Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.

فَانْقَلَبُوا بِنِعْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَفَضْلٍ لَمْ يَمْسَسْهُمْ سُوءٌ وَاتَّبَعُوا رِضْوَانَ اللّٰهِ وَاللّٰهُ ذُو فَضْلٍ عَظِيمٍ

fe nḳalebū bi niǎ'metin mine (a)llahi ve feDlin lem yemseshum sū'un ve ttebeǔ riDvāne (a)llahi ve(a)llahu ƶū feDlin ǎZīmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَانْقَلَبُواfe nḳalebūق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpgeri döndüler
2بِنِعْمَةٍbi niǎ'metinن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.bir nimetle
3مِنَmine-tan
4اللّٰهِ(a)llahiAllah-
5وَفَضْلٍve feDlinف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmekve bollukla
6لَمْlem
7يَمْسَسْهُمْyemseshumم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.kendilerine dokunmadı
8سُوءٌsū'unس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekhiçbir kötülük
9وَاتَّبَعُواve ttebeǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekve uydular
10رِضْوَانَriDvāneر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.rızasına
11اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
12وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
13ذُوƶūsahibidir
14فَضْلٍfeDlinف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeklutuf
15عَظِيمٍǎZīminع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekbüyük

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kendilerine hiçbir kötülük erişmeksizin Allah'ın nîmetlerine ve ihsânına nâil olarak geri döndüler ve Allah rızâsına da uymuş oldular; Allah, pek büyük lütuf ve ihsân sahibidir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kendilerine hiçbir kötülük erişmeksizin Allahʼın nîmetlerine ve ihsânına nâil olarak geri döndüler ve Allah rızâsına da uymuş oldular; Allah, pek büyük lütuf ve ihsân sahibidir.

Adem Uğur

Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük kerem sahibidir.

Ahmed Hulusi

Bu inanç nedeniyle kendilerine hiçbir zarar dokunmadan Allah'ın nimet ve fazlıyla geri döndüler. Allah rıdvanına tabi oldular. Allah Aziym fazl sahibidir.

Ahmet Tekin

Bu durumda savaşa gidenler, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah’ın nimeti ve lütfuyla sağ salim geri döndüler. İmanları, Kur’ân ve sünneti uygulamaları sebebiyle Allah’ın rızasına ulaşma mertebesine mazhar oldular. Allah büyük lütuf sahibidir.

Ahmet Varol

Böylece kendilerine bir kötülük dokunmaksızın Allah'tan bir nimet ve lütufla ile geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir.

Ali Bulaç

Bundan dolayı, kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan bir nimetle geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.

Ali Fikri Yavuz

Sonra da kendilerine hiç bir keder dokunmaksızın Allah’dan bir nimet ve kazançla Bedir’den döndüler. Böylece Allah’ın rızasına uymuş bulundular. Allah çok büyük bir lütuf ve ihsan sahibidir. (Uhud savaşından dönüşte Ebû Süfyan, daha önce yapılan Bedir savaşının intikamını almak maksadıyla Hz. Peygamber Aleyhisselâm Efendimize şöyle demişti: “- Bedir savaşının yıl dönümünde yine aynı yerde buluşalım ve savaşalım.” Peygamber Efendimiz; “İnşallah”, buyurmuştu. O gün gelince, Ebû Süfyan ordusu ile savaşa çıktı, fakat Allah kalbine bir korku vermekle Bedir mevkiine varamayıp geri döndüler. Müslümanlar Bedir’de düşmanı bekledilerse de onlarla karşılaşamadılar. Ancak, orada alış-veriş yaparak, bir hayli kâr ve ticaret yaptılar ve böylece selâmetle geri döndüler, Peygamberin emrini dinlediklerinden de Allah’ın rızâsına kavuştular. İşte, bu âyet-i kerime, bu olay üzerine nâzil oldu. Bu sefere “Küçük Bedir Seferi” denir).

Ali Rıza Safa

Bu yüzden, Allah tarafından bir nimet ve lütufla, onlara bir kötülük dokunmadan geri döndüler. Allah'ın hoşnutluğunu gözettiler. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir.

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah, büyük kerem sahibidir.

Bekir Sadak

Bu yuzden kendilerine bir fenalik dokunmadan, Allah'tan nimet ve bollukla geri donduler; Allah'in rizasina uydular. Allah buyuk, bol nimet sahibidir.

Celal Yıldırım

Ve sonunda kendilerine bir kötülük dokunmadan Allah'ın (selâmet ve gönül yatıştırıcı) nîmetiyle ve fazl-u keremiyle geri döndüler; Allah'ın rızası doğrultusunda hareket edip O'na uydular. Allah çok büyük fazl-u kerem sahibidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunun üzerine Allah’ın lütuf ve keremiyle kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler Allah’ın rızasına da uymuş oldular.Allah büyük lütuf sahibidir.

Diyanet İşleri

Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Diyanet İşleri (eski)

Bu yüzden kendilerine bir fenalık dokunmadan, Allah'tan nimet ve bollukla geri döndüler; Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük, bol nimet sahibidir.

Diyanet Vakfi

Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük kerem sahibidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunun üzerine kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah'ın nimeti ve lütfuyla geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra da kendilerine hiçbir keder dokunmaksızın Allah'tan bir nimet ve lütuf ile geri döndüler ve Allah'ın hoşnutluğunun ardınca gittiler. Allah, daha da çok bir lütuf sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

sonra da kendilerine hiç bir keder dokunmaksızın Allahdan bir ni'met ve bir fazl ile avdet ettiler ve Allahın rızası ardınca gittiler, daha çok büyük bir fazlın sahibidir Allah

Erhan Aktaş

Ve Allah'tan gelen nimet ve lütufla kendilerine bir kötülük dokunmadan geri döndüler. Allah'ın rızasını kazandılar. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Allah'tan gelen nimet ve lütufla kendilerine bir kötülük dokunmadan geri döndüler. Allah'ın rızasını kazandılar. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Allah'tan gelen nimet ve lütufla kendilerine bir kötülük dokunmadan geri döndüler. Allah'ın rızasını kazandılar. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

Fizilal-il Kuran

Bundan dolayı Allah'tan gelen nimet ve lütufla geri döndüler, kendilerine hiçbir zarar dokunmadı, Allah'ın rızasına uydular. Hiç kuşkusuz Allah büyük lütuf sahibidir.

Gültekin Onan

Bundan dolayı, kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Tanrı'dan bir nimetle geri döndüler. Onlar, Tanrı'nın rızasına uydular. Tanrı, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.

Hamdi Döndüren

Bu yüzden onlar, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah’ın nimeti ve lütfu ile geri dönmüşlerdi; çünkü onlar Allah’ın hoşnutluğunu elde etmeye çalışmışlardı. Gerçekten de Allah, çok büyük lütuf sahibidir.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine kendilerine hiç bir fenalık dokunmadan Allahdan ni'met (afiyet ve selamet) ve fazl (-u ticaret) ile geri geldiler. (Bu suretle) Allanın rızaasına da uymuş bulundular. Allah, çok büyük lutf-ü inayet saahibidir.

Hasib Asutay

Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah’dan bir ni'met ve bir ihsân ile (Bedir’den) geri döndüler; böylece Allah’ın rızâsına tâbi' oldular. Allah ise, pek büyük ihsan sâhibidir.

İbni Kesir

Sonra da kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah'tan bir nimet ve bollukla geri döndüler. Allah'ın rızasına uydular. Ve Allah, çok büyük lutuf sahibidir.

Mehmet Okuyan

(Bunun üzerine), kendilerine hiçbir sıkıntı dokunmadan, Allah’tan bir nimet ve iyilikle geri dönmüş, Allah’ın rızasına uymuşlardı. Allah büyük iyilik sahibidir.

Muhammed Esed

ve Allah'ın lütfu ve nimeti ile (savaştan) bir zarara uğramadan döndüler: Çünkü onlar, Allah'ın rızası için çabalıyorlardı; ve Allah, yüceliğinde ve lütfunda sınırsızdır.

Mustafa İslamoğlu

Onlar, Allah'ın nimeti ve lütfu sayesinde kendilerine hiç bir zarar dokunmadan geri döndüler. Zira onlar Allah'ın rızasına taliptiler: zira Allah sınırsız lütuf sahibidir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra da kendilerine hiçbir fenalık dokunmamaksızın Allah Teâlâ'nın bir nîmetiyle ve bir fazlı ile geri döndüler ve Allah-ü Azîmüşşan'ın rızasına tâbi oldular. Allah Teâlâ ise azîm bir fazl sahibidir.

Ömer Öngüt

Sonra da kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri döndüler. Böylece Allah'ın rızâsına uymuş oldular. Allah büyük kerem sahibidir.

Suat Yıldırım

Sonra da kendilerine hiç bir fenalık dokunmadan, Allah’tan bir âfiyet, selâmet ve lütuf ile geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah çok büyük lütuf ve inâyet sahibidir.

Süleyman Ateş

Bundan dolayı Allah'tan bir ni'met ve bollukla geri döndüler, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadı. Ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lutuf sahibidir.

Süleymaniye Vakfı

Sonra onlara bir kötülük dokunmadan Allah'ın nimeti ve lütfu ile geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasının peşindeydiler. Allah büyük lütuf sahibidir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra Allah'ın nimeti ve ikramı ile bir sıkıntı görmeden geri döndüler. Onlar, Allah'ı razı etmeye çalışıyorlardı. Allah, büyük ikram sahibidir.

Şaban Piriş

Onlara bir kötülük dokunmadan Allah'tan olan bir nimet ve fazilet ile döndüler. Allah'ın rızasına uydular. Allah, fazilet ve azamet sahibidir.

Tefhim-ul Kuran

Bundan dolayı, kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan bir nimetle geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.

Ümit Şimşek

Sonra da, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah'ın nimeti ve lütfuyla döndüler ve Allah'ın rızasına eriştiler. Allah ise pek büyük lütuf sahibidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Böyle olduğu içindir ki, Allah'tan bir nimet ve lütufla geri döndüler, hiçbir kötülük dokunmamıştı onlara. Allah'ın rızasını izlediler. Allah çok büyük bir lütfun sahibidir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar özlərinə heç bir pislik toxunmadan, Allahın neməti və mərhəməti sayəsində geri döndülər və Allahın razılığına tabe oldular. Allah böyük lütf sahibidir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sonra da Allahın neʼməti və lütfü sayəsində özlərinə heç bir əziyyət toxunmadan geri döndülər və Allahın razılığını qazanmış oldular. Həqiqətən, Allah böyük mərhəmət sahibidir.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Mit Gottes Huld und Gnade bedacht kehrten sie dann heim. Ihnen stieß kein Übel zu. Gottes Wohlgefallen war das Ziel, dem sie folgten. Unbegrenzt ist Gottes Huld.

Almanca — M. A. Rassoul

Daher kehrten sie mit Allahs Gnade und Huld zurück, ohne daß sie ein Übel getroffen hätte, und sie folgten dem Wohlgefallen Allahs; und Allah ist voll großer Huld.

Almanca — Muhammad Zaidan

So kehrten sie mit Gabe von ALLAH und Gunst um, ohne daß auch nur (ein Hauch von) Übel sie berührte. Und sie strebten nach dem Wohlgefallen ALLAHs. Und ALLAH ist von unermeßlicher Gunst.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Never was battle executed with greater determination, that the enemy had sensed and consequently fled from the rage of those whom they considered persecutors. There and then did the Muslims return, by the grace of Allah and His bounty, unharmed and not even touched physically in any way. They espoused the cause of Allah and His satisfaction and were consequently qualified to receive His blessings, and Allah’s bounty is plentiful, full flowing.

Abdul Haleem

returned with grace and bounty from God; no harm befell them. They pursued God’s good pleasure. God’s favour is great indeed.

Abdullah Yusuf Ali

And they returned with Grace and bounty from Allah: no harm ever touched them: For they followed the good pleasure of Allah: And Allah is the Lord of bounties unbounded.

Abul A'la Maududi

So they returned with a mighty favour and a great bounty from Allah having suffered no harm. They followed the good pleasure of Allah, and Allah is the Lord of great bounty.

Aisha Bewley

So they returned with blessings and bounty from Allah and no evil touched them. They pursued the pleasure of Allah. Allah’s favour is indeed immense.

Al-Hilali & Khan

So they returned with Grace and Bounty from Allâh. No harm touched them; and they followed the good Pleasure of Allâh. And Allâh is the Owner of Great Bounty.

Ali Quli Qarai

So they returned with Allah’s blessing and grace, untouched by any evil. They pursued the pleasure of Allah, and Allah is dispenser of a great grace.

Amatul Rahman Omar

Hence they returned with a mighty blessing from Allâh and a great bounty. They suffered no harm whatsoever, and they followed the good pleasure of Allâh. Indeed, Allâh is the Possessor of great bounty.

Arthur John Arberry

So they returned with blessing and bounty from God, untouched by evil; they followed the good pleasure of God; and God is of bounty abounding.

Bijan Moeinian

They returned gracefully back with no harm. God was pleased with them and God’s bounty is limitless.

E. Henry Palmer

Then they retired in favour from God and grace; no evil touched them; they followed the pleasure of God, and God is Lord of mighty grace.

Edip-Layth

So they came back with a blessing from God and a bounty, no harm would touch them. They had followed the pleasure of God, and God is the One with great bounty.

George Sale

Wherefore they returned with favour from God, and advantage; no evil befell them: And they followed what was well pleasing unto God; for God is endowed with great liberality.

Hamid S. Aziz

Then they returned with the favour and grace from Allah; no evil touched them; for they followed the pleasure of Allah, and Allah is Lord of infinite Bounty.

Mahmoud Ghali

So they turned over (Or: turned around) with favor from Allah and (His) Grace; no odious (disadvantage) did touch them; and they followed closely the all-blessed Satisfaction of Allah; and Allah is The of Owner of magnificent Grace.

Marmaduke Pickthall

So they returned with grace and favour from Allah, and no harm touched them. They followed the good pleasure of Allah, and Allah is of Infinite Bounty.

Mohamed Ahmed - Samira

And returned with God's favour and grace without harm, for they attended the pleasure of God; and great is the benevolence of God.

Muhammad Asad

- and returned [from the battle] with God's blessings and bounty, without having been touched by evil: for they had been striving after God's goodly acceptance - and God is limitless in His great bounty.

Mustafa Khattab

So they returned with Allah’s favours and grace, suffering no harm. For they sought to please Allah. And surely Allah is ˹the˺ Lord of infinite bounty.

Progressive Muslims

So they came back with a reward from their Lord and a bounty, no harm would touch them. And they had followed the pleasure of God, and God is the One with great pleasure.

Sahih International

So they returned with favor from Allah and bounty, no harm having touched them. And they pursued the pleasure of Allah, and Allah is the possessor of great bounty.

Sam Gerrans

So they returned with favour and bounty from God, evil not touching them. And they sought the approval of God; and God is possessor of tremendous bounty.

Shabbir Ahmed

They marched forward with conviction and returned with Allah's favor and blessings, and no harm touched them in either case. They sought Allah's Approval, and Allah is of Infinite Bounty.

Syed Vickar Ahamed

And they returned with grace and plenty from Allah: No harm even touched them: Because they followed the good pleasure of Allah: And Allah is the Owner of the greatest bounty.

Taqi Usmani

So, they returned with bounty from Allah, and grace, with no evil having even touched them, and submitted to the pleasure of Allah. Allah is the Lord of great bounty.

The Monotheist Group

So they came back with a recompense from God and a bounty, no harm would touch them. And they had followed the pleasure of God, and God is the One with great pleasure.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils revinrent donc avec un bienfait de la part dʹAllah et une grâce. Nul mal ne les toucha et ils suivirent ce qui satisfait Allah. Et Allah est Détenteur dʹune grâce immense.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca ew li xweşdayîn û qenciya Xwedê vegeriyan, tu nerindiyê ew nehingaftin û bûne peyrewên pêxweşbûna Xwedê. Xweda xwediyê qenciya mezin e.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dus keerden zij weerom met genade en gunst van God. Geen kwaad overkwam hen en zij volgden Gods welgevallen na. God is vol van geweldige goedgunstigheid.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom kwamen zij ook met Gods gunst en weldaden terug: geen ongeluk had hen getroffen, en zij volgden Gods welbehagen; want zijne genade is oneindig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И они [вышедшие с Пророком] вернулись (обратно в Медину) с благодатью от Аллаха и щедростью, не коснулось их плохое [в этом походе они даже не воевали], и последовали они за благоволением Аллаха (своим повиновением Ему и Его посланнику). И (ведь поистине) Аллах – обладатель [даритель] великой щедрости!

Rusça — Osmanov

И они вернулись [с погони] с милостью от Аллаха и щедро [одаренные Им]. Их не постигло никакое зло, и устремились они к благоволению Аллаха. Воистину, Аллах обладает великой милостью.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de återvände (styrkta av) Guds välsignelse och Hans nåd; det onda hade inte rört vid dem. Deras mål var att vinna Guds välbehag och Guds nåd är en outsinlig källa.