Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."
قَالُوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَلِيمٌ
ḳālū innā teTayyernā bikum le in lem tentehū le nercumennekum ve le yemessennekum minnā ǎƶābun elīmun
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Demişlerdi ki: Gerçekten de sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğramadayız, andolsun ki bu işten vazgeçmezseniz elbette taşlarız sizi ve elbette bizden, elemli bir azâba uğrarsınız.
Adem Uğur
(Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.
Ahmed Hulusi
Dediler ki: "Kuşkusuz sizde uğursuzluk olduğunu düşünüyoruz. . . Andolsun ki, eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlayarak öldüreceğiz ve elbette size bizden feci bir azap dokunacaktır. "
Ahmet Tekin
Onlar: 'Kesinlikle biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlayarak öldürürüz. Bizden size, can yakıcı müthiş bir kötülük dokunur.' dediler.
Ahmet Varol
Dediler ki: 'Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer (yaptığınıza) son vermezseniz andolsun sizi taşlayacağız ve bizden size acıklı bir azap dokunacaktır.'
Ali Bulaç
Dediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azab dokunacaktır."
Ali Fikri Yavuz
(Onlar, elçilere) dediler ki: “- Doğrusu biz, sizinle uğursuzlandık. Eğer (bu sözünüzden) vaz geçmezseniz, muhakkak sizi taşla öldürürüz; ve her halde size bizden çok acıklı bir azap dokunur.”
Ali Rıza Safa
"Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık!" dediler; "Buna son vermezseniz, kesinlikle sizi taşlayacağız ve kesinlikle acı bir biçimde cezalandıracağız!"
Bayraktar Bayraklı
Ülke halkı şöyle dedi: "Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşılaştık, biz sizi uğursuzluk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutlaka taşlayacağız. Bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır."
Bekir Sadak
Kasabalilar: «Dogrusu sizin yuzunuzden ugursuzluga ugradik; vazgecmezseniz and olsun ki sizi taslayacagiz ve bizden size can yakici bir azap dokunacaktir» demislerdi
Celal Yıldırım
Kasaba halkı onlara: «Doğrusu sizin yüzünüzden başımıza uğursuzluk çöktü. Eğer (bu iddia ve uyarınızdan) vazgeçmezseniz elbette sizi taşlar ve elbette bizden size elem verici bir azâb dokunur,» dediler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(İnkârcılar) şu karşılığı verdiler: “Doğrusu sizin yüzünüzden üzerimize uğursuzluk geldi. Eğer vazgeçmezseniz, biliniz ki sizi taşlayacağız ve tarafımızdan size acı veren bir işkence yapılacaktır.”
Diyanet İşleri
Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."
Diyanet İşleri (eski)
'Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır' dediler.
Diyanet Vakfi
(Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onlar dediler ki: «Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur.»
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar: "Doğrusu, biz sizi uğursuzluk nedeni saydık. Yemin ederiz ki, vazgeçmezseniz sizi hiç tınmadan taşlarız ve kesinlikle size bizden acıklı bir azap dokunur." dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu dediler: biz sizinle teşe'üm ettik, yemin ederiz ki vazgeçmezseniz sizi hiç tınmadan recmederiz ve her halde size bizden pek acıklı bir azab dokunur
Erhan Aktaş
"Siz bize kesinlikle uğursuzluk getirdiniz. Eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlarız. Ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur." dediler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
"Siz bize kesinlikle uğursuzluk getirdiniz. Eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlarız. Ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur." dediler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
"Siz bize kesinlikle uğursuzluk getirdiniz. Eğer vazgeçmezseniz, kesinlikle sizi taşlarız. Ve bizden size çok acıklı bir azap dokunur." dediler.
Fizilal-il Kuran
Kentliler dediler ki; «doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azab dokunur.»
Gültekin Onan
Dediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azab dokunacaktır."
Hamdi Döndüren
Kent halkı dediler: “Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki sizi taşlarız ve bizden size can yakıcı bir ceza dokunur!”
Hasan Basri Çantay
Dediler: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzlandık. Eğer vaz geçmezseniz, andolsun, sizi mutlak taşlarız. Bizden size muhakkak acıklı bir işkence de dokunur".
Hasib Asutay
(Kentliler) dediler ki: 'Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu işten) vazgeçmezseniz andolsun sizi taşlarız ve bizden size mutlaka can yakıcı bir azap dokunacaktır.'
Hayrat Neşriyat
(Şehir halkı:) 'Doğrusu biz, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Yemîn olsun ki, eğer (bu söylediklerinizden) vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşla(yarak öldürü)rüz ve bizden size gerçekten elemli bir azab dokunur' dediler.
İbni Kesir
Doğrusu, sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Vazgeçmezseniz andolsun ki sizi taşlayacağız. Ve bizden size, elim bir azab dokunacaktır, dediler.
Mehmet Okuyan
(Şehir halkı) “Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. (Tebliğden) vazgeçmezseniz, şüphesiz ki sizi kovacağız; elbette bizden size elem verici bir azap dokunacak!” demişti.
Muhammed Esed
(Ötekiler,) "Doğrusu," dediler, "bize uğursuzluk getirdiniz! Eğer bundan vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlayacak ve başınıza bir bela saracağız!"
Mustafa İslamoğlu
(Şehir halkı) dediler ki: "Şüphesiz bize uğursuzluk getirdiniz. Eğer buna bir son vermezseniz, sizi öldüresiye taşa tutar ve sizi keyfimizce şiddetli bir biçimde cezalandırırız."
Ömer Nasuhi Bilmen
(O münkirler de) Dediler ki: «Biz sizinle teşe'ümde bulunduk. Andolsun ki, eğer vazgeçmez iseniz elbette sizi taşlayacağız. Ve elbette ki, bizim tarafımızdan size pek acıklı bir azap dokunacaktır.»
Ömer Öngüt
Onlar dediler ki: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azap dokunur. "
Suat Yıldırım
Ahâli dedi ki: "Uğursuzsunuz siz, şayet vazgeçmezseniz, sizi taşlarız, acı mı acı bir azap size dokundururuz."
Süleyman Ateş
(Kentliler) Dediler ki: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azab dokunur."
Süleymaniye Vakfı
Kent ahalisi dedi ki: "Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz kesinlikle sizi taşa tutarız, tarafımızdan size mutlaka acıklı bir azap gelir."
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Halk dedi ki; "Sizin yüzünüzden biz, paramparça olduk. Eğer vazgeçmezseniz sizi taşa tutar, fena halde canınızı yakarız."
Şaban Piriş
Onlar dediler ki: -Sizin yüzünüzden bize uğursuzluk geldi. Eğer bu işe bir son vermezseniz, sizi taşa tutarız ve bizden acı bir azap dokunur size.
Tefhim-ul Kuran
Onlar dediler ki: «Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acıklı bir azab dokunacaktır.»
Ümit Şimşek
Onlar 'Biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık,' dediler. 'Vazgeçmeyecek olursanız sizi taşlarız; bizden size acı bir azap dokunur.'
Yaşar Nuri Öztürk
Dediler: "Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşılaştık/biz sizi uğursuzluk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutlaka taşlayacağız. Ve bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar dedilər: “Biz sizdə bəd əlamət gördük. Əgər dəvətinizə son qoymasanız, sizi mütləq daşqalaq edəcəyik və bizdən sizə mütləq ağrılı-acılı bir əzab toxunacaqdır”.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Antakiyalılar) dedilər: ″Biz sizdə bir nəhslik gördük. (Sizin ucbatınızdan bizi bədbəxtlik basdı, bizə uğursuzluq üz verdi. Gəlişinizlə aramıza nifaq düşdü, yurdumuzun bərəkəti çəkildi, yağışımız kəsildi). Həqiqətən, əgər (Allahın elçiləri olmaq iddianızdan) əl çəkməsəniz, sizi mütləq daşqalaq edəcəyik və bizdən sizə mütləq bir şiddətli əzab toxunacaqdır″.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie sagten: ʺWir sehen in euch ein böses Omen. Wenn ihr nicht aufhört mit eurem Gerede, werden wir euch mit Steinen bewerfen, und ihr werdet von uns eine peinvolle Strafe erleiden.ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Sie sagten: ʺWir sehen in euch ein böses Vorzeichen. Wenn ihr nicht aufhört, werden wir euch ganz gewiß steinigen, und euch wird ganz gewiß schmerzhafte Strafe von uns widerfahren.ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Sie sagten: ʺWir ahnen Böses von euch. Wenn ihr (davon) nicht ablaßt, so werden wir euch gewiß steinigen, und euch wird sicher unsere schmerzliche Strafe treffen.ʺ
Almanca — Muhammad Zaidan
Sie sagten: ʺGewiß, wir prophezeien etwas Unheilvolles mit euch. Wenn ihr nicht aufhören würdet, würden wir euch doch steinigen und euch wird gewiß von uns eine qualvolle Peinigung treffen.ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
But again the people said to the Messengers: "We augur from you and we esteem you as omens presaging some direful calamity, therefore unless you stop holding discourse of this faked message, we will pelt you with stones and you shall suffer grievously at our hands".
Abdul Haleem
but they answered, ‘We think you are an evil omen. If you do not stop, we shall stone you, and inflict a painful torment on you.’
Abdullah Yusuf Ali
The (people) said: "for us, we augur an evil omen from you: if ye desist not, we will certainly stone you. And a grievous punishment indeed will be inflicted on you by us."
Abul A'la Maududi
The people of the town said: "We believe you are an evil omen for us. If you do not desist, we will stone you or you will receive a grievous chastisement from us."
Aisha Bewley
They said, ‘We see an evil omen in you. If you do not stop we will stone you and you will suffer a painful punishment at our hands.’
Al-Hilali & Khan
They (people) said: "For us, we see an evil omen from you: if you cease not, we will surely stone you, and a painful torment will touch you from us."
Ali Quli Qarai
They said, ‘Indeed we take you for a bad omen. If you do not relinquish we will stone you, and surely a painful punishment will visit you from us.’
Amatul Rahman Omar
They (- the people of the town) said, `We augur ill from you (for we are always seize with one calamity or the other after your advent). If you do not give it (- your preaching) over we will certainly excommunicate you and a painful punishment shall befall you at our hands.'
Arthur John Arberry
They said, 'We augur ill of you. If you give not over, we will stone you and there shall visit you from us a painful chastisement.'
Bijan Moeinian
People said: "We consider you bad omens and if you do not stop this nonsense we will either stone you or punish you in a horrible manner. "
E. Henry Palmer
They said, 'Verily, we have augured concerning you, and if ye do not desist we will surely stone you, and there shall touch you from us a grievous woe. '
Edip-Layth
They replied: "We have welcomed you better than you deserve. If you do not cease, we will stone/excommunicate you, and you will receive a painful retribution from us!"
George Sale
Those of Antioch said, verily we presage evil from you: If ye desist not from preaching, we will surely stone you, and a painful punishment shall be inflicted on you by us.
Hamid S. Aziz
"And nothing devolves on us but a clear deliverance (of the message). "
Mahmoud Ghali
They said, "Surely we augur ill of you. Indeed in case you do not give over, indeed we will definitely stone you, and indeed there will definitely touch you from us a painful torment."
Marmaduke Pickthall
(The people of the city) said: We augur ill of you. If ye desist not, we shall surely stone you, and grievous torture will befall you at our hands.
Mohamed Ahmed - Samira
They rejoined: "We feel you augur ill. If you do not desist, we shall stone you to death, and inflict a grievous punishment on you."
Muhammad Asad
Said [the others]: "Truly, we augur evil from you! Indeed, if you desist not, we will surely stone you, and grievous suffering is bound to befall you at our hands!"
Mustafa Khattab
The people replied, "We definitely see you as a bad omen for us. If you do not desist, we will certainly stone you ˹to death˺ and you will be touched with a painful punishment from us."
Progressive Muslims
They replied: "We have welcomed you better than you deserve. If you do not cease, we will stone you, and you will receive a painful retribution from us!"
Sahih International
They said, "Indeed, we consider you a bad omen. If you do not desist, we will surely stone you, and there will surely touch you, from us, a painful punishment."
Sam Gerrans
Said they: “We think you an evil omen. If you cease not, we will stone you; and there will touch you from us a painful punishment.”
Shabbir Ahmed
The people said, "We consider you bad omens. Indeed, if you desist not, we will surely stone you, and grievous punishment will befall you at our hands."
Syed Vickar Ahamed
The (people) said: "About us, we see an evil sign from you: If you do not stop, we will surely stone you, and a truly painful punishment will be given to you by us. "
Taqi Usmani
They (the People of the Town) said, "We take you as a bad omen for us. If you do not desist, we will certainly stone you and you will be afflicted by a painful punishment from us."
The Monotheist Group
They said: "We have welcomed you better than you deserve. If you do not cease, we will stone you, and you will receive a painful retribution from us!"
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ils dirent: ʺNous voyons en vous un mauvais présage. Si vous ne cessez pas, nous vous lapiderons et un douloureux châtiment de notre part vous toucheraʺ.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Gotin: Ji rûyê we de bêqudoşî bi ser me de hat. Sond be, eger hûn ji vê doza xwe venegerin em ê her we bi keviran birecimînin û ji cem me ve teqez îşkenceyeke erjeng dê bihingive we.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij zeiden: ʺWij zien in jullie een slecht voorteken. Als jullie niet ophouden zullen wij jullie stenigen en dan zal jullie van onze kant een pijnlijke bestraffing treffen.ʺ
Hollandaca — Siregar
Zij zeiden: ʺVoorwaar, wij zien een kwaad lot in jullie, als jullie dan niet ophouden, dan zullen wij jullie zeker stenigen en dan zal jullie zeker een pijnlijke bestraffing van ons treffen.ʺ
Rusça (1)
Rusça — Osmanov
[Им] ответили: ʺВоистину, вы приносите нам дурное предзнаменование. Если вы не оставите нас [в покое], мы непременно побьем вас камнями и вас постигнет Наше мучительное наказаниеʺ.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(Invånarna) sade: ʺVi ser er ankomst som ett varsel om kommande olyckor! Om ni inte avstår (från ert uppsåt), skall vi sannerligen stena er, ja, vi skall låta er utstå ett plågsamt straff!ʺ