuran

Kim bir kusur ya da bir suç işler de onu bir masumun üzerine atarsa açık bir iftira, bir günah yükünün altına girmiş olur.

Gültekin Onan

Kim bir hata veya günah kazanır da sonra bunu bir suçsuza yüklerse, gerçekten o, böyle bir yalan (bühtan)ı ve apaçık bir günahı yüklenmiştir.

Hamdi Döndüren

Kim bir hata veya günah işler ve sonra da onu suçsuz birinin üzerine atarsa, kuşkusuz o, büyük bir iftira ve açık bir günah yüklenmiş olur.

Hasan Basri Çantay

Kim bir hataa veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuz (un üstüne) atarsa muhakkak ki o, bir iftirayı ve apaçık bir günahı da sırtına yüklemişdir.

Hasib Asutay

Kim bir hata veya bir günâh işler de sonra onu bir suçsuzun üstüne atarsa, şüphesiz büyük bir iftira ve apaçık bir günâh yüklenmiş olur.

Hayrat Neşriyat

Kim de bir hatâ veya bir günah işler, sonra da onu bir suçsuzun üzerine atarsa, o takdirde şübhesiz ki bir iftirâ ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

İbni Kesir

Kim, bir hata veya bir günah işler de sonra onu bir suçsuzun üstüne atarsa; şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Mehmet Okuyan

Kim küçük veya büyük bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz ki büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Muhammed Esed

Ama kim bir hata yapar ve günah işler de sonra onu suçsuz bir kimsenin üstüne atarsa, iftira suçu ve (hatta daha da) iğrenç bir günah yüklenmiş olur.

Mustafa İslamoğlu

Kim de bir hata yapar ya da günah işler ardından da onu suçsuz bir kimsenin üzerine atarsa, işte o zaman korkunç bir iftiranın ve aşikar bir günahın vebalini yüklenmiş olur.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve her kim bir kusur veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuz kimse üzerine atarsa muhakkak ki, bir iftirayı ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur.

Ömer Öngüt

Kim bir hatâ veya bir günah işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Suat Yıldırım

Kim bir hata (küçük günah) veya büyük günah işler, sonra onu masum olan birinin üstüne atarsa, bir iftira ve pek kesin bir vebal yüklenmiş olur.

Süleyman Ateş

Kim bir hata, ya da günah işler de sonra onu bir suçsuzun üstüne atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira ve açık bir günah yüklenmiş olur.

Süleymaniye Vakfı

Kim bir hata yapar veya günah işler de onu bir suçsuzun üzerine atarsa, bir iftirayı ve açık bir günahı yüklenmiş olur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kim bir hata yapar veya günah işler de onu bir suçsuzun üzerine atarsa, bir iftira ve açık bir günah daha yüklenmiş olur.

Şaban Piriş

Kim de bir hata veya günah işler sonra da onu bir suçsuza atarsa, o, iftira ve büyük bir günahı yüklenmiş olur.

Tefhim-ul Kuran

Kim bir hata ya da günah kazanır da sonra bunu bir suçsuza yüklerse, gerçekten o, böyle bir yalan (bühtan) ı ve apaçık bir günahı yüklenmiştir.

Ümit Şimşek

Küçük veya büyük bir günah işledikten sonra onu suçsuz birinin üzerine atan kimse ise, bir iftirayı ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur.

Yaşar Nuri Öztürk

Kim bir hata yahut günah işler de sonra onunla bir suçsuzu itham ederse hiç kuşkusuz, büyük bir iftira ve açık bir günah yüklenmiş olur.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kim xəta edər və ya günah qazanarsa, sonra da onu təqsiri olmayanın boynuna atarsa, özü özünə böhtan atmış və açıq aydın günaha batmış olar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Hər kəs bir xəta və ya günah edib onu günahsız bir adamın boynuna atarsa, şübhəsiz ki, öz boynuna böhtan və açıq-aşkar günah götürmüş olar (günah üstündən günah qazanar).

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wer eine Sünde begeht oder sich eines Vergehens schuldig macht und sie einem Unschuldigen anlastet, der bürdet sich eine ruchlose Verleumdung und eine offensichtliche Sünde auf.

Almanca — Der Edle Quran

Und wer eine Verfehlung oder eine Sünde begeht und sie hierauf einem Unschuldigen vorwirft, der lädt damit Verleumdung und deutliche Sünde auf sich.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wer einen Fehler oder eine Sünde begeht und sie dann einem Unschuldigen zur Last legt, der trägt eine Verleumdung und eine offenkundige Sünde.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And he who makes a mistake or does something in a manner contrary to equity and uprightness or commits a crime and hides his guilty front with innocent snow and throws the blame or lays it on someone who is innocent, shall have burdened himself with, the guilt of intentional assertion of falsehood and of standing before Allah manifest of crime.

Abdul Haleem

and anyone who commits an offence or a sin, and then throws the blame on to some innocent person, has burdened himself with deceit as well as flagrant sin.

Abdullah Yusuf Ali

But if any one earns a fault or a sin and throws it on to one that is innocent, He carries (on himself) (Both) a falsehood and a flagrant sin.

Abul A'la Maududi

But he who commits either a fault or a sin, and then casts it upon an innocent person, lays upon himself the burden of a false charge and a flagrant sin.

Aisha Bewley

Anyone who commits an error or an evil action, and then ascribes it to someone innocent, bears the weight of slander and clear wrongdoing.

Al-Hilali & Khan

And whoever earns a fault or a sin and then throws it on to someone innocent, he has indeed burdened himself with falsehood and a manifest sin.

Ali Quli Qarai

But someone who commits an iniquity or sin and then accuses an innocent person of it, is indeed guilty of calumny and a flagrant sin.

Amatul Rahman Omar

But one who commits a fault or a sin and imputes it to an innocent person (for the sake of his own defence), he certainly bears the burden of calumny along with that of a flagrant sin.

Arthur John Arberry

And whosoever earns a fault or a sin and then casts it upon the innocent, thereby has laid upon himself calumny and manifest sin.

Bijan Moeinian

If someone makes a mistake and then blames an innocent one for that, then he has committed a big sin.

E. Henry Palmer

And whoso commits a fault or a sin and throws it on the innocent, he hath to bear a calumny and a manifest sin.

Edip-Layth

Whoever does a mistake or wrongdoing, then blames it on an innocent person; he has incurred falsehood and a clear sin.

George Sale

And whoso committeth a sin or iniquity, and afterwards layeth it on the innocent, he shall surely bear the guilt of calumny and manifest injustice.

Hamid S. Aziz

And whoever commits a fault or a wrong and throws it on the innocent, he has burdened himself with a falsehood and a manifest crime (sin).

Mahmoud Ghali

And whoever earns an offense or a vice (and) thereafter throws (the blame thereof) upon an innocent one, then he has readily burdened himself with all-malicious calumny and evident vice.

Marmaduke Pickthall

And whoso committeth a delinquency or crime, then throweth (the blame) thereof upon the innocent, hath burdened himself with falsehood and a flagrant crime.

Mohamed Ahmed - Samira

He who commits a mistake or iniquity and ascribes it to one who is innocent, is guilty of calumny and brazen sin.

Muhammad Asad

But he who commits a fault or a sin and then throws the blame therefore on an innocent person, burdens himself with the guilt of calumny and [yet another] flagrant sin.

Mustafa Khattab

And whoever commits an evil or sinful deed then blames it on an innocent person, they will definitely bear the guilt of slander and blatant sin.

Progressive Muslims

And whoever does a mistake or wrongdoing, then blames it on an innocent person; he has incurred falsehood and a clear sin.

Sahih International

But whoever earns an offense or a sin and then blames it on an innocent [person] has taken upon himself a slander and manifest sin.

Sam Gerrans

And whoso commits an offence or any sin then casts it upon an innocent, he has laid upon himself calumny and obvious sin.

Shabbir Ahmed

And whoever commits a fault or such violation, but throws the blame on the innocent, burdens himself with slander and a clear violation that drags the "Self" down.

Syed Vickar Ahamed

But if anyone earns a fault or a sin and blames it on to one who is innocent, he (the sinner) carries (on himself both) a falsehood and an open sin.

Taqi Usmani

Whoever commits a vice or a sin, then shifts its blame to an innocent person, he indeed takes the burden of a false imputation and a glaring sin.

The Monotheist Group

And whoever does a mistake or sin, then blames it on an innocent person; he has incurred falsehood and a clear sin.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quiconque acquiert une faute ou un péché puis en accuse un innocent, se rend coupable alors dʹune injustice et dʹun péché manifeste.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Kî gunehekî biçûk an jî mezin bike piştre biavêje stûyê yekî bêguneh, bêguman wî bêbextî û gunehekî aşkera li xwe bar kiriye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wie een fout of een zonde begaat en er dan iemand die onschuldig is van beschuldigt, die heeft een lasterlijke slechtheid en duidelijke zonde op zich geladen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij, die eene zonde of een misstap doet, en deze daarna op een onschuldige werpt, zal waarlijk de schuld van laster en verklaarde onrechtvaardigheid op zich laden.

Hollandaca — Siregar

En wie een fout of een zonde begaat en die dan toeschrijft aan degene die onschuldig is: voorzeker, hij laadt een lasterlijk verzinsel en een duidelijke zonde op zich.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А кто приобретет [совершит] ошибку [грех без намерения] или грех (намеренно), потом обвинит в нем невинного, тот берет на себя (бремя) клеветы и явного греха.

Rusça — Osmanov

А тот, кто совершил проступок или грех и приписал его невиновному, взваливает на себя [бремя] оговора и явного греха.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men om någon begår ett fel eller en synd och sedan skjuter skulden för (den) på en oskyldig, bär han (ansvaret för) förtal och en uppenbar synd.