"Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va'dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va'dinden dönmezsin."

رَبَّنَا وَاٰتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلٰى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ

rabbenā ve ātinā mā veǎdtenā ǎlā rusulike ve lā tuḣzinā yevme l-ḳiyāmeti inneke lā tuḣlifu l-mīǎāde

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1رَبَّنَاrabbenāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimiz
2وَاٰتِنَاve ātināا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve bize ver
3مَاşeyi
4وَعَدْتَنَاveǎdtenāو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)bize va'dettiğin
5عَلٰىǎlā
6رُسُلِكَrusulikeر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçilerine
7وَلَاve lā
8تُخْزِنَاtuḣzināخ ز يAlçalmak/aşağılanmak/bayağılaşmak/değersizleşmek, sınav veya acı ve kötülüğe düşmek, çirkin davranışlar veya özellikler göstermek, onursuzluk nedeniyle kafası karışmak veya şaşkına dönmek, utanç duymak veya utançtan etkilenmek.bizi rezil, perişan etme
9يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünü
10الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
11اِنَّكَinnekezira sen
12لَا
13تُخْلِفُtuḣlifuخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekcaymazsın
14الْمِيعَادَl-mīǎādeو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)verdiğin sözden

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Rabbimiz, bize ver peygamberlerine vaadettiklerini ve aşağılık bir hale getirme bizi kıyâmet gününde, gerçekten de sen vaadinden dönmezsin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Rabbimiz, bize ver peygamberlerine vaadettiklerini ve aşağılık bir hale getirme bizi kıyâmet gününde, gerçekten de sen vaadinden dönmezsin.

Adem Uğur

Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıyla vâdettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil-rüsvay etme; şüphesiz sen vâdinden caymazsın!

Ahmed Hulusi

"Rabbimiz, bize, Rasullerine vadettiğini ver ve kıyamet sürecinde bizi rezil duruma düşürme! Muhakkak ki vaadinden dönmeyensin sen. "

Ahmet Tekin

'Ey Rabbimiz, bize Rasullerinin ağzından va’dettiklerini de ver. Kıyamet günü bizi rezil rüsvay etme. Sen belirlenmiş hesap gününü gerçekleştirme sözünden dönmeyecek ve ertelemeyeceksin' diyenlerdir.

Ahmet Varol

'Ey Rabbimiz! Peygamberlerin vasıtasıyla vaadetmiş olduklarını bize ver ve kıyamet gününde bizi rezil etme! Şüphesiz sen asla sözünden dönmezsin.'

Ali Bulaç

"Rabbimiz, elçilerine va'dettiklerini bize ver, kıyamet gününde de bizi 'hor ve aşağılık' kılma. Şüphesiz Sen, va'dine muhalefet etmeyensin."

Ali Fikri Yavuz

Ey Rabbimiz, peygamberlerinin lisânı üzere bize vâdettiğin sevabı ver ve kıyamet gününde bizi rüsvay etme. Şüphe yok ki sen vaadinden dönmezsin.”

Ali Rıza Safa

"Efendimiz! Elçilerinle söz verdiklerini bize ver. Yeniden Yaratılış Günü'nde, bizi aşağılama. Kuşkusuz, Sen, verdiğin sözden asla dönmezsin!"

Bayraktar Bayraklı

"Ey Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıyla vaad ettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil etme; şüphesiz sen vaadinden caymazsın."

Bekir Sadak

«ORabbimiz! Peygamberlerinle vadettiklerini bize ver, kiyamet gunu bizi rezil etme. Sen suphesiz sozunden caymazsin".

Celal Yıldırım

Rabbimiz! peygamberlerine bizim için va'dettiklerini bize ver, Kıyamet günü bizi rezîl ve rüsvay etme. Şüphesiz ki sen va'dinden dönmezsin.

Diyanet İşleri

"Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va'dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va'dinden dönmezsin."

Diyanet İşleri (eski)

'Rabbimiz! Peygamberlerinle vadettiklerini bize ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Sen şüphesiz sözünden caymazsın'.

Diyanet Vakfi

Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıyla vâdettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil-rüsvay etme; şüphesiz sen vâdinden caymazsın!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Rabbimiz! bize peygamberlerine vaad ettiğini ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Muhakkak sen verdiğin sözden dönmezsin».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

"Ey Rabbimiz, peygamberlerinle bize va'd ettiklerini ver. Kıyamet gününde yüzümüzü kara çıkarma! Şüphesiz Sen, sözünden caymazsın!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbena! Hem Peygamberlerine karşı bizlere va'dettiklerini ihsan buyur da Kıyamet günü yüzlerimizi kara çıkarma, şübhe yok ki sen va'dinde hulfetmezsin

Erhan Aktaş

"Rabb'imiz! Resullerinin diliyle vadettiklerini bize ver, kıyamet gününde bizi alçaltma; kuşkusuz, Sen, verdiğin sözden dönmezsin."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Rabb'imiz! Resullerinin diliyle vadettiklerini bize ver, Kıyamet Günü'nde bizi alçaltma; kuşkusuz, Sen, verdiğin sözden dönmezsin."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'imiz! Rasullerinin diliyle vadettiklerini bize ver, Kıyamet Günü'nde bizi alçaltma; kuşkusuz, Sen, verdiğin sözden dönmezsin.

Fizilal-il Kuran

Ey Rabbimiz, peygamberlerinin ağzından vaad ettiklerini bize ver, kıyamet günü bizi perişan etme, kuşku yok ki sen sözünden caymazsın.»

Gültekin Onan

"Rabbimiz, elçilerine vaadettiklerini bize ver, kıyamet gününde de bizi 'hor ve aşağılık' kılma. Şüphesiz Sen, va'dine muhalefet etmeyensin."

Hamdi Döndüren

“Ey Rabbimiz! Elçilerin aracılığıyla bize vaat ettiklerini de bize ver ve kıyamet günü bizi rezil etme! Çünkü Sen, verdiğin sözden caymazsın!”

Hasan Basri Çantay

"Ey Rabbimiz, senin peygamberlerine karşı bize va'd etdiklerini ver bize. Kıyaamet günü yüzümüzü kara çıkarma. Şübhe yok ki Sen asla sözünden dönmezsin".

Hasib Asutay

'Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığıyla bize vaad ettiklerini bize ver, kıyamet gününde bizi perişan etme. Şüphesiz sen vaadinden dönmezsin.'

Hayrat Neşriyat

Rabbimiz! Artık peygamberlerin vâsıtasıyla bize va'd ettiklerini bize ver ve bizi kıyâmet günü rezîl etme! Şübhesiz ki sen, va'd(in)den dönmezsin.'

İbni Kesir

Rabbımız; bize peygamberlerinin va'd ettiklerini ver ve kıyamet günü rezil etme bizi. Sen, sözünden asla dönmezsin.

Mehmet Okuyan

Rabbimiz! Bize, elçilerin vasıtasıyla vadettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil etme! Şüphesiz ki sen söz(ün)den dönmezsin.”

Muhammed Esed

"Ey Rabbimiz! Elçilerin vasıtasıyla vaad ettiğin şeyi bize bahşet ve Kıyamet Günü bizi mahcup etme! Şüphesiz, sen sözünden asla caymazsın!"

Mustafa İslamoğlu

"Rabbimiz! Elçilerin aracılığıyla yaptığın vaadi bize bahşet ve Kıyamet Günü bizi mahcup etme! Çünkü Sen, vaaadinden asla caymazsın!"

Ömer Nasuhi Bilmen

«Ey Rabbimiz! Peygamberlerine karşı bizlere vaad buyurduklarını bizlere ihsan buyur. Ve bizleri Kıyamet gününde rüsvay etme. Şüphe yok ki, sen vaad buyurduğundan dönmezsin.»

Ömer Öngüt

“Ey Rabbimiz! Bize peygamberlerin vasıtasıyla vâdettiklerini ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil etme, rüsvay etme! Şüphesiz ki sen vaadinden caymazsın. ”

Suat Yıldırım

"Rabbena! Resullerin vasıtasıyla bize vaad ettiğin mükâfatları bize lütfet, bizi kıyamet günü rezil ve perişan eyleme. Sen asla sözünden dönmezsin!"

Süleyman Ateş

"Rabbimiz bize, elçilerine va'dettiğini ver, kıyamet günü bizi rezil, perişan etme. Zira sen verdiğin sözden caymazsın!"

Süleymaniye Vakfı

Rabbimiz, elçilerin aracılığı ile söz verdiklerini bize ver! Kıyamet /mezardan kalkış günü bizi rezil etme. Zaten sen sözünden dönmezsin."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Rabbimiz! Elçilerin aracılığı ile söz verdiğin her şeyi bize ver. Kıyamet günü bizi perişan etme. Sen sözünden dönmezsin."

Şaban Piriş

Rabbimiz, bize elçilerinle vaat ettiğin şeyleri ver ve kıyamet günü bizi perişan etme, sen sözünden dönmezsin.

Tefhim-ul Kuran

«Rabbimiz, peygamberlerine va'dettiklerini bize ver, kıyamet gününde de bizi 'hor ve aşağılık' kılma. Şüphesiz Sen, va'dine muhalefet etmeyensin.»

Ümit Şimşek

'Rabbimiz! Elçilerinle bize vaad ettiğin şeyi bize ver; kıyamet gününde bizi rezil etme. Sen zaten vaadinden dönmezsin.'

Yaşar Nuri Öztürk

"Ey Rabbimiz! Resullerin aracılığıyla bize vaat etmiş olduğunu da bize ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Sen, vaadine asla ters düşmezsin."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey Rəbbimiz! Öz elçilərinin vasitəsi ilə bizə vəd etdiklərini ver və Qiyamət günü bizi rüsvay etmə! Şübhəsiz ki, Sən vədindən dönməzsən!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey Rəbbimiz! Öz peyğəmbərlərin vasitəsilə bizə vəʼd etdiklərini ver və qiyamət günündə bizi rüsvay etmə! Əlbəttə, Sən Öz vəʼdinə xilaf çıxmazsan!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Unser Herr, gewähre uns, was Du uns durch Deine Gesandten verheißen hast und laß uns am Tag der Auferstehung keine schändliche Erniedrigung erfahren! Du brichst Dein Versprechen nicht.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Unser Herr, und gib uns, was Du uns durch Deine Gesandten versprochen hast, und stürze uns nicht in Schande am Tag der Auferstehung. Gewiß, Du brichst nicht, was Du versprochen hast.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Unser Herr, und gib uns, was Du uns durch Deine Gesandten versprochen hast, und führe uns nicht in Schande am Tag der Auferstehung. Wahrlich, Du brichst nicht (Dein) Versprechen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Unser HERR! Und lasse uns das zuteil werden, was DU uns über Deine Gesandten versprochen hast und erniedrige uns nicht am Tag der Auferstehung! Gewiß, DU brichst nie Dein Versprechen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"We pray and beseech you O Allah to bestow on us what You promised us at the hands of Your Prophets and not put us to shame on the Day of Resurrection; You certainly never fail to fulfill a promise".

Abdul Haleem

Our Lord! Bestow upon us all that You have promised us through Your messengers- do not humiliate us on the Day of Resurrection- You never break Your promise.’

Abdullah Yusuf Ali

"Our Lord! Grant us what Thou didst promise unto us through Thine messengers, and save us from shame on the Day of Judgment: For Thou never breakest Thy promise."

Abul A'la Maududi

'Our Lord, fulfil what You promised to us through Your Messengers, and disgrace us not on the Day of Resurrection; indeed You never go back on Your promise.

Aisha Bewley

Our Lord, give us what You promised us through Your Messengers, and do not disgrace us on the Day of Rising. You do not break Your promise.’

Al-Hilali & Khan

"Our Lord! Grant us what You promised unto us through Your Messengers and disgrace us not on the Day of Resurrection, for You never break (Your) Promise."

Ali Quli Qarai

Our Lord, give us what You have promised us through Your apostles, and do not disgrace us on the Day of Resurrection. Indeed You do not break Your promise.’

Amatul Rahman Omar

`Our Lord! grant us what You have promised us through Your Messengers and do not disgrace us on the Day of Resurrection. Surely, You do not break Your promise.'

Arthur John Arberry

Our Lord, give us what Thou hast promised us by Thy Messengers, and abase us not on the Day of Resurrection; Thou wilt not fail the tryst. '

Bijan Moeinian

"Lord, grant us what you promised to your Prophets and do not put us to the shame on the Day of Resurrection; you never renege your promise. "

E. Henry Palmer

Lord! and bring us what Thou hast promised us by Thy apostles, and disgrace us not upon the resurrection day; for, verily, Thou dost not break Thy promises!'

Edip-Layth

"Our Lord, and grant us what You have promised through Your messengers, and do not embarrass us on the day of Resurrection. You do not break the promise."

George Sale

O Lord, give us also the reward which thou hast promised by thy apostles; and cover us not with shame on the day of resurrection; for thou art not contrary to the promise.

Hamid S. Aziz

"Our Lord! Bring us what Thou hast promised us by Thy Messengers, and disgrace us not upon the Day of Resurrection; for, verily, Thou dost not break Thy promises!"

Mahmoud Ghali

Our Lord, and bring us what You have promised us by Your Messengers, and do not disgrace us on the Day of the Resurrection; surely You do not fail the Promised Appointment. "

Marmaduke Pickthall

Our Lord! And give us that which Thou hast promised to us by Thy messengers. Confound us not upon the Day of Resurrection. Lo! Thou breakest not the tryst.

Mohamed Ahmed - Samira

Give us what You promised, O Lord, through Your prophets; and put us not to shame on the Day of Reckoning, for never do You go back on Your promise. "

Muhammad Asad

"And, O our Sustainer, grant us that which Thou hast promised us through Thy apostles, and disgrace us not on Resurrection Day! Verily, Thou never failest to fulfil Thy promise!"

Mustafa Khattab

Our Lord! Grant us what You have promised us through Your messengers and do not put us to shame on Judgment Day—for certainly You never fail in Your promise."

Progressive Muslims

"Our Lord, and grant us what You have promised through Your messengers, and do not embarrass us on the Day of Resurrection. You do not break the promise."

Sahih International

Our Lord, and grant us what You promised us through Your messengers and do not disgrace us on the Day of Resurrection. Indeed, You do not fail in [Your] promise."

Sam Gerrans

“Our Lord: give Thou us what Thou hast promised us by Thy messengers, and disgrace Thou us not on the Day of Resurrection; Thou wilt not break the appointment.”

Shabbir Ahmed

They also say, "Our Lord! Since we have believed in the Messengers and tried to translate this belief into action, grant us what You promised through them. Save us from humiliation on the Day when humanity will stand on its feet, in this world and in the Hereafter. Verily, You never break Your Promise."

Syed Vickar Ahamed

"Our Lord! Grant us what You did promise to us through Your messengers, and save us from shame on the Day of Judgment: Because You never break Your promise. "

Taqi Usmani

Our Lord, give us what You have promised us through Your messengers, and do not put us to disgrace on the Day of Judgement. Surely you do not go back on Your promise."

The Monotheist Group

"Our Lord, and grant us what You have promised through Your messengers, and do not embarrass us on the Day of Resurrection. You do not break the promise."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Seigneur! Donne-nous ce que Tu nous as promis par Tes messagers. Et ne nous couvre pas dʹignominie au Jour de la Résurrection. Car Toi, Tu ne manques pas à Ta promesseʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Perwerdegarê me! Ya ku Te li ser zimanê pêxemberên xwe bi me re soz daye, bide me û me roja qiyametê riswa meke. Bêguman Tu ji soza xwe venagerî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Onze Heer, en geef ons wat U ons door Uw gezanten hebt toegezegd en maak ons niet te schande op de opstandingsdag. U zult de afspraak niet afzeggen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

O Heer! geef ons ook wat gij door uwe gezanten hebt beloofd, en bedek ons niet met schande op den dag der opstanding. Gij verbreekt uwe belofte niet.

Hollandaca — Siregar

Onze Heer, schenk ons wat U aan Uw Boodschappers belooft hebt en verneder ons niet op de Dag der Opstanding. Voorwaar, U verbreekt de belofte niet.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(О,) Господь наш! И даруй нам то, что Ты обещал через Своих посланников [помощь в победе, содействие в благих дела, и истинное руководство], и не позорь нас в День Воскрешения. (Ведь) поистине, Ты не нарушаешь (Своего) обещания».

Rusça — Osmanov

Господи наш! Даруй нам то, что Ты обещал устами посланников, и не посрами нас в День воскресения. Ты ведь не нарушаешь обещанийʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Skänk oss, Herre, det som Du har lovat oss genom Dina sändebud och låt oss inte stå där med skammen på Uppståndelsens dag! Aldrig sviker Du Ditt löfte!ʺ