(39-40) De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!"

قُلْ يَاقَوْمِ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنِّي عَامِلٌ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَنْ يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُقِيمٌ

ḳul yā ḳavmi ǎ'melū ǎlā mekānetikum innī ǎāmilun fe sevfe teǎ'lemūne / men ye'tīhi ǎƶābun yuḣzīhi ve yeHillu ǎleyhi ǎƶābun muḳīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2يَاقَوْمِyā ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhEY/HEY/AH kavmim
3اعْمَلُواǎ'melūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapın
4عَلٰىǎlāgöre
5مَكَانَتِكُمْmekānetikumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinimkanınıza
6اِنِّيinnīelbette ben de
7عَامِلٌǎāmilunع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyorum
8فَسَوْفَfe sevfeyakında
9تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebileceksiniz
1مَنْmenkime?
2يَأْتِيهِye'tīhiا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekgeliyor
3عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab
4يُخْزِيهِyuḣzīhiخ ز يAlçalmak/aşağılanmak/bayağılaşmak/değersizleşmek, sınav veya acı ve kötülüğe düşmek, çirkin davranışlar veya özellikler göstermek, onursuzluk nedeniyle kafası karışmak veya şaşkına dönmek, utanç duymak veya utançtan etkilenmek.onu rezil eden
5وَيَحِلُّve yeHilluح ل لÇözmek/açmak (düğüm), affetmek (günah), çözmek (zorluk/problem/bilmece), çözmek, affetmek, eritmek/sıvılaştırmak. Bir şeyi analiz etmek. Bir yerde ikamet etmek/konaklamak/yerleşmek, bir yer almak veya işgal etmek, yapılması gereken veya gerekli olan şey, kefaretini ödemek/geri almak/yeminden kurtulmak, yeminde istisna yapmak, bir şeyi yasal veya kabul edilebilir saymak veya düşünmek.ve (kimin) konuyor?
6عَلَيْهِǎleyhiüzerine
7عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab
8مُقِيمٌmuḳīmunق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhsürekli

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Aşağılatıcı azap kime gelecek ve dâimî azâbı kim hakedecek?

Abdulkadir Gölpınarlı

Aşağılatıcı azap kime gelecek ve dâimî azâbı kim hakedecek?

Adem Uğur

Kendisini rezil edecek azap kime geleceğini ve sürekli bir azabın kimin üzerine konacağını.

Ahmed Hulusi

"Kime geliyor aşağılayıcı azap (ölüm) ve kime gelmekte daimi azap (cehennem)?"

Ahmet Tekin

'Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime kurtuluşu mümkün olmayan, özel, kesintisiz, sürekli azap inecek, öğreneceksiniz.'

Ahmet Varol

Rezil edici azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kimin başına ineceğini.

Ali Bulaç

Kendisini aşağılık kılan azab kime geliyor ve kesintisiz azab kimin üzerine çöküp kaçınılmaz oluyor?

Ali Fikri Yavuz

Kimmiş o kendisine rüsvay edici bir azab gelecek olan ve üzerine devamlı bir azab incek olan?”

Ali Rıza Safa

"Alçaltıcı cezanın kime geleceğini ve sürekli cezanın kimin üzerine ineceğini!"

Bayraktar Bayraklı

- De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapınız, doğrusu ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azap, kime gelecek, kime sürekli azap inecek, yakında bileceksiniz!"

Bekir Sadak

(39-40) De ki: «Ey milletim! Durumunuzun gerektirdigini yapin; dogrusu ben de yapacagim. Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime surekli azap inecek bileceksiniz.»

Celal Yıldırım

(39-40) De ki: Ey milletim! Bulunduğunuz hal, kurduğunuz düzen, başvurduğunuz çare üzere yapacağınızı yapın; şüpheniz olmasın ki, ben de gerekeni yapmaya çalışıyorum. Kime rüsvay edici azabın geleceğini ve üzerine devamlı azabın ineceğini ileride bilip anlayacaksınız.

Diyanet İşleri

(39-40) De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!"

Diyanet İşleri (eski)

(39-40) De ki: 'Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın; doğrusu ben de yapacağım. Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime sürekli azap inecek bileceksiniz.'

Diyanet Vakfi

(39-40) De ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yapın; doğrusu ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime sürekli azap inecek, yakında bileceksiniz!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Kendisini rezil edecek azabın kime geleceğini ve sürekli bir azabın kimin üzerine konacağını.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kime kendisini rezil edecek bir azabın geleceğini ve yerli (kalıcı) bir azabın kimin üstüne ineceğini!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Kimmiş o kendine rüsvay edecek bir azab gelecek ve üstüne yerli bir azab inecek?

Erhan Aktaş

"Alçaltıcı azabın ve kalıcı azabın kime geleceğini."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Alçaltıcı azabın ve kalıcı azabın kime geleceğini."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Alçaltıcı ve kalıcı azabın kime geleceğini."

Fizilal-il Kuran

Kendisini rezil edecek azap kime geliyor? Kime sürekli azab inecek?

Gültekin Onan

Kendisini aşağılık kılan azab kime geliyor ve kesintisiz azab kimin üzerine çöküp kaçınılmaz oluyor?

Hamdi Döndüren

“Alçaltıcı azap kime geliyor ve sürekli azap kimin üzerine iniyor!”

Hasan Basri Çantay

Kendisine rüsvay edici bir azab gelecek olan kim miş, üzerine daimi bir azab (çatıb) konacak bulunan kim miş"?

Hasib Asutay

Kendisini rezil edecek azap kime geliyor ve ebedî azap kimin üzerine konuyor?

Hayrat Neşriyat

(39-40) De ki: 'Ey kavmim! Elinizden geleni yapın; doğrusu ben de (onu) yapan bir kimseyim. Kendisini rezîl edecek bir azâbın kime geleceğini ve devamlı bir azâbın kimin üzerine ineceğini artık ileride bileceksiniz!'

İbni Kesir

Kendisine rüsvay edici bir azab gelecek olan kim, üzerine sürekli azab inecek olan kim?

Mehmet Okuyan

De ki: “Ey kavmim! Bulunduğunuz yerde (elinizden geleni) yapın! Şüphesiz ki ben de (görevimi) yapacağım!” Kendisini rezil edecek azabın kime geleceğini ve kalıcı bir azabın kime konacağını ileride bileceksiniz.

Muhammed Esed

kimi (bu dünyada) utanıp rezil olacağı bir azaba duçar olacak ve kimi de (öteki dünyada) kesintisiz bir azabın ortasına düşecek!"

Mustafa İslamoğlu

muhatabını alçaltan (dünyevi) azabın kimi gelip bulacağını ve (ahiretteki) kalıcı cezanın kimin başına çökeceğini...

Ömer Nasuhi Bilmen

«Kim imiş o kimse ki, ona kendisini zelil edecek bir azap gelecek ve üzerine devamlı bir azap inecek.»

Ömer Öngüt

"Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, sürekli azap kime inecek!"

Suat Yıldırım

(39-40) Hem de ki: "Ey halkım! Siz elinizden gelen fenalığı yapın, ama ben de işime devam edeceğim. Zelil ve rezil eden azabın dünyada kime geleceğini, âhirette ise devamlı azabın kimin başına ineceğini yakında öğrenirsiniz."

Süleyman Ateş

"Kendisini rezil edecek azab kime geliyor ve sürekli azab kimin üzerine konuyor?"

Süleymaniye Vakfı

rezil edici azap kime gelecek, kalıcı azap kimin üzerine çökecek (öğreneceksiniz)."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Alçaltıcı azap kime gelecekmiş ve kalıcı azap kime inecekmiş."

Şaban Piriş

Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kalıcı azabın kimin üzerine ineceğini...

Tefhim-ul Kuran

Kendisini aşağılık kılan azab kime geliyor ve kesintisiz azab kimin üzerine çöküp kaçınılmaz oluyor?

Ümit Şimşek

Hor ve hakir edici bir azap kime gelir, kalıcı bir azap kime inermiş!

Yaşar Nuri Öztürk

Kime geliyor rezil edici azap, kime iniyor bitip tükenmeyen azap!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

kimə rüsvayedici əzab gələcək, kim də sürəkli əzaba düçar olacaqdır”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Rüsvayçı əzab kimə gələcək, kim həmişəlik əzaba düçar olacaqdır!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

wen eine entehrende qualvolle Strafe erfassen und wen eine dauerhafte Strafe treffen wird.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

über wen eine Strafe kommen wird, die ihn in Schande stürzt, und (über wen) eine beständige Strafe hereinbrechen wird.

Almanca — M. A. Rassoul

über wen eine Strafe kommt, die ihn schänden wird, und auf wen eine ewige Strafe niederfährt.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

wen Peinigung überkommt, welche ihn erniedrigt, und bei wem sich eine ständige Peinigung aufhält.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And you shall know who has been destined to receive the blow which will put him to shame and incense him with multiple humiliations and to suffer the everlasting retributive punishment.

Abdul Haleem

who will suffer humiliation, and on whom a lasting torment will descend.’

Abdullah Yusuf Ali

"Who it is to whom comes a Penalty of ignominy, and on whom descends a Penalty that abides."

Abul A'la Maududi

whom the degrading chastisement will visit and upon whom the everlasting chastisement will alight.

Aisha Bewley

who will receive a punishment which disgraces him and will unleash against himself an everlasting punishment. ’

Al-Hilali & Khan

"To whom comes a disgracing torment, and on whom descends an everlasting torment."

Ali Quli Qarai

who will be overtaken by a punishment that will disgrace him, and on whom a lasting punishment will descend. ’

Amatul Rahman Omar

`Who receives a punishment that will disgrace him (in this life), and who suffers from a lasting torment (in the Hereafter)?'

Arthur John Arberry

to whom will come a chastisement degrading him, and upon whom lights a lasting chastisement. '

Bijan Moeinian

"Pretty soon we will see which one of us will be humiliated with an everlasting punishment. "

E. Henry Palmer

He to whom the torment comes it shall disgrace him, and there shall alight upon him lasting torment.

Edip-Layth

You will come to know to whom the humiliating retribution will come, and on whom descends the eternal retribution."

George Sale

on which of us will be inflicted a punishment that shall cover him with shame, and on whom a lasting punishment shall fall.

Hamid S. Aziz

Who it is to whom there shall come a punishment which will disgrace him and to whom will be due an enduring punishment.

Mahmoud Ghali

To whom will come up a torment disgracing him; and upon him will alight a perpetual torment. "

Marmaduke Pickthall

Who it is unto whom cometh a doom that will abase him, and on whom there falleth everlasting doom.

Mohamed Ahmed - Samira

Who suffers the shameful punishment, and on whom falls the everlasting torment.

Muhammad Asad

who it is that shall be visited [in this world] by suffering which will cover him with ignominy, and upon whom long-lasting suffering shall alight [in the life to come]!"

Mustafa Khattab

who will be visited by a humiliating torment ˹in this life˺ and overwhelmed by an everlasting punishment ˹in the next˺."

Progressive Muslims

"To whom the humiliating retribution will come, and on whom descends the eternal retribution. "

Sahih International

To whom will come a torment disgracing him and on whom will descend an enduring punishment. "

Sam Gerrans

“To whom there comes a punishment that disgraces him, and upon whom there descends a lasting punishment.”

Shabbir Ahmed

As to who it is whom covers the torment of humiliation in this world and the Doom ever-Lasting. " (6:136), (11: 93-121), (20:135), (39:39).

Syed Vickar Ahamed

"To whom comes a penalty of dishonor, and upon whom will fall a penalty that stays forever. "

Taqi Usmani

as to who will be visited by a punishment that will disgrace him, and upon whom a lasting punishment will rest.

The Monotheist Group

"To whom the humiliating retribution will come, and on whom an eternal retribution will be cast."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

sur qui sʹabattra un châtiment qui lʹavilira; et sur qui se justifiera un châtiment durableʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ka ezabê ku wî riswa bike dê were ser kê û ka ezabê seraqetî dê (li axiretê) bê ser kê!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

tot wie er een bestraffing komt die hem te schande maakt en op wie een blijvende bestraffing zal neerkomen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hierna zult gij weten aan wien van ons eene straf zal worden opgelegd, die hem met schaamte bedekken, en op wien eene zware straf nederkomen zal.

Hollandaca — Siregar

Tot wie een bestraffing komt: die zal door hem vemederd worden, en een blijvende bestraffing zal op hem rusten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

к кому (из нас) придет наказание, унижающее его [наказание в этом мире], и над кем пребудет постоянное наказание [наказание в Вечной жизни]».

Rusça — Osmanov

что тот, кого постигнет наказание, будет обесславлен [в этом мире], что наказание [в том мире] пребудет над ним во веки вековʺ.