Kim, Allah'a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!?
فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَذَبَ عَلَى اللّٰهِ وَكَذَّبَ بِالصِّدْقِ اِذْ جَاءَهُ اَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْكَافِرِينَ
fe men eZlemu mimmen keƶebe ǎlā (a)llahi ve keƶƶebe bi S-Sidḳi iƶ cā'ehu e leyse fī cehenneme meṧven li l-kāfirīne
Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.
وَالَّذِي جَاءَ بِالصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِهِ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
ve elleƶī cā'e bi S-Sidḳi ve Saddeḳa bihi ulāike humu l-mutteḳūne
Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır.
لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ عِنْدَ رَبِّهِمْ ذٰلِكَ جَزٰٓؤُا الْمُحْسِنِينَ
lehum mā yeşā'ūne ǐnde rabbihim ƶālike cezā'u l-muHsinīne
Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı).
لِيُكَفِّرَ اللّٰهُ عَنْهُمْ اَسْوَاَ الَّذِي عَمِلُوا وَيَجْزِيَهُمْ اَجْرَهُمْ بِاَحْسَنِ الَّذِي كَانُوا يَعْمَلُونَ
li yukeffira (a)llahu ǎnhum esvee elleƶī ǎmilū ve yecziyehum ecrahum bi eHseni elleƶī kānū yeǎ'melūne
Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan (Allah'tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.
اَلَيْسَ اللّٰهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ وَيُخَوِّفُونَكَ بِالَّذِينَ مِنْ دُونِهِ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ
e leyse (a)llahu bi kāfin ǎbdehu ve yuḣavvifūneke bi(e)lleƶīne min dūnihi ve men yuDlili (a)llahu fe mā lehu min hādin
Allah, kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibi değil midir?
وَمَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُضِلٍّ اَلَيْسَ اللّٰهُ بِعَزِيزٍ ذِي انْتِقَامٍ
ve men yehdi (a)llahu fe mā lehu min muDillin e leyse (a)llahu bi ǎzīzin ƶī ntiḳāmin
Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette, "Allah", derler. De ki: "Peki söyleyin bakalım? Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah'ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O'nun rahmetini engelleyebilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O'na tevekkül ederler."
وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُ قُلْ اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَنِيَ اللّٰهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّهِ اَوْ اَرَادَنِي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ
ve le in seeltehum men ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe le yeḳūlunne (a)llahu ḳul e fe raeytum mā ted'ǔne min dūni (a)llahi in erādeniye (a)llahu bi Durrin hel hunne kāşifātu Durrihi ev erādenī bi raHmetin hel hunne mumsikātu raHmetihi ḳul Hasbiye (a)llahu ǎleyhi yetevekkelu l-mutevekkilūne
(39-40) De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!"
قُلْ يَاقَوْمِ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنِّي عَامِلٌ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَنْ يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُقِيمٌ
ḳul yā ḳavmi ǎ'melū ǎlā mekānetikum innī ǎāmilun fe sevfe teǎ'lemūne / men ye'tīhi ǎƶābun yuḣzīhi ve yeHillu ǎleyhi ǎƶābun muḳīmun