(Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

فَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْ اِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

fe lā yeHzunke ḳavluhum innā neǎ'lemu mā yusirrūne ve mā yuǎ'linūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَاfe lā
2يَحْزُنْكَyeHzunkeح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.seni üzmesin
3قَوْلُهُمْḳavluhumق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleonların sözü
4اِنَّاinnābiz elbette
5نَعْلَمُneǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebiliyoruz
6مَا
7يُسِرُّونَyusirrūneس ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltukonların gizlediklerini
8وَمَاve māve
9يُعْلِنُونَyuǎ'linūneع ل نAçık olmak, açığa çıkmak, halka açık olmak, bilinir hale gelmek, ortaya çıkarmakaçığa vurduklarını

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Mahzûn etmesin seni onların sözleri; şüphe yok ki biz, gizlediklerini de biliriz, açığa vurduklarını da.

Abdulkadir Gölpınarlı

Mahzûn etmesin seni onların sözleri; şüphe yok ki biz, gizlediklerini de biliriz, açığa vurduklarını da.

Adem Uğur

(Resûlüm!) O halde onların sözleri sakın seni üzmesin. Kuşkusuz biz, onların gizlemekte olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

Ahmed Hulusi

O halde onların lafı seni mahzun etmesin. . . Muhakkak ki biz onların gizlediklerini de açıkladıklarını da biliriz.

Ahmet Tekin

Rasulüm, onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizledikleri niyetlerini, halkı yanıltan fısıltılar yayarak yaptıkları faaliyetleri de, açıkça söylediklerini, alenen yaptıklarını da biliyoruz.

Ahmet Varol

Artık onların sözleri seni üzmesin. Şüphesiz biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

Ali Bulaç

Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

Ali Fikri Yavuz

O halde (Ey Rasûlüm), o kâfirlerin sözü, (tekzibi) seni mahzun etmesin. Biz, onların (içlerinde) gizlediklerini de, açığa vurduklarını da biliriz.

Ali Rıza Safa

Artık, onların sözleri seni üzmesin. Kuşkusuz, Biz, gizlediklerini de açıkladıklarını da biliriz.

Bayraktar Bayraklı

O halde, onların sözleri sakın seni üzmesin. Şüphesiz biz, onların gizlemekte olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

Bekir Sadak

Bunlarin sozu seni uzmesin. Biz onlarin gizlediklerini de, aciga vurduklarini da suphesiz biliriz.

Celal Yıldırım

Sakın onların sözü seni üzmesin. Şüphesiz ki, biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da biliriz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da elbette biliyoruz.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

Diyanet İşleri (eski)

Bunların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da şüphesiz biliriz.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) O halde onların sözleri sakın seni üzmesin. Kuşkusuz biz, onların gizlemekte olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O halde onların sözleri seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz, dışlarını da.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde onların lakırdıları seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz dışlarını da.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde onların lakırdıları seni mahzun etmesin, biz onların içlerini de biliriz dışlarını da

Erhan Aktaş

Artık onların sözleri seni üzmesin. Biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık onların sözleri seni üzmesin. Biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık onların sözleri seni üzmesin. Biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

Fizilal-il Kuran

Onların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

Gültekin Onan

Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

Hamdi Döndüren

Onların sözleri seni üzmesin. Çünkü biz onların gizlemiş olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

Hasan Basri Çantay

O halde (habibim) onların lafı seni gamnak etmesin. Şübhe yok ki biz onların neler gizlemekde olduklarını, neler açıklaya geldiklerini biliyoruz.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Artık onların sözü (19) seni üzmesin. Şüphesiz biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz. (19. Sen peygamber değilsin vb. sözleri.)

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Öyle ise onların sözü, seni üzmesin! Şübhesiz ki biz,(onlar) neyi gizlerler ve neyi açıklarlarsa biliriz.

İbni Kesir

Onların sözü seni üzmesin. Şüphesiz ki Biz; onların gizlediklerini de, açıkladıklarını da biliriz.

Mehmet Okuyan

Onların sözleri seni üzmesin! Biz onların gizlemekte olduklarını da açığa vurduklarını da biliyoruz.

Muhammed Esed

Ama o (hakikati inkar eden)lerin sözlerinden üzüntüye kapılma; şüphe yok ki Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da biliriz.

Mustafa İslamoğlu

Artık onların sözleri seni üzmesin: unutma ki Biz onların gizlediklerini de biliriz, açıkladıklarını da.

Ömer Nasuhi Bilmen

İmdi onların lâkırdıları seni mahzun etmesin. Şüphe yok ki Biz, onların neleri gizlediklerini ve neleri ilan ettiklerini biliyoruz.

Ömer Öngüt

Sözleri seni üzmesin. Şüphesiz ki biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliriz.

Suat Yıldırım

O halde ey Resulüm, üzülme sen onların laflarına, onların gizlediklerini de iyi biliriz, açıkladıklarını da, sen hiç tasalanma!

Süleyman Ateş

Onların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

Süleymaniye Vakfı

Onların sözleri seni üzmesin; biz neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını biliyoruz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların sözleri seni üzmesin; biz neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını biliriz.

Şaban Piriş

Onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açıkladıklarını da elbette biliyoruz.

Tefhim-ul Kuran

Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten biz, onların saklamakta olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

Ümit Şimşek

Onların sözü seni tasalandırmasın. Biz onların sakladıklarını da biliriz, açığa vurduklarını da.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık onların sözü seni üzmesin! Biz onların sır olarak tuttuklarını da açıkladıklarını da biliyoruz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onların sözü səni kədərləndirməsin. Şübhəsiz ki, Biz onların nəyi gizli saxladıqlarını və nəyi aşkar etdiklərini bilirik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Onların (sən peyğəmbər deyilsən, şairsən) sözü səni kədərləndirməsin. Biz onların gizlində də, aşkarda da nə etdiklərini bilirik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gräme dich nicht über das, was sie über Gott sagen! Wir wissen, was sie verbergen und was sie äußern.

Almanca — Der Edle Quran

Ihre Worte sollen dich nicht traurig machen. Wir wissen ja, was sie geheimhalten und was sie offenlegen.

Almanca — M. A. Rassoul

so laß dich daher von ihrer Rede nicht betrüben. Wir wissen, was sie verbergen und was sie offenkund tun.

Almanca — Muhammad Zaidan

So laß ihre Worte dich nicht traurig machen! Gewiß, WIR wissen, was sie verheimlichen und was sie offenlegen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, let not their vain and unreasonable discourse O Muhammed grieve you at heart. We do know what they converse secretly or whisper under their breath and what they suggest secretly to the mind and all that their breasts store of thoughts and feelings. And We are well acquainted with all that they utter loudly and with all that is being said.

Abdul Haleem

So [Prophet] do not be distressed at what they say: We know what they conceal and what they reveal.

Abdullah Yusuf Ali

Let not their speech, then, grieve thee. Verily We know what they hide as well as what they disclose.

Abul A'la Maududi

Let not their words grieve you. Surely We know all things about them, what they conceal and what they reveal.

Aisha Bewley

So do not let their words distress you. We know what they keep secret and what they divulge.

Al-Hilali & Khan

So let not their speech, then, grieve you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم). Verily, We know what they conceal and what they reveal.

Ali Quli Qarai

So do not let their remarks grieve you. We indeed know whatever they hide and whatever they disclose.

Amatul Rahman Omar

And do not let their words cause you grief. Verily, We know what they conceal and what they profess (and they will be paid back in their own coins).

Arthur John Arberry

So do not let their saying grieve thee; assuredly We know what they keep secret and what they publish.

Bijan Moeinian

Never mind them, I (God) know them inside out.

E. Henry Palmer

But let not their speech grieve thee: verily, we know what they conceal and what they display.

Edip-Layth

So do not be saddened by what they say. We are fully aware of what they conceal and what they declare.

George Sale

Let not their speech, therefore, grieve thee: We know that which they privately conceal, and that which they publicly discover.

Hamid S. Aziz

Therefore let not their speech grieve you; surely We know what they do in secret and what they do openly.

Mahmoud Ghali

So do not let their saying grieve you. Surely We know whatever they keep secret and whatever they make public.

Marmaduke Pickthall

So let not their speech grieve thee (O Muhammad). Lo! We know what they conceal and what proclaim.

Mohamed Ahmed - Samira

So be not grieved by what they say. We certainly know what they hide and disclose.

Muhammad Asad

However, be not grieved by the sayings of those [who deny the truth]: verily, We know all that they keep secret as well as all that they bring into the open.

Mustafa Khattab

So do not let their words grieve you ˹O Prophet˺. Indeed, We ˹fully˺ know what they conceal and what they reveal.

Progressive Muslims

So do not be saddened by what they say. We are fully aware of what they conceal and what they declare.

Sahih International

So let not their speech grieve you. Indeed, We know what they conceal and what they declare.

Sam Gerrans

So let not their speech grieve thee; We know what they conceal and what they make known.

Shabbir Ahmed

So let not their utterances grieve you. Behold, We know what they conceal and what they declare.

Syed Vickar Ahamed

So, do not let their (idle) talk, make you sad (O Prophet!). Surely, We know what they hide and what they say.

Taqi Usmani

So, their remarks must not grieve you. Surely We know what they conceal and what they disclose.

The Monotheist Group

So do not be saddened by what they say. We are fullyaware of what they conceal and what they declare.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Que leurs paroles ne tʹaffligent donc pas! Nous savons ce quʹils cachent et ce quʹils divulguent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ya Muhemmed!) Bila gotina wan te xemgîn neke. Bêguman Em bi ya ku ew vedişêrin û bi ya ku aşkera jî dikin, dizanin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Laat wat zij zeggen jou niet bedroefd maken. Wij weten wat zij in het geheim en wat zij openlijk doen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Laten hunne woorden u dus niet bedroeven: wij kennen wat zij heimelijk verbergen, en datgene wat zij openlijk ontdekken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Пусть же не печалят тебя (о, Пророк) их слова (когда они не признают тебя посланником и говорят, что якобы ты колдун, поэт или сумасшедший): Мы знаем, что они скрывают (в своих душах) и что открывают [делают открыто] (и непременно полностью воздадим им за это).

Rusça — Osmanov

Пусть тебя не огорчают их (т. е. многобожников) речи, ибо Мы ведаем о том, что они утаивают и что говорят открыто.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men gräm dig inte över vad de säger, dessa (förnekare av sanningen). Vi känner deras hemligheter likaväl som det de öppet tillkännager.