De ki: "Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin."

قُلِ اللّٰهُمَّ فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ اَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِي مَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

ḳuli (a)llahumme fāTira s-semāvāti ve l-erDi ǎālime l-ğaybi ve ş-şehādeti ente teHkumu beyne ǐbādike fī mā kānū fīhi yeḣtelifūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلِḳuliق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اللّٰهُمَّ(a)llahummeEy Allah'ım
3فَاطِرَfāTiraف ط رHiçbir şeyden yaratmak, ayırmak/bölmek/çatlamak/kırmak, parçalara ayrılmak, ikiye ayırmak, yaratmaya başlamak. Fıtrat - bir çocuğun yaratıldığı doğal yatkınlık veya yapı. Allah'ı bilme yetisi ve hak dini kabul etme kabiliyeti, din. Fatır - yaratıcı, Allah'ın isimlerinden biri. Fütur - çatlak/kusur. Münfatır - yarılmış olan, ikiye ayrılmış olan, parçalanmış olan.yoktan var eden
4السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gökleri
5وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yeri
6عَالِمَǎālimeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilen
7الْغَيْبِl-ğaybiغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişigörülmeyeni
8وَالشَّهَادَةِve ş-şehādetiش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.ve görüleni
9اَنْتَente(ancak) sen
10تَحْكُمُteHkumuح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hükmedersin
11بَيْنَbeyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinarasında
12عِبَادِكَǐbādikeع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkullarının
13فِي
14مَاşeylerde
15كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
16فِيهِfīhihakkında
17يَخْتَلِفُونَyeḣtelifūneخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekayrılığa düştükleri

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Gökleri ve yeryüzünü yaratan, gizliyi de, açıkta olanı da bilen Allah'ım, ihtilâfa düştükleri şeyler hakkında, kullarının arasında sen hüküm vereceksin.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Gökleri ve yeryüzünü yaratan, gizliyi de, açıkta olanı da bilen Allahʼım, ihtilâfa düştükleri şeyler hakkında, kullarının arasında sen hüküm vereceksin.

Adem Uğur

De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de aşikârı da bilen Allah! Kullarının arasında, ayrılığa düştükleri şeyin hükmünü ancak sen vereceksin.

Ahmed Hulusi

De ki: "Ey Allah'ım, semaların ve arzın Fatır'ı; gaybı ve şehadeti bilen; tartıştıkları konuda kulların arasında sen hüküm verirsin!"

Ahmet Tekin

'Allahım, ey gökleri ve yeri yaratan! Duyu ve bilgi alanı ötesini, gayb âlemini ve görülen âlemi bilen! Kullarının ihtilâfa, ihtilâf çıkarmaya devam ettikleri konularda, aralarında, sen, yalnız sen hüküm vereceksin.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de görüneni de bilen Allah'ım! Aralarında ayrılığa düşmüş oldukları konularda, kullarının arasında sen hüküm vereceksin.'

Ali Bulaç

De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve müşahede edilebileni bilen Allah'ım. Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, kullarının arasında sen hüküm vereceksin."

Ali Fikri Yavuz

De ki: “- Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybi ve hazırı bilen Allahım! Kularının arasında, o ayrılığa düştükleri (dine ait) şeyler hakkında sen hüküm vereceksin.”

Ali Rıza Safa

De ki: "Allahım! Gökleri ve yeryüzünü Yoktan Yaratan! Gizli gerçekleri ve görünenleri Bilen! Kullarının uyuşmazlığa düştüğü şeyler hakkında, Sen yargı vereceksin!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Ey Allah'ım!Ey göklerin ve yerin yoktan yaratıcısı!Ey gizli ve açık her şeyi bilen! Kullarının, arasında ayrılığa düştükleri konularda hüküm verecek sensin."

Bekir Sadak

De ki: «Ey goklerin, yerin yaratani, gorulmeyeni ve goruleni bilen Allah! Kullarinin ayriliga dustukleri seyler hakkinda aralarinda Sen hukmedeceksin.»

Celal Yıldırım

De ki: Ey gökleri ve yeri örneksiz, misalsiz yaratan, ortada olanı ve olmayanı, görüneni, görünmeyeni bilen Allahım ! Farklı görüş ve iddialarda bulundukları hususlar hakkında kulların arasında sen hüküm vereceksin.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Ey gökleri ve yeri yaratan, duyular ötesini ve duyular âlemini bilen Allahım! İhtilâfa düştükleri konularda kulların arasında hükmü sen vereceksin.”

Diyanet İşleri

De ki: "Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Ey göklerin, yerin yaratanı, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'ım! Kullarının ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında Sen hükmedeceksin.'

Diyanet Vakfi

De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de aşikârı da bilen Allah! Kullarının arasında, ayrılığa düştükleri şeyin hükmünü ancak sen vereceksin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Ey gökleri ve yeri yaratan, görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'ım! Kulların arasında, o ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında sen hüküm vereceksin.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'ım, kullarının arasında o ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında sen hüküm vereceksin!"

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: ey Gökleri ve Yeri yaradan ve gayb-ü şehadeti bilen Allahım! Kullarının arasında o ıhtılaf edip durdukları şeyler hakkında sen huküm vereceksin

Erhan Aktaş

De ki: "Göklere ve yere işleyiş yasalarını koyan, gaybı ve görüneni bilen Allah'ım! Kullarının aralarında çekiştikleri şeyler hakkında hüküm verecek olan Sen'sin."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Göklere ve yere işleyiş yasalarını koyan, gaybı ve görüneni bilen Allah'ım! Kullarının aralarında çekiştikleri şeyler hakkında hüküm verecek olan Sen'sin."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Göklere ve yere işleyiş yasalarını koyan, gaybı ve görüneni bilen Allah'ım! Kullarının aralarında çekiştikleri şeyler hakkında hüküm verecek olan Sen'sin."

Fizilal-il Kuran

De ki: «Ey gökleri ve yeri yoktan var eden, görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'ım! Kullarının ayrılığa düştükleri konularda sen hükmedersin.»

Gültekin Onan

De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan (fatır), gaybı ve müşahede edilebileni bilen Tanrım. Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, kullarının arasında sen hüküm vereceksin."

Hamdi Döndüren

De ki: “Ey gökleri ve yeri yoktan var eden, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah’ım! Görüş ayrılığına düştükleri konularda, kullarının arasında ancak sen hükmedersin!”

Hasan Basri Çantay

De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de, aşikarı da bilen Allah, kullarının arasında ihtilaf etmekde oldukları şeyler hakkındaki hükmü sen vereceksin".

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de açıkta olanı da bilen Allah'ım! Kullarının arasında, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda hükmü ancak sen vereceksin.

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Ey gökleri ve yeri yaratan, görünmeyeni ve görüneni bilen Allah’ım! Hakkında ihtilâfa düşegeldikleri şeyler husûsunda kullarının arasında ancak sen hüküm vereceksin!'

İbni Kesir

De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'ım; ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kulların arasında Sen hükmedersin.

Mehmet Okuyan

De ki: “Ey gökleri ve yeri yoktan yaratan, görünmeyeni de görüneni de bilen Allah’ım! Kullarının arasında, ayrılığa düştükleri şeyin hükmünü ancak sen vereceksin.”

Muhammed Esed

De ki: "Ey Allahım! Ey gökleri ve yeri yaratan! Ey yaratılmış varlıkların kavrayış alanı dışındaki şeyleri de, yaratılmışların akıl ve duyularıyla görüp gözleyebildiklerini de bilen! Kullarının ayrılığa düştükleri her konuda (Kıyamet Günü) aralarında hüküm verecek olan Sensin!"

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Allah'ım! Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Ey idraki aşan hakiketleri de, idrak edilenleri de bilen! Kullarının tartıştıkları konularda, aralarında son sözü söyleyecek olan yalnızca Sensin, Sen!

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Ey gökleri ve yeri yaratan ve gizli ve âşikâre olanı bilen Allah'ım! Sen kullarının arasında kendisinde ihtilâf eder oldukları şeyler hakkında hükmedersin.»

Ömer Öngüt

De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de âşikârı da bilen Allah'ım! Kullarının arasında ayrılığa düştükleri şeyin hükmünü ancak sen verirsin. "

Suat Yıldırım

Sen şöyle dua et!: "Allah’ım! Ey gökleri ve yeri yaratan! Ey görünen görünmeyen ne varsa bilen. Hakkında ihtilaf ettikleri her meselede kulların arasında Sen elbette hükmedeceksin. Ben bu güven içinde bekliyor ve sabrediyorum."

Süleyman Ateş

De ki: "Allah'ım, ey gökleri ve yeri yoktan var eden, görülmeyeni ve görüleni bilen! Ancak Sen, ayrılığa düştükleri şeylerde kullarının arasında hükmedersin."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Göklerin ve yerin yaratıcısı, gaybı ve şehadeti (algılanamayanı da algılanabileni de) bilen Allah'ım! Kullarının ihtilafa düştükleri şeylerde, aralarında hükmü sen vereceksin!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Göklerin ve yerin yaratıcısı, görüneni de görünmeyeni de bilen Allah'ım! Kullarının tartıştığı her konuda, aralarında hüküm verecek olan sensin."

Şaban Piriş

De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, görülmeyeni ve görüleni bilen Allahım, hakkında anlaşmazlığa düştükleri hususlarda kulların arasında hüküm verecek sensin.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve müşahade edilebileni de bilen Allah'ım. Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, kullarının arasında sen hüküm vereceksin.»

Ümit Şimşek

De ki: Ey gökleri ve yeri hiç yoktan yaratan, görünür ve görünmez herşeyi bilen Allahım! Anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında, kulların arasında hükmü Sen verirsin.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Ey Allah'ım! Ey gökleri ve yeri yaratan, ey görülemeyeni ve görüleni bilen! Sen hüküm vereceksin kulların arasında, ihtilaf ettikleri şeyler hakkında."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Ey göyləri və yeri Yaradan, qeybi və aşkarı Bilən Allahım! Qullarının arasında baş verən ziddiyyətlərlə bağlı hökmü yalnız Sən verəcəksən!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″Ey göyləri və yeri yoxdan yaradan, ey gizlini və aşkarı bilən Allah! Bəndələrin arasında ixtilafda olduqları (məsələlər) barəsində Sən hökm edəcəksən!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺO mein Herr! Schöpfer der Himmel und der Erde, Kenner des Verborgenen und des Sichtbaren! Du richtest zwischen Deinen Dienern über die Fragen, über die sie gestritten haben.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: O Allah, Erschaffer der Himmel und der Erde, Kenner des Verborgenen und des Offenbaren! Du wirst zwischen Deinen Dienern über das richten, worüber sie uneinig zu sein pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺO Allah! Schöpfer der Himmel und der Erde ! Kenner des Verborgenen und des Offenbaren! Du allein wirst zwischen Deinen Dienern richten über das, worüber sie uneins waren.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺALLAH, DU Schöpfer der Himmel und der Erde, Der Allwissende über das Verborgene und das Sichtbare! DU richtest unter Deinen Dienern in dem, worüber sie uneins zu sein pflegten.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say O Muhammad in your prayer: O Allah, the Creator of the heavens and the earth, Omniscient of the invisible and the unknown as well as of the evident and the known, You shall sit in judgement and judge between Your people the worshippers and the non worshippers You will give decisions on matters of variance and on religious matters which created among them an age of dissension and discord.

Abdul Haleem

Say, ‘God! Creator of the heavens and earth! Knower of all that is hidden and all that is open, You will judge between Your servants regarding their differences.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "O Allah! Creator of the heavens and the earth! Knower of all that is hidden and open! it is Thou that wilt judge between Thy Servants in those matters about which they have differed."

Abul A'la Maududi

Say: "O Allah, the Originator of the heavens and the earth, the Knower of the unseen and the seen, You it is Who will judge among Your servants concerning what they differed.

Aisha Bewley

Say: ‘O Allah, Originator of the heavens and the earth, Knower of the Unseen and the Visible, You will judge between Your slaves regarding what they differed about. ’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "O Allâh! Creator of the heavens and the earth! All-Knower of the Ghaib (Unseen) and the seen! You will judge between your slaves about that wherein they used to differ."

Ali Quli Qarai

Say, ‘O Allah! Originator of the heavens and the earth, Knower of the sensible and the Unseen, You will judge between Your servants concerning that about which they used to differ. ’

Amatul Rahman Omar

Say, `O Allâh! Originator of the heavens and the earth, Possessor of the knowledge of the unseen and the seen, You alone judge between Your servants concerning that wherein they differ. '

Arthur John Arberry

Say: 'O God, Thou originator of the heavens and the earth who knowest the Unseen and the Visible, Thou shalt judge between Thy servants touching that whereon they are at variance. '

Bijan Moeinian

Say: "O Lord, Originator of the heavens and the earth, Knowledgeable of the secrets of the tangible and intangible universe. You are the Only One Who will judge between us in what we differ in."

E. Henry Palmer

Say, 'O God! originator of the heavens and the earth, who knowest the unseen and the visible, thou wilt judge between thy servants concerning that whereon they do dispute!'

Edip-Layth

Say, "Our god, Initiator of the heavens and the earth, Knower of the unseen and the seen, You will judge between Your servants regarding what they disputed in."

George Sale

Say, O God, the creator of heaven and earth, who knowest that which is secret, and that which is manifest; thou shalt judge between thy servants concerning that wherein they disagree.

Hamid S. Aziz

Say, "O Allah! Originator of the heavens and the earth, Knower of the unseen and the seen! Only Thou judgest between Thy servants as to that wherein they differ. "

Mahmoud Ghali

Say, (This is addressed to the Prophet) "O Allah, (The Arabic word has the supplication suffix-umma) Originator (Literally: Renderer) of the heavens and the earth, Knower of the Unseen and the Witnessed, You will judge among Your bondmen concerning whatever they used to differ about. "

Marmaduke Pickthall

Say: O Allah! Creator of the heavens and the earth! Knower of the Invisible and the Visible! Thou wilt judge between Thy slaves concerning that wherein they used to differ.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "O God, the originator of the heavens and the earth, the knower of the unknown and the known, You alone will judge between Your creatures for things they differed about. "

Muhammad Asad

Say: "O God! Originator of the heavens and the earth! Knower of all that is beyond the reach of a created being’s perception, as well as of all that can be witnessed by a creature’s senses or mind! It is Thou who wilt judge between Thy servants [on Resurrection Day] with regard to all on which they were wont to differ!"

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "O Allah—Originator of the heavens and the earth, Knower of the seen and unseen! You will judge between Your servants regarding their differences."

Progressive Muslims

Say: "O God, Initiator of the heavens and the Earth, Knower of the unseen and the seen, You will judge between Your servants regarding what they disputed in. "

Sahih International

Say, "O Allah, Creator of the heavens and the earth, Knower of the unseen and the witnessed, You will judge between your servants concerning that over which they used to differ. "

Sam Gerrans

Say thou: “O God, the Creator of the Heavens and the Earth, the Knower of the Unseen and the Seen: Thou wilt judge between Thy servants concerning that wherein they differed.”

Shabbir Ahmed

Say, "O Allah! Originator of the heavens and the earth, Knower of the Invisible and the Visible! It is You Who will judge between Your servants wherein they differed. "

Syed Vickar Ahamed

Say: "O Allah! Creator of the heavens and the earth! Knower of all that is hidden (Aa’lam-al-Ghaib), and all that is seen! It is You, Who will judge between Your Servants in those matters about which they have differed. "

Taqi Usmani

Say, "O Allah, the Creator of the heavens and the earth, the Knower of the unseen and the seen, you will judge between Your servants in that about which they used to differ.

The Monotheist Group

Say: "Our god, Initiator of the heavens and the earth, Knower of the unseen and the seen, You will judge between Your servants regarding what they disputed in."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺO Allah, Créateur des cieux et de la terre, Connaisseur de tout ce que le monde ignore comme de ce quʹil perçoit, cʹest Toi qui jugeras entre Tes serviteurs ce sur quoi ils divergeaientʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Ey Xwedayê min, ey xaliqê asîmanan û erdê, ey zanayê nependî û darîçavê! Yê ku di navbera bendeyên xwe de li ser ya ku bi hev ketin de hukim dike her Tu yî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺO God, schepper van de hemelen en de aarde, kenner van het verborgene en het waarneembare, U oordeelt tussen Uw dienaren over dat waarover zij het oneens waren.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: O God! schepper van hemel en aarde, die weet wat geheim en wat duidelijk is, gij zult tusschen uwe dienaren richten nopens datgene waaromtrent zij verschillen.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺO Allah, de Schepper van de hemelen en de aarde, de Kenner van het onwaarneembare en het waarneembare, U oordeelt over Uw dienaren over dat waarover zij van mening verschillen.ʺʹ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи: «О Аллах, Творец небес и земли, Ведающий сокровенное и явное! Ты рассудишь между Твоими рабами то, в чем они разногласили (в земной жизни)».

Rusça — Osmanov

Скажи: ʺО Аллах, создатель небес и земли, знающий и сокровенное и явное! Лишь Ты судишь между Твоими рабами о том, в чем они расходятсяʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺHerre, min Gud! Himlarnas och jordens Skapare! Du som känner allt det som är dolt för människor och det som de kan bevittna! (En dag) skall Du döma mellan Dina tjänare i allt det som de var oense om!ʺ