Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."

وَجَاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَاقَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَلِينَ

ve cā'e min aḳSā l-medīneti raculun yes'ǎā ḳāle yā ḳavmi ttebiǔ l-murselīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَجَاءَve cā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakve geldi
2مِنْmin-nden
3اَقْصَاaḳSāق ص وUzak, uzakta, uzağa gitmek. Kusva - daha uzak, daha ileride.en uzak yeri-
4الْمَدِينَةِl-medīnetiم د نşehirkentin
5رَجُلٌraculunر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.bir adam
6يَسْعٰىyes'ǎāس ع يÇalışmak, koşmak, gayret etmek, çabalamak, uğraşmak, teşebbüs etmek, koşturmak, emek vermek, didinmekkoşarak
7قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
8يَاقَوْمِyā ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhEY/HEY/AH kavmim
9اتَّبِعُواttebiǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekuyun
10الْمُرْسَلِينَl-murselīneر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen gönderilenler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve şehrin tâ öte ucundan birisi, koşarak gelmişti de ey kavmim demişti, uyun peygamberlere.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve şehrin tâ öte ucundan birisi, koşarak gelmişti de ey kavmim demişti, uyun peygamberlere.

Adem Uğur

Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. "Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!"

Ahmed Hulusi

Şehrin uzak tarafından koşarak bir adam geldi: "Ey halkım, Rasullere tabi olun" dedi.

Ahmet Tekin

O sırada şehrin ta ucundan güvenilir bir adam koşarak geldi. 'Ey kavmim, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderilen peygamberlere uyun, tebliğlerini kabul edin' dedi.

Ahmet Varol

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak gelip dedi ki: 'Ey kavmim! Elçilere uyun.

Ali Bulaç

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.

Ali Fikri Yavuz

(O esnada, elçilerin geldiğini haber alan ve Allah’a ibadet etmekte olan) bir adam (Habîbü’n-Neccar), şehrin tâ ucundan koşarak geldi (ve şöyle) dedi: “- Ey kavmim, uyun bu gönderilen elçilere;

Ali Rıza Safa

Ve kentin en uzaktaki yerinden, bir adam koşarak geldi: "Ey toplumum!" dedi; "Gönderilenleri izleyin!"

Bayraktar Bayraklı

Şehrin en kültürlü adamlarından biri koşarak gelip şöyle dedi: "Ey topluluk, bu peygamberlere uyunuz!"

Bekir Sadak

sehrin obur ucundan kosarak bir adam gelmis ve soyle demisti: «Ey Milletim! Gonderilen elcilere uyun.»

Celal Yıldırım

Şehrin en uzak kesiminden bir adam koşarak geldi ve: «Ey kavmim ! Gönderilen bu elçilere uyun ;

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O sırada şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi; şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.

Diyanet İşleri

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."

Diyanet İşleri (eski)

Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam gelmiş ve şöyle demişti: 'Ey Milletim! Gönderilen elçilere uyun.'

Diyanet Vakfi

Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. «Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: «Ey kavmim! Uyun o elçilere!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

o sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki: "Ey hemşerilerim, uyun o gönderilen elçilere!

Elmalılı Hamdi Yazır

O esnada şehrin ta ucundan bir er koşarak geldi, ey hemşerilerim! dedi; uyun o gönderilen Resullere

Erhan Aktaş

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan Resullere uyun!" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan resullere uyun!" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey halkım, gönderilmiş olan rasullere uyun!" dedi.

Fizilal-il Kuran

Kentin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: «Ey kavmim, elçilere uyun» dedi.

Gültekin Onan

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.

Hamdi Döndüren

Kentin öbür ucundan bir adam koşarak geldi, “Ey kavmim, elçilere uyun!” dedi.

Hasan Basri Çantay

O şehrin en uc (kenar) ından koşarak bir adam geldi. "Ey kavmim, dedi, uyun o gönderilmiş olanlara".

Hasib Asutay

Derken kentin öbür ucundan bir adam (6) koşarak geldi, 'Ey kavmim! Bu elçilere uyun! (6. Bu zat Habibu'n-Necar idi.)

Hayrat Neşriyat

Derken şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi; dedi ki: 'Ey kavmim! (Bu)elçilere uyun!'

İbni Kesir

Şehrin ötebaşından bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: Ey kavmim; gönderilmiş bulunan elçilere uyun.

Mehmet Okuyan

(Bu esnada) şehrin ileri gelenlerinden bir adam koşarak gelmiş ve şunları söylemişti: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun!

Muhammed Esed

Kentin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi (ve) "Ey kavmim!" dedi, "Bu elçilere uyun!

Mustafa İslamoğlu

Derken şehrin en uzağından bir adam koşarak gelip "Ey kavmim" dedi, "Elçilere uyun!

Ömer Nasuhi Bilmen

O şehrin en uzak bir tarafından bir er, koşar bir halde geldi. Dedi ki: «Ey kavmim! O gönderilmiş olanlara tâbi olun.»

Ömer Öngüt

Şehrin en uzak semtinden bir adam koşarak geldi. Dedi ki: "Ey kavmim! Gönderilmiş bulunan bu elçilere uyunuz. "

Suat Yıldırım

Derken... şehrin öte başından, koşarak bir adam geldi ve onlara dedi ki: "N’olur ey kavmim! Gelin siz bu resullere uyun!"

Süleyman Ateş

Kentin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun." dedi.

Süleymaniye Vakfı

Bir adam, şehrin en uzak yerinden koşa koşa gelerek şöyle dedi: "Ey halkım, bu elçilere uyun!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi; "Ey kavmim, uyun bu elçilere!" dedi.

Şaban Piriş

Şehrin öbür ucundan koşa koşa bir adam geldi: -Ey halkım elçilere tabi olun, dedi..

Tefhim-ul Kuran

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: «Ey kavmim, elçilere uyun» dedi.

Ümit Şimşek

Derken şehrin uzak tarafından bir adam koşarak geldi. 'Ey kavmim,' dedi. 'Elçilere uyun.

Yaşar Nuri Öztürk

Kentin öbür ucundan bir adam koşarak gelip şöyle dedi: "Ey topluluk, bu elçilere uyun!"

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Şəhərin kənarından bir kişi qaça-qaça gəlib dedi: “Ay camaat! Elçilərin ardınca gedin!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Da kam ein Mann in Eile vom fernsten Ende der Stadt daher und sagte: ʺIhr Leute! Folgt den Gesandten Gottes!

Almanca — Der Edle Quran

Und es kam vom äußersten Ende der Stadt ein Mann gelaufen. Er sagte: ʺO mein Volk, folgt den Gesandten.

Almanca — M. A. Rassoul

Und es kam vom entferntsten Teil der Stadt ein Mann angelaufen. Er sagte: ʺO meine Leute, folgt den Gesandten!

Almanca — Muhammad Zaidan

Und aus dem entferntesten Teil der Stadt kam ein Mann im Laufschritt, er sagte: ʺMeine Leute! Folgt den Gesandten,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And there came a man from the far end of the city, moved with compassion for his fellow men who rejected what he knew to be the truth, to say to them: "O my people, obey them, they are Messengers entrusted with the spirit of truth- that guides into all truth".

Abdul Haleem

Then, from the furthest part of the city, a man came running. He said, ‘My people, follow the messengers.

Abdullah Yusuf Ali

Then there came running, from the farthest part of the City, a man, saying, "O my people! Obey the messengers:

Abul A'la Maududi

In the meantime a man came running from the far end of the town, saying: "My people, follow the Messengers;

Aisha Bewley

A man came running from the far side of the city, saying, ‘My people! follow the Messengers!

Al-Hilali & Khan

And there came a man running from the farthest part of the town. He said: "O my people! Obey the Messengers.

Ali Quli Qarai

There came a man from the city outskirts, hurrying. He said, ‘O my people! Follow the apostles!

Amatul Rahman Omar

Now, there came a man running from the farthest end of the town. He said, `O my people! follow the Messengers.

Arthur John Arberry

Then came a man from the furthest part of the city, running; he said, 'My people, follow the Envoys!

Bijan Moeinian

At this very moment a man ran toward them from afar saying: "My fellow citizens follow God’s Messengers. "

E. Henry Palmer

And there came from the remote part of the city a man hastening up. Said he, 'O my people! follow the apostles;

Edip-Layth

A man came running from the farthest part of the city, saying: "O my people, follow the messengers."

George Sale

And a certain man came hastily from the farther parts of the city, and said, O my people, follow the messengers of God;

Hamid S. Aziz

They said, "Your evil omen (expectation, foreboding) is with yourselves. What! Is it because you are reminded? Nay, you are a people that transgress all bounds."

Mahmoud Ghali

And (there) came from the remotest part of the city a man going speedily. He said, "O my people, closely follow the Emissaries!

Marmaduke Pickthall

And there came from the uttermost part of the city a man running. He cried: O my people! Follow those who have been sent!

Mohamed Ahmed - Samira

Then a man came running from the other side of the city. "O my people, " he said, "follow the messengers.

Muhammad Asad

At that, a man came running from the farthest end of the city, [and] exclaimed: "O my people! Follow these message-bearers!

Mustafa Khattab

Then from the farthest end of the city a man came, rushing. He advised, "O my people! Follow the messengers.

Progressive Muslims

And a man came running from the farthest part of the city, saying: "O my people, follow the messengers. "

Sahih International

And there came from the farthest end of the city a man, running. He said, "O my people, follow the messengers.

Sam Gerrans

And a man came running from the furthest part of the city. He said: “O my people: follow the emissaries!

Shabbir Ahmed

At that, a man came running from the farthest end of the Town and said, "O My people! Follow these Messengers.

Syed Vickar Ahamed

Then from a far part of the City, came running, a man saying, "O my People! Obey the messengers (of Allah):

Taqi Usmani

And there came a man rushing from the farthest part of the city. He said, "O my people, follow the messengers.

The Monotheist Group

And a man came running from the farthest part of the city, saying: "O my people, follow the messengers."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et du bout de la ville, un homme vint en toute hâte et dit: ʺO mon peuple, suivez les messagers:

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di vê navê de, ji dûrî wî bajarî zilamek bi bez hat û got: Hey qewmê min! Bidin pey van pêxemberan!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En er kwam uit het verste deel van de stad een man aanrennen die tot hen zei: ʺMijn volk! Volgt de gezondenen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zeker man kwam angstig van de verder gelegen gedeelten der stad, en zeide: O mijn volk! volgt de gezanten van God.

Hollandaca — Siregar

En uit het verste gedeelte van de stad kwam een man aangesneld, die zei: ʺO mijn volk, volgt de gezanten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И пришел с конца города (один) человек поспешно. (Он услышал о том, что обитатели селения хотят наказать или убить посланцев). Он сказал: «О, люди! Последуйте за посланцами (которых Аллах направил к вам)!

Rusça — Osmanov

И тут с окраины города прибежал некий муж и воскликнул: ʺО мой народ! Последуйте за посланцами.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Då kom en man springande från stadens andra ände och ropade: ʺLyssna, mitt folk, till budbärarna!