Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

فَاَعْرَضُوا فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ الْعَرِمِ وَبَدَّلْنَاهُمْ بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَيْ اُكُلٍ خَمْطٍ وَاَثْلٍ وَشَيْءٍ مِنْ سِدْرٍ قَلِيلٍ

fe eǎ'raDū fe erselnā ǎleyhim seyle l-ǎrimi ve beddelnāhum bi cenneteyhim cenneteyni ƶevātey ukulin ḣamTin ve eṧlin ve şey'in min sidrin ḳalīlin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَعْرَضُواfe eǎ'raDūع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.ama yüz çevirdiler
2فَاَرْسَلْنَاfe erselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebu yüzden gönderdik
3عَلَيْهِمْǎleyhimüzerlerine
4سَيْلَseyleس ي لSel, akıntı, nehir, akmak, dökülmek, çağlamak, akın etmek, akıp gitmekselini
5الْعَرِمِl-ǎrimiع ر مBir kemikten et sıyırmak, kemik kemirmek, sert davranmak, kötü huylu olmak. arima - sert, kötü. arimatun - set, şiddetli veya zorlu yağmur, sel, su kütlesini kontrol etmek için yapılan tümsek.Arim
6وَبَدَّلْنَاهُمْve beddelnāhumب د لDeğiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme.ve çevirdik
7بِجَنَّتَيْهِمْbi cenneteyhimج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkonların iki bahçesini
8جَنَّتَيْنِcenneteyniج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkiki bahçeye
9ذَوَاتَيْƶevāteybulunan
10اُكُلٍukulinا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryemişli
11خَمْطٍḣamTinخ م طTatta nahoş, boğucu (meyve için), acı olmak, ekşi olmak; acı bir bitki.buruk
12وَاَثْلٍve eṧlinا ث لKök salmak, sağlam bir şekilde kök salmak, hızlı bir tempoda yürümekve acı meyvalı
13وَشَيْءٍve şey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişve içinde
14مِنْmin
15سِدْرٍsidrinس د رUyuşuk olmak, sersemlemek, baş dönmesi, şaşkınlık, sersemlik, şaşırmak, donakalmak, göz kamaşmasısedir ağacı
16قَلِيلٍḳalīlinق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.biraz

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken yüz çevirdiler de onlara selin suyunu gönderdik ve bahçelerini, ancak böğürtlen, ılgın ve birazcık da köknar yetiştiren iki çorak tarlaya çevirdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken yüz çevirdiler de onlara selin suyunu gönderdik ve bahçelerini, ancak böğürtlen, ılgın ve birazcık da köknar yetiştiren iki çorak tarlaya çevirdik.

Adem Uğur

Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik.

Ahmed Hulusi

Onlar yüz çevirdiler. . . Bu yüzden onlara Arım Seli'ni irsal ettik ve (baraj yıkılmasıyla oluşan bu sel ile) onların iki bahçesini, acı meyveli ağaçlar ve birkaç sedir ağacından ibaret hale dönüştürdük.

Ahmet Tekin

Ama onlar bu nimetlere şükürden yüz çevirdiler. Bu yüzden, bendi tahrip edilerek yıkılan barajlarının sularını, Arim Sellerini onlara musallat ettik. Onların iki bahçesini, acı buruk yemişli ılgın ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.

Ahmet Varol

Ancak onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden biz de üzerlerine Arim selini gönderdik ve onların iki bahçelerini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az sayıda Sedir ağacı bulunan iki bahçeye dönüştürdük.

Ali Bulaç

Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük.

Ali Fikri Yavuz

Fakat onlar, (peygamberlerin davetini kabulden) yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim vadisinin selini salıverdik ve o güzelim iki taraflı bahçelerini, buruk yemişli, acı meyvalı, dikeni çok ve meyvası az ağaçlardan ibaret iki harab bahçeye çevirdik.

Ali Rıza Safa

Fakat yüz çevirip uzaklaştılar. Bunun üzerine, barajın sularını gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı meyveli birkaç sidir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Bayraktar Bayraklı

Buna rağmen onlar yüz çevirdiler. Biz de onların üzerlerine barajları yıkan o seli gönderdik. Onların bahçelerini acı yemişli, meyvesiz ve içinde birkaç sedir ağacı bulunan iki verimsiz bahçeye dönüştürdük.

Bekir Sadak

Fakat onlar yuz cevirdiler; bunun icin Biz de uzerlerine Arim selini gonderdik, onlarin bahcelerini, buruk yemisli, ilginlik ve icinde biraz da sedir agaci bulunan iki bahceye cevirdik.

Celal Yıldırım

Ne var ki, onlar (bu uyarıdan) yüzçevirdiler. Biz de üzerlerine  r i m S e l 'ini gönderdik. (O güzelim) iki bahçelerini, acımsı buruk yemişli, acı ılgın ve biraz da sidir (Arabistan kirazı) bulunan iki bahçeye çevirdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ama onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, acı yemişli, ılgınlı ve birkaç da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Diyanet İşleri

Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Diyanet İşleri (eski)

Fakat onlar yüz çevirdiler; bunun için Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik, onların bahçelerini, buruk yemişli, ılgınlık ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Diyanet Vakfi

Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Fakat onlar (şükürden yüz çevirdiler) bakmadılar. Biz de üzerlerine Arim selini salıverdik ve o güzelim iki bahçelerini buruk yemişli, ılgınlık ve içinde biraz da sidir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fakat onlar, yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini salıverdik ve o güzelim iki bahçelerini buruk yemişli, ılgınlı ve biraz da sidir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat onlar bakmadılar, biz de üzerlerine arim seylini salıverdik ve o dilber iki Cennetlerini buruk yemişli, ılgınlık, az bir şey de sidirden iki harap Cennete çevirdik.

Erhan Aktaş

Onlarsa yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine su seddinin suyunu salıverdik. Ve iki cennetlerini, acı meyveli ağaçlara, meyvesiz ağaçlara ve az miktarda sedir ağacı bulunan iki cennete çevirdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlarsa yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine su seddinin suyunu salıverdik. Ve iki cennetlerini, acı meyveli ağaçlara, meyvesiz ağaçlara ve az miktarda sedir ağacı bulunan iki cennete çevirdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlarsa yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine su seddinin suyunu salıverdik. Ve iki cennetlerini, acı meyveli ağaçlara, meyvesiz ağaçlara ve az miktarda sedir ağacı bulunan iki cennete çevirdik.

Fizilal-il Kuran

Fakat onlar bu buyruğa sırt çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini göndererek o verimli ovalarını dikenli, kuru çalılıklı ve az sayıda sedir ağaçlı iki çorak ovaya dönüştürdük.

Gültekin Onan

Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük.

Hamdi Döndüren

Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini içinde acı meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Hasan Basri Çantay

Fakat onlar (bu nimetin şükründen) yüz çevirdiler. Biz de onlara Arim selini gönderdik. (O) ikişer cennetlerinin yerinde de ekşi yemişli, acı ılgınlı ve az bir şey de Arabistan kirazından (olmak üzere haraab) iki (şer) bostan peyda etdik.

Hasib Asutay

Ama (onlar) yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim (8) selini gönderdik; onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik. (8. Şiddetli yağmur seli.)

Hayrat Neşriyat

Fakat (onlar, şükürden) yüz çevirdiler; bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik ve onların iki bahçesini (de) buruk yemişli, acı ılgınlı ve (içinde) sidir ağacından az bir şey bulunan iki (harab) bahçeye çevirdik.

İbni Kesir

Ama onlar, yüz çevirdiler. Böylece Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, ılgınlık ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Mehmet Okuyan

(Ancak) onlar yüz çevirmişlerdi. Bu yüzden üzerlerine Arim Seli’ni göndermiştik. Onların iki bahçesini, acı meyveli, ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirmiştik.

Muhammed Esed

Ama onlar (Bizden) yüz çevirip uzaklaştılar ve bu yüzden barajlarını yıkıp geçen, sahip oldukları (son derece verimli) iki bahçeyi sadece böğürtlen, ılgın ve birkaç tane (yabani) sedir ağacından ibaret (virane) bir bahçeye çeviren bir sel gönderdik.

Mustafa İslamoğlu

Ne var ki onlar yüz çevirdiler. İşte bu yüzden Biz onların üzerine (barajlarını) yıkan şiddetli bir sel gönderdik ve o iki has bahçeyi, acı meyveli çalılar ve ılgınlarla kaplı, içerisinde birkaç sedir cinsi ağaç bulunan harap bir bahçeye çevirdik.

Ömer Nasuhi Bilmen

Fakat onlar kaçındılar. Onların üzerlerine Arim selini gönderdik. Ve onların cennetlerini iki cennet ile tebdîl ettik ki, bu iki cennet pek acı meyve ağaçlarını ve acı ılgını ve biraz da Arabistan kirazı ağaçlarını (hâvi bulunuyordu).

Ömer Öngüt

Amma ne var ki yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların o iki bahçesini buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Suat Yıldırım

Fakat onlar bu dâvete sırtlarını döndüler, Biz de onların üzerlerine kükremiş, hırçın mı hırçın, bendleri yıkan bir sel gönderdik. O güzelim bahçelerini, içinde sadece buruk yemişli, ılgınlık, biraz da dikeni çok, meyvesi az ağaçlardan ibaret bozulmuş bahçelere çevirdik.

Süleyman Ateş

Ama (şükürden) yüz çevirdiler; bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik; onların iki bahçesini buruk yemişli, acı meyvalı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Süleymaniye Vakfı

Ama onlar aldırmadılar; biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini; buruk yemişli ağaçlar, ılgın ağaçları ve biraz da sidre ağacı olan iki bahçeye çevirdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ama onlar uyarılara kulak asmadılar; biz de üzerlerine Arim selini göndererek onların iki bahçesini yok edip yerinde buruk yemişli ağaçlar, ılgınlık ve biraz da sedir ağacı oluşturduk.

Şaban Piriş

Yüz çevirmişlerdi de, onlara "arim seli"ni göndermiştik. Onların bahçelerini, buruk meyveli, acı ılgın ağaçlı ve bol otlu bahçelere çevirmiştik.

Tefhim-ul Kuran

Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük.

Ümit Şimşek

Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de onların üzerine barajlarını yıkan bir sel gönderdik ve o iki taraflı bağlarını buruk meyveli, acı ılgınlı ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Ne var ki onlar yüz çevirdiler; biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı, birazcık da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Amma onlar üz döndərdilər, Biz də üstlərinə güclü sel göndərdik. Onların iki bağçasını acı meyvəli, yulğunlu və içində bir az sidr ağacı olan iki bağla əvəz etdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Lakin onlar (itaətimizdən) üz döndərdilər, Biz də üstlərinə Ərim (bəndinin) selini göndərdik. (Bunun nəticəsində yurdlarını su basdı). Onların iki (gözəl) bağçasını (tikanlı) acı meyvəli, (içərisində) yulğun ağacları və bir az da sidr ağacı olan iki bağçaya çevirdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Aber sie wandten sich von Gott ab. Da schickten Wir ihnen den überflutenden ʹArim-Dammbruch, und tauschten ihre beiden üppigen Gärten aus durch zwei Gärten mit bitteren Früchten, ertraglosen Tamarisken und einigen wenigen Sisyphusbäumen.

Almanca — Der Edle Quran

Aber sie wandten sich ab. Da sandten Wir gegen sie die Flut des Staudammes, und Wir tauschten ihnen ihre zwei Gärten aus gegen zwei Gärten mit bitterem Ern teertrag und Tamarisken und einigen wenigen Zizyphusbäumen.

Almanca — M. A. Rassoul

Jedoch sie kehrten sich ab; da sandten Wir eine reißende Flut gegen sie. Und Wir gaben ihnen an Stelle ihrer Gärten zwei Gärten mit bitterer Frucht und Tamarisken und wenigen Lotosbäumen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann wandten sie sich ab, dann entsandten WIR ihnen den Sturzbach des Damms und tauschten ihnen ihre beiden Dschannat ein gegen zwei Dschannat von bitteren Früchten, von Tamarisken und von ein wenig Lotosbäumen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But they declined to show appreciation of the condition of things and be sensible of Allah's grace, and furthermore they failed to impel themselves to the feeling of gratitude and gratefulness. By consequence, We sent against them torrential rain causing destruction of their dam, built to confine the water and to regulate its flow, and We replaced their fertile land and their orchards with gardens of bitter fruit, shrubs of small tamarisk trees and a few of the Lotus trees and other trees carrying berry- like drupe.

Abdul Haleem

But they paid no heed, so We let loose on them a flood from the dam and replaced their two gardens with others that yielded bitter fruit, tamarisk bushes, and a few lote trees.

Abdullah Yusuf Ali

But they turned away (from Allah), and We sent against them the Flood (released) from the dams, and We converted their two garden (rows) into "gardens" producing bitter fruit, and tamarisks, and some few (stunted) Lote-trees.

Abul A'la Maududi

But they turned away and so We let loose upon them a devastating flood that swept away the dams and replaced their gardens by two others bearing bitter fruits, tamarisks, and a few lote trees.

Aisha Bewley

But they turned away so We unleashed against them the flood from the great dam and exchanged their two gardens for two others containing bitter-tasting plants and tamarisk and a few lote trees.

Al-Hilali & Khan

But they turned away (from the obedience of Allâh), so We sent against them Sail Al-‘Arim (flood released from the dam), and We converted their two gardens into gardens producing bitter bad fruit, and tamarisks, and some few lote-trees.

Ali Quli Qarai

But they disregarded [the path of Allah], so We unleashed upon them a violent flood and replaced their two gardens with two gardens bearing bitter fruit, tamarisk, and sparse lote trees.

Amatul Rahman Omar

But they turned away. Thereupon We sent against them a devastating flood. And We replaced their two (excellent) gardens by two (other) gardens bearing bitter fruit and (containing) Tamarisk and a few nettle shrubs (here and there).

Arthur John Arberry

But they turned away; so We loosed on them the Flood of Arim, and We gave them, in exchange for their two gardens, two gardens bearing bitter produce and tamarisk-bushes, and here and there a few lote-trees.

Bijan Moeinian

Unfortunately they chose to disobey Me (God) and I broke their irrigation dam causing a big flood. Their fruitful gardens then produced nothing but bitter fruits and a few bushes.

E. Henry Palmer

but they turned away, and we sent against them the flood of the dyke; and we changed for them their two gardens into two gardens that grew bitter fruit and tamarisk, and some few lote trees.

Edip-Layth

But they turned away, so We sent them a destructive flash flood, and We substituted their two gardens into two gardens of rotten fruits, thorny plants, and a skimpy harvest.

George Sale

But they turned aside from what We had commanded them; wherefore We sent against them the inundation of al Arem, and We changed their two gardens for them into two gardens producing bitter fruit, and tamarisks, and some little fruit of the lote-tree.

Hamid S. Aziz

Certainly there was a sign for Sheba in their abode; two gardens on the right and the left; (as if to say) "Eat of the provisions of your Lord and give thanks to Him - a good land and an Indulgent Lord!"

Mahmoud Ghali

Yet, they veered away; so We sent on them the Flood of Arim, and We gave them in exchange for their two gardens, two gardens (comprising) meager crops and tamarisk-bushes, and (some) little (fruit) of the lote- trees.

Marmaduke Pickthall

But they were froward, so We sent on them the flood of 'Iram, and in exchange for their two gardens gave them two gardens bearing bitter fruit, the tamarisk and here and there a lote-tree.

Mohamed Ahmed - Samira

But they turned away. So We let loose on them the inundation of (the dyke of) al-'Arim, replacing their gardens with two other gardens which bore only bitter gourd, and tamarisks and a few sparse lote-trees.

Muhammad Asad

But they turned away [from Us], and so We let loose upon them a flood that overwhelmed the dams, and changed their two [expanses of luxuriant] gardens into a couple of gardens yielding bitter fruit, and tamarisks, and some few [wild] lote-trees:

Mustafa Khattab

But they turned away. So We sent against them a devastating flood, and replaced their orchards with two others producing bitter fruit, fruitless bushes,[1] and a few ˹sparse˺ thorny trees.[2]

Progressive Muslims

But they turned away, so We sent them a polluted water, and We substituted their two gardens into two gardens of bad tasting fruits, thorny plants, and a skimpy harvest.

Sahih International

But they turned away [refusing], so We sent upon them the flood of the dam, and We replaced their two [fields of] gardens with gardens of bitter fruit, tamarisks and something of sparse lote trees.

Sam Gerrans

Then they turned away, so We sent upon them the flooding of the dam, and gave them in exchange for their two gardens, two gardens bearing bitter fruit, and tamarisk, and something of sparse lote trees.

Shabbir Ahmed

But they turned away from Divine Values and We sent on them the Flood of the 'Arim' released from water dams. And We turned their Gardens into 'gardens' producing wild bitter fruit, and a thorny Lote-tree here and a tree there.

Syed Vickar Ahamed

But they turned away (from Allah), and against them, We sent a flood from the dams, and We made their two (rows of) Gardens into gardens growing bitter bad fruit, and shrubs and some few lote-trees (thorny bushes).

Taqi Usmani

Then they turned away. So We sent to them the flood of the dam, and replaced their two gardens with two gardens having fruits of bitter taste, and tamarisk and some bushes of wild lotes.

The Monotheist Group

But they turned away, so We sent them a destructive flash flood, and We substituted their two gardens with two gardens of rotten fruits, thorny plants, and a skimpy harvest.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais ils se détournèrent. Nous déchaînâmes contre eux lʹinondation du Barrage, et leur changeâmes leurs deux jardins en deux jardins aux fruits amers, tamaris et quelques jujubiers.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Lê belê wan berê xwe (ji Xwedê û spasiya nîmetên wî) vegerandin. Ji bo vê (nankoriya wan) me jî şapeyeke dijwar bi ser wan de anî. Me her du baxçeyên wan bi du baxçeyên din guherandin ku xweyxwarinên tehl û hin dargez (kifêrî) û tiştekî hindik jî ji darkinêrê bûn.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar zij wendden zich af en dus zonden Wij de overstroming van de dam en Wij veranderden hun beide tuinen in twee tuinen met een bittere vruchtopbrengst, tamarisken en een paar lotusbomen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar zij wenden zich af van hetgeen wij hun hadden bevolen weshalve wij de overstrooming van de al Arem tegen hen zonden; en wij veranderden hunne twee tuinen voor hen, in twee tuinen die bittere vruchten voortbrachten, tamarissen en eenige kleine vruchten van den lotusboom.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

Но они отвернулись (от повелений Аллаха, от благодарения Его и не признали Его посланников), и послали Мы на них бурный поток (который разрушил плотину и затопил их сады). И заменили Мы им их два (плодоносных и прекрасных) сада двумя (другими) садами, обладающими горькими плодами, тамариском [деревом, у которого нет плодов] и несколькими терновниками.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men de vände ryggen åt (Gud), och Vi lät `Arim-dammens vattenmassor svämma över (med våldsam kraft och skölja bort) de två trädgårdarna, och i deras ställe satte Vi trädgårdar med (träd som gav) bitter frukt, tamarisker och några vilda lotusträd.